22 Ağustos 2016 Pazartesi

Oyun Kurgu Kuruldu Ülkemizde





Oyun Kurgu Kuruldu Ülkemizde















Kendi doğrusu hiç değişmez biçimde
Yargılanma korkusu durur daim içinde
Ülke yaşanmaz halde umursamaz hiçinde
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

Tanır biliriz artık on beş seneden beri
Kolumuzu kaptırdık alamazsınız geri
Darbe olacak diye  hemen değişti yeri
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

Bir an öncede bunlar iktidardan gitmeli
Ülke üzerindeki kaos yeter bitmeli
Ayrımcılık baskılar sıkıntılar yetmeli
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

Soyu sülalesini araştırırsan eğer
Kandırıldı ülkemiz layık değilmiş meğer
Yaptılar mı yenilik var mı kattığı değer
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

Kandırdı halkı sanki keramet türban bezle
Hırsızlığı yalanı nasıl gizlersen gizle
Bir gün açığa çıkar kolay takip et izle
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

Suriyeliyi ettin yurdundan bir bir taşı
Yanlışıyla beladan halkın kurtulmaz başı
Yaptığı oyun kurgu insanı yapar şaşı
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

Adaleti bitirdi halkımızda yok tavır
Çağdaş demokrasiyle diktatörlüğü ayır
İnan bu iktidardan ülkeye gelmez hayır
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

Yaşanan göz önünde açık kalmadı saklı
Düşünmez yorum yapmaz sabit takılı aklı
Ne yaparsak yapalım olamayız biz haklı
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

İstihbarat sekiz saat önce haber verdi
Neden engel olmadı sorumlu neydi derdi
Kurgu yazan yürüttü mutlu bir sona erdi
Her türlü oyun kurgu kuruldu ülkemizde

http://www.turksolu.com.tr/oyun-kurgu-kuruldu-ulkemizde/

****

17 Ağustos 2016 Çarşamba

ABD Savunma Bakanlığı’nın 2014 Yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu ve Küresel Askerî Konuşlanma Planı. BÖLÜM 2



ABD Savunma Bakanlığı’nın 2014 Yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu ve Küresel Askerî Konuşlanma Planı. 
BÖLÜM 2



3. Küresel Konuşlanma Planı ;

ABD’nin yukarıda sıralanan strateji çerçevesinde; 

 İleri deniz kuvvetlerini, Asya-Pasifik bölgesi gibi kritik alanlara konuşlandırması, bu kapsamda 2020 yılına kadar ABD deniz unsurlarının %60’ının Pasifik bölgesinde kaydırılması, Japonya’daki Deniz varlığının geliştirilmesi, Guam’da deniz ve deniz piyade unsurlarının artırılması, Darwin/Avustralya’da asker sayısının 2.500’e çıkarılması,  

* Muharip Komutanlıklarının mevcut ve ihtimalat ihtiyaçları çerçevesinde gemi, hava unsurları ve kriz mukabele kuvvetlerinin yeni bir kombinasyonunun konuşlandırılması,  
* Asya-Pasifik bölgesi gibi kritik alanlarda erişilmesi istenen hedeflere göre bölgeye odaklı kuvvetler tahsis edilmesi, 
* İttifak üyeleri ve ortak ülkelerin hazırlık seviyesini artırmak ve birlikte çalışabilirliği sağlamak için  çokuluslu, müşterek eğitim tesislerinin optimize edilmesi, 
* Konsept, tutum ve bayrak gösterme seçeneklerinin geliştirilmesi, bu kapsamda daha büyük ve daha yetenekli düşmana karşı zorla topraklara giriş ve geniş ölçekli müşterek kara harekâtının icrasına yönelik yeni bir konsept yazılması, 
* Müşterek Saldırı Uçağı gibi savunma yatırımlarının desteklenmesi, 
* Yenilikçi yöntemlerle gemilerin kullanım ömürlerinin uzatılması, 
* Kriz dönemlerinde ilave stratejik ve operasyonel esneklik sağlayan erişim anlaşmalarının imzalanması,  
* Başta Körfez ülkeleri ve Asya ülkeleri olmak üzere, ittifak üyeleri ve ortak ülkelerle ilişkilerin derinleştirilmesi,  
* İngiltere ile savunma planlama süreçleri ve uçak gemisi yeteneğinin yeniden tesisi alanında birlikte çalışılması,  
* Avustralya ile denizaltı sistem ve silahları, helikopterler, savaş ve nakliye uçaklarına odaklı işbirliği ve birlikte çalışabilirliği sağlayacak planlama süreçleri nin geliştirilmesi, 
* Yeni teknolojilere ve enerji verimliliği alanına yatırım yapılması planlanmakta dır. 


4. ABD Ordusun Yeniden Yapılanması;


Raporun bu kısmında, on iki yıllık kesintisiz savaş ve 2013 yılından itibaren uygulanan bütçe kısıtlamaları nedeniyle, ABD kuvvetlerince ihtiyaç duyulan modernizasyon ve uyarlamanın yapılamadığı tespit edilmektedir. Yukarıda üç sütun altında sıralanan savunma stratejisini uygulayabilmek maksadıyla, ABD Savunma Bakanlığı tarafından 2015-2019 mali yılları arasında kaynakların aşağıdaki alanlarda kullanılması, bir başka deyişle yeniden yapılanmanın sağlanması planlanmaktadır. 





a. Hava Kuvvetleri. 

