3 Şubat 2018 Cumartesi

PANZER VE KÜRT İSYANI KADEK’İN İLANI VE AVRUPADA PKK'YA DESTEK VEREN ÜLKE FAALİYETLERİ BÖLÜM 1

PANZER VE KÜRT İSYANI KADEK’İN İLANI VE AVRUPADA PKK'YA DESTEK VEREN ÜLKE FAALİYETLERİ  BÖLÜM 1




11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’da meydana gelen terör eylemleri ve ABD’nin Kuzey Irak’ı işgali ile meydana gelen gelişmeler örgütü derinden sarsmıştır. Olayın hemen akabinde yeni bir kongrenin oluşturulması hazırlıkları başlatılmıştır. PKK terör örgütünün 4-10 Nisan 2002 tarihinde yapılan VIII. Kongresinde örgütün adı KADEK (Kongra Azadiya Demokratika Kürdistan/Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi) olarak değiştirmiştir. 

KADEK’in I. Kuruluş Kongresi olarak isimlendirilen kongre sonrasında, eskiden olduğu gibi Abdullah Öcalan KADEK Genel Başkanı, PKK Başkanlık Konseyi üyeleri de KADEK Başkanlık Konseyi üyeleri olarak deklare edilmiştir. 

PKK'nın diğer tüm birim, komite, kurum ve kuruluşlarının da varlıklarını hiçbir ciddi değişime gitmeden KADEK'e bağlı olarak devam ettirecekleri açıklanmıştır. Örgüt ortaya çıkan yenidünya düzeni ekseninde kendini yapılandırmaya çalışırken, KADEK ile sözde legalleşme gayretlerini daha ileri götürmeye çalışmıştır. 

Yine örgütçe yapılan değerlendirmelere göre, ABD öncülüğündeki yeni sistemin inşası için Sosyalist Sistemin çökertilmesinin kafi gelmediği, 11 Eylül terör saldırıları bahanesiyle dünyadaki tüm statükocu güçlerin 
tasfiyesinin gündeme alındığı belirtilmiştir. Türkiye'nin de bu statükocu güçlerden biri olduğu ve değişmekte zorlandığı iddia edilmiştir. Türkiye'nin ve diğer Ortadoğu'daki statükocu güçlerin değişime zorlanmasında örgütün 
önemli bir demokratik rol oynayabileceği iddia edilmiştir. 

Örgütçe yapılan değerlendirmelerin devamında, KADEK'in ideolojisinin Abdullah Öcalan tarafından 1993 yılından itibaren adım adım geliştirildiği ve nihayetinde 'Demokratik cumhuriyet ekseninde kültürel kimliğin kabulü' 
veya 'Kürt kültürel kimliğinin kabulü temelinde anayasal vatandaşlık' olarak formüle edildiği, bu mücadelenin sözde demokratik mücadeleyi (siyasi serhildan) öngören tamamen sivil bir düşünce sistemi olduğu, ABD'ye karşı dini motifli ve milliyetçi söylemlerin de çözüm olamayacağı, Ortadoğu'da yaşanan ve Filistin-İsrail çatışmasında görüldüğü gibi kısır döngü içine giren çatışmaların başarı şansının bulunmadığı belirtilerek 250 mevcut durumda 
KADEK’in ilanın yeni koşulların gereği olduğu vurgulanmıştır. 

KADEK’in kuruluşu dış dünyaya örgüt değişti, artık legal bir partiyiz havası vermek amacında ise de, aslında değişen hiçbir şeyin olmadığı kısa zamanda ortaya çıkmıştır. PKK içerisinde faaliyet gösteren kadrolar 
KADEK’e devredilmiş, PKK içerisindeki statükocu Derin Güçler, tüm tasfiye çalışmalarına rağmen kendini korumayı başarmış, hatta 2000 yılı sürecine göre daha da güçlenmişlerdir. 

