16 Ekim 2019 Çarşamba

OSMANLI SURİYESİNDE TÜRK ALEYHTARI YAZILAR VE İLANLAR,BUNLARA KARŞI TEPKİLER. 1878-1881 BÖLÜM 2

OSMANLI SURİYESİNDE TÜRK ALEYHTARI YAZILAR VE İLANLAR,BUNLARA KARŞI TEPKİLER. 1878-1881  BÖLÜM 2



Bu ilanda Dikkat çeken ve öncekilerden farklılık arz eden bazı noktalar vardır: ilk olarak, öncekilerde yapılan Suriye vurgusu tamamen kaybolmuş, onun yerini "vatan" kavramı almış olmakla birlikte bu kavramla n eresinin kastedildiği açık değildir. 

İkinci paragraftaki "Lübnan"a atıfta müstakil bir idare tarzının istenmesi bölgenin Lübnan dışında kalan kesimi adına konuşulduğu intibaını uyandırmaktadır. İkincisi, hilafete ilk defa atıfyapılıyor olması ve bu müessesenin Türkler tarafından haksız yere Araplar' dan alındığı iddiasıdır. Bilindiği üzere 1870 'lerin sonlarına doğru, dışarıdaki kadar olmasa da, içer de de Osmanlı hilafeti tartışılmaya başlanmıştı.27 Sadece bu ilan da, bir cümleyle de olsa, hilafete atıfta bulunulması dikkat çekicidir. üçüncüsü, ilanda 1875'te kurulduğu söylenegelen gizli cemiyetin üyesi olduğu belirtilen İbrahim Yazıcı'ya ait bir şiire yer verilmesidir.28 Bu durum ilanın mezkur cemiyet üyeleri veya bu cemiyetle irtibatlı olanlar tarafından yazıldığına doğrudan bir delil teşkil etmese de, ilanın sorumlularının dönemin Arap edebiyatını takip edenlerden olduğu intibaı nı uyandırmaktadır. Son olarak, bu ilanı diğerlerinden ayıran en belirgin özellik, ilanda müstakil bir yönetim, Arapça'nın resmi dil olması ve Arap askerlerin kendi bölgelerinde görevlendirilmeleri gibi açık taleplere yer verilmesidir ki bunlar Arap milliyetçileri tarafından açıkça dile getirilmek ve siyasi platformlarda tartışılmak için 1910 'lu yılları bekleyecek taleplerdir. 

İlanların sorumluları meselesine gelince: İlanın bir nüshasını temin eden Dickson, daha önceki ilanlarda olduğu gibi bunun da sorumlusunun Suriye'nin farklı yerlerinde şubeleri bulunan organize bir gizli cemiyet olduğu kanaatinde dir. Kanaatini destekleyecek somut bir delil ileri süremeyen konsolos, ilanların birbirine yakın zamanlarda Sayda, Trablus Şam ve Beyrut gibi farklı şehirlerde görülmesinden hareketle ve daha önceki tesbitinin de etkisinde kalarak bu görüşü belirtmekte dir.29 

Olaydan kısa bir süre sonra Cemiyyetü 'l-Makasıdi'l-Hayriyye'nin mezkur ilanın sorumlusu olduğu söylentileri çıktı. Hatta 1881 Ocak ayının ilk haftasında Sayda'lı bir hıristiyanın Vali Harndi Paşa'ya mezkur cemiyeri suçlayan bir mektup yazdığı haberi alındı.30 Dickson, müteakip raporunda Beyrutlu birçok kişinin kanaatinin ilanlardan Cemiyyetü 'l-Makasıdi'l Hayriyye'nin sorumlu olduğu yolunda yoğunlaştığını, kendisinin de bu kanaatte olduğunu, daha önce kurulduğunu bildirdiği gizli cemiyetin de mezkur cemiyete katıldığını ve bu tür gizli faaliyetlerin daha iyi kamufle edildiğini bildirmektedir. Dahası, Dickson'a ulaşan, ancak doğrulayamadığını itiraf ettiği bilgilere göre Cemiyetü 'lMakasıdi'l-Hayriyye'nin kuruluşuna, 1875'te kurulduğu iddia edilen gizli cemiyet sebep olmuştu ve Midhat Paşa bu gizli cemiyetin bir üyesiydi. Birincinin amaçlarını gerçekleştirmek için de ikinciyi ( Cemiyetü '1-MakasLdi'l-Hayriyye) kurdu. İzmir'e gittikten sonra da ilişkisini devam ettirerek ilanların asılmasını da gizli ajanları vasıtasıyla gerçekleştirdi.31 