Hava Kuvvetlerindeki kritik öncelikler; bir yeni jenerasyon savaş uçağının hizmete sokulması, siber yeteneklerin, hava elektronik sistemleri ve silahlarının, taktik ve eğitiminin geliştirilmesi olarak belirlenmiştir. Hava Kuvvetleri modernizasyonu çerçevesinde; 

* Savaş uçağı filosunun büyük çoğunluğunu F-35 savaş uçağı ile yenilenmesi, 
* Yeni bir radara yakalanmayan, uzun menzilli savaş uçağının geliştirilmesi, 
* Tanker filosunun KC-46A yeni jenerasyon tanker/kargo uçağıyla yenilenmesi, 
* Düşmanın hava savunması tam olarak çökertilmemiş olsa dahi, hedeflerini etkin şekilde vurabilecek özellikte savaş ve bombardıman 
uçaklarında kullanılacak havadan karaya füzelerin tedariki öngörülmektedir. 






b. Kara Kuvvetleri, 

Kara Kuvvetlerinin; 

* Müşterek ve çok taraflı, geniş ölçekli, çok safhalı bir harekâtı ani ve sürdürülebilir şekilde icrası ile birlikte savaş sonrası istikrar harekâtını da yürütmesi, 
* Düzenli Ordu mevcudunun 570.000’den 440.000 - 450.000’e, Milli Muhafız Teşkilatı mevcudunun 358.000’den 335.000’e ve Yedek Kuvvetlerin 205.000’den 195.000 seviyelerine indirilmesi öngörülmektedir. 





c. Deniz Kuvvetleri, 

Deniz Kuvvetleri yatırımları kapsamında; 

2021 yılında SSBN (X) Denizaltılarının inşası, 
* Su Üstü Savunma Harp silahları, yeni jenerasyon 
* Kara Saldırı Silahları, Virginia Payload Modülü ve F-35 programları gibi saldırı vuruş yeteneklerinin muhafazası veya imkanlar dahilinde geliştirilmesi, 
* Yeni bir müşterek gemisavar seyir füzesinin geliştirilmesi,  
* Deniz Kuvvetlerinde gemi sayısının 2020’li yıllara kadar artırılması, kruvazörlerin modernizasyonu, yeni destroyer üretim planlarının devreye sokulması, 32 Kıyı Harp Gemisinin alınması, amfibi gemi yatırımlarının yeniden canlandırılması planlanmaktadır. 




ç. Deniz Piyade Kuvveti. 

Deniz Piyade Kuvveti’nin Amfibi Harp Gemilerinin alımını tedricen sürdürmesi planlanmaktadır. 


d. Özel Kuvvetler. 

Özel Kuvvetlere terörist örgütlerle mücadelede merkezî bir rol verilmesi ve mevcudunun 69.700’e çıkarılması, ittifak ve ortak ülke güçlerinin ABD çabalarını tamamlayacak şekilde eğitilmesi. 

Yukarıdaki yetenekler bazında yapılandırılacak ABD Silahlı Kuvvetleri’nin ana unsurları Ek-1’dedir. 

5. Sonuç ve Değerlendirme;

Rapor’da, savunma bütçesinde ciddi kısıtlamalara karşı alınacak tedbirler tespit edilirken küresel güvenlik ortamındaki değişimlere uygun stratejiler geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bir süredir ABD’nin sıklet merkezini Asya-Pasifik bölgesine kaydırmakta olduğu çabaları bu rapordaki tespitlerle doğrulanmaktadır. ABD’nin 2020’lere kadar stratejik öncelikleri; Asya-Pasifik, Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya, Afrika ve Güney Amerika şeklinde belirmektedir. 

Önümüzdeki dönemde Asya-Pasifik bölgesindeki mücadelenin çok boyutlu olarak devam edeceği, ABD’nin Çin’in dengelenmesi ve kapsanması, Kuzey Kore’nin sınırlanması, Pakistan’ın istikrarının ve Hindistan ile arasında dengenin korunması, Afganistan’ın bölgesel işbirliği mekanizmalarıyla bağlarının artırılması ve ASEAN’ın desteklenmesine önem vereceği değerlendirilmektedir. 

Diğer taraftan ABD’nin Avrupa ve NATO’ya desteğini devam ettireceği, İngiltere ile işbirliğini ve savunma alanında ortaklığını güçlendireceği, Rusya ile ilişkileri kesmeden mücadeleye devam edeceği anlaşılmaktadır. 

ABD’nin Orta Doğu’yu daha düşük öncelikli olarak değerlendirmesinin, güvenlik tehditleri algılayan bölgesel aktörlerin çeşitli stratejiler geliştirmesine, ittifak yapıları kurmasına ve artan silahlanma çabalarına neden olabileceği, bu kapsamda Körfez ülkelerinin öne çıkacağı değerlendirilmektedir. 

ABD kuvvet yapılanmasında kara kuvvetlerinde azalma, hava ve deniz unsurları nın modernizasyon ile geliştirilmesi, özel kuvvetler ve siber kuvvetlerin güçlendiril mesi dikkat çekmektedir. 
Özel kuvvetlerin ve siber kapasitesinin öne çıkarılmasının bölgesel güç mücadelelerinde örtülü ve dolaylı operasyonların artacak rolüne işaret ettiği kıymetlendirilmektedir. 

ABD savunma harcamalarında 2020’lere kadar 600 milyar dolar civarında kesintinin savunma sanayii firmalarını dış pazar aramaya yönlendireceği, bu durumun Türkiye dâhil savunma sanayii ihracatında atılım yapmaya çalışan ülkelerin savunma sanayi sektörlerini olumsuz olarak etkileyebileceği mütalaa edilmektedir. 

Bilgi Notunun hazırlanmasın da istifade edilen Dokümanlar;

“Quadrennial Defense Review 2014”, US Department of Defense, 
http://www.defense.gov/pubs/2014_Quadrennial_Defense_Review.pdf; ( “Priorities for 21th Century”, US Department of Defense )
http://www.defense.gov/news/Defense_Strategic_Guidance.pdf; ( “National Security Strategy 2010”, White House, )
http://www.whitehouse.gov/sites/default/files/rss_viewer/national_security_strategy.pdf 


Notlar;

EK 
Ek-1: 2019 Yılı İçin Planlanan ABD Kuvvet Yapısının Ana Unsurları 

1. Kara Kuvvetleri; 

* 18 Tümen (10 Düzenli Ordu, 8 Millî Muhafız Ordusu)  
* 22 Hava Tugayı (10 Düzenli Ordu, 2 ABD Yedek Ordusu, 10 Millî Muhafız Ordusu)  
* 15 Patriot Hava ve Füze Savunma Taburu, 7 Terminal Yüksek İrtifa Bölge Savunma Füze Savunma Bataryası (tümü Düzenli Ordu),  

* Öngörülen Personel sayısı: 440.000-450.000 Düzenli Ordu, 195.000 Yedek Ordu, 335.000 Millî Muhafız Ordusu. 