KADEK’in legalleşme gayretleri sadece tüzüğüne koyduğu bazı demokratik adımları içeren yazılardan ibaret kalmıştır. Bunun dışında yapı, amaç, kamp, kadro ve şiddet boyutunda bir değişme olmamıştır. 

KADEK adı, örgüt içerisinde de kabul görmemiş, örgütün adlandırması eskisi gibi PKK adı altında devam ettirilmiştir. KADEK döneminin en önemli özelliği ise, bu dönemde silahlı faaliyetlerin görünüşte en asgari 
seviyeye indirilmiş olmasıdır. 

Abdullah Öcalan, 16 Ocak 2002 tarihli avukat görüşmelerinde KADEK sürecinde yapılması gerekenleri Avukatları aracılığı ile ilgili sorumlulara ileterek, bir yol haritası çıkarmıştır. Buna göre, Demokratik ittifaklara 
açık olunması, şehirlerdeki illegal çalışmaların legal görünüm altında devam ettirilmesi, KNK çalışmalarının derinleştirmesi, Avrupa’da lobicilik faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve diplomatik faaliyetlere ağırlık verilmesini 
istemiştir 251. 

Daha önceki ideolojik sisteminde silahlı eylem modeliyle Sosyalizmi hakim kılmayı hedefleyen örgüt, KADEK ve sonrasında KONGRA-GEL’in kurulmasıyla birlikte, ideolojisini değiştirerek, insan hakları ve demokrasiyi öne çıkaran söylemlere yer vermiştir. Örgüt yönetimi yaptığı açıklamalarda, ABD’nin Irak’ı şekillendirme planlarında rol almak istediklerini ifade ederek, kendilerine verilecek görevleri yapacakları imasında bulunmuşlardır. 

Bu doğrultuda, Türkiye’nin AB’ne girme sürecinde attığı adımları istismar ederek, üyelik sürecinde ele alınacak demokratik adımlarda örgütün tezlerini dikte etmeyi ve devam eden süreçte muhatap kabul edilmeyi hedeflemiştir. Bu çerçevede daha önceki “Bende kürdüm, PKK’lıyım, kimliğimi istiyorum” adı altında yürütülen kampanyalara hız verilmesi kararı alınmıştır. 

Örgütün sözde barış dönemi olarak adlandırdığı süreç, örgüt açısından birçok yapısal sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu yeni politika neticesinde yaklaşık 7 bin civarındaki örgüt militanı amaçsız kalmış ve örgütün faaliyetlerini sorgulamaya başlamışlardır. Siyasi eğitim hariç düzenli bir çalışma içerisine girilemeyen bu dönemde, yeni iç örgütsel sorunlar meydana gelmiştir. 

 Örgüt tarafından yasak olan kadın-erkek ilişkilerinde önemli artışlar yaşanmıştır. PKK terör örgütü militanları tarafından; “…isteklerimiz sadece demokratik haklar çerçevesindeyse ve ayrı bir devlet istemiyorsak, 
neden silahlı mücadele gösteriyoruz. Silahlı birlikler daha ne kadar bu dağlarda faaliyetsiz gezecek. Amacımız dil ve kültürel haklarsa bunu siyaset yolu ile daha çabuk elde ederiz…” gibi itirazlar yükselmiş ve birçok örgüt mensubu silahlı bir örgüt olma yerine siyasal zeminde faaliyetlerin devam ettirilmesini talep etmiştir. 2002 sonrasından 2004 yılına kadar geçen zaman, örgütün en fazla elamanını kaybettiği zaman dilimi olmuştur. 

2002 yılından sonra başta Irak ve Suriye kökenliler olmak üzere pek çok örgüt mensubu örgütten kaçarak kendi ülkelerine gitmişlerdir. Avrupa’dan katılanlar ise eskiden yaşadıkları ülkelere geri dönerken, Iraklılar KDP ve KYB’nin içerisine karışmış, bazıları da Peşmerge olmuşlardır. Türkiye’den katılanalar ise kaçma konusunda en ciddi sıkıntıyı yaşayanlar olmuştur. Türkiye’ye gelmeye cesaret edemeyen bu grup, mevcut çelişkilerine rağmen örgütte kalmaya devam etmiştir. Örgüt kamplarında yoğun kaçışların yaşandığı bu dönemde, her şeye rağmen yeni katılımların olduğu da görülmüştür. 