Bu iddialarla ilgili somut deliller bulununcayakadar kesin bir kanaate varmakoldukça zordur. Korısolos raporları, o dönemin spekülasyonlarını yansıtmak bakımından önemlidir. Bu spekülasyonların bir kısmı da hedefsaptırmayayönelik olabilir. Daha önce de belirtildiği gibi, Midhat Paşa'nın Cemiyet' i kendi isteği doğrultusunda ve uzaktan kumanda ile idare edebileceği ve gizli faaliyetlere aletedebileceğigörüşüoldukça zayıf görünmektedir. İzmir'e gittikten sonra resmi/gayriresmi bütün gözlerin üzerinde olduğu, Harndi Paşa'nın Midhat Paşa'yla bağlantılı olduğu düşünülen kişi ve kuruluşları sıkıca gözetiediği dikkate alınırsa, Paşa·nın mezkur iddialarda yeralan ilişkilerini devam ettirebilmesi neredeyse imkansızdır denebilir. 

Vilayet yöneticileri de bu iddiaları fazla ciddiye almamış görünmektedirler. Onlar kendi araştırmalarını yoğunlaştırarak Şam'dakonuyla ilgili olduğu sanılan Corci, Şakir el-Hfıri ve Yusuf el-Hac adlı üç hıristiyanı tutukladılar. Tutuklulardan Şakir elHılri ve Yusuf el-Hac'ın Protestan mezhebine mensup oldukları da bilinmektedir. 
Şakirİngilizce bilen ve bölgedeki İngiliz-Protestan misyonerleri ile yakın ilişki içerisinde olan birisiydi. Zaman zaman Şam'daki İngiliz misyoner okulunda ders de verirdi. 
Yakın ilişkileri gereği misyonerler Şakir'in tutuklanmasından hayli rahatsız oldular. İngiltere'nin Şamviskonsülü Jago'yu ikna ederek Şakir lehine müdahalede bulunmasını sağladılar. Jago yaptığı istihbarat sonunda Şakir'in bu olayda "aşın aptalca" davrandığını düşünüyorolmakla birlikte, yetkililerle görüşmekten çekinınedi. Jago 'nun raporuna göre, görüşmeler sırasında kendisine adaletin uygulanacağından şüphe etmemesi, Şakir aleyhinde, çok kuvvetli delillerin mevcudiyetine rağmen, aşırılığa gidilmeyip bir örnek teşkil etmesi bakımından tutukluluk halinin bir süre daha devam edeceği ve sonra serbest bırakılacağı söylendi.32 

Viskonsülün girişimi, İngiliz misyonerlerini tatmin etmedi. Kendi ifadesine göre misyonerler"[Şakir] el-Hfıri'nin kesintisiz müracaatlarıyla harekete geçmiş ve değersiz olmasının ötesinde birbirleriyle çelişkili tek taraflı ifadelere dayanarak" valiye baskı yapmaya çalışmışlardır. Diğertaraftan Şakir de "Vali aleyhinde kamuoyu oluşturmaya yönelik olarak aklına gelen herkese yazılı müracaatta bulunmuştur".33 