2. Deniz Kuvvetleri; 

* 11 Uçak Gemisi ve 10 Deniz Hava Kuvveti  
* 92 Büyük Su Üstü Gemisi  
* 43 Küçük Su Üstü Gemisi  
* 33 Amfibi Harp Gemisi  
* 51 Hücum Denizaltısı ve 4 Güdümlü Füze Denizaltısı  

* Öngörülen personel sayısı: 323.000 Aktif, 58.800 Yedek  

* 2 Deniz Piyade Sefer Kuvveti ve 1 Yedek Birleşik Grup 
* 3 Deniz Piyade Sefer Tugayı Komuta Unsuru  
* 7 Deniz Piyade Sefer Birimi Komuta Unsuru  

* Öngörülen personel sayısı: 183.000 Aktif, 39.000 Yedek 

3. Hava Kuvvetleri ;

* 48 Avcı Filosu (971 uçak)  
* 9 Ağır Bombardıman Filosu (96 uçak)  
* 443 Havada Yakıt İkmal Uçağı  
* 211 Stratejik Hava Taşıma Uçağı  
* 300 Taktik Hava Taşıma Uçağı  
* 280 İstihbarat-Keşif-Gözetleme Uçağı  
* 27 Komuta ve Kontrol Uçağı 
* 6 Operasyonel Uydu Kümesi 

* Öngörülen personel sayısı: 308.000 Aktif, 66.500 Yedek, 103.600 Hava Millî Muhafız 

4. Özel Harekât Kuvvetleri ;

* Yaklaşık 660 Özel Harekât Timi 
* 3 Ranger Tugayı 
* 259 Ateş Destek Uçağı 
* Yaklaşık 83 İstihbarat-Keşif-Gözetleme uçağı 

* Öngörülen personel sayısı: 69.700 


5. Stratejik Nükleer Kuvvetler; 

* Azami 1550 Nükleer Başlık  
* Azami 420 Minuteman III Kıtalararası Menzilde Balistik Füze  
* 240 Denizaltı Balistik Füzesi (14 SSBN’nin 12’sinde)  
* Azami 60 Nükleer Yetenekli Ağır Bombardıman Uçağı 


6. Siber Görev Kuvvetleri; 

* 13 Millî Görev Timi (8 Millî Destek Timi ile beraber)  
* 27 Harp Misyon Timi (17 Harp Destek Timi ile beraber)  
* 18 Millî Siber Korunma Timi  
* 24 Hizmet Siber Korunma Timi  
* 26 Muharip Komuta ve Savunma Bakanlığı Bilgi Ağı Siber Korunma Timi 


Bu Bilgi Notu, MSE'nin Mali konulardaki Çözüm ortağı, 
AYS Araştırma Analiz Eğitim Danışmanlık Düşünce Kuruluşu Ltd. Şti.'nin katkılarıyla hazırlanmıştır. 

http://merkezstrateji.com/wp-content/uploads/2015/01/150119_BN002_ABD-Savunma-Bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1_s3.pdf

****

  ÖZEL NOTUM;
  Katkısı olan her Kurum ve Kuruluşa ve Çalışanlarına..,
  Saygıyla..,
  İNTERNET ORTAMINDA YAYINLAYAN.., 
  TANER ÇELİK..

_ BU BİLGİLER TAMAMEN GENÇ KUŞAĞI BİLĞİLENDİRMEK AMACI İLE YAYINLANMIŞTIR..
TİCARİ BİR AMAÇ KUULANILMAMIŞ VE GÖZETİLMEMEKSİZİN..,

...

ABD Savunma Bakanlığı’nın 2014 Yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu BÖLÜM 1




ABD Savunma Bakanlığı’nın 2014 Yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu ve Küresel Askerî Konuşlanma Planı.., BÖLÜM 1





Hazırlayanlar:
Bilgi Notu–002 
19.01.2015
Dr. Oğuz MAYDA, 
Dr. Oktay BİNGÖL





Bu Bilgi Notu Okuyucuya,

“ABD Savunma Bakanlığı’nın 2014Yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu ve Küresel Askeri Konuşlanma Planı”   Hakkında bilgi sunmak maksadıyla hazırlanmıştır.

MSE, ulusal, bölgesel, küresel barış ve güvenlik ile kurumsal yapılanma, risk analizi ve strateji geliştirme konularında eğitim ve danışmanlık hizmeti veren akademik bir danışmanlık ve düşünce kuruluşudur.

MSE Benimsediği ilkeler çerçevesinde kapsadığı konular da özgün ve nitelikli bilgiyi üretmeyi ve bunu genişkitlelerle paylaşmayı temel amaç edinmştir.
Bu maksatla,ilgi alanındaki konular hakkında analizler yapar, stratejiler geliştirir ve akademik eğitim faaliyetlerinde bulunur.
MSE’nin ilkelerini, İnsanlığın barış ve Güvenliğini esas alan temel amacı belirler. Bilimsel etik ve tarafsızlık kuruluşumuzun temel ilkesidir.
Ne kadar saygın olursa olsun MSE, hiçbir politik gücü veya inancı desteklemez.

Amaç:

MSE Danışma Kurulu 

Merkez Strateji Enstitüsü (MSE):
Doç.Dr.Sinem Akgül AÇIKMEŞE,
Prof.Dr.Bülent ARI,
(E)Tuğg.Dr.Oktay BİNGÖL,
Prof.Dr.Mitat ÇELİKPALA,
Prof.Dr.Çağrı ERHAN,
(E)Büyükelçi Dr.Ercan ÖZER,
Prof.Dr.Abdülkadir VAROĞLU,
Dr.Ali Bilgin VARLIK




İÇİNDEKİLER.., 

Yönetici Özeti | 1 

1. Giriş | 3 

2. 2014 yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu Ana Hatları | 4 

3. Küresel Konuşlanma Planı | 7 

4. ABD Ordusun Yeniden Yapılanması | 8 

5. Sonuç ve Değerlendirme | 10 


EK-1: 2019 Yılı İçin Planlanan ABD Kuvvet Yapısının Ana Unsurları | EK-1 


ABD Savunma Bakanlığı’nın 2014 Yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu ve Küresel Askerî Konuşlanma Planı ; 

Yönetici Özeti 

ABD’nin 2014 Yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu, 2010 yılı Ulusal Güvenlik Stratejisi, 2012 Yılı ABD Savunma Stratejik Planlama Rehberi ve 2011 yılında çıkarılan Bütçe Kontrol Yasasının (Budget Control Act) savunma harcamalarını kısıtlayıcı parametreleri üzerine inşa edilmiştir. 