Örgütün önemli oranda elaman kaybettiği bu yıllarda Yalçın Küçük’ün silahlı eylemlere başlanması tavsileri dikkat çekmiştir. Küçük, Öcalan’a yakın çevrelerle yaptığı toplantılarda silahlı güçlerin tasfiyesinin PKK’nın 
gücünü büyük oranda ortadan kaldıracağını iddia etmiştir. 

KADEK’in Avrupa Faaliyetleri 

Bu dönem içinde gerek eylem ve gerekse örgütsel bazda Avrupa düzeyindeki örgüt faaliyetlerinde bir hareketlilik, görülmüştür. Hareketlilik ağırlıklı olarak terörist başının yakalanma yıldönümü ve Nevruz etkinliklerin  den kaynaklı olmuştur. 

Terör örgütü PKK'nın cephe örgütlenmesi olan YDK'nın üst yönetim organı olan "Ana Meclis"in olağan toplantısı, 11-15 Ocak 2002 tarihleri arasında Fransa'da yapılmıştır. Söz konusu toplantıda, örgüt tarafından Ocak-Şubat-Mart 2002 döneminde Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilmesi planlanan eylem ve etkinliklere ilişkin kararlar alınmıştır. 

Öte yandan, terör örgütü PKK yandaşı işadamlarını bir araya getirmek ve terör örgütü PKK'ya finansal destek sağlamak amacıyla, 2001 yılı Ocak ayında kurulan ve Almanya/Frankfurt merkezli olarak faaliyet gösteren 
'KARSAZ’ın sözde ikinci kongresi, "İkinci Kürt Ekonomi Kongresi" adı altında Fransa/Paris'te 11-13 Ocak 2002 tarihleri arasında gerçekleştir miştir. Sözde Kongre'ye Almanya, Avusturya, Avustralya, Belçika, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre ve Romanya'dan 130 PKK yandaşı işveren katılmıştır. 

Özgür Politika gazetesinin 14 Ocak 2002 tarihli nüshalarında; kongrede KARSAZ'ın bir yıllık faaliyetlerinin değerlendirildiği ve bu çerçevede, "KARSAZ'ın 10 ayda kendi altyapısını oluşturma, çalışmalarına yönelik bir politika geliştirme ve bunları tanıtma çabası içinde olduğu, et, kuru gıda, içecek ve inşaat sektörlerini kapsayan üç komisyonun çalışmalarını koordine etmek amacıyla sektörleşme ve proje sunma çalışması yürüttüğü, 
ancak bu çalışmaların henüz tamamlanmadığı belirtilmiştir252. 

Dönem içerisinde Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren terör örgütü PKK güdümündeki örgütlenmeler tarafından, 08 Mart-Dünya Kadınlar Günü ve 21 Mart-Nevruz bahanesiyle çeşitli etkinlikler düzenlenmiştir. 

Avrupa'daki 21 Mart 2002 tarihli Nevruz etkinlikleri, KUK ve KON-KURD tarafından organize edilmiş, Nevruz etkinlikleri kapsamında; meşaleli yürüyüş, folklor gösterisi, skeç, konser ve spor müsabakası gibi 
etkinliklere yer verilmiştir. 

Öte yandan Avrupa Yapısı tarafından, 27 Ocak 2002 tarihinde "Goethe Str. 23 Hannover-Almanya" adresinde "Kürdistan Merkezi" adlı bir kuruluş faaliyete geçirilmiştir. Merkezin yöneticiliği için İbrahim Alin isimli bir örgüt mensubu görevlendirilmiş olup, merkezde gençler için bilgisayar kursları, okullarla işbirliği içinde Almanca kursları, örgüte yakın kadın yazarların ders vermeleri ve kadınlara özel geceler düzenlenmesi planlanmıştır. İbrahim 
Alin tarafından yapılan bilgilendirmede merkezin, Kürtler için öneriler üretmek ve Kürtleri Alman vatandaşlarına tanıtmak şeklinde amaçlar oluşturulduğu belirtilmiştir. 

