19 Aralık 2011 Pazartesi

” SERBEST KÜRSÜ.. BOŞUNA YAZILMAMIŞ YAZILAR ”

” SERBEST KÜRSÜ.. BOŞUNA YAZILMAMIŞ YAZILAR ” TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN SON 40 YILINA AİT BİLĞİ BELGE VE DÖKÜMANLAR ‘I BULABİLİRSİNİZ..
http://www.idealimforum.com/.




"Gökler fırtına bulutlarıyla dolu.
Sendelemek, diz çökmek, yorulmak ve zayıf düşmek yok.
Kabına sığmaz insanlar olun; kazanmaktan başka bir şey düşünmeyin.
Kesin kararlı ve inançlı olarak yürüyün, bütün yüksekliklerin eğildiğini göreceksiniz. !"


OSMAN PAMUKOĞLU


İdalimForum.Com

4 Haziran 2011 Cumartesi

Kaddafi sarkozy’e neden “aptal” dedi?

''SARKOZY '' Seçilebilmek için LİBYAYI Fınansör olarak Kullanmış

28 MART 2011




Libya lideri Muammer Kaddafi uluslararası koalisyonun başlattığı operasyon öncesinde yaptığı bir konuşmada Fransa ve Nicolas Sarkozy için çok ağır konuştu. Aynı şekilde Sarkozy de Muammer Kaddafi için çok sert sözler söyledi. İyi, ama neden? “Şimdi Fransa kafasını kaldırıyor ve Libya’ya saldırmak istiyor. Sarkozy sana söylüyorum, Aptal, sen Libya’ya saldırmak mı istiyorsun? Sana saldıran biziz hadi gel, gel hadi saldır bize”… Bu sözler Muammer Kaddafi’ye ait.



Muammer Kaddafi sukuneti ve muhakemesi ile meşhur olmamış bir devlet başkanı. Ama yine de kimse Kaddafi’den bu sözleri beklemiyordu. Aslında Seyfülislam Kaddafi- Muammer Kaddafi’nin oğlu- daha açıklayıcı bir demeç verdi. Seyfülislam Kaddafi Euronews’un “Rejime karşı savaş açanlar hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?” sorusuna: “Sarkozy öncelikle, kendisine seçim kampanyası için verdiğimiz paraları bize geri ödemeli. Kampanyasını biz finanse ettik. Detaylar bizde mevcut ve her şeyi açıklamaya hazırız.



O ‘soytarı’dan yapmasını istediğimiz ilk şey, borcunu geri ödemesi. Libya halkına yardımcı olması için ona bu yardımda bulunduk. Ama o bizi hayal kırıklığına uğrattı. Paramızı bize geri versin. Bütün detaylar elimizde, banka hesapları, para aktarıldığını gösteren belgeler ve bunları çok yakında ortaya dökeceğiz.”cevabını verdi. Sarkozy’e “aptal” demek doğru bir tutum değil. “Soytarı” ifadesi de kesinlikle uygunsuz ve çok talihsiz bir tanımlama! Belki de Sarkozy gerçekten Kaddafi Ailesi’ni “hayal kırıklığına” uğratmıştır.



Ama bunun için “kampanya bağışlarını” geri ödemesi gerekir mi, bunu sadece hukuk uzmanları bilir… Nicolas Sarkozy Libya’da Şubat ayının ortalarında başlayan olaylarla ilgili olarak 24 Şubat’ta Avrupa Birliği ülkelerine çağrıda bulunarak Libya'ya karşı ekonomik yaptırımlar uygulanmasını istedi. Sarkozy daha sonra 10 Mart’ta parti üyeleriyle görüşmesinde, Libya'da hedefleri bombalama seçeneğini gündeme getirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy 11 Mart’ta da Libya'ya NATO müdahalesini hiçbir zaman desteklemediklerini söyledi. Sarkozy 12 Mart’ta Kaddafi’yi devirmeye çalışan isyancıları da resmen tanıdı ve Libya’nın “geçiş konseyinin dış politika yetkilisi” Mahmud Cibril ile 14 Mart’ta görüştü. 19 Mart’ta ise Libya’ya saldıran ilk ülke oldu.



Elbette -herkesin de tahmin ettiği gibi- Sarkozy’nin Libya konusunda bu derecede dinamik olmasının ve yoğun çaba içerisine girmesinin erdemlerden ve ilkelerden başka sebepleri de vardı. Sadece dört sene önce Muammer Albayı Elysee Sarayı’nın bahçesine kurduğu çadırında saygılarını sunmak için ziyaret eden Sarkozy’nin -Seyfülislam Kaddafi’nin açıklamasına göre- Kaddafi Ailesi’nden bağış kabul eden Sarkozy’nin bu noktaya gelmesinin çok önemli bir nedeni var. Elbette Sarkozy kendisini, Paris’i ve AB’yi “Arap, Berberi ve Bedevi diktatörlerin müttefiki” olarak göstermekten rahatsızlık duymuş olabilir. Elbette dünyanın merkez noktasında yer alan Elysee Sarayı bu yanlış anlamaları gidermek istemiş de olabilir.



Çünkü Libya’da isyancılar Kaddafi’nin kendilerine karşı kullandığı paslı hurda Mirage savaş uçaklarını ve onların modernizasyonunu kimin yaptığını sorgulayabilirler… Sarkozy’nin bundan sonra Elysee Sarayı’nın bahçesinden -en azından Kaddafi’ye ait- Bedevi çadırı görmek istememesinin dış politik nedenleri olduğu gibi -dilerseniz buna uluslararası ticaret de diyebiliriz- iç politik nedenleri de var. Kafkasya’da Rus-Gürcü Savaşı’nda ve benzer diplomatik sorunların olduğu bölgelerde daha önce de görüldüğü gibi “diplomatik krizlerin haşin yakışıklısı” Sarkozy enerjik ve dinamik hamleleri ile “sorun çözen adam” olmayı seviyor. Hiç değilse fotoğraf karelerinde olmak ve gelecekte hazırlanacak belgesellerde görünmek ilgisini çekiyor. Bazen Obama’dan daha Amerikalı, hatta Bush’tan daha Cumhuriyetçi bir çizgiyi benimsese de, AB içerisinde sıklıkla İngiliz-Alman dengesinde kendisine hareket serbestisi arasa da, nihayetinde o da iç politik kaygılarla hareket etmek zorunda.



Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri 2012’de yapılacak. Sarkozy’nin Paris’te belediye başkanlığı yaptığı dönemden bu yana kışkırttığı aşırı sağ kitle, ülkede Le Pen sempatisini artırdı. O nedenle Sarkozy “en Fransız” adaylara karşı “onlardan daha Fransız” tavırla yarışmak istiyor. Elbette her şey daha farklı olabilirdi. Eğer Kaddafi Temmuz 2007’de Sarkozy’nin “askeri ve nükleer işbirliği” teklifini hayata geçirseydi, Sarkozy bugün -tereddütsüz- farklı bir çizgide olacaktı. Fransız Yeşillerin önemli simalarından, Avrupalı parlamenter Noel Mamare katıldığı France 24 kanalında yaptığı konuşmada Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’i Libya lideri Kaddafi’ye nükleer santral pazarlamakla suçladı. Kaddafi’nin nükleer güce sahip olması olasılığı yeterince tedirgin edici. Özellikle Kaddafi’nin düğmeye “çalışıp çalışmadığını anlamak için” dahi basma olasılığı düşünüldüğünde… Belki de isyancılar Sarkozy’ye Kaddafi’nin 2007’de esirgediği sözü vermiştir.



Belki de Fransız fabrikalarını çalıştıracak bir dizi sipariş formu imzalanmıştır. Fransa’da Sarkozy’i sevmeyenler internetteki tartışma sayfalarında “keşke Kaddafi’nin çadırı 2007’de Sarkozy’nin bahçesinde iken bombalansaydı. Bugün dünya daha huzurlu bir yer olurdu” diye yazıyorlar. Sarkozy Bingazi’deki isyancıları “Libya halkını temsil eden tek ve gerçek temsilci” ilan ederek resmen tanıdı, ama daha önce -2007’de- Libya’ya “deniz suyunun tuzdan arındırılması için kullanılmak üzere” nükleer enerji santrali kuracaktı. Hâlbuki deniz suyunun özelliği tuzlu olmasıdır! Bu arada Fransız-Alman EADS konsorsiyumunun MBDA adlı yan şirketi Libya’ya 300 milyon EUR tutarında anti tank füze sistemi “Milan”sattı. O dönemde Fransa Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Claude Gueant Le Figaro gazetesine verdiği demeçte “MBDA ile Libya arasında her zaman uzun ticari görüşmeler oldu. Biz hiç karışmadık” dedi. O dönemde Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi Le Monde gazetesine verdiği çok önemli bir demeçte “Libya ve Fransa arasında bir silah satışı anlaşmasından” söz etmişti. Seyfülislam Kaddafi’ye göre bu anlaşmanın Libya’da ölüme mahkûm edilen beş Bulgar hemşire ve bir doktorun serbest bırakılması ile ilgisi vardı.



İnsan hayatı kurtarmak güzeldir, değerlidir ve erdemdir. Ama bunun karşılığında Kaddafi’nin eline Milan veya “deniz suyunun tuzunu arıtmak için nükleer güç” verilmesi garip bir ticaret veyahut hayat kurtarma girişimi… Bunları düşününce Seyfülislam Kaddafi’nin Sarkozy için neden “bizi hayal kırıklığına uğrattı” dediği daha iyi anlaşılıyor. Sarkozy Ağustos 2007’de Libya’yı ziyaret ettiğinde Fransız basınının bir bölümü “Sarkozy çiftinin Bulgar hemşireleri nasıl kurtardığını” heyecanla anlatıyordu. Ama hiç kimse bu rahatsız edici siyaset algısını, itici ticaret biçimini ve garip AB tercihini bir arada yorumlamıyordu. Muhtemelen Seyfülislam Kaddafi’nin Sarkozy için bugün hissettiği “hayal kırıklığını” o dönemde EADS, MBDA, Avrupa Komisyonu, Le Figaro, Le Monde ve saireler yaşamıyordu. ,,

Diplomatik Gözlem;  http://www.diplomatikgozlem.com/TR/belge/1-7475/kaddafi-sarkozye-neden-aptal-dedi.html

Kaddafi sarkozy’e neden “aptal” dedi? - İdalimForum.Com

CHP'nin PKK'lı Adayları (!)

CHP'nin PKK'lı Adayları (!)


 
PKK'lılara genel af sözü veren ve son olarak da özerklik vaadinde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun milletvekili aday listelerinde PKK...
30 Mayıs 2011 / 05:28
Teröristlere “genel af” sözü veren ve son olarak da özerklik vaadinde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun milletvekili aday listelerinde PKK ile bağlantıları adli kayıtlara girmiş çok sayıda isim bulunduğu tespit edildi. Kardeşi ve yakın akrabaları arasında PKK sempatizanlığı bilinen isimler de hesaba katıldığında CHP listelerindeki PKK'ya yakın ve PKK'lı isimlerin sayısı hayli yüksek.
KCK TUTUKLAMALARINA TEPKİ
CHP, yeni dönemde KCK davalarının sanığı pozisyonunda bulunan PKK'lılara da sahip çıkmaya başladı. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Doğu illerinde yaptığı mitinglerde KCK tutuklamalarını seçim kürsüsünden eleştirmeye başladı.