Vali Ahmet Harndi Paşa, misyoneriere haksız yere müdahalelerde bulunduklarını ima etmek için Şakir aleyhindeki delillerin bir kısmını açıkladı ve bu konuda kendisine daha fazla baskı yapmamalarını, aksi bir durumun suçlunun aleyhinde olacağını söyledi. Jago'nun öğrenebildiği kadarıyla bu belgeler Şakir aleyhindeki iddiaları kuvvetlendirmişti. Bu nedenle Jago da misyonerlerle görüşerekvaliye daha fazla baskı yapmamalan konusunda onları uyardı. Ancak mahkemenin hıristiyan üyelerinden bazıları gizlice misyonerlerle görüşerek Şakir'in suçlanmasını gerektirecek ciddi bir delil olmadığı ve serbest bırakılmasının da daha üst makamlar tarafından engellendiği yolunda görüş bildirmekteydiler. Jago'ya göre, bu tür haberler tabii olarak misyonerleri harekete geçirmekteydi. Bütün bu gelişmelerin ardından belki de böyle bir haberin harekete geçirdiği bir bayan İngiliz misyoner, birkaç defa daha valiye müracaat ederek hararetli tartışmalara neden oldu ve bunlardan sonuncusunda vali, Şakir'in tutukluluk halinin devamma karar verdiğini açıkladı.34 

Şakir'in muhakemesi ancak 1881 Temmuz'u içinde sonuçlandı ve mahkemenin beş üyesinden üçü serbest bırakılınmasına karar vermesine rağmen, mahkeme başkanı istinaf etmek üzere, İstanbul'a havale edilmesini istedi. Vali de bu talebi uygun buldu. 

Davanın İstanbul'a intikali üzerine İngiltere Dışişleri Bakanlığı, büyükelçisine konuyu saclaretle görüşerek Şakir'in kefaletle serbest bırakılınasını sağlamağa çalışması talimatını verdi.35 Muhtemelen aynı dönemde Saray'a gönderilen ve muhtevasından Suriye vilayetinde valinin dışında bir üst düzey yetkili tarafından yazıldığı tahmin edilen bir yazıda mezkurüç şahsın sorgulanmaları sırasında ilanıann "Şakir'in nazmı ve nesri ve Yusuf'un el yazısı olduğu tahkikat ve tatbikat-ı sahiha ile sabit olduğu" belirtilmekte ve Protestan misyonerleriyle İngiltere konsolosluğu görevlilerinin tutuklularla bu kadar yakından ilgilenmeleri delil gösterilerek olayıann arkasında İngiliz konsolosluğunun bulunabileceği yolunda tahmin yürütülmektedir.36 

Bu yazının nasıl değerlendirildiği, İngiliz yetkililerin girişimleri ve mahkemenin incelemeleri gibi konularda istanbul'daki gelişmeler henüz bilinmemektedir. Bilinen ise Kasım 1881 'in ilk haftası sonunda Şakir'in kefaletle serbest bırakıldığıdır.37 

Bu konuda ele alınması gereken son ilan, Mart 1881 'de birçok Arap şehrinde ortaya çıkmış olandır. Tesbit edilebildiği kadarıyla tam metni merkezi hükümetin eline ulaşmış ve Osmanlıca'ya çevirisi yapılmış tek ilan budur. 38 Bu ilanın bir diğer özelliği de matbu olması, sokaklara asılmaması ve Kuzey Afrika'dakiler dahil Osmanlı-Arap vilayetlerinin bir çağuna posta yoluyla ulaştırılmasıdır. ilanın bol miktarda nüshasının, Cezayir, İskenderiye, Hartum, Hicaz ve Bağdat gibi merkezi lere ulaştırdığı bilinmektedir. 