Aynı dönemde KNK tarafından yapılan bir açıklamada Berlin'de "örgütler arasında ortak ulusal politika belirlenmesi" amacı ile "Ulusal Zemin Toplantısı" düzenleneceği belirtilmiştir. Alman Demokratik Sosyalizm Partisi 
(PDS) tarafından finanse edilecek toplantıya, KDP ve KYB'den katılım sağlanmayacağı, ancak resmi nitelik taşımayan kişilerin gözlemci olarak gönderilebileceği, etkinliğin Berlin'de gerçekleştirilememesi halinde Brüksel'de yapılacağı ifade edilmiştir. 

 PDS ile ortak yapılacak toplantı kararının akabinde Ocak 2002 döneminde KNK kongresini yapılmıştır. Bu kongrede İsmet Şerif Vanlı başkanlığa seçilmiştir253. 

Yine Sözde Başkanlık Konseyi üyesi Ali Rıza Altun ve örgütün Avrupa sorumlularından Muzaffer Ayata'nın, PDS milletvekili ve Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Feleknas UCA ile yaptıkları görüşmede; "Avrupa 
Parlamentosundan bir heyetin, gazetecilerle beraber Nevruz döneminde Güneydoğu Anadolu bölgesine giderek durumu yerinde incelemeleri, dönüşte hazırlayacakları raporu AP Azınlıklar Komisyonuna sunmaları, KNK temsilcilerinin Azınlıklar Komisyonu'nda görevlendirilmesi için çalışılması ve Kürtçe eğitimin Avrupa çapında okullarda başlatılması için baskı yapılması" 
kararlaştırılmıştır. 

KADEK’in Irak vatandaşlarına yönelik oluşturduğu oluşum olan PÇDK’nın (Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi) Avrupa örgütü I. Konferanslarını Ağustos 2002 yılında gerçekleştirmiştir254. Bu toplantıda Avrupa’da yaşayan Irak, Suriye ve İran kökenli Kürtlerin örgüt yanına çekilmesi kararlaştırılmıştır. Yine Eylül 2002 tarihinde Avrupa’da Kadın Konferansı gerçekleştirilmiştir. 

2003 yılında örgütün Avrupa sorumluluğunu Rıza Altun, Muzaffar Ayata, Sakine Batman Kod Şehnaz ALTUN ve Mizgin Şen yapmaktadır. Rusya’da ise Suriyeli Doğan Duderi ve Dorsin Kod Zubeyde ERSÖZ adlı militanlar bulunmaktadır 255. 

2003 dönemi ise tıpkı 2002 dönemi gibi aynı politikaların bir devamı şeklinde devam etmiştir. Bu dönemde ağırlıklı olarak Avrupa'da sürdürülen yurt dışı faaliyetleri "Önderliği Sahiplenme" ve "Toplumsal Barış Genel 
Af” kampanyaları çerçevesinde sürdürülmüştür. 

2003 yılı örgütün diplomatik atakların devam ettirilmeye çalışıldığı bir zaman dilimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem PKK örgüt mensupları hem de DEHAP’lı siyasiler; Batılı politikacılar, bilim adamları ve Batılı kurum ve kuruluşlarla görüşmeler gerçekleştirmişlerdir. 

Bu görüşmeler doğal olarak bazı Avrupalı parlamenterleri açıklamaya yapmaya veya örgüt paralelinde fikir beyan etmeye zorlamıştır. Bu nedenle AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Gunter Verheugen Mayıs ayı içerisinde Avrupa Parlamentosunda yaptığı açıklamada Öcalan’a yönelik uygulandığını iddia ettiği sözde tecridi izlediklerini, ziyaret yapma ve savunma hakkının güvenceye alınmasını takip ettiklerini açıklamıştır. 