ÖCALAN'IN DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLAYAN CHP
4 Nisan'da Abdullah Öcalan'ın doğumu için Şanlıurfa'da yapılan kutlamalara CHP'li Halfeti Belediye Başkanlığı destek verdi.

CHP, PKK'NIN BOYKOTUNA DA SAHİP ÇIKTI

Şırnak ve Hakkari'de 12 PKK'lı teröristin öldürüldüğü operasyonlar sonrasında PKK ve BDP boykot kararı aldı. Bu boykot kararının en büyük destekçisi ise CHP oldu, PKK ile birlikte teröristlerin ardından yas tuttu.

PKK İÇİN SEÇİM BÜROSU KAPATTILAR

PKK boykotuna sahip çıkan CHP, Diyarbakır'daki tek seçim bürosunu da kapatarak boykota tam destek verdi. CHP, Diyarbakır'da yapılan kepenk kapatma eylemlerine de destek verdi.

HAKKARİ MİTİNGİNDE ÖZERKLİK VAADİ

Son olarak Kemal Kılıçdaroğlu, Hakkari'de gerçekleştirdiği mitingde tam da PKK-BDP paralelinde özerklik vaadinde bulundu.
CHP LİSTELERİNDEKİ PKK'LI ADAYLAR

CHP lideri Kılıçdaroğlu tarafından PKK ile bağlantıları adli kayıtlara girmiş çok sayıda kişi CHP listelerinden milletvekili adayı gösterildi. CHP'nin bu isimleri hem Doğu hem de Batı illerinde aday göstermekten çekinmediği de göze çarpıyor.


İŞTE O İSİMLER

¥ PKK terör örgütü üyeliğinden hapis yatan Zeki Korkutata Bingöl'den aday.

Bingöl adayı Zeki Korkutata ailece PKK faaliyetlerinin içerisinde olan bir isim. Zeki Korkutata'nın kendisi uzun yıllar PKK'ya maddi destek, lojistik destek, istihbarat alışverişi, sahte kimlik temini gibi birçok suç sebebiyle 1995 yılından itibaren cezaevine girip çıkmış biri. Oğlu Ahmet Korkutata'nın da halen PKK'nın üniversite yapılanması içerisinde faaliyet gösterdiği ileri sürülüyor.

¥ “Öcalan'ın yakalanışını açlık grevi ile protesto eden” Süleyman Batga Bingöl'den aday.

Bir diğer Bingöl adayı Süleyman Batga da CHP'nin PKK gönüllüsü vekil adayları arasında. O kadar ki Öcalan'ın yakalanışını açlık grevi ile protesto etmiş bir isim. Kardeşleri Sinan Batga ve Murat Batga da uzun yıllar HADEP'in Hatay teşkilatında görev aldı.

¥ PKK'nın kapatılan partilerinden HEP'in kurucusu Salih Sümer Diyarbakır'dan aday.

Diyarbakır 1. sıra adayı Salih Sümer de, SHP'nin PKK ile içli dışlı olduğu 1991 seçimlerinde SHP ile Meclis'e giren isimlerden. Salih Sümer daha sonra SHP'den ayrılan 10 yol arkadaşı ile birlikte bugünkü BDP'nin temeli olan HEP'i kurdu. Kardeşi Mehmet Emin Sümer ise PKK faaliyetleri sebebiyle uzun yıllar cezaevinde kaldı.

¥ PKK terör örgütü üyeliğinden hapis yatan Melik Aykız Diyarbakır'dan aday.

Bir başka Diyarbakır adayı Melik Aykız da PKK'da faaliyet gösteren şahıslardan. Melik Aykız bir süre PKK faaliyetleri sebebiyle içeride kalmış.

¥ PKK terör örgütü üyeliğinden hapis yatan Necmettin Yardımcı Hakkari'den aday.

Kılıçdaroğlu'nun özerklik vaad ettiği Hakkari'de CHP'nin 1. sıra adayı Necmettin Yardımcı da eski HADEP delegesi. PKK bağlantılı faaliyetlerinden dolayı birçok kez içeri girip çıkmış. Abisi Asker Yardımcı da daha önce uyuşturucu ticareti sebebiyle içeri girmiş.

VE YÖNETİM TAKIMI

¥ Terörist cenazelerine 'şehit' diyen Sezgin Tanrıkulu İstanbul'dan aday.

Her dönem PKK'ya doğrudan destek vermiş olan ve ölen PKK'lıları “şehit” kabul eden Diyarbakır Barosu eski Başkanı ve PKK'lıların avukatı Sezgin Tanrıkulu, Kılıçdaroğlu ile birlikte CHP'de yönetim kadrosuna alındı. Sezgin Tanrıkulu, parti içinde yaşanan tartışmalar sonrasında Diyarbakır'dan değil İstanbul 2. Bölge'den aday gösterildi.
¥ Bölücü Kawa terör örgütü üyeliğinden hapis yatan Naif Alibeyoğlu Kars'tan aday.

Kars Adayı Naif Alibeyoğlu, geçmişte bölücü Kawa örgütü içinde faaliyet göstermiş, Kawa faaliyetleri sebebiyle içeride yatmış, daha sonra ise PKK'yı desteklemiş bir isim. Naif Alibeyoğlu birçok örgüt mensubunun ailesine destek veren, ölen örgüt mensuplarının mezarlarını ziyaret eden HADEP'li eski Kars Belediye Başkanı.

KILIÇDAROĞLU'NUN BDP'Lİ KUZENİ

Kılıçdaroğlu'nun halasının oğlu Atilla Özdoğan da geçmişten günümüze HADEP-DEHAP çizgisinde faaliyet göstermiş bir isim.

VE DEP AVUKATI MESUT DEĞER

Kılıçdaroğlu'nun parti meclisi üyesi Mesut Değer de eski DEP avukatlarından. Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle gibi isimlerin yargılandığı DEP davasında Mesut Değer bu isimlerin avukatlığını üstlendi. Kendisi bir dönem PKK terör örgütü üyesi olmak suçundan yargılanan Mesut Değer'in eşi Hülye Değer de HADEP üyeliği yapmış. Mesut Değer, yazdığı “Kürt Sorunu Mu?” isimli kitapta da PKK'ya af istemişti.
Yener Dönmez / Yeni Akit

http://www.habereditor.com/news_detail.php?id=77638

CHP'nin PKK'lı Adayları (!) - İdalimForum.Com

..

27 Mayıs 2011 Cuma

Ysk, tv propagandasının esaslarını belirledi

İşte TV propagandasında YSK kuralları !!






İşte TV propagandasında YSK kuralları !!
23 Mayıs 2011, 13:36
12 Haziran’da yapılacak milletvekili seçimlerinde siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarına 5 Haziran Pazar günü başlanacak.

12 Haziran’da yapılacak milletvekili seçimlerinde siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarına 5 Haziran Pazar günü başlanacak. Konuşmaların ikinci bölümü ise 11 Haziran 2011 Cumartesi günü saat: 18.00’da kadar belirlenecek gün ve saatlerde yapılacak. Yüksek Seçim Kurulu, (YSK) 12 Haziran’da yapılacak milletvekili seçimlerinde radyo ve televizyonlarda siyasi partilerin yapacağı propaganda konuşmalarının usul ve esaslarını belirledi. YSK’nın kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Seçime katılan siyasi partilere ilk gün 10, son gün 10 dakikayı geçmemek üzere, programlarını ve yapacakları işleri anlatan iki konuşma yapabilecekler.

PROPAGANDA DA GÖRÜNTÜ OLABİLECEK

Siyasi partiler, sürelerinin yarısını aşmamak üzere propagandalarını görüntülü olarak da verebilecek. Görüntülü propagandalar TRT dışında hazırlatılacak. Görüntülü propagandalarda siyasi partiler yaptıkları ve yapacakları icraatı anlatacaklar. Bu propagandalarda suç teşkil edecek görüntülere yer verilemeyecek. Görüntülerde suç teşkil eden bir konu bulunduğu takdirde YSK bunların yayımına izin vermeyecek. Siyasi partiler, propaganda haklarını TRT'nin birden fazla kanalına dağıtabilecekler. Siyasi partiler radyo ve televizyonla ilk konuşmalarında seçim beyannamelerini anlatacaklar. Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınlarının, tam bir tarafsızlık ve eşitlik içinde yapılması, YSK ile TRT tarafından sağlanacak.

TÜRK BAYRAĞI VE PARTİ BAYRAĞI ASILACAK

Propaganda konuşmalarında Türk Bayrağı ile YSK’nın tespit edeceği yere asılacak parti bayrağı ve konuşmayı yapan kişi dışında hiçbir görüntüye yer verilmeyecek. Konuşmacılar, ceket giyme ve kravat takmak zorundalar. Bayanlar ise tayyör giyecekler. Özel radyo ve televizyonlarda siyasi partilerin propaganda konuşmaları TRT'de uygulanan usul ve esaslara göre yapılacak. YSK, Demokrat Parti, Emek Partisi, Millet Partisi, Liberal Demokrat Parti, Saadet Partisi, Hak ve Eşitlik Partisi, Halkın Sesi Partisi, Doğru Yol Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Milliyetçi ve Muhafazakar Parti, Büyük Birlik Partisi ve Demokratik Sol Partinin 10’ar dakikalık iki, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 10’ar dakikalık üç, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 10’ar dakikalık dört, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 10’ar dakikalık üç ve ilaveten 20 dakikalık olmak üzere dört konuşma hakkı bulunduğunu açıkladı.

KONUŞMA SIRASI KURAYLA BELİRLENECEK
Tüm siyasi partiler, 10’ar dakikalık iki konuşma hakkından birini 5 Haziran 2011 Pazar günü, diğerini de 11 Haziran 2011 Cumartesi günü kullanacak. MHP’nin 10 dakikalık bir, CHP’nin 10’ar dakikalık iki ve AKP’nin de 10 ve 20 dakikalık olmak üzere iki konuşma hakkı bulunuyor. Konuşmanın hangi parti adına ve kimin tarafından yapıldığına dair görevli kurul üyesiyle radyo ve televizyon idaresinde görevli en az iki personel tarafından tutanak düzenlenecek. Radyo ve televizyonda propaganda için başvuran partilerin yayın zaman ve sıraları, bunların birer temsilcisi ile TRT temsilcilerinin önünde YSK tarafından ad çekme suretiyle saptanacak. Seçim Takvimi’ne göre, seçime katılan siyasi partilerden radyo ve televizyonda propaganda yapmak isteyenler en geç 29 Mayıs Pazar günü saat 17.00’ye kadar YSK’ya bildirecekler. Yayın sıralamasının belirlenmesi için de ad çekme işlemi 31 Mayıs Salı günü saat 15.00’de yapılacak. ANKA

http://www.medyakafe.com/iste-tv-propagandasinda-font-colorredysk-kurallarifont-42863h.htm

Ysk, tv propagandasının esaslarını belirledi - İdalimForum.Com

..

10 Kasım 1938 den 2011 Türkiyesine.. Hak ve Eşitlik Partisi

10 Kasım 1938 den 2011 Türkiyesine.. Hak ve Eşitlik Partisi







..

22 Mayıs 2011 Pazar

SİYASETTE BU KİRLENME DEVAM EDERSE 'Hepar Tek Başına İktidar Olacak'

SİYASETTE BU KİRLENME DEVAM EDERSE 'Hepar Tek Başına İktidar Olacaktır'


Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, Eskişehir'de yaptığı konuşmada bir dahaki seçimlerde tek başlarına iktidara geleceklerini söyledi...