Orijinal nüshalardan birini elde ederek kendi Dışişleri Bakanlığı'na gönderen Fransa'nın Hartum viskonsülü Vission'a göre ilan Şam kökenlidir; Beyrut ve Mısırüzerinden Hartum'a ulaştınlmıştır.39 Bağdat'aulaşan nüshalardan birini ele geçiren İngiliz konsolosu Plawden ise ili'mın baskı kalitesinden hareketle Londra'da basılmışolabileceğini ifade etmektedir. 40 Hicaz Valisi Safvet Paşa da ele geçirilen ilanıann Beyrut'tan geldiğini belirtmektedir.41 Bu kadar geniş bir coğrafYaya dağıtılan, mahiyeti itibariyle ihtilalci bir ilanın Osmanlıgörevlilerince yakalanmadan nasıl dağıtıldığı da önemli bir sorudur. Bu konuda somut bir delil olmamakla birlikte, böyle bir dağıtırnın imkan olarak ancak yabancı postalar aracılığı ile yapılabileceği aşikardır. 

İlanın dikkat çeken özelliklerine gelince: Nüshaları ele geçirilen dört ilanın en uzunu, şeklen en sistematiği (bunda matbu olmasının da payı olabilir) ve özellikle müslüman Araplar'ahitap etme gayreti içinde olmasıdır. Birinci ve ikinci ilanlar Suriyeliler'e (ebna-u Suriye), üçüncüsü vatan ehline (ehlü'l-vatan) hitap ederken son ilanın yedi hitap başlığının dördü müslümanlara (eyyühelmüslimün), biri Araplar'a (eyyühe'l-Arap), biri Suriyeli Mesihiler'e (eyyühe '1-mesihiyyünu's-Suriyyün), sonuncusu da müslüman ve hıristiyanlaradır (eyyühe'l-müslimün ve'l-mesihiyyün). Zahiren müslümanlara yapılan bu vurgu, içerikle desteklen memektedir. "Ey müslümanlar!" diye başlayan birinci paragrafın daha ilk satınnda hıristiyan ve müslüman Arap milletine hitap edilmekte ve devamında Rumlar'a, Bulgarlar'a, Karadağlılar'a, Sırplar'a ve Boğdanlılar'a [tamamıgayrimüslim olan halklara] destek verilmektedir. "Ey Araplar!" hitabıyla başlayan ikinci paragrafda içerik olarak müslüman Araplar'la hıristiyan 
Araplar'a aynı anda hitap edecek özelliğe sahip değildir. Çünkü Araplar'ın 93 Harbi'ne mal ve canlarıyla yaptığı katkıya vurgu yapılmaktadır. Oysa bu durum sadece müslüman Araplar için geçerlidir, ve sırfbu yüzden savaş sonrasında müslümanlada hıristiyan Araplar arasındaki gerginlik hayli artmış görünüyordu.42 

İlginçtir ki aynı konuya vurgu, dördüncü paragrafta da yapılmakta ve "Türkler biladımızı Ruslar'a, Sırplar'a, Karadağlılar'a ve Bulgarlar'a sattılar" denilmektedir. Aynı paragrafta Lübnan ve Mısır'ın "müstakil" ve "mümtaz" yönetimlerine gıpta ile atıfta bulunulmasıda ilanın yazarlarının zihinlerindeki yönetim biçimi hakkında ipucu vermektedir. 

Altıncı ve yedinci paragraflarda da müslüman hıristiyan Araplar'ın birlik halinde Türkler'e karşı gelmeleri, Türk yönetimine son vermeleri öğütlenmektedir. 

İlanda kullanılan dilin yapısı hakkında da birkaç hususa dikkat çekmek gerekir: 

Birincisi, "biz" zamirinin birinci ve son paragrafta bir kaç kez tekrarlanması, onun dışında metnin genelinde ağırlıklı olarak "siz" ve "onlar" şeklinde hitap edilmesihariçten birinin Türkler ve Araplar'ın birbirleriyle ilişkilerini değerlendirdiği intibaınıvermektedir. 