Raporda, 2020’li yıllara kadar 600 milyar doların üzerinde gerçekleşeceği öngörülen savunma harcamaları kesintilerinin bir bölümünden ABD Kongresini vazgeçirme çabası da öne çıkmakla beraber, orta ve uzun dönemi kapsayacak şekilde savunma yetenekleri analizi yapılarak uygun stratejiler geliştirilmeye çalışılmaktadır. 

2014 Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu, birbirine bağlı üç stratejik sütunda tesis edilmiştir. 

Bunlar; “ABD topraklarının savunulması”, “küresel güvenliğin inşası” ile “güç gösterme ve kesin zafer” şeklinde belirlenmiştir. 

Küresel konuşlanma kapsamında; İleri deniz kuvvetlerinin Asya-Pasifik bölgesi gibi kritik alanlara konuşlandırması, bu kapsamda 2020 yılına kadar ABD deniz unsurlarının %60’ının Pasifik bölgesinde kaydırılması, Japonya’daki Deniz varlığının geliştirilmesi, Guam’da deniz ve deniz piyade unsurlarının artırılması, Darwin/Avustralya’da asker sayısının 2.500’e çıkarılması dikkat çekmektedir. 

Bir süredir ABD’nin sıklet merkezini Asya-Pasifik bölgesine kaydırmakta olduğu çabaları bu rapordaki tespitlerle doğrulanmaktadır. 
ABD’nin 2020’lere kadar stratejik öncelikleri; Asya-Pasifik, Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya, Afrika ve Güney Amerika şeklinde belirmektedir. 

Önümüzdeki dönemde Asya-Pasifik bölgesindeki mücadelenin çok boyutlu olarak devam edeceği, ABD’nin Çin’in dengelenmesi ve kapsanması, Kuzey Kore’nin sınırlanması, Pakistan’ın istikrarının ve Hindistan ile arasında dengenin korunması, Afganistan’ın bölgesel işbirliği mekanizmalarıyla bağlarının artırılması ve ASEAN’ın desteklenmesine önem vereceği değerlendirilmektedir. 

Diğer taraftan ABD’nin Avrupa ve NATO’ya desteğini devam ettireceği, İngiltere ile işbirliğini ve savunma alanında ortaklığını güçlendireceği, Rusya ile ilişkileri kesmeden mücadeleye devam edeceği anlaşılmaktadır. 

ABD’nin Orta Doğu’yu daha düşük öncelikli olarak değerlendirmesinin, güvenlik tehditleri algılayan bölgesel aktörlerin çeşitli stratejiler geliştirmesine, ittifak yapıları kurmasına ve artan silahlanma çabalarına neden olabileceği, bu kapsamda Körfez ülkelerinin öne çıkacağı değerlendirilmektedir. 

ABD kuvvet yapılanmasında kara kuvvetlerinde azalma, hava ve deniz unsurları nın modernizasyon ile geliştirilmesi, özel kuvvetler ve siber kuvvetlerin güçlendirilmesi dikkat çekmektedir. Özel kuvvetlerin ve siber kapasitesinin öne çıkarılmasının bölgesel güç mücadelelerinde örtülü ve dolaylı operasyonların artacak rolüne işaret ettiği kıymetlendirilmektedir. 

ABD savunma harcamalarında 2020’lere kadar 600 milyar dolar civarında kesintinin savunma sanayii firmalarını dış pazar aramaya yönlendireceği, bu durumun Türkiye dâhil savunma sanayii ihracatında atılım yapmaya çalışan ülkelerin savunma sanayi sektörlerini olumsuz olarak etkileyebileceği mütalaa edilmektedir. 

1. Giriş 

ABD Savunma Bakanlığınca dört yılda bir yayımlanan ABD Savunma Gözden Geçirme Raporlarında; küresel ölçekte uzun dönemde ortaya çıkabilecek tehditler ve mücadele alanları analiz edilerek, bunlar cevap verecek Savunma Bakanlığı stratejilerinin, yeteneklerinin ve kuvvetlerinin ne şekilde
yapılandırılacağı ortaya konmaktadır. 

Dört Yıllık Gözden Geçirme Raporlarında; ABD’nin yürürlükte olan Ulusal Güvenlik Stratejisi ile buna bağlı olarak yayımlanan Savunma Planlama Rehberi temel girdileri sağlamaktadır. Ayrıca ABD’nin orta ve uzun dönemli bütçe planlamaları ve bu kapsamda öngörülen savunma bütçesi dikkate alınmaktadır. 

Yukarıdaki genel çerçeve içinde 2014 Yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu, 2010 yılı Ulusal Güvenlik Stratejisi, 2012 Yılı ABD Savunma Stratejik Planlama Rehberi ve 2011 yılında çıkarılan Bütçe Kontrol Yasasının (Budget Control Act) savunma harcamalarını kısıtlayıcı parametreleri üzerine inşa edilmiştir. 






















Raporda, 2020’li yıllara kadar 600 milyar doların üzerinde gerçekleşeceği öngörülen savunma harcamaları kesintilerinin bir bölümünden ABD Kongresini vazgeçirme çabası da öne çıkmakla beraber, orta ve uzun dönemi kapsayacak şekilde savunma yetenekleri analizi yapılarak uygun stratejiler geliştirilmeye çalışılmaktadır. 