08 Mayıs 2011 / 12:43
Eskişehir'e gelerek HEPAR il binasını ziyaret eden Osman Pamukoğlu, partiye üye olan gençlere rozet taktı. Özellikle gençlerin partilerine büyük ilgi gösterdiğini söyleyen Pamukoğlu, Avrupa Birliği'nin de kendilerinden çekindiğini öne sürdü. Pamukoğlu şöyle konuştu: "AB biz partiyi kurduğumuzda 'eyvah geliyor' dedi. Bir yabancı ülkenin başka bir ülke toprakları üzerinde siyasi, ekonomik ve askeri amaçları varsa iki şeyden çekinir. Bunlardan birincisi gençlik hareketi, ikincisi ise düzen dışı yeni bir partinin topraklarda meydana çıkmasıdır. Onun için AB bizi fark etti ve bizim partiyi kayıtlarına almıştı. Adamlar biliyor bu işi. Hak ve Eşitlik Partisi şuanda mecliste bulunan eşkıyanın uzantısı siyasi örgüte ait meclistekilerin dışında dördüncü parti. Artık bunu toprağın altındaki köstebek bile görüyor da bunu görmek istemeyen, kendine göre bir takım manevralar yada entrikalar çevirenler var. 12 Haziran akşamı Hak ve Eşitlik Partisi'ni herkes görecek, gücünü görecek. Partimize gençler ve kadınlar yoğun ilgi gösteriyor. Meclise gireceğiz, aldığımız oyu, partinin gücü ve kudretini herkes görecek. Bir sonraki seçimde ise herkes biliyor ki siyasetten anlayan veya biraz öngörüsü olan HEPAR tek başına hükümet olacaktır."
http://www.stratejikboyut.com/haber/hepar-tek-basina-iktidar-olacak--53152.html

SİYASETTE BU KİRLENME DEVAM EDERSE 'Hepar Tek Başına İktidar Olacak' - İdalimForum.Com
http://www.idealimforum.com/basindan-alintilar-ve-haberler/14714-siyasette-bu-kirlenme-devam-ederse-hepar-tek-basina-iktidar-olacak.html#post28640

..

Kürt açılımı savunan gazetecilerin yıllar önceki görüşleri

.








Kürt açılımı savunan gazetecilerin yıllar önceki görüşleri


Bugün 'Kürt açılımı'nı savunan gazeteciler, bakın yıllar önce neler söylemiş...

Habertürk gazetesinden Kutlu Esendemir, bugün demokratik açılım sürecinin en ateşli savunucusu gazetecilerin yıllar önce konuya nasıl yaklaştığını ele aldı.

Kürt sorununun çözümüne yönelik pek çok konu geçmişte tartışmaya açılmış, ama medyanın ağır muhalefetiyle karşılaşmıştı. 5 Ağustos 1995 tarihinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından Prof. Dr. Doğu Ergil'e ve 21 Ocak 1997 tarihinde Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TUSİAD) tarafından Prof. Dr. Bülent Tanör'e hazırlatılan raporlar, kamuoyunda büyük fırtınalar koparmıştı. Bakın; bugün Demokratik Açılım Paketi'ne destek veren isimler o dönemde, ne yazmışlardı, şimdi ne yazıyorlar?

HÜSEYİN GÜLERCE

DÜN: Eşkıyalık "Kürt meselesi" oldu (10 Ağustos 1995 / Zaman)

Güneydoğu'daki şekaveti (PKK eşkıyalığını) ısrarla "Kürt meselesi" diye ele alarak doğru çözüme varmak mümkün değildir. Güneydoğu meselesi o bölgenin, o bölge insanının değil, hepimizin meselesidir. Batı bu meselenin kaşıyıcısı, destekçisi, finansörüdür ama, içeride de bu meselenin istismarcısı ve goygoycusu kesimleri, mihrakları göz ardı edemeyiz.

BUGÜN: Nedir Kürt sorunu? (7 Ağustos 2009 / Zaman)İttihat Terakki zihniyetini, Cumhuriyet'le de devam ettirmek isteyenlerin; Milli Mücadele'yi birlikte yaptığımız, bu milletin asli unsuru Kürt kardeşlerimizi, yok sayma, "Siz aslında Kürt değilsiniz, Türk'sünüz. Bırakın şimdi şu Kürt kimliğini" diyerek ve devleti hukuk dışı işlere alet ederek, asimile etme siyasetinin adıdır. Bu siyasetin uygulamalarında zulüm vardır, işkence vardır, horlama vardır, faili meçhul cinayetler vardır.

AHMET SELİM
DÜN: Bizim aydınlarımız (14 Ağustos 1995 / Zaman)

Bizim aydınlarımız, düşünce ve çözüm değil, mesele ve dert üretiyor. Batıcılık üç safha geçirir; seçkincilik, solculuk, yozlaşmacılık. Şimdi her üç safha sarmaş dolaş!
BUGÜN: Aydınlarımızın günahı (9 Ağustos 2009 / Zaman)

Birileri, icapsız meseleleri besleyip kotarıp, Erdoğan'ın kucağına bırakıveriyor. Vefasına, delikanlılığına, demokratik sabrına hitap ederek yapıyorlar. Geçmişteki travmalarının etkisinden kurtula¬mayan bazı popüler aydınlar yapıyor bunu... Ve Sayın Erdoğan gerçekten çok, çok yoruluyor. Günahtır ama.

NASUHİ GÜNGÖR

DÜN: Kan deryasında yürüme yaftası (11 Ağustos 1995 / Yeni Şafak)

Üniformalı, üniformasız, dağda veya karakollarda binlerce evladını yitiren ve onların ardında öfkeli milyonlar olduğunu göremeyen bir ülkenin, 15 yılda bu konuda bir tanecik rapor yayınlayıp onu da kırk tane şaibeyle ortaya çıkarmasına ne denebilir ki? Bu arada raporu

hazırlayan Doğu Ergil'in aldığı paranın da 15 milyar olduğu söyleniyor. Ne fark eder ki. Şairin dediği gibi. "Basarak kan deryasına yürüyor onlar."

BUGÜN: Akademisyenleri yaftalamak kolay (9 Eylül 2009 / Star Gazetesi)

On binlerce insanımızı ve hesap edemeyeceği kadar maddi ve manevi kaynağımızı yitirdiğimiz bir dönemin sonuna mı geliyoruz? Şimdi şu sorunun cevabını arayalım. Akademisyenleri suçlayıp yaftalamak kolay. Peki Türkiye'de en ciddi temsil derinliğine sahip kuruluşların başında gelen TOBB'un mesajlarına ne diyeceksiniz? Onlar da mı yandaşlığın gereğini yapıyor?

AHMET TAŞGETİREN

DÜN: Bilimsel görüntülü belge (11 Ağustos 1995 / Yeni Şafak Gazetesi)

Şimdi bu rapor, Kürt nüfusun niteliği üzerine "bilimsel" görüntülü bir belge sunmuş olmakta, "özerklik ya da federasyon isteyen bir Kürt gerçeği"ni dünya kamuoyuna duyurmuş olmaktadır. Raporun püf noktası burasıdır. Yarın da asıl tartışma bu konu üzerine yapılacaktır.

BUGÜN: Kolay olmayacak (8 Eylül 2009 / Bugün Gazetesi)

İsmail Beşikçi Kürt meselesine, sistem sancısına en çok kafa yoran, bunun bedelini ödeyen insanlardan bi ri. Ne di yor? "Federasyon olsun, Kuzey Irak'ta nasıl Peşmergeler bölgesel yönetimin güvenlik gücü oldu ise PKK da bölgedeki federatif yapının güvenlik gücü olsun. "Öcalan'ın, "Kürtler'in kendilerine has savunma gücü olmalı" sözünün varacağı yerin bu olduğunu söylüyor. "Güney Kürdistan'daki yapı, zaman içinde ete kemiğe bürünecek olan bir siyasi statüdür. Bu statü, daha da gelişebilir ve ileride bağımsız bir devlet olabilir." Beşikçi, "Kürt sorununda önemli olan dış dinamiktir" tespitini yapıyor. Yanlış değil.

HASAN KARAKAYA
DÜN: Top (13 Ağustos 1995 / Vakit)

TOBB raporu "TOP"a döndü. Gelen vuruyor, giden vuruyor.

BUGÜN: Senden büyük Şeyh Said var (9 Eylül 2009 / Vakit)

Nedir Öcalan'ın amacı; kendisini "Şeyh Said'in de üstünde" göstermek ve "tek lider benim" demek!.. Adama bakın!.. Neredeyse "Kürt tarihi"nin kendisiyle başladığını iddia edecek!..

NAZLI ILICAK

DÜN: Beş para etmez adamların katilleri (22 Ocak 1997 / Akşam)

İt uğursuz, bir şeyler biliyormuş gibi ortaya çıkıyor, on parmağında on kara ona buna çamur atıyor. Bizim rating peşinde koşan şaşkın gazetecilerimiz de beş para etmez adamların katillerini or¬ta ya çıkaracağız derken devletimizin en güzide şahısları ve müesseseleri yıpratılıyor... Tabii, Özel Tim'e bu kadar saldırılır, devlet bu ölçüde yıpratılırsa, meydan ite uğursuza kalır.

BUGÜN: Faili meçhuller araştırılıyor (22 Ağustos 2009 / Sabah)

"Paketin içeriği nedir, onu görelim, sonra konuşuruz" diyenleri anlamak mümkün değil. Paketten ziyade böyle bir iklimin doğmuş olması önemlidir. Faili meçhul cinayetler araştırılıyor; Kürtçe televizyon yayını çoktan başladı. Başbakan, birkaç cümle ile dahi olsa halka Kürtçe hitap etti. Cumhurbaşkanı, Güloymak İlçesi'nden bahsederken Norşin dedi. Erdoğan ile Ahmet Türk görüştü. Öcalan doğrudan muhatap alınmasa dahi, görüşleri sayfa sayfa gazetelerde yayımlanıyor. Adımlar çoktan atılmaya başlandı bile.
FEHMİ KORU

DÜN: Baştan hayal kırıklığı (22 Ocak 1997 / Yeni Şafak)

TUSİAD, Marksizmin bütün cazibesini yitirdiği günümüzde, Marksist aydınların toplum projesini 'demokratik standart' biçiminde ülke gündemine dayayarak, paketin daha baştan hayal kırıklığıyla karşılanmasına sebep oldu.

BUGÜN: Sırf AK Parti gerçekleştiriyor diye (26 Ağustos 2009 / Yeni Şafak)

Gerçekleşsin diye yıllardır mürekkep tükettikleri bir konuyu, sırf AK Parti hükümeti eliyle gerçekleşiyor diye, baltalamak için ilk günden bu yana ellerinden geleni yapan bir kısım medyanın bildik silahşorları da seviniyordur herhalde... Hükümete düşen, onların zamansız

sevinçlerini kursaklarında bırakmak olmalı.

Kürt açılımı savunan gazetecilerin yıllar önceki görüşleri - İdalimForum.Com
http://www.idealimforum.com/politik-aci-lar/14701-kurt-acilimi-savunan-gazetecilerin-yillar-onceki-gorusleri.html

..