İkincisi ve yine harici kültürle bağlantıyı çağrıştıranı, üçüncü paragrafta Osmanlıdevleti için "Devletü't-Türk" tabirinin kullanılmasıdır. Bilindiği kadanyla 1880'li yıllarda Osmanlı tebaası ve özellikle müslümanlar arasında Osmanlı Devleti için bu tür Avrupa kökenli tabirler kullanılmamaktaydı. Hepsinden önemlisi ve ilanın Arapça'yı sonradan öğrenen birisi tarafindan yazıldığının delili sayılabilecek husus ise üç sayfalık bir metinde yirmiye yakın hatanın bulunmasıdır.43 

İlanda mevcut dil hatalan ve muhtevada gayrimüslim milletiere yapılan vurgu dikkate alındığında Landau'nun ilanın Arapça'yı iyi bilen müslüman/müslümanlar tarafından yazılmış olabileceği ve edebi bir metin olduğu iddiasının ne kadar tartışmaya açık olduğugörülecektir. 44 Bu bağlamda söz konusu özellikleri ve ilanın basım kalitesini dikkate alan İngiltere'nin Bağdatkonsolosu Plowden ve Fransa'nın İskenderiye konsolosu Dobignie'nin ilanla ilgili Avrupa bağlantısı olabileceğine işaret ettiklerini de zikretmek gerekir.45 

1878-1881 yıllan arasında zaman zaman ortaya çıkan ve yukarda tamamıincelenen ilanlar konusunun ortaya konmasıgereken önemli bir yönü de mahalli ve merkezi 
tepkilerin ne olduğumeselesidir. Bugüne kadar bölgedeki Avrupa diplomatlannın raporlan esas alınarak değerlendirmeleryapılmış ve ilaniann mahalli halkın tepkisine maruz 
kalmadığı söylenegelmiştir.46 Ancak, Osmanlı arşivinden elde edilen bazı belgeler ve dönemin basını bu görüşü doğmlamamaktadır. İstanbul'da yayımlanmakta olan elCevaib 47 
gazetesinin aktardığıbilgilere göre mahalli gazetelerden Suriye, el-Asru '1-Cedid ve el-Misbah, ilanlar vasıtasıyla Osmanlı Devleti aleyhine ortaya konan tavn benimsemediklerini, sorumlulannın "cahil" ve "gafıl" insanlar olduklannı, bu tür faaliyetlerin Araplar'ın itibanm zedeleyeceğinden dolayı sorumlulannın biran önce yakalanmalan için herkesin yetkililere yardımcı olması gerektiğini birçok makalede vurguladılar.48 el-Cevaib gazetesi Beyrut halkının Osmanlı yönetimine karşı bir tavırla sokaklara asılan ilanlardan duyduklan üzüntüyü dile getiren yazılar yayımladı.49 Dahası, ilanIann çoğunluğunun görüldüğüBeymt ve Şamileri gelenleri, mezkur gelişmeler karşısında sessiz kalmayısadakat ve hamiyyet anlayışianna aykın gördüklerinden gruplar halinde Vali Harndi Paşa'yı ziyaret ederek "o misüllü ahvalden arz-ı şikayet ve nail oldukları eltaf-ı celile-i hazret-i padişahiden umum narnma arz-ı teşekkür" etmişlerdir.50 

Bununla da yetinmeyen Beymt, Şam, Hama ve Nablus ileri gelenleri Osmanlı saltanat ve hilafetine sadakatlerini ifade etmek üzere Babıali'ye mahzarlar 
göndermişlerdir. Hama ve Nablus'tan gönderilenler henüz elde edilememiştir. Beymt ve Şam'dangönderilenler sırasıyla 2 7 Muharrem 1298 (30 Aralık 1880) ve 11 Safer 1298 ( 13 Ocak 1881) tarihli olup birincisi otuz yedi, ikincisi de doksan dokuz kişi tarafindan imzalanmıştır. Mezkur mahzarlarda imzasıbulunan Arap ileri gelenleri, yabancı gazetelerde Osmanlı Devleti aleyhine ilanıann asıldığı haberlerini gördüklerini, bunun kendilerini çok üzdüğünü, yarılış arılaşılmaya meydan vermemek içirı Osmanlı Sultanı ve hükümetine sadakatlerini ve ihtilalci hareketlere hiçbir şekilde sempati duymadıklarını ifade etmek istediklerini belirtmektedir! er.51 