Bu bilgi Notunda; 2014 Savunma Gözden Geçirme Raporunun ana hatları, ABD silahlı kuvvetlerinin öngörülen küresel konuşlanma ve yeniden yapılanma planları özetlenmekte, Rapor’da öngörülen değişimlerin küresel ve bölgesel ölçekte güvenlik etkileri değerlendirilmekte dir. 


https://www.hsdl.org/blog/file/view/?f=/images/dhs-large.png
http://1.bp.blogspot.com/-mK-qmr-JhLw/T9zCT57vnbI/AAAAAAAACZs/vCvzhKg6tqI/s1600/zz338516-jonas_brothers_say_nick_run_president_united_states_vote_him.jpg


2. 2014 yılı Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu Ana Hatları; 

2014 Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu, birbirine bağlı üç stratejik sütunda tesis edilmiştir: 

. Birinci Sütun: ABD topraklarının savunulması, 

. İkinci Sütun: Ülke dışında güç gösterme yoluyla caydırıcılığın sağlanması,     küresel güvenliğin inşa edilmesi, bu maksatla ittifak üyelerinin  ve ortakların katkısının garantilenmesi, 

. Üçüncü Sütun: Caydırıcılığın sağlanamadığı durumlarda, herhangi bir düşmana karşı bir veya birden fazla cephede savaşa hazır olunması. 


a. ABD Topraklarının Savunulması., 

Birinci sütun, ABD toprakları üzerine 11 Eylül 2001’de yapılan terör saldırıları sonrasındaki paradigma değişikliği ile uyumlu olarak ABD’nin savunma öncelik leri arasında en öne yerleşmiştir. 

Bu sütunda, ABD topraklarının Savunulması için; 

* Ülke içinde hazır kuvvetler bulundurulması ve esnek bir altyapının tesisi, 
* Kuzey Kore ve İran gibi bölgesel aktörlerin sınırlı balistik füze tehditlerine karşı füze savunma yeteneğinin geliştirilmesi, bu kapsamda karada konuşlu önleme füzelerinin sayısının 30’dan 44’e çıkarılması, Japonya’ya ikinci bir gözetleme radarı konuşlandırılması, 
* Nükleer silahların azaltılmasının yanı sıra, mevcut yeteneklerin
modernizasyonu, Siber savunmanın ve siber yeteneklerin geliştirilmesi, 
bu maksatla Savunma Bakanlığı Siber Görev Kuvveti’nin 2016 yılına kadar tesisi, Bakanlığın ağ alanı altyapısının Müşterek Bilgi Ortamı adı altında koruma altına alınması, 
* Konvansiyonel tehditlere, doğal afetlere ve kitle imha silahlarına karşı hazırlıklı olunması öngörülmektedir. 

b. Küresel Güvenliğin İnşasını içeren ikinci sütunda; 

* Asya - Pasifik bölgesinde barış, güvenlik ve caydırıcılığın sağlanması, diğer ülke ve ülke gruplarına karşı dengenin yeniden tesisi için; Avustralya, Japonya, Güney Kore, Filipinler ve Tayland ile mevcut ittifakların geliştirilmesi, Singapur, Malezya, Vietnam vb. ülkelerin savunma yeteneklerinin, özellikle füze savunması, siber güvenlik, uzay teknolojileri, deniz güvenliği ve afetlerle mücadele alanlarında geliştirilmesi, 
* Çin ile kalıcı bir diyalog geliştirilmesi, deniz haydutluğu ile mücadele, barışı koruma, insanî yardım ve afetlerle mücadele gibi alanlarda iş birliği yapılması, 

* Başta ASEAN olmak üzere, çok uluslu kuruluşların rollerinin geliştirilmesi, Orta Asya’da; Afganistan’da savaşa son verirken, terörizmle mücadele, eğitim, danışma ve Afgan Güvenlik Kuvvetlerine yardım maksatlı sınırlı bir misyona geçişin sağlanması,  
* Pakistan’da istikrarın korunması, 
* Artan şekilde yeteneklerini geliştiren Hindistan’la Stratejik ortaklığın
geliştirilmesi,  

Orta Doğu’da;  

* Körfez Bölgesindeki 35.000’den fazla askerî personelin mevcudiyetinin korunması,  
* İstikrarın muhafazası maksadıyla ittifak üyeleri ve ortak ülkelerle stratejik iş birliğinin ve müşterek planlamaların güçlendirilmesi, özellikle 
* Körfez İş Birliği Konseyi aracılığıyla ittifak üyeleri ve ortaklarla ortak forumların geliştirilmesi, 

Avrupa’da; 

* NATO’ya taahhüdün devamı, 

* Avrupa ülkeleri ile paylaşılan hedeflere ulaşılabilmesi maksadıyla, NATO’nun askerî yeteneklerinin geliştirilmesi, birlikte çalışabilirlik, terörizmle mücadele çabaları, ortak stratejik ve operasyonel erişimin muhafazası, diğer küresel ortakların yeteneklerinin inşası alanlarında birlikte çalışmaya devam edilmesi, 
* Kuzey ve Güney Amerika’da yasa dışı uyuşturucu trafiği ve ulus ötesi suç örgütü ağlarıyla mücadelede yardım yapılması,  
* Afrika’da terörizmle mücadele, deniz haydutluğu ile mücadele, ortaklık yetenek inşası alanlarında iş birliği yapılması hedeflenmektedir. 

 c. Güç Gösterme ve Kesin Zafer;  (Bir veya birden fazla Cephede Savaşa hazır olunması); 

   Üçüncü sütunda ABD, II. Dünya Savaşından bu yana sahip olduğu dünyanın her yerinde tüm harekât tiplerinde üstün askerî güç gösterebilme yeteneğini sürdürmek istemektedir. 

Bununla birlikte, mevcut ABD kuvvetlerinin geniş çaplı, uzun süreli harekât icra edebilecek büyüklükte olmadığı değerlendirilmektedir. 

Bu nedenle, bu sütun altında amaç; bir yandan Afganistan ve Irak’tan elde edilen tecrübeler ışında terörle mücadele ve istikrar harekâtını yürütme yeteneğini muhafaza ederken, diğer yandan gelecekte karşılaşılması muhtemel sorunlarla baş edecek yetenekleri kazanmak olarak belirlenmiştir. 