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Diğer Parti Liderleri Helikopter ve Özel Uçaklarla Gezip Sonra da Halktan Bahsediyorlar

Diğer Parti Liderleri Helikopter ve Özel Uçaklarla Gezip Sonra da Halktan Bahsediyorlar



Cumartesi, 21 Mayıs 2011 15:12

Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkanı Osman Pamukoğlu "Diğer parti liderleri helikopter ve özel uçaklarla geziyorlar sonra da halktan falan bahsediyorlar" dedi.
Muğla'nın Marmaris ilçesindeki parti binasını ziyaret eden Pamukoğlu Nisan ayından beri bütün Anadolu'yu karadan dolaştıklarını belirtti. Pamukoğlu; "Her yerde söylüyorum ülkedeki insanları merak ediyorsanız korku ve endişe dolu köylerde, kentlerde beldelerde korku içinde yaşıyorlar. Ne istiyorlar diye merak ediyorsanız Trakya ve Anadolu'da yaşayan halk, bir ekmek diyorlar iki huzur. Ekmekten kastım ekonomi, huzurdan kastım da dağlarında ve şehirlerinde olan olaylar. Bazılarının klasik düzen alışkanlıkları var. Zamanında oy vermişler bugün itibariyle o partilerinin durumlarının farkında değiller. Benim yaptığım halkı uyarmak, bilgi vermek, onları aydınlatmak. 30 gün geçti ve seçime 3 hafta kaldı. Genelde siyasi alanda ne öngörülüyor diyorsanız dört parti görünüyor. Bunu 12 Haziran akşamında göreceksiniz zaten üçü klasik düzenin parçaları iç ve dış düzenin birer unsuru olan partilerdir. Ve HEPAR 12 Haziran akşamında bunu göreceksiniz. Bize bugün Marmaris'te söylemişti diyeceksiniz.
Sıkıntı şu ve halkın bilmesi gerekenler bir demokrasi masal ve edebiyatıyla özgürlük öyküsüyle giden bir hayat var. Söyleyenlerin kendisi de inanmıyor buna ama halkı kandırmakta bunların üzerine yok. Ne anlama geliyor bu siyaseten? Meclise girmişler 18 milyon insanın oyunu almışlar, geride ne var? Çöpe atılmış, işe yaramayan 16 milyon oy. Bu halk bir şeyi yapamazsa o zaman her zaman sızlanacak oturup ağlayacak. Bu sahte oy düzenini bozacak tek şey ve bu milletin başına bu hükümetin başına iktidar olmaya engelleyecek tek şey, dördüncü partiyi meclise getirmektir, yani HEPAR'ı" diye konuştu.
"İYİ VE KÖTÜ GİDEN HER ŞEYDEN VATANDAŞ VE POLİTİKACI SORUMLUDUR"
Partilerinin büyük bir gelişme kaydettiğini belirten Pamukoğlu; "Partimiz çığ gibi büyüyor. Çıkacak olan oylar her yerde söylüyorum. Herkesi şaşırtacak. Bizim sloganımız sıradan laflar değil. Yok ses ver Türkiye yok İstikrar sürsün. İstikrar sürsün şu demektir; halka sormadan sorgulamadan soymaya devam edeceğiz. Size o televizyonlarda gösterilen ve anlatılanlara inanmayın. Bir ülkede iyi ve kötü giden her şeyden politikacısı da vatandaşı sorumludur. Aynı adamları seç, birkaç kez üst üste meclise gönder sonra otur şikayet et, ağla, sızla. Olmaz, öyle şey. Bir, iki hatta üç kez seçtin olmadı, niye ağlayıp sızlıyorsun? Ülkenin bu halde olmasında senin hiç mi günahın yok? Herkes 12 Haziran'da kararını verecek, verdikten sonra ülkenin ekonomisi ve huzurlu ortamında olumlu ya da olumsuz gelişmeler olacak, oy verenler buna katkıda bulunacak. Bundan sonra olacaklardan oy kullananlar sorumludur" dedi.
Kaynak: AA
Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Resmi Websitesi - Diğer Parti Liderleri Helikopter ve Özel Uçaklarla Gezip Sonra da Halktan Bahsediyorlar

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Ysk, tv propagandasının esaslarını belirledi

YSK, TV PROPAGANDASININ ESASLARINI BELİRLEDİ

12 Haziran`da yapılacak milletvekili seçimlerinde siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarına 5 Haziran Pazar günü başlanacak. ANKARA (ANKA) – 12 Haziran`da yapılacak milletvekili seçimlerinde siyasi partilerin rady

12 Haziran`da yapılacak milletvekili seçimlerinde siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarına 5 Haziran Pazar günü başlanacak.
ANKARA(ANKA) – 12 Haziran`da yapılacak milletvekili seçimlerinde siyasi partilerin radyo ve televizyonda yapacakları propaganda konuşmalarına 5 Haziran Pazar günü başlanacak. Konuşmaların ikinci bölümü ise 11 Haziran 2011 Cumartesi günü saat: 18.00`da kadar belirlenecek gün ve saatlerde yapılacak. Yüksek Seçim Kurulu, (YSK) 12 Haziran`da yapılacak milletvekili seçimlerinde radyo ve televizyonlarda siyasi partilerin yapacağı propaganda konuşmalarının usul ve esaslarını belirledi. YSK`nın kararları Resmi Gazete`de yayımlandı. Seçime katılan siyasi partilere ilk gün 10, son gün 10 dakikayı geçmemek üzere, programlarını ve yapacakları işleri anlatan iki konuşma yapabilecekler.
-PROPAGANDA DA GÖRÜNTÜ OLABİLECEK-
Siyasi partiler, sürelerinin yarısını aşmamak üzere propagandalarını görüntülü olarak da verebilecek. Görüntülü propagandalar TRT dışında hazırlatılacak. Görüntülü propagandalarda siyasi partiler yaptıkları ve yapacakları icraatı anlatacaklar. Bu propagandalarda suç teşkil edecek görüntülere yer verilemeyecek. Görüntülerde suç teşkil eden bir konu bulunduğu takdirde YSK bunların yayımına izin vermeyecek. Siyasi partiler, propaganda haklarını TRT`nin birden fazla kanalına dağıtabilecekler. Siyasi partiler radyo ve televizyonla ilk konuşmalarında seçim beyannamelerini anlatacaklar. Radyo ve televizyonda yapılacak propaganda yayınlarının, tam bir tarafsızlık ve eşitlik içinde yapılması, YSK ile TRT tarafından sağlanacak.
-TÜRK BAYRAĞI VE PARTİ BAYRAĞI ASILACAK-

Propaganda konuşmalarında Türk Bayrağı ile YSK`nın tespit edeceği yere asılacak parti bayrağı ve konuşmayı yapan kişi dışında hiçbir görüntüye yer verilmeyecek. Konuşmacılar, ceket giyme ve kravat takmak zorundalar. Bayanlar ise tayyör giyecekler.
Özel radyo ve televizyonlarda siyasi partilerin propaganda konuşmaları TRT`de uygulanan usul ve esaslara göre yapılacak. YSK, Demokrat Parti, Emek Partisi, Millet Partisi, Liberal Demokrat Parti, Saadet Partisi, Hak ve Eşitlik Partisi, Halkın Sesi Partisi, Doğru Yol Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Milliyetçi ve Muhafazakar Parti, Büyük Birlik Partisi ve Demokratik Sol Partinin 10`ar dakikalık iki,
Milliyetçi Hareket Partisi`nin 10`ar dakikalık üç, Cumhuriyet Halk Partisi`nin 10`ar dakikalık dört, Adalet ve Kalkınma Partisi`nin 10`ar dakikalık üç ve ilaveten 20 dakikalık olmak üzere dört konuşma hakkı bulunduğunu açıkladı.

-KONUŞMA SIRASI KURAYLA BELİRLENECEK-

Tüm siyasi partiler, 10`ar dakikalık iki konuşma hakkından birini 5 Haziran 2011 Pazar günü, diğerini de 11 Haziran 2011 Cumartesi günü kullanacak. MHP`nin 10 dakikalık bir, CHP`nin 10`ar dakikalık iki ve AKP`nin de 10 ve 20 dakikalık olmak üzere iki konuşma hakkı bulunuyor.
Konuşmanın hangi parti adına ve kimin tarafından yapıldığına dair görevli kurul üyesiyle radyo ve televizyon idaresinde görevli en az iki personel tarafından tutanak düzenlenecek. Radyo ve televizyonda propaganda için başvuran partilerin yayın zaman ve sıraları, bunların birer temsilcisi ile TRT temsilcilerinin önünde YSK tarafından ad çekme suretiyle saptanacak. Seçim Takvimi`ne göre, seçime katılan siyasi partilerden radyo ve televizyonda propaganda yapmak isteyenler en geç 29 Mayıs Pazar günü saat 17.00`ye kadar YSK`ya bildirecekler. Yayın sıralamasının belirlenmesi için de ad çekme işlemi
31 Mayıs Salı günü saat 15.00`de yapılacak.

(ANKA) (YE/ÖMR)




Ysk, tv propagandasının esaslarını belirledi - İdalimForum.Com

20 Mayıs 2011 Cuma

Pamukoğlu: Türkiye'de Demokrasi Masal

Pamukoğlu: Türkiye'de Demokrasi Masal .,


Cuma, 20 Mayıs 2011 08:31

HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, ''Herkesi birebir dinliyorum. 2 derdi var halkın; biri ekmek, biri huzur'' dedi.
Pamukoğlu, seçim çalışmaları kapsamında geldiği Muğla'nın Bodrum ilçesindeki bir restoranda gazetecilere yaptığı açıklamada, 32 günde 28 il, 34 seçim bölgesi dolaştığını ifade ederek, ''Bunun içerisinde Trakya tamamen bitti. Anadolu'nun büyük bir bölümünü gezdim. Yarından itibaren Muğla, sonra Denizli, Isparta, Burdur Antalya'yı bitireceğim. Ankara'da bir çalışmam var ve Bolu, Adapazarı, Sakarya ile devam edeceğim. Benim genelde gördüğüm şu; bir kısım insanlar atadan dededen kalma takım tutar gibi kalıp partici. Bunların sayıları her partiyle ilgili, örnek vermek gerekirse, yüzde beş, yüzde altı, yüzde yedi. Bunlar artık o partiyle yatıyorlar, o partiyle kalkıyorlar, o partiyle de ölecekler'' diye konuştu.
-''2 DERDİ VAR HALKIN; BİRİ EKMEK, BİRİ HUZUR.''
Türkiye genelinde insanların bir arayış halinde olduğunu savunan Pamukoğlu, şunları söyledi:
''Şunun farkındalar; ekonominin nereye geldiğinin farkındalar. Böyle göz boyama laflarla bu işin olmadığını görüyorlar. Türkiye'nin genelinde güven sorununun gittikçe bir bunalım haline geldiğini görüyorlar. Yurttaşlara baktığımızda, endişe dolu ve korku dolu insanlar ülkesi görüyorsunuz. Ben köylerde de dolaşıyorum ve karadan dolaşıyorum bu çok önemli. Binlerce kilometre yol yaptım ben. Herkesi birebir dinliyorum. 2 derdi var halkın; biri ekmek, biri huzur.''
Pamukoğlu, 12 Haziran seçimlerinin diğer seçimlerle mukayese edilemeyecek kadar kıymetli olduğunu ifade etti. Halkın bu durumunda farkında olduğunu belirten Pamukoğlu, ''52 milyon seçmen var, her seçim döneminde olduğu gibi 10-11 milyon hep seçimden uzak kaldı. Bu 11 milyon çok büyük bir rakam. Bu rakam 2 tane partiyi meclise sokacak rakam. Şimdi bunları da seçim sandığına çekmeye ve karar vermeye zorluyorum. Bugüne kadar bu 10-11 milyon kenarda durdu'' dedi.
-''BU ÜLKEDE DEMOKRASİ FALAN MASAL''-
Partisinin genel durumunun ortada olduğunu söyleyen Pamukoğlu, şöyle devam etti:
''Halkın teveccühü yüksek. Hak ve Eşitlik Partisi ile ilgili 12 Haziran'da çıkacak sonuçlar, yani yüksek oy, herkesi şaşırtacak. Yurt içindekileri de şaşırtacak, yurt dışındakileri de şaşırtacak, beni bile şaşırtabilir. Yüzde 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, tavanı yüzde 18 görüyorum. Halkın bilmesi gereken bir şey var. Daha doğrusu oy kullanacakların hesaba katması gereken bir şey var. Bu ülkede demokrasi falan masal, bu yüzde 10 barajı olduğu için masal. Neden masal? Bir seçim alın, meclise giren partilerin oy sayısı 18 milyon, çöpe atılan oy sayısı ise 16 milyon. Ne anlama geliyor bu? Bunun açıklanacak bir tarafı var mı? Bu bir kepazelik değil mi? Görmüyor mu bunu insanlar? Neymiş halkı temsil ediyormuş. Kimseyi temsil ettiği yok. Yapacak tek şey şu; bu haram oylar, bu hak etmeyen oylar, bu adil olmayan oyların, verilmeyen oyların üzerinden de milletvekilleri çıkarttılar. Yapacak tek şey var; dördüncü partiyi meclise sokacaksınız. Başka yolunuz yok.''
Kaynak: AA