Arap ileri gelenlerinin sadakat ve harniyet gösterisi Vali Harndi Paşa'yı ve merkezi hükümeti rahatlatmış görünmektedir. Bu gelişmeyi devletin ve hükümetin Arap eşrafı üzerindeki otoritesini sağlamlaştırmadabir fırsat olarak değerlendiren Harndi Paşa "Şamı Şerifve elviye-i mülhaka mütehayyizanından" 114 kişiyi içeren bir "a'yan ve bendegan" listesi hazırlamış ve kimlerin hangi rütbe ve nişanlarla taltif edilmeleri gerektiğini de belirterek Babıali'ye göndermiştir.52 

Meclis-i Vükela konuyu müzakere ederek Arap eşrafının sadakatlerini teyid edici bu tavırlarının merkezde yarattığı memnuniyetıni Suriye valiliğine bildirilmesini, 
mahzarların gazetelerde ilan edilmesini ve teklif edilen rütbe ve nişanların ihsan duyumlama sınırı uygun olacağı görüşünü saraya arz etmiştir.53 

Saray ise Suriye' de "bazı garaz kararın teşebbüsat-ı muzırrasım ibtal zımnın da" yapılan teklifi uygun bulmuş, ancak gönderilen liste yi tekrar bir tanzim e tabi tutarak üçte bir oranında azaltıp kalanlara hangi rütbe ve nişanlann verileceğini belirlemiştir.54 

Ayrıca Sadrazam Said Paşa, Suriye valiliğine gönderdiği ll Mart 1881 tarihli bir yazı ile Arap ileri gelenlerinin mezkur olaylara karşı sergilediği sadıkane tavnn Sultan ve hükümet tarafından büyük memnuniyetle karşılandığım ve mahzarla
rı nın gazetelerde ilan edildiğinin münasip bir şekilde halka duyumlanmasını istemiştir.55 

İlanlarda ilgili tepkiler, Suriye' de meskun Araplar'la da sımrlı kalmamıştır. 1876 sonlarından itibaren istanbul' da bulunan ve 1878'den itibaren Sultan Abdülhamid ile iyi ilişkiler kuran Halep'in eski Nakibü'l-Eşrafı ŞeyhEbülhüda es-Seyyadi ilanlar konusunda Türkçe ve Arapça gazetelerde çıkan yazılardan haberdar olduktan sonra "cinsiyyet-i Arabiyye ve hamiyyet-i hakikiyye-i islamiyyesinin sevk-u tahrikiyle" bir makale yazmaya karar vermiştir. Makalenin tam metni Türkçe 'ye çevrilerek Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayırrılanmıştır. 

Ebülhüda mezkur makalesinde Araplar'ın kökenleri, İslam'ı kabulleri, Peygamber' e ve sünnetine bağlılıklan ve hilafetin önemine vukufıyetlerini anlattıktan sonra 
"Bu gibi bir taife-i kerim e [yi] ... bir cahil müfsid sözleri ve yazılanyla temsil edemez" demektedir. Ona göre, hiç kimse Araplar' ı hilafete itaatten alıkoyamaz; çünkü onlar bu konudaki dini hükümleri, "halifeye itaat [in] zat-ı zü'l-celal ile Rasul'e itaat ve halifeye muhalefet [in] kezalik zat-ı Yezdan ve N ebiyy-i Zişan'a muhalefet" anlamına geldiğini iyi bilirler. Şeyh Ebülhüda yazı sınırı büyük bir bölümünü hilafete itaat konusuna ayırır ve Abdülhamid'in hilafetine bağlılıkla birlik ve beraberliğin sağlanacağını savunarak Araplar'ın da bu yolda olduklarından dolayı fıtne ve fesat çıkarmaya çalışanların beyhude çaba sarf ettiklerini belirtir. 56 