Bu çerçevede; 

   Uzay ve siber alanının düşmanlarca daha fazla kullanılmaya başlaması nedeniyle, bu alandaki karşı sistem ve altyapılara yatırım yapılması, yenilikçi harekât konseptleri geliştirilmesi, bu kapsamda uzay durumsal farkındalığı sağlamak için uluslararası ortaklıkların tesisi, uluslararası İstihbarat-Keşif-Gözetleme yeteneklerinden faydalanılması, uzay sistemlerine karıştırma uygulanması, 
* Düşman İstihbarat - Keşif Gözetleme yeteneklerine ve yüksek hassasiyetli vuruş gücüne karşı tedbir geliştirilmesi, 
* İleri hava ve füze savunma sistemlerinin konuşlandırılması, beşinci jenerasyon savaş uçakları, uzun menzilli vuruş gücü, İstihbarat-keşif-gözetleme ve kritik deniz araçlarının geliştirilmiş modelleri dahil (Çin tarafından geliştirilen) Erişimi Engelleme/Bölge Kapatma ile mücadele için bölgesel savunma yeteneklerinin modernize edilmesi, 
* İnsansız ve seyyar sistemlerin geliştirilmesi,  
* Uzay güvenliğinde ihtiyaç duyulan kuralların şekillendirilmesi, 
* Kuzey Kore üzerinde caydırıcılığın bölgedeki ortak ülkelerle birlikte iş birliği içinde sağlanmaya devam edilmesi,  Orta Doğu’da İran’ın bir nükleer silaha sahip olmasının, tüm seçenekler masada olacak şekilde, engellenmeye devam edilmesi, İran’ın sahip olduğu orta ve uzun menzilli füzeler ile terörist gruplara desteğine karşı mücadele edilmesi,
* Terörist gruplara karşı dünya çapında ekonomik, diplomatik, istihbarat, hukuki yaptırımlar, kalkınma ve askerî araçların bir kombinasyonu ile mücadele edilmesi, bu kapsamda bir yandan kırılgan ülkelerle ortaklık inşa edilirken, diğer yandan istihbarat, sürekli keşif, yüksek hassasiyetli vuruş ve özel kuvvetler harekâtı dâhil doğrudan müdahalede bulunulması.  
* Kitle İmha Silahlarına karşı müteyakkız olunması, 
* El-Kaide ve diğer radikal tehditlerle mücadeleye bölgedeki ortak ülkelerle iş birliği içinde devam edilmesi, 
* Hizbullah ve Hamas gibi örgütlere karşı müteyakkız kalınması, 
* Bu tehditler çeşitlendikçe ve yeni yöntemler uyguladıkça, özel harekât yeteneklerinin kullanımının artırılması, 
* Yurt dışındaki ABD tesis ve personelinin korunması, 
* Doğal afetlerde sivillerin tahliyesi gibi insani yardım misyonlarının icrası öngörülmektedir.


2 Cİ  BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..


....

15 Ağustos 2016 Pazartesi

KOCASEYİT’İ HİÇ BÖYLE BİLMEDİNİZ




KOCASEYİT’İ HİÇ BÖYLE BİLMEDİNİZ  




TÜRK TARİHİ ARAŞTIRMALARI..,













Kocaseyit namı, Seyit Ali Çabuk tam adı.

Çanakkale’de 276 kiloluk top mermisi ni tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını 
vuran kahraman.

1889’da Balıkesir’in Havran ilçesine bağlı bir orman köyü olan Manastır köyünde 
doğan Seyit Ali, Yörük çocuğudur.

Mavi gözlü ve ufak tefektir.
Gariban Anadolu köylüsü.
Keçi güder arada kaçak odun kömürü yapar satar.
1909’da askere gider.
1912’de Balkan Savaşı’na katılır.
1914’te Birinci Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale cephesinde topçu eri olarak 
bulundu.

18 Mart1915’te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı’nı geçmek için saldırıya 
geçti. Bu sırada Seyit Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görevlidir.
(Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir 
top mermisi Mecidiye Tabyası’na isabet eder. Mecidiye Tabyası’nın pozisyonu çok kritiktir. Boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere oradadır. Ve hedef alınan tabyada geriye sadece iki er ve tabya komutanı kalmıştır. Bu 
erlerden bir tanesi Seyit Ali Çabuk’tur. Seyit, 276 kiloluk bir mermiyi, mataforası yani vinci bozuk olan topçu bataryasına tek başına sırtlayarak yerleştirmeyi başarır. İlk denemesinde Ocean gemisini vurmayı başaramaz, ikinci kez tekrar bunu dener ve başarır, ancak yine vurmayı başaramaz İngiliz zırhlısını. ve son denemesinde Niğdeli Ali’nin de yardımıyla top mermisini bataryaya yerleştirir. Ve Ocean gemisini dümen sisteminden vurmayı başarır. 

Ocean daha sonra sürüklenir ve Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarparak 
batar. Bazı iddialara göre, Seyit Onbaşı’nın attığı top, Fransız Bouvet 
zırhlısını vurmuştur. Bazı askeri tarihçiler ise Seyit Onbaşı’nın hikayesini 
yalanlar, düşman zırhlılarının mayına çarparak battığını anlatır.)
Bu başarısından ötürü onbaşı rütbesine yükseltilmiş bir de ödül olarak çift 
tayın verilmiş.

O da bir hafta sonra kursağından geçmeyince istememiş.
Seyit Ali, 1909’da gittiği askerden, 1918’de onbaşı olarak döner.
1915’teki zaferden sonra 3 yıl daha Çanakkale’de askerliğe devam eder.
1918’de terhis olur.



SABAHA KADAR EVİNİN KAPISINI ÇALMADI

Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür.

Köyünde onu herkes öldü bilmektedir.

Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olabilir. 
Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır.

“-Sen kimsin?
-Ben Seyidim.
-Biz seni öldü biliyoruz.
-İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi?
-Hayır evli değil. Bir çocuğun var içeride, çocuğu korkutursun. Bağırarak git, 
haberi olsun.”

    Kapıdan eşinin ismini seslenir. 8 yaşında bir kız çocuğu kapıya gelir. “ Anne ” 
diyor, “ Kapıda sakallı biri var korktum.” Annesi geliyor kapıya bakıyor ki, 
adamı. “ Korkma kızım o senin Baban. ”
Ve 9 yıl sonra kızıyla böyle tanışıyor.

O kız, sonradan nine olduğunda torunlarına, “Baba deyip de bir müddet kucağına oturamazdım” der.