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Resmi Websitesi - Pamukoğlu: Türkiye'de Demokrasi Masal

19 Mayıs 2011 Perşembe

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) | Resmi Websitesi - YENİDEN BİR “19 MAYIS” ŞART

YENİDEN BİR “19 MAYIS” ŞART



YENİDEN BİR “19 MAYIS” ŞART


Perşembe, 19 Mayıs 2011 13:58

1919 yılının 19 Mayıs’ında; ekonomik, siyasi, askeri ve dış politikada, eksiklik, zayıflık, insiyatif kaybı, çaresizlik, umutsuz ve yorgun halk, yenilmişlikten yaralı ruh, elden çıkanlara hayıflanma ne ise, bugünün 19 Mayıs 2011' inde de her şey dünün aynısı.
O günkü koşullarda düşmanın İstanbul başta olmak üzere, ülkenin birçok yerinde askeri güçlerinin bulunması ve hareket halinde olması, milletimizi tahrik edip mücadeleyi teşvik ve kamçılarken bugün, o görüntülerin olmaması olması gereken tepkinin de çıkmasını engellemektir.



Kartallar güneşe komşu,

Kara komşu,

Sert rüzgarlara komşu yaşarlar.

Konuşulanlar dağılır gider, bulut gibi.

Sadece eylemdir, her şeyi saran…


Bizde öyle yapacağız. Kesin kararlı ve inançlı olarak geliyoruz. Siyaseti Türkiye sevdası için yaparız ve onlarca “19 Mayıs’ı” da yeniden yaratırız.
YAŞASIN VATAN, YAŞASIN TÜRK MİLLETİ !


Osman PAMUKOĞLU

Hak ve Eşitlik Partisi

Genel Başkanı

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Resmi Websitesi - YENİDEN BİR “19 MAYIS” ŞART

15 Mayıs 2011 Pazar

Osman Pamukoğlu , Osmanlı nın ilk doğduğu topraklarda

Osman Pamukoğlu , Osmanlı nın ilk doğduğu topraklarda






Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Genel Başkanı Osman Pamukoğlu bugün Osmanlı'nın ilk doğduğu topraklarda büyük coşkuyla karşılandı.

Seçim gezilerini sürdüren HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu bugün Bozüyük, Bilecik ve Bursa'nın Yenişehir İlçesinde büyük bir konvoy ve halkın yoğun ilgisi ile karşılandı. HEPAR Bilecik İl Başkanlığı'na Plevne Marşı ile giren Pamukoğlu Bilecik halkının ilgisinden dolayı Bursa Yenişehir programını 2 saat ertelemek durumunda kaldı. Bu arda Bilecik İl Teşkilatında partiye halktan yeni katılımlar olduğu gözlendi. Türkiye Gençlik Birliği üyesi gençler ise Pamukoğlu'na hediye verdiler





http://j.mp/llw5Jl via @AddToAny

Bozüyük ilçesi.. - İdalimForum.Com

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Hak ve Eşitlik Partisi | Benim Oyum Hepar'a

Hak ve Eşitlik Partisi Benim Oyum Hepar'a

CHP ATATÜRKÜN EMANETİ OLAN PARTİ DEGİLDİR ARTIK ADANA MİTİNGİ

HEPAR DA NEDEN BULUŞUYORUZ İŞTE CEVABIMIZ

HEPAR DA NEDEN BULUŞUYORUZ

HEPAR Vatanseverler ORDUSUDUR! Ve ona 'OY' vermek VATAN BORCUDUR!

KILIÇDAROĞLU Haberi ve İLĞİNÇ YORUMLARI

TERÖR MÜCADELESİNDE TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ ( 3 )

TERÖR MÜCADELESİNDE TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ ( 2 )

TERÖR MÜCADELESİNDE TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ ( 1 )

HÜR İNSANLAR UYANINIZ.

Muavenet Belgeseli: Bölüm-3

Muavenet Belgeseli: Bölüm-2

Muavenet Belgeseli: Bölüm-1

8 Mayıs 2011 Pazar

Mhp reddi miras yapıyor

MHP REDDİ MİRAS YAPIYOR





Türkiye'de milliyetçi düşünce, nereden nereye geriledi? Cumhuriyetin yetiştirdiği bir çok önemli bilim ve fikir adamlarından beslenen hareket, gele gele bu duruma geldi...


21 Temmuz 2010

Milliyetçi düşünce, her ne kadar kitleselleştikçe büyük problemlere yol açmış olsa da Türkiye Cumhuriyeti'ne çok önemli bilim ve kültür insanları hediye etti.


Milliyetçiler, 12 Eylül öncesinde silahlı şiddet eylemlerine kalkışmadan önce pek çok koldan beslenen büyük bir kültür ırmağından su içmenin zevkini yaşıyorlardı.


Sosyal psikolojinin Türkiye'deki temel taşlarından Erol Güngör, tarih denildiğinde akla ilk gelen isimlerden olan Ziya Nur Aksun ve Yusuf Akçura, Türk milliyetçiliğinin prensiplerini ortaya koyan tarihçi İbrahim Kafesoğlu, dünya çapındaki Selçuklu tarihçisi Osman Turan, Türkiye'den çok dünyada tanınan Zeki Velidi Togan, romanlarıyla Türk edebiyatında özel ve önemli bir yeri bulunan Nihal Atsız, pek çok alanda verdiği eserleriyle Peyami Safa, milliyetçi olmayanların bile içini titretmeyi başaran dizeleriyle Arif Nihat Asya... Bunlar biraz düşününce aklımıza gelen isimler...

12 EYLÜL'DE AĞIR DARBE YEDİ


Sonradan silah ve şiddete bulaşmış olsa da işte böylesi önemli isimlerden beslenen milliyetçi düşünce, 12 Eylül 1980'de yediği darbenin ardından tamamen döküldü. Tüm partiler gibi tek adam sultasına sıkışan hareket, önce ikiye bölündü ve bu bir rahatlama meydana getirdi. Ama hareketin ana damarına asıl darbeyi "tek adam"dan sonra gelen yöneticiler vurdu.


Yukarıda saydığımız isimlerden beslenerek gelişen bir hareketin şu anda bulunduğu nokta, milliyetçi düşüncenin Türkiye'de yok olma arefesine geldiğini gösteriyor.

MHP REDDİ MİRAS YAPIYOR


Milliyetçi hareketin eski yöneticilerinden kendisine karşı çıkan herkesi yok edip, hain ilan eden bir genel başkan var uzun süredir MHP'nin başında.


"Reddi miras" Türkiye'de ancak bir kaç parti için söz konusu olamaz. Bunlardan biri de MHP'dir. Çünkü geçmişini reddettiğinde geride söyleyecek bir sözü kalmayacaktır.


Soğuk savaşın bitip, "komünizm" tehlikesinin yok olmasıyla MHP ve milliyetçi düşüncenin ya biteceği ya da yeni dönem için evrileceği öngörülüyordu.


Türkeş'in vefatının ardından partiye üniversite kökenli bir genel başkanın seçilmesi üzerine, ikinci seçeneğin geçerli olacağı, MHP'nin yeni dönemin şartlarına göre kendini yenileyeceği zannediliyordu.


Ancak öyle olmadı.


Milliyetçi düşünce yüksek fikirlerle doğup, şiddetin kucağına düşmüş, askeri müdahaleden yediği darbeyle iyice hırpalanmış olsa da tam yeniden ayağa kalkma fırsatı bulmuştu ki geçmişini de tamamen reddedip herşeyini kaybetti.


Yukarıda saydığımız isimler gibi pek çok önemli fikir adamından beslenen hareket, bir süredir günden güne eriyor.


BAHÇELİ İLE MHP NEREYE KADAR?


Partinin genel başkanı Devlet Bahçeli, her hafta grup toplantısında birbirinin aynısı sözlerle bağırıp çağırıyor. Değişen ve artan tek şey hakaret sözcükleri. Bir süre sonra hakarette daha ileri gidemeyeceği için muhtemelen açıktan küfür etmeyi deneyecek.


Tek yapabildiği Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bağırıp çağırıp hakaret etmek. Kendisine oy veren partililer bile, sürekli kağıda bakarak konuşmasını eleştiriyor. Hatta Bahçeli hakaretlerini de kağıda bakarak ediyor.


Alanında en yetkin isimler olan bilim ve kültür insanlarının şekillendirdiği 'milliyetçi düşünce'nin, parti grup toplantılarında bağırmaktan başka birşey yapmayan, ülke sorunları için en küçük bir çözüm önerisi getirmeyen bir genel başkanın yönettiği bir partiye sıkışıp yok olmayı beklemesi, konu milliyetçilik bile olsa insanı hüzünlendiriyor.


"Bize ne milliyetçilikten" de diyebilirdik. Ancak, sağlıklı bir demokrasi için, şiddetten tamamen arınmış ve "yeni dünya"ya uyum sağlamış bir milliyetçi düşünce hareketinin, neden Meclis'te bulunması gerektiği her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.


liberalses


http://www.stratejikboyut.com/haber/mhp-reddi-miras-yapiyor--40119.html


Mhp reddi miras yapıyor - İdalimForum.Com


..

7 Mayıs 2011 Cumartesi

MHP'yi sarsacak 'Öcalan' iddiası! BU İDDİA MHP'Yİ BİTİRİR! - İdalimForum.Com

MHP'yi sarsacak 'Öcalan' iddiası! BU İDDİA MHP'Yİ BİTİRİR!


04:41 by Kartal MEDYA ·
Şamil Tayyar, terörist başı Abdullah Öcalan'ın Şam'da iken görüştüğü askeri ateşenin MHP milletvekili Kürşat Atılgan olduğunu iddia etti.
Star gazetesi yazarı Şamil Tayyar, terörist başı Abdullah Öcalan'ın Şam'da iken görüştüğü askeri ateşenin MHP milletvekili Kürşat Atılgan olduğunu iddia etti.
Ülke TV'de yayınlanan "Gazeteci Milleti" programının konuklarından birisi olan Şamil Tayyar, MHP'nin asker kökenli milletvekili Kürşat Atılgan'la ilgili çok çarpıcı bir iddiada bulundu.