Sonuç olarak denilebilir ki 93 Harbi'nde Osmanlı Devleti'nin ağır bir yenilgiye uğraması, Arap vilayetlerinde ve özellikle Suriye'de devletin geleceği ile ilgili çok 
ciddi tereddütler doğurmuştur. Bu tereddütler müslüman Araplar nezdinde nisbeten kısa süreli etkin olurken yönünü Batı'ya çevirmiş ve Osmanlı Devleti'nin Arap topraklarından çekilmesini arzu eden ve büyük çoğunluğunu hıristiyanların oluşturduğu kesimde daha uzun süre devam etmiştir. 
Bu bağlamda 93 Harbi'nin Ortodoks hıristiyanların hamiliğini üstlenen Rusya ile yapılmış olması ve Suriye bölgesindeki Ortodokslar üzerinde giderek artan Rus nüfuzu da hatırlanmalıdır.57 
Bu makalede incelenen ilanlar hadisesi böyle bir çerçevede değerlendirildiğinde daha anlaşılır hale gelmektedir. Nitekim devletin yıkılına tehlikesinin geçtiği hissi ve kanaati kuvvetlendikçe bunda Arap ileri gelenlerinin ve vilayet üst düzey yetkililerinin çabalarının yanı sıra Osmanlı Devleti'nin hayati yerini devam ettirme konusunda gösterdiği başarının etkisi büyüktür-Osmanlı yönetimi aleyhindeki faaliyetlerde azalma görülmüştür. 

Yukarıda incelenen ilanların içeriği, yabancı katkısını çağrıştırmakta, hatta bazı ilanlar bu konuda ipuçlan taşımaktadır. Aralık 1880'de ortaya çıkan ilanla ilgili 
olarak yakalanan şahısların yabancı bağlantıları ise tartışılmayacak kadar açıktır. Haziran 1880'de Beyrut'ta görülen ilanların sorumluluğunu üstlenen 
Faris Nimr ve arkadaşlarının hıristiyan kesimden oluşu, Suriye Protestan Kolejindeki Fransızca öğretmenleri ve daha sonra Fransa'nın Beyrut konsolosluğu tercüman olan İlyas Habbalin'in derslerde mütemadiyen yaptığı Türk düşmanlığı propagandalarından etkilendiklerini ve o zaman sahip oldukları ihtilalci fıkirlerin Fransız kökenli olduğunu ifade etmesi de bu kanaati desteklemektedir. Bunlara ilave olarak, ilanların ortaya çıktığı dönemde Arap ileri gelenlerinin ve Vali Harndi Paşa'nın bu olaylarda yabancı parmağı olduğu yolundaki tereddütsüz ifadeleri ve buna göre tedbirler almaları da önemlidir. 

Son olarak, ilanların ortaya çıkmasında ve ardının kesilmesinde etkili olduğunu düşündüğümüz savaş sonrası dönem hakkındaiki gözlemi aktarmakta fayda görüyoruz. 
Birincisi, Beyrut'ta görevli Fransız diplomatıJ. A. Sienkiewicz'e göre ilanların ortaya çıkışında etkin olan saik Osmanlı-Rus savaşından sonra Araplar arasında beliren "otonom" bir yönetim arzusudur. İkincisi, İngiltere'nin eski dip lo matlanndanW. S. Blunt savaş sonrasında hakim olan karamsar tablodan hareketle, 1879'dan itibaren Arap bağımsızlığı savunuculuğunu yapmaya başladı. Bu yıllarda sık sık Suriye ve Mısır'a gidiyordu ve kendi gözlemine dayanarak bölgedeki Osmanlı yönetiminin kısa sürede sona ereceğine inanıyordu. Bu uğurda kendi çapmda hem İngiltere hükümeti hem de Arap ileri gelenleri nezdinde önemli girişimlerde de bulunuyordu. Ancak 1881 
sonlarına gelindiğinde, Araplar'ın II. Abdülhamid'in Osmanlı Devleti'ni ayakta tutmayı başaracağına ve bölgedeki Osmanlı yönetiminin devam edeceğine inandıklarından siyasi tavırları Osmanlı lehine değiştirdiklerini gözlemlemiş ve büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı.58 

Bu çalışmanın sonucunda, ortaya çıktığı kadarıyla, 93 Harbi'yle gelen ağır yenilgi yüzünden, Osmanlı Devleti'nin bölgede sarsıları itibarının yeniden tesisiyle hayal kırıklığına uğrayan sadece W. S. Blunt değildi. 