Yine aynı dönemde Moskova Baro Başkanı ve bir grup avukat Öcalan’ın AİHM’deki davasına katılmak ve Öcalan’la görüşmek istediklerini örgüte iletmişlerdir. Mayıs 2003’de ki bu iki gelişme Öcalan’ın motivasyonunu sağlamışsa da, akabinde ABD’lilerin açıklamaları aksi bir sonuç ortaya çıkarmıştır. 

 Bu çerçevede 23 Nisan 2003 günü DEHAP yöneticileri ile ABD’li yetkililer arasında bir görüşme yapılmıştır. 
Görüşme sırasında ABD Büyük Elçiliği Siyasi İşler sorumlusu, aynı zamanda Büyükelçi Yardımcısı, KADEK’i silahsızlandırma konusunda; “bunu KADEK yapmazsa, kendilerinin yapacağını, KADEK’i bir terörist örgüt olarak 
gördüklerini, Kürt sorununu ayrı, KADEK sorununu ayrı olarak ele aldıklarını, Kürtlere sempati duyduklarını, KADEK’e karşı olduklarını, Türkiye’de sözde Kürt sorununun çözümünün AB sürecinde mümkün olacağını, Türkiye’de de KADEK’e yönelik bazı çalışmaların yürütüldüğünü duyduklarını, kapsamlı bir genel affın zor olduğunu, ama çıkarılmak istenen 
pişmanlık yasası üzerinde durulması gerektiğini” belirtmişlerdir. 
Bu toplantının sonucu avukatları aracılığı ile Öcalan’a da aktarılmıştır256. Fakat gelinen aşamada ABD’lilerin PKK’nın ortadan kaldırılması hususunda bir şey yapmadıkları açıkça görülmektedir. 

 Öcalan, diğer yandan Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ve siyasal anlaşmamalardan rahatsız olmuş, bu anlaşmaları bile kendi ile ilgili olarak yorumlayıp, kendisinin tasfiye edilmesi ve PSK lideri Kemal Burkay’ın öne çıkarılma çabası olarak okumuş 257, K. Iraklı güçlerin temsil kabiliyeti açısından Avrupa’da güçlenmesini ise bu planın bir devamı olarak nitelemiştir. 

 Yukarıda özetle ifade edildiği gibi KADEK sürecinin başlangıcı örgüt için pekte iç açıcı olmamıştır. Bir yandan Türkiye’nin AB paralelinde çıkardığı yasaların örgütü zayıflatması, diğer yandan ABD’li yetkililerin 
açıklamaları örgütte sorunların baş göstermesine neden olmuştur. 

Yine Mart 2003’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Öcalan’ın cezaevi koşullarında hukuk dışı bir uygulama olmadığı yönünde karar veresi de örgütün Öcalan konusunda Avrupa’da yaptığı propagandaları boşa çıkarmıştır. 

KADEK Döneminde Avrupa Alanında Yürütülen Eylemler 

KADEK döneminde örgüt ve yandaşı kurumlar tarafından yürütülen kampanyalar; 

. 2002 yılında KADEK'li ve PJA'lı tutuklular tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Çözüm İçin Mücadele Kampanyası, 
. 2002 yılında DEHAP tarafından organize edilen Kürtçe isim Kampanyası, 
. 3 Kasım 2002 Genel Seçimleri sonrasın da müzahir kitleyi canlı tutabilmek için “Apo’yu sahiplenme” kampanyası, 
. 2003 yılında DEHAP tarafından 'Demokratik ve Barışçıl Çözüm İçin Yol Haritası” adlı kampanya, 
. 20 Eylül 2003 tarihinden itibaren " Barış ve Demokratik Çözüm İçin Mücadele “ ve " Başkan Apo'nun sağlığı sağlığımızdır " kampanyaları, 

Bu dönemde Avrupa ülkelerinde yapılan faaliyetler aşağıda sıralanmıştır. 

2 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR



***