(Kaynak: MYNET)
Son günlerde Öcalan'ın yakalanmadan önce Şam'da kaldığı evin Türk askeri ateşe ile komşu olduğu iddiaları gündeme gelmişti.
Ayrıca Öcalan'la görüşen Askeri Ateşenin Ergenekon sanığı Hasan Atilla Uğur olduğu iddia ediliyordu.
Şamil Tayyar dün akşam katıldığı programda bütün ezberleri bozdu.
ÖCALAN'LA GÖRÜŞEN KİŞİ KÜRŞAT ATILGAN
Tayyar, Öcalan'ın Şam'da görüştüğü Askeri Ateşe'nin Hasan Atilla Uğur değil, 2007'de MHP'den milletvekili olan Kürşat Atılgan olduğunu açıkladı.
İşte Şamil Tayyar'ın gündeme bomba gibi düşecek sözleri;
"Öcalan'ın Şam'da kaldığı evde görüştüğü Askeri Ateşe'nin Hasan Atilla Uğur olduğu yazıldı çizildi. Öcalan'ın da görüştüğünü teyit ettiği kişi MHP milletvekili olan Kürşat Atılgan.
Kürşat Atılgan ismi neden önemli?
Bir taraftan milli değerler üzerinden siyaset yapacaksınız, milliyetçilik yapacaksınız, Öcalan'ın kellesini isteyeceksiniz, Erzurum'dan meydana ip atacaksınız sonra da bu kadrolarla ilişkisi olan kişileri kendi partinizden aday yapacaksınız. Bunu BDP bile yapmadı"
BİR İDDİA DAHA!
Şamil Tayyar ayrıca Öcalan'a yönelik Mercedes operasyonunu engelleyenlerden birisinin de MHP'li Kürşat Atılgan olduğunu iddia etti.
Şamil Tayyar'ın gündeme bomba gibi düşecek o iddiası;
"Orada bir mercedes operasyonu vardı. MİT'in düzenlediği bir operasyon. O operasyonun birileri tarafından engellendiği hep konuşuldu. Ankara'dan Şam'ı arayarak operasyonu bilgi verenin İstihbarat Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Saner olduğu konuşuluyor. Konuştuğu kişinin de Kürşat Atılgan olup olmadığının ortaya çıkmasını istiyorum"
http://kartalmedya.blogspot.com/2011/05/mhpyi-sarsacak-ocalan-iddias.html

MHP'yi sarsacak 'Öcalan' iddiası! BU İDDİA MHP'Yİ BİTİRİR! - İdalimForum.Com

9 Nisan 2011 Cumartesi

Ishak alaton ve leyla zana'dan tahrik edici açıklama - İdalimForum.Com#post28222

.
İSHAK ALATON VE LEYLA ZANA'DAN TAHRİK EDİCİ AÇIKLAMA




Eskiden Kürdistan kelimesini kullanmanın mümkün olmadığını söyleyen Alaton, bugün gelinen noktada bölge insanının Türkiye'den ayrılıp ayrılmama konusundaki tercihinin sosyal araştırmalarla tespit edilmesi gerektiğini söyledi.



Üstü kapalı olarak bu konuda referandum çağrısı yapan Alaton, Kanada, İskoçya ve İngiltere gibi ülkelerin bu yola başvurarak, önemli ilerlemelerde bulunduğunu hatırlattı. Alaton, "Kürtleri teskin edecekse Öcalan ev hapsi konumuna da geçirilebilir. Parlamentonun toplumu bu fikre hazırlayacak, toplumsal zemini hazırlaması gerekiyor. Bu toplumsal bir hazırlık icap ediyor. Kürt meselesinin bugün geldiği yere silahla ulaşıldı. Bunu da biliyorum. Ancak silah bundan daha fazlasını alamaz. Silahları bırakmak şart. Şiddet devam ettikçe, elde ettiklerini hızla kaybedeceklerdi ortadır" diye konuştu. Leyla Zana ise, "30 yıldır Kürtleri bu aşamaya getiren Sayın Öcalan ve örgütüdür. PKK ortadan kalkarsa Kürtler ortadan kalkar." dedi.

Haber-Kamera:
Özgür ALTUNCU
Özgür ARSLAN
 Ishak alaton ve leyla zana'dan tahrik edici açıklama - İdalimForum.Com#post28222

28 Mart 2011 Pazartesi

Genel Başkanımız Sayın Osman Pamukoğlu İZMİR’den Milletvekili Adayı olarak seçimlere katılacaklardır - İdalimForum.Com

Genel Başkanımız Sayın Osman Pamukoğlu İZMİR’den Milletvekili Adayı olarak seçimlere katılacaklardır.


HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ BASIN MERKEZİNDEN DUYURULUR

Pazartesi, 28 Mart 2011
Hak ve Eşitlik Partisi 12 Haziran 2011 Milletvekili Genel Seçimleri için gerekli tüm hazırlıkları bitirerek, seçime katılacak iller ve Milletvekili Aday listelerini tamamlamıştır.
Genel Başkanımız Sayın Osman Pamukoğlu İZMİR’den Milletvekili Adayı olarak seçimlere katılacaklardır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Genel Başkanımız Sayın Osman Pamukoğlu İZMİR’den Milletvekili Adayı olarak seçimlere katılacaklardır - İdalimForum.Com

20 Mart 2011 Pazar

Osman Pamukoğlu Konferansı Gençlerin Siyasetteki Önemi 7

Osman Pamukoğlu Konferansı   Gençlerin Siyasetteki  Önemi   7








..

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki Önemi _ 6

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki  Önemi _ 6







..

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki Önemi _ 5

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki  Önemi _ 5







.

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki Önemi _ 4

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki  Önemi _ 4








.

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki Önemi _ 3

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki  Önemi _ 3







..

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki Önemi _ 2

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki  Önemi _ 2







..

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki Önemi _ 1

Osman Pamukoğlu Konferansı _ Gençlerin Siyasetteki  Önemi _ 1


17 Mart 2011 Perşembe

HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ - HEPAR - TANITIM VİDEOSU

HAK  VE  EŞİTLİK PARTİSİ - HEPAR  - TANITIM VİDEOSU









.

RUHLARINIZ ŞADOLSUN

RUHLARINIZ ŞADOLSUN



 

Perşembe, 17 Mart 2011 12:16

 Dünya tarihine ruh ve inancın nelere kadir olduğunu kanıtlayan Çanakkale kahramanlarını minnet ve rahmetle anıyoruz.
Şehit ve gaziler bir devlette en fazla hakkı olan insanlardır. Onlara şükran duymak adam gibi adam olmaktır. Ruhlarınız Şad olsun. Aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyoruz.














Osman Pamukoğlu

Çanakkale Muharebesinde Settülbahir Bölgesi

Kahraman ve Fedailerinden 42nci Piyade Alayının

(1990-1992 Uzunköprü/Edirne) Alay Komutanı

Piyade Kurmay Albay








Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR)
Resmi Websitesi - RUHLARINIZ ŞADOLSUN

..




HEPAR - HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ - TANITIM VİDEOSU

HEPAR - HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ 

- TANITIM VİDEOSU




Yalakaları Bile "Yeter Artık!" Dedi.( TAVUK TOPLUM )

Yalakaları Bile "Yeter Artık!" Dedi


06 Mart 2011 Pazar 17:59


“ Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan yazdı YALAKALAR BİLE "YETER ARTIK" DEDİ „
SEVGİLİ okuyucularım, bir ülke düşünün ki gazetecileri sürekli gözaltına alınıyor, hayali suç ve iddialarla tutuklanıyor. İktidardaki partinin yetkilileri, bu olanları savuşturmanın en kolay
yolunu bulmuşlar:

"Arkadaşlar, olanlar bizim dışımızda. O kararları yargı veriyor. Biz bağımsız yargıya karışanlayız ki!"
Güler misin, ağlar mısın! Bu sözleri beş yaşındaki çocuklar bile yutmaz... Çünkü iktidarın eli yargının tam göbeğinde. İşine gelenleri ödüllendiriyor, gelmeyenleri harcıyor.
Dün dikkat ettim, son gözaltılar sonrasında AKP'nin yalaka medyasında bile ilk kez "Oh olsun, beter olun" çığlıklan yükselmiyordu. Şu cümleler onlar tarafından yazılmıştı:
"Yeter artık, yoksa Ergenekon davası birilerinin kişisel amaçları için mi kullanılıyor... Bizim vicdanımızdaki Ergenekon davasının anlamı düşüyor... Ortada suç varsa en kısa zamanda ortaya koyun. Aksi takdirde töhmet altında kalacaksınız... Aksi takdirde polis devleti iddiaları güçlenir ve Ergenekon davası iflas eder...
Ergenekon bu mu? Son gözaltılar şaşkınlık yarattı. Niye gözaltına aldınız bu insanları? Elinizde kanıt var mı?
Siyasi iktidar-cemaat (Fethullah) -polis üçgeni mi?
Eğer inandırıcı bir açıklama yapılmazsa, AKP iktidarı siyasi hayatının en ağır ve karanlık günlerini yaşar. Bunun böyle yuvarlak laflarla geçiştirilmeyecek kadar ciddi bir durum olduğunu anlasalar iyi olur."
Dikkat ediniz, bu cümleleri biz yazmadık, dün onlar yazmak zorunda kaldı... Çünkü işin cılkı çıktı, tadı kaçtı.


• • •


Dün İstanbul ve Ankara'da binlerce gazetecinin yürüyüşü vardı. Böyle bir şey uzun yıllardan bu yana ilk kez oluyor, gazeteciler bu anlamsız uygulamalara, önüne gelenin gözaltına alınıp tutuklanmasına topluca tepki koyuyorlardı.
Son damlalarla bardak taşmıştı.
Tahminim şudur: Gözaltına alman gazeteciler en kısa zamanda serbest kalabilir... Ve kalmalıdır.
İyi de, bundan öncekilere yapılan haksızlıklar ne olacak?
"İleri demokrasi (!)" ile yönetildiği iddia edilen bir polis devleti düşünün ki, istisnasız her gazeteci telefonunun dinlendiğine, bir gün kendisinin de gözaltına alınıp götürüleceğine inanmaktadır.
Sadece gazeteciler değil, Türkiye'de nice ı * masum insan yıllardan beri tutuklu yatıyor. Davalar bitmek bilmiyor, Ergenekon gibi bazıları bilerek ve isteyerek, özellikle uzatılıyor.
Hani yargı reformunuz, nerede!
Eğer yazılarınız nedeniyle AKP iktidarının tu kaka ilan ettiği bir gazeteci iseniz, karşınıza sürekli olarak "Gözaltına alınma, tutuklanma, hatta ölüm" tehditleri çıkarılıyor.
İşte bana iki gün önce gelen son yazılı mesaj:
"Şeriata, dine laf atıyorsun. Bak canım yazılarına dikkat et. Eğer gebermek istemiyorsan yazılarına dikkat et. Bu ülke sizin gibi satılık piçlerden çok çekti. Yeter artık ayağını denk al. Ecelin elimden olmasın." İmza da ilginç! "Cellat azrailin." Bu devirde kimi kime şikayet edeceğiz? Kim, hangi makam bu tehditleri savuranları bulacak?
Hırsız, kapkaççı, gaspçı, dolandırıcı, ahlaksız, vatan haini, namus düşmanı mıyız?.. Bir yanda gözaltı furyası ve tutuklama olayları, öte yanda ölüm tehditleri.
Bütün dünya duysun sesimizi. Bu iktidara karşı çıkan bizler, 21. yüzyıl Türkiye'sinde işte bu koşullarda gazetecilik yapıyoruz.
Bazen içimizden isyan ediyoruz, "Ne olacaksa olsun da kurtulalım. Oleceksek ölelim, içeri
ahnacaksak alınalım, ama sonumuzu bilelim" diyoruz.