DİPNOTLAR;

1 George Antonius, The Arab Awakening, Hamish Hamilton, London ı 945, s. 79-89. Antonius, görüştüklerinde Faris Nimr'in (ı 854- ı 95 ı) seksen yaşında olduğunu, Beyrut'taki gizli cemiyetin genel eğilimi, amacıve faaliyetleri hakkında kendisini tatmin edici bilgiler verdiğini, sadece ilanın muhtevasını hatırlayama dığını belirtir. Bir başka ifadeyle Antonius, bu cemiyetin milliyetçiliğine hükmeder ken Faris Nimr'in ifadelerine dayandığı izlenimi vermektedir (s. 81 vd.).
2 Zeine N. Zeine, The Emergenceof ArabNationalism, Caravan Books, NewYork 1976 (İlk baskı 1958), s. 55-59. Faris Nimr ölmeden önce Zeine ile yaptığı görüşmede, Antonius'un verdiği izlenirnin aksine,1880'lerde bölge insanının zihrı.inde "mi!Uyet" fikrinin mevcut olmadığını, bütün bağların. ilişkilerin ve sadakat duygularının dini olduğunu ifade ediyordu (s. 52). Bu örnekte de görüldüğü üzere bu tür olayların kahramanı olduğu iddia edilen şahısların ifadeleri söylendiği zaman, ortam, kişi ve konumlan dikkate alınarak oldukça dikkatli ve ihtiyatlı bir yaklaşımla kullanılmalıdır.
3 A. L. Tıbawi, A Modern History of Syria, Macınillan London 1969, s. 163- 167; a.mlf., Arabic and İslamic Themes, Luzac&Co., London 1976, s. 117-121.
4 Shiınon Shanıir, "lviidhat Pas ha and the Anti-Turkish Agitation in Syria", Middle Eastern Studies, 10/2 (May 1974), s. 115-141.
s 1881 yılına ait ilanın Arapça metni ve ingilizce çevirisi için b k. jacob Landau, "An ArabAnti-Turk Handbill, 1881", Turcica, !XII (1977), s. 215-22 7; 
Osmanlı Arşivinde bulunan çevirisi için b k. BOA, YEE ı8/94-26/94/44. Zekeriya Kurşun, Yol Ayrımında Türk Arap İlişkileri, istanbul 1992, adlı eserinde bu ilana kısaca değinmektedir (s. 28-29); ilanın Osmanlı Arşivi'nde mevcut eski harflerle yapılmış çevirisinin transkripsiyonu için b k. Selçuk Günay, "Il. Abdülhamid Döneminde Suriye ve Lübnan'da Arap Ayrılıkçı Hareketlerinin Başlaması ve Devletin Tedbirleri", AÜDTCF Tarih Araştırmalan Dergisi, XV1I, sy. 28 (1995), s. 92-94.
6 EliezerTauber, The Emergen ce of the Arab Mouements, Frank Cass, London ı 993, s. ı 6-21.
7 Antonius, Shamir, Landau, Kurşun ve Gürray tepkiler konusunda açık bir görüş belirtmezken, Zeine ve Tibaw ilanların mahalli tepki doğurmadığı görüşün dedi
8 Antonius, Zeine ve Tibawi 1880 yılına ait ilanlan değerlendirirken Lan dau, Kurşun ve Gürray 1881 yılına ait olan ilam değerlendirmişlerdir