BİR TEK ATATÜRK HATIRLAR

Kocaseyit, harpten döndükten sonra burada köyünde kimseye savaş ile ilgili bir 
şey anlatmaz. 9 yılda yaşadıklarını kendine saklar. Kolay değil, yaşanan 
olaylar, büyük travmalar yaratmıştır muhtemelen. 

1929’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir açılış için Havran’a gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürü’ne der ki, “Burada bir Seyit Onbaşı olacaktı onu görmem lazım.”

Ancak Havran Nahiye Müdürü, Seyit Onbaşı’nın hangi köyde olduğunu bilmez. 

“Buluruz tabii Paşam” deyip, Edremit Askerlik şubesinden Seyit’i sordurur. 
Manastır köyünde bulunur. Şubeden 2 jandarma görevlendirilip salınır. Sabah 
çıkan jandarmalar akşamüstü köye gelir. Kocaseyit, dağa kömüre gitmiştir. 
Jandarmalar evinin önünde akşama dek bekler. 

Akşam geç saatte evine gelen Seyit, jandarmayı görünce, kaçak kömür için geldiklerini sanır. 

Ama bozuntuya vermez. 

Askerlere “suçum ne ki” diye sorar. “Hayır, suçun yok biz seni bekliyoruz. Seni 
Paşa çağırıyor.” Seyit, sevinir. Gece yarısı vardıklarında nahiye müdürü, 
Seyit’i perişan vaziyette görünce, önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç 
sakal traşı yaptırır. Sabah da elbisesini verir. Atatürk’ün yanına çıktığında, 
biraz sohbetten sonra Paşa ‘ne istersen, iste sen büyük kahramanlık yaptın’ der. 
Maaş bağlatılmasını teklif eder. Seyit Ali, “Hayır paşam” demiş, “biz görevimizi 
yaptık maaş için değil” der. Tek bir isteği olur Atatürk’ten, “Ben dağda kaçak 
odunla kömür imal ediyorum. Havran ve Edremit’te gece kaçak satıyorum. Senin emrinle o dağdaki ormancılar baltamı almasa. Rahat çalışsam, maaş da istemem”

Atatürk, Nahiye Müdürüne talimat verir, Seyit’e dokunulmasın diye.

Ancak iki yıl sonra yeni gelen nahiye müdürü bu emri uygulamaz, Seyit’e pek 
rahat verilmez.

Seyit Ali Onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar.
Yaşlanmaya başlayınca zorlanır, Havran’da bir fabrikada hamallığa başlar.
Seyit Ali Çabuk, 1939’da 50 yaşındayken, zatürreye yakalanır ve yaşamını 
yitirir.

Köyündeki mezara gömülür.
Kocaseyit’in köyü, hala yoksul…

Yüze yakın torununun yaşadığı Kocaseyit Köyü (köyün adı sonradan Çamlık, 1990’da da Kocaseyit olmuştur), büyük oranda elektriksiz ve susuz.
TSK bir dönem köye de sahip çıkmış, Kocaseyit Anıtı da yaptırmış ama Ergenekon, Balyoz darbeleri sonrası onun da eli çekilmiş.

Güneydoğu’dakilerden farksız köylü topraksız, koyun keçi güdüyor, ovaya 
yevmiyeye gidiyor.

Aynı dedeleri Kocaseyit gibi.
Kocaseyit’in öyküsü, bir yerde Türkiye’nin tüm kahramanlarının öyküsüdür.
En azından o yine şanslıymış, bugünküler üzerine bir de suçlanıp, hapse atılıyor, intihara zorlanıyor.

Hüseyin VODİNALI

http://www.altayli.net/kocaseyiti-hic-boyle-bilmediniz.html
..

7 Ağustos 2016 Pazar

HAMAS, ASALA, PKK VE TERÖR





HAMAS, ASALA, PKK VE TERÖR


Yazar: SABAHATTİN TALU,


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Davos'ta katıldığı ve bilahare terk ettiği panel ve sonrasında " HAMAS " örgütü ile ilgili olarak yaptığı açıklamalar, hem ülkemizde, hem de Ortadoğu ve ilişkili ülkelerde, terör ve terör örgütleri tanımlamalarını bir kez daha gündeme getirerek tartışma ortamı yarattı.

Başbakan Erdoğan'ın bu konuda Davos'ta sarf ettiği sözleri, kısaca ve aynen şöyle; " HAMAS, seçimle gelmiş bir parti. Bu nedenle, İsrail-Filistin sorununun çözümünde muhatap alınmalı. ABD Başkanı Obama, Ortadoğu'da terör ve terör gruplarını yeniden tanımlamalı. Bu tanımlama doğrultusunda Ortadoğu'da yeni bir Amerikan politikası şekillenmeli ve yeni bir terörle mücadelede projesi uygulanmalı ".

" Sorunun çözümü ", " Seçimle gelmiş " ve " Muhataplık " sözcüklerini, daha sonra tekrar dönmek üzere şimdilik aklımızın bir kenarına not edelim.

Kabaca bir tarif yaparsak, terör; "belli bir amaca ulaşma doğrultusunda 'silah'ın araç olarak kullanılması, yaratılan kaos ortamından istifade ile, bu en baştan belli amaca, zor kullanarak, şiddet dayatarak ulaşma gayreti" olduğuna göre, terör örgütü de; bu gayretin örgütlü halidir.

Terör konusunda HAMAS'a gelirsek…

HAMAS, 1988 yılında yayınladığı tüzüğünde; "Filistin'de bir din devleti kurulmasını hedeflediklerini, cihat yoluyla, şiddet yoluyla, Filistin topraklarının 3'te 2'sini işgal eden İsrail'in haritadan silinmesini amaçladıklarını ve bu konuda hiçbir müzakereyi, hiçbir şekil ve şartta kabul etmeyeceklerini" tüm dünyaya ilan etti. Bu haliyle HAMAS, "şiddet" faktörü nedeniyle uluslar arası platformda " Terör örgütü "dür. Bu kesin.

Neden? Çünkü; başından sonuna kadar da haklı olsanız, haklılığınızı silahla ispatlama yoluna gidemezsiniz. Daha önemlisi, "Çarem kalmadı, silaha sarıldım" deseniz dahi, 1988 tarihli tüzükte belirtildiği gibi, silahı tercih edip diyalog kurma, müzakere yapma gibi herhangi bir açılımı, en baştan reddetmenin, tıkamanın ne anlamı, nasıl bir mantığı olabilir ki!