TAVUK TOPLUM


DİKTATÖR (isterseniz ona Padişah da diyebilirsiniz), adamlarını toplamıştı. Çevresindeki dalkavuklarına sordu:
"Söyleyin bana bakalım, halkın bize kayıtsız şartsız baş eğmesi, itaat etmesi, korkması için neler yapmalıyız?"
Dalkavuklardan farklı yanıtlar geldi. Bazıları hak, hukuk, adalet, demokrasi falan derken bir bölümü gözaltı, tutuklama, süründürme, sonsuza kadar bitirilmeyecek davalar dedi.
Diktatör, verilen yanıtları beğenmedi ve özel kalem müdürüne emir verdi:
"Buraya çok acele olarak bir canlı tavuk getirin. Ne yapmamız gerektiğini size anlatacağım."
Birazdan tavuk getirildi. Diktatör, dalkavuklarının şaşkın bakışları altında tavuğun tüylerini tek tek yolmaya başladı. 15 dakika süren bu işlem boyunca tavuk feryat etti, kaçmaya çalıştı ama başaramadı.
Sonunda, cascavlak kalan tavuğu salonun ortasına salıverdi diktatör... Ve dedi ki "Şimdi izleyin bakalım nereye gideceğini, nereye sığınacağını bu şaşkın tavuğun!"
Canı fena halde yanan tavuk oradan oraya koşuyor, çaresizce bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Masalara koltuklara çarptıkça canı daha beter yanıyordu.
İşte o zaman diktatör, cebinden bir avuç yem çıkarıp yolunmuş tavuğun önüne tane tane atmaya başladı. Tavuk yeme saldırdı.
Sonra, diktatör ayağa kalkıp birkaç kez yerini değiştirdi.
Görüldü ki yemlenen tavuk, tüylerini yolan diktatör nereye yönelse onun peşinden koşuyor. Oturduğu zaman onun bacaklarının arasına giriyor.
Hayretten ağzı bir karış açık kalan dalkavuklarına diktatör şöyle dedi:
"Gördünüz mü?.. Halk dediğimiz kalabalık işte bu tavuk gibidir. Alacaksın kucağına, tüylerini yolacaksın, onu korkutup sindireceksin, birazcık da yemleyip bu yolla kendine bağlı kılacaksın. O zaman sana boyun eğecek, senin peşine takılacak, bacaklarının arasına sığınacak. Ne yaparsan yap ses çıkarmayacak, tepki göstermeyecek. Bunu basardın mı, yarattığın "Tavuk toplumu" yönetmek çok kolaydır."
Diktatörün (ya da padişahın) dalkavukları hayret ettiler. "Vay anasını birader, padişahımız efendimizin aklı gerçekten muhteşem" diye bağırdılar.


Diktatör, adamlarına son bir ders daha verdi:


"Kuşlar iki kanatlarını özgürce kullanıp uçar. Uçamayanlar işte böyle kişiliksiz tavuk olur. Biz bir tavuk toplum yaratacağız arkadaşlar... Çünkü çaresiz bırakacağımız, korkutacağımız tavuk toplum eninde sonunda bize sığınır, önüne attığımız bir avuç yemi gagalarken tüylerini yolduğumuzu, arkadan yumurtalarını çaldığımızı bile fark etmez."


Hikaye bu ya!..
(Emin Çölaşan'ın notu: Lütfen yanlış anlaşılmasın, bu hikayenin günümüz Türkiyesi ile uzaktan yakından ilgisi yoktur yani!)

EMİN ÇÖLAŞAN / SÖZCÜ
http://www.haberiniz.com/yazilar/haber25571-Yalakalari_Bile_Yeter_Artik_Dedi.html
Yalakaları Bile "Yeter Artık!" Dedi.( TAVUK TOPLUM ) - İdalimForum.Com


..

AHMET YILMAZ - Ya Sev Ya terk et. - Hepimiz Kardeşmiyiz..

HEPAR - Osman Pamukoğlu : Son Hamle

12 Mart 2011 Cumartesi

Merhumu Nasıl bilirsiniz Görmedikki herifi !

Merhumu Nasıl bilirsiniz Görmedikki herifi !




Buyrun Cenaze Namazına
















Durun canım cenaze namazı deyince hemen canınız sıkılmasın. Hele şu hikayeyi bir dinleyin bakalım.

Eski günlerde köyün birinde, köyün ileri gelenlerinden biri ölmüş. Köylüler pek alışık değilmiş ölüm haberine, dağ havasından mıdır ne, Allah uzun ömür verirmiş bu köyün insanlarına. Köylüler haber alır almaz cenaze evine koşuşmuşlar, feryatlar ağıtlar başlamış. Biraz sakin olanlar övüyorlarmış meziyetlerini merhumun. Saatler ilerledikçe, insanların aklı başına gelmiş, “hadi başlayalım defin işine” demişler. Demişler demesine de köyün hocası yıllar önce gidince, kimsenin aklına gelmemiş yeni bir hoca bulmak köye. Hoş bu köyde kimsenin gözü namazda olmayınca, ezanın da çoktandır okunmadığını fark edememişler.

Derken bir telaş başlamış cenaze evinde, köyün en güngörmüşüne baş vurmuşlar. Umutla bakmışlar gözünün içine güngörmüş köylünün, bir çok dini hikaye bilirmiş, anlatırmış Hayber Kalesinin fethini, Zaloğlu Rüstemin kıssalarını, çokça nasihat verirmiş cömertlikten, mertlikten. Güngörmüş köylü sıvazlamış çenesini, birazda mahcup edayla konuşmuş:

– “Kıldırırım kıldırmasına cenaze namazını da, hani bir hoca olsa daha iyi olurdu, ben pek bilmem gömülmüş ölüyle konuşmasını” demiş.

Umutları sönmüşken köylünün, dışardan tanıdık bir ses duyulmuş. Bu, köylerine sıkça gelen çerçicinin sesi değil mi? Hemen buyur etmişler içeriye. Çerçici muzip bir sesle:

– “Hayrola ağalar cenaze evi mi burası” demiş.

O da bu köyde birisinin ölmesine alışık değilmiş. Bakmış herkes somurtuyor, anlamış ki iş ciddi o da asmış suratını.

– “Bak Allah’ın işine iyi ki gelmişim. Çok ekmeğini yedim rahmetlinin, yetişemeseydim cenazesine dert olurdu içime vallahi” demiş.

Oturmuş gösterilen baş köşeye çerçici, okumuş üç ihlas bir fatiha, olmuş o anda köylünün gözünde bir evliya. Umutla parlamış gözleri köylünün, gökte ararken yanlarında bulmuşlar hocayı. Güngörmüş köylü başlamış övmeye çerçiciyi, anlatmış bu mübarek insanın asıl mesleğinin çerçicilik olmadığını. Dönmüş çerçiciye:

– “Şimdi tam sırasıdır rahmetlinin yedirdiği ekmeğin hakkını ödemenin” demiş.

Çerçici uyanık, anlamış üzerinde bir hesap yapılıyor, bozuntuya vermeden tastik etmiş başıyla hemen. Cenazenin sahibi atılmış:

– “Başlıyalım hocam defin işine, acele etmek gerekir derler cenazeye”.

Bakmış çerçici adı hocaya çıktı, yoklamış hafızasını; ölü nasıl yıkanır, kefenlenir, ya cenaze namazı kaç rekattı, sırt üstümü yüz üstümü gömülürdü ölü. Sıralamış peş peşe soruları, kafasından bulmaya çalışmış cevaplarını. Allah’tan hoca torunu imiş de görmüş küçükken birkaç cenaze yıkanışını, toplamış cesaretini, başlamış işe.

Bir güzel yıkamış ölüyü üzerlik otuyla, aklına gelmemiş hatmi otu. Gönül rahatlığı ile guslünü de yaptırmış, en iyi bildiği de buymuş zaten. Sıra kefenlemeye gelmiş, istemiş dört arşın bez bilgiç edayla, o da bir atasözünden aklında kalmış. Sarmalamış ölüyü bir çarşafa yaprak dolması gibi, artık hazırmış ölü cenaze namazı için.

Konmuş kapısı açılmayan caminin avlusuna cenaze, hoca geçmiş köylünün önüne, tam başlayacakmış ki namaza, bir köylü arkasından seslenmiş:


– “Hocam şu cenaze namazını bir anlatsan, çoğumuz kılmayalı uzun zaman oldu”.


– “Demek içinizde cenaze namazını bilmeyenler de var” demiş hoca kınayarak. Başlamış cenaze namazını tarif etmeye:

– “Ey cemaat, cenaze namazı iki rekattır, okunur her rekatında fatiha, bir rüku iki secde var bu namazda” diye fasih bir dille açıklamış.

Derken köylüler kılmışlar huşu içinde namazı, taklit ederek hocayı. Gömmüşler ölüyü sırt üstü mezara, beklemişler hocanın ölüyle konuşmasını. Hoca bakmış köylüler bekliyorlar, sıralamış mısraları, vermiş ölüye telkini:



Ey fani sorarlarsa rabbini

Sen söyle dünyadaki halini

Onlar sormazlar bir dah

Ne peygamberini ne dinini



Olur mezarın nur-u pür

Balyozlar gelir gümbür gümbür

Kimse duymasa da sesini

Sen bağırırsın gür gür



Çerçici pek sevmiş yeni mesleğini, vaat etmiş köylülere her cenazede köylerine gelmeyi.

Anlattığım bu hikaye, kim dinlese pek hoşuna gitti. Hele çerçicinin cenaze namazını iki rekat kıldırmasına epey güldüler. Tesadüf bu ya telefon çaldı, bir de ne duyayım? Ferit beyin kardeşi trafik kazasından vefat etmiş. Tam hikayenin üzerine buz gibi bir haberdi.

Bizim dairede âdettir, birisinin cenazesi olduğunda bay-bayan tüm arkadaşlar cenaze merasimine katılır. Cenaze namazının öğlen namazını müteakip kılınacağını duyunca bizi bir telaş aldı. Kimimiz cenaze namazına gitmek için taşıt ayarlarken, kimimiz de çelenk için bilmem ne eğitim derneğini arıyordu. Hep birlikte doluşup, gittik büyük camiye, bekledik cemaatin öğlen namazını kılmasını. Bu arada trafik canavarından konuşuyorduk, ne canlar gitmişti genç ihtiyar demeden. Ferit bey de çok üzgündü, ağlıyordu genç yaşta giden kardeşine. Arkadaşlarından öğrendik ki koyu Galatasaraylıymış rahmetli.

Derken cemaat camiden çıkarken biz de avluda yerimizi çoktan almıştık. Kamil bey yanımda biraz huzursuz beklerken, birden kulağıma eğildi:

– “Yahu cenaze namazı için abdest almak gerekir miydi acaba?”

Ben de şaşkınlıkla:

– “Abdestsiz namaz olur mu Kamil bey” dedim.

Kamil bey biraz yüzü kızararak:

– “Ne bileyim canım, televizyonda devlet ekranının cenaze namazına hep birden durduğunu görünce sandım ki!”

Yanımızdaki bey: – “Hişt! Hoca cenaze namazını tarif ediyor kardeşim, sessiz olun lütfen” dedi.

Hoca cenaze namazını tarif ederken aklıma çerçici geldi hemen, içimden kendi kendime güldüm. Gerçi hoca doğru tarif ediyordu namazı, ama cemaat pek değişmemişti.

Cenaze namazını kılınca hep birlikte tabuta hücum edip, cenaze arabasına yerleştirdik. Baktık Ferit bey telaşla sağa sola koşturuyor. Hemen vardık yanına adamcağızın yardım edelim diye. Kendi kendine söyleniyordu:

– “Nasıl da unuttuk Galatasaray bayrağını!”

Arkadaşlarla hep birlikte caminin yanındaki dükkanlara dağıldık. Derken birisi buldu getirdi Galatasaray bayrağını. Bayrağı tabutun üstündeki yeşil örtünün üstüne örttüler.

Dedim ki kendi kendime: “ Din âdet haline geldikten sonra, zaman geçse de pek bir şey değişmiyor. Allah’tan geldik ve Allah’a döneceğiz.” Vesselâm.

Mehmet Akif

Semerkand Dergisi – Şubat – 1999

8 Mart 2011 Salı

Recep Bey'e "Patent" aldılar! - İdalimForum.Com

Recep Bey'e "patent" aldılar!




08 Mart 2011 Salı 10:20



Hükümete yakın bir reklam firması, CHP liderinin sık kullandığı "Atma Recep Din Kardeşiyiz" ve "Recep Bey" sözlerinin kullanım hakkını aldı.





Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’ı eleştirirken miting meydanlarında sıkça kullandığı “Atma Recep Din Kardeşiyiz” ve “Recep Bey” sözlerinin propaganda malzemesi olarak kullanılmasına ambargo geldi.

Hükümete yakınlığı ile bilinen YRD İstanbul Reklamcılık ve Danışmanlık adlı şirket, Türk Patent Enstitüsü’ne yaptığı başvuru ile seçim öncesinde bu sözlerin tüm kullanım haklarını aldı. Böylelikle CHP seçim meydanlarında, billboard’larda ve reklam afişlerinde “Atma Recep Din Kardeşiyiz” ve “Recep Bey” yazılarını kullanamayacak. Ayrıca bu sözlerin yazılı olduğu pankart, poster, takvim, fotoğraf ve çıkartma hazırlanamayacak, bu sözleri içeren internet siteleri kurulamayacak.

Siyaset dünyası, 12 Haziran’da yapılması planlanan genel seçimlere hazırlanırken, AK Parti ve CHP arasındaki propaganda yarışı da hız kazandı. Hükümet ve ana muhalefet partisi arasındaki kıyasıya rekabetin en önemli alanlarından biri de seçim meydanları ve billboardlar olacak. Her iki parti de siyasi mesajlarını ve programlarını hazırladıkları afişler, pankartlar ve posterlerle seçmene anlatmaya çalışacak.

ÖYLESİNE ALDIK DİYELİM!



Ancak CHP lideri Kılıçdaroğlu kendisi ile adeta özdeşleşen “Atma Recep Din Kardeşiyiz” ve “Recep Bey” sözlerini seçim propagandasında kullanamayacak. Bu sözleri içeren afiş, poster, pankart, çıkartma hazırlanamayacak. Türk Patent Enstitüsü’ne yaptığı 2010/42556 sayılı ve 29.06.20210 tarihli başvuru ile CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun hükümete karşı ağzından düşürmediği sözcükleri kendi ‘tekeline’ alan YRD firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Safiye Oral Cenkci, kendilerini ‘hükümete yakın bir reklam ajansı’ olarak tanımladı. Ancak Cenkci, “Atma Recep Din Kardeşiyiz” ve “Recep Bey” sözlerinin patentini neden aldığına ilişkin bir açıklama yapmak istemediğini söyledi. Cenkci, “Bu sözleri herhangi bir ticari üründe kullanacak mısınız?” sorumuza karşılık, “Bu konuda konuşmak istemiyorum. Öylesine aldık diyelim” dedi. CHP lideri, pek çok konuşmasında “Atma Recep Din Kardeşiyiz” diyerek hükümet politikalarını eleştirmiş, CHP’nin 12 Eylül referandumu çalışmalarında kullandığı şarkıya da ‘Siyasette Recep Bey’ adı verilmişti. Başbakan Erdoğan da Ekim 2010’da ‘Recep Tayyip Erdoğan’ ismini ve isminin baş harflerinden oluşan ‘RTE’ markasını kendi adına tescillemişti.

CHP POLEMİĞE GİRMEYECEK



Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili olduğu dönemde verdiği bir soru önergesinde YRD’nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’ndan şaibeli bir şekilde iş aldığını iddia etmişti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, YRD’nin patent başvuralarına ilişkin, “Haberimiz yoktu. Biz zaten polemik üzerine bir kampanya hazırlamadık” dedi. (Radikal)



http://www.gazete5.com/haber/recep-bey-patenti-kullanim-hakki-yrd-reklamda-8-mart-2011-92116.htm




Recep Bey'e "Patent" aldılar! - İdalimForum.Com

MHP'li Akşener: Türkiye'de korku imparatorluğu oluşturuldu - İdalimForum.Com

MHP'li Akşener: Türkiye'de korku imparatorluğu oluşturuldu - İdalimForum.Com

19 Şubat 2011 Cumartesi

Illerin milletvekili sayıları - İdalimForum.Com

Illerin milletvekili sayıları - İdalimForum.Com


İLLERİN MİLLETVEKİLİ SAYILARI


42 ilin milletvekili sayısı değişti






19. ŞUBAT .2011





Türkiye nüfusunun 2007 yılına göre 1 milyonun üzerinde artması ve Anayasa Mahkemesi'nin Seçim Kanunu'nda yaptığı değişiklik 42 ilin milletvekili sayısını değiştirdi. 2007 genel seçimlerinde 1 milletvekili çıkaran il bulunmazken, 2011 seçimlerinde Bayburt'un vekil sayısı 1 olacak. Vekil sayısını 15 arttıran İstanbul, Meclis'te 85 milletvekiliyle temsil edilecek. Edirne ise 658 kişiyle 1 milletvekili kaybetti.





İllerin çıkaracağı milletvekili sayısı öncelikle her ile 1 milletvekili verilmesiyle belirleniyor. 81 İle 1'er vekil dağıtıldığında geriye 469 milletvekili kalıyor. Arkasından 73 milyon 722 bin 988 kişi 469'a bölünüyor. Buradan elde edilen 157 bin 191 kişiye birer milletvekili düşecek şekilde vekil dağılımı yapılıyor. 428 milletvekili daha bu şekilde illere dağıtılıyor. Arta kalan 41 milletvekili de 'artık nüfus'u en çok olan illere dağıtılıyor. Meclis'e gidecek 550 milletvekili bu şekilde belirleniyor.

Sıralamaya göre Edirne'nin nüfusu 658 kişi fazla olsaydı, 3 değil de 4 vekil çıkarabilecekti. Nüfus artış ve azalışı sebebiyle 41 ilin vekil sayısında değişiklik oldu. 28 ilin vekil sayısı bir önceki seçime göre azaldı. Nüfusunu arttıran 14 şehir ise Parlamento'ya daha fazla vekil gönderme fırsatı yakaladı. Türkiye'nin en kalabalık şehri İstanbul 15, Ankara 2 ve İzmir 2 milletvekili fazladan vekil gönderecek.

Şehirlerin nüfuslarında yaşanan bu hareketliliğin yanı sıra Anayasa Mahkemesi'nin 22 Ekim 2009 tarihinde Milletvekili Seçim Kanunu'na eklenen bir maddeyi iptal etmesinin de etkisi oldu. "Nüfusu iki milletvekili çıkarmaya yetmeyen iller, artık nüfus sıralamasında da milletvekili sayısını ikiye çıkaramazlarsa, önce iki milletvekili çıkaramayan illere ikinci milletvekili verilir." ibaresinin iptal edilmesiyle Bayburt 1 milletvekili kaybetti.





İŞTE İLLERE GÖRE ESKİ VE YENİ VEKİL SAYILARI





İller Nüfus 2011 vekil 2007 vekil Fark





Adana 2.085.225 14 14 0

Adıyaman 590.935 5 5 0

A.Karahisar 697.559 5 7 -2

Ağrı 542.022 4 5 -1

Aksaray 377.505 3 4 -1

Amasya 334.786 3 3 0

Ankara 4.771.716 31 29 2

Antalya 1.978.333 14 13 1

Ardahan 105.454 2 2 0

Artvin 164.759 2 2 0

Aydın 989.862 7 8 -1

Balıkesir 1.152.323 8 8 0

Bartın 187.758 2 2 0

Batman 510.200 4 4 0

Bayburt 74.412 1 2 -1

Bilecik 225.381 2 2 0

Bingöl 255.170 3 3 0

Bitlis 328.767 3 4 -1

Bolu 271.208 3 3 0

Burdur 258.868 3 3 0

Bursa 2.605.495 18 16 2

Çanakkale 490.397 4 4 0

Çankırı 179.067 2 3 -1

Çorum 535.405 4 5 -1

Denizli 931.823 7 7 0

Diyarbakır 1.528.958 11 10 1

Düzce 338.188 3 3 0

Edirne 390.428 3 4 -1

Elazığ 552.646 5 5 0

Erzincan 224.949 2 3 -1

Erzurum 769.085 6 7 -1

Eskişehir 764.584 6 6 0

Gaziantep 1.700.763 12 10 2

Giresun 419.256 4 5 -1

Gümüşhane129.618 2 2 0

Hakkari 251.302 3 3 0

Hatay 1.480.571 10 10 0

Iğdır 184.418 2 2 0

Isparta 448.298 4 5 -1

İstanbul 13.255.685 85 70 15

İzmir 3.948.848 26 24 2

K.Maraş. 1.044.816 8 8 0

Karabük 227.610 2 3 -1

Karaman 232.633 2 3 -1

Kars 301.766 3 3 0

Kastamonu 361.222 3 4 -1

Kayseri 1.234.651 9 8 1

Kırıkkale 276.647 3 4 -1

Kırklareli 332.791 3 3 0

Kırşehir 221.876 2 3 -1

Kilis 123.135 2 2 0

Kocaeli 1.560.138 11 9 2

Konya 2.013.845 14 16 -2

Kütahya 590.496 5 6 -1

Malatya 740.643 6 7 -1

Manisa 1.379.484 0 10 0

Mardin 744.606 6 6 0

Mersin 1.647.899 11 12 -1

Muğla 817.503 6 6 0

Muş 406.886 4 4 0

Nevşehir 282.337 3 3 0

Niğde 337.931 3 3 0

Ordu 719.183 6 7 -1

Osmaniye 479.221 4 4 0

Rize 319.637 3 3 0

Sakarya 872.872 7 6 1

Samsun 1.252.693 9 9 0

Siirt 300.695 3 3 0

Sinop 202.740 2 3 -1

Sivas 642.224 5 6 -1

Şanlıurfa 1.663.371 12 11 1

Şırnak 430.109 4 3 1

Tekirdağ 798.109 6 5 1

Tokat 617.802 5 7 -2

Trabzon 763.714 6 8 -2

Tunceli 76.699 2 2 0

Uşak 338.019 3 3 0

Van 1.035.418 8 7 1

Yalova 203.741 2 2 0

Yozgat 476.096 4 6 -2

Zonguldak 619.703 5 5 0



..