Evet, Filistin'de, bütün dünyanın gözleri önünde bir insanlık dramı yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. İsrail'in, "HAMAS füzelerine karşılık olarak meşru savunma hakkımızı kullanıyoruz" iddiası, doğru dahi olsa, bu türden, spesifik hedef gözetmeksizin Gazze'ye, yani Filistin halkının çoluk-çocuk demeden tamamına yönelik yaptığı havadan ve karadan bombardıman mahiyetli saldırısı, hiçbir şekilde haklı görülemez, kabul edilemez. İsrail yönetimi, her ne olursa olsun kesinlikle suçludur.

Gelelim, geçmişteki Ermeni terör örgütü "ASALA"ya.

Bugün adı-sanı duyulmayan ASALA da, 1915 Ermeni soykırımı iddialarından yola çıkarak, Türkiye'den "intikam" alma amacıyla kurulmuş bir "Terör örgütü"dür.

Peki, ya PKK?

PKK, Marksist-Leninist bir ideoloji ile yönetilecek "Dört parçada (Türkiye-Irak-İran-Suriye) Kürdistan" ideali ile, özellikle ve başlangıçta Türkiye'yi hedef alan "ayrılıkçı" bir "terör örgütü"dür.

Her üç örgütün de ortak paydası; Silahlı mücadeleyi tercih etmeleri, farklılıkları ise; kuruluş amaçlarıdır. ASALA; İntikamı, PKK; M-L bir Kürdistan'ı, HAMAS ise; Şeriat ile yönetilecek, İsrail işgalinden kurtulmuş bir Filistin'i hedef almıştır.

Aklımızda tuttuğumuz "Sorunun çözümü", " Seçimle Gelmiş " ve " Muhataplık " konusuna geri dönelim.

DTP, hemen konuya yine balıklama atladı. Çünkü, onlar da bu üç sözcüğü sıklıkla kullanıyorlar; " ÇÖZÜM, SEÇİM, MUHATAP ".

Eşbaşkan Emine Ayna, " Seçimle gelmiş HAMAS olmadan bu sorun çözülmez diyorsanız, Kürt sorununun çözümünde de PKK olmalıdır demek zorundasınız. Kürt halkının seçilmiş temsilcilerini de muhatap almalısınız. Terör listesinden HAMAS'ı çıkarın diyorsanız, siz de PKK'ya terörist demekten vazgeçmelisiniz. Siz de çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz. 2006 Nevruz'unda Diyarbakır'da ölen 11 kişiden dördü çocuktu" dedi.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk de, Avrupa Parlamentosu'nda (AP) Avrupa Birleşik Sol/İskandinav Yeşil Sol Konfederal Grubu'nun ev sahipliğinde düzenlenen " AB, Türkiye ve Kürtler " konulu konferansta yaptığı konuşmada; " Filistin'de yaşananlar herkesin vicdanını rahatsız etti. Ama inanın ki, Kürt sorunu bugün Filistin ve İsrail sorunundan daha büyük ve daha kapsamlıdır " diye konuştu.

Şimdi bakın, elma ile armut karıştırılmaya çalışılıyor, çoğu zaman olduğu gibi.

" Demokrasi ve Seçim " diyorsunuz. 2006 seçimlerinde ülke genelinde % 47 oy almış ve Gazze'de seçimleri kazanmış bir HAMAS'ın, Gazze özelindeki İsrail-Filistin çatışmalarında muhatap alınması gerktiğinden daha doğal ne olabilir ki!

HAMAS, terör örgütüdür veya değildir, ancak sonuçta Gazze konusunda HAMAS'a terör örgütü gözüyle değil, Gazze Yönetimi gözüyle bakılmasının veya bakılabilmesinin, doğal olması gerekmez mi? Hal böyle iken, yoksa sizin, Doğu ve Güneydoğu Yönetimi gibi bir sıfatınız var da, biz mi bilmiyoruz!

" Kürt halkının seçilmiş temsilcileriyiz ve bu nedenle muhatabız " diyorsunuz. Oysa, Kürt halkını temsil etmediğiniz, geçmişteki diğer tüm demokratik seçimlerde olduğu gibi son 22 Temmuz seçimlerinde de görülmüş, bölgede ezici bir üstünlüğün altında kalarak ancak ikinci parti olabilmişsiniz. Türkiye genelinde aldığınız yaklaşık % 5'lik oy ve Kürt vatandaşlar arasında aldığınız maksimum % 25'lik oy oranları da, amiyane tabirle kabak gibi ortadadır.

" Siz de İsrail gibi çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz " derken, sakın yanlış anlaşılmasın ve ölümler tasvip ediliyor diye düşünülmesin; desteklediğiniz ve desteğini aldığınız PKK tarafından, beşiklerdeki, kundaklardaki on'larca katledilen, bırakın çocukları, emzikli bebekleri ne çabuk unuttunuz!!!

Üstelik, yine yanlış anlaşılmasın ve sanki bir gerekçe gösteriliyor gibi düşünülmesin; her türlü çatışma ortamına, belli bir sinsi plan dahilinde en önde zavallı, cahil, maceraperest çocukları ve yaşlı kadınları "piyon" olarak öne süren siz değil misiniz!!!

Ayrıca, "Kürt Sorunu" diye dayatılan şey, bugün Filistin-İsrail sorunundan daha büyük ve daha kapsamlı nasıl olabilir ki? Burada, bir ülkenin bir başka ülkeyi, yıllardır süre gelen ve kimsenin ses çıkartmadığı işgali ve saldırıları söz konusu iken, yani, herkesin gözleri önünde uluslararası bir sorun yaşanıyorken, diğer tarafta ülkeyi bölmeye çalışan bir örgütün sebep olduğu terör sorununu, nasıl oluyor da aynı kapsamda ele alıp, daha da ön plana çıkartma gayreti gösterip, nemalanmayı düşünebiliyorsunuz ki!!!


(*) sabahattintalu@gmail.com


http://www.21yyte.org/kose-yazisi-yazdir/2572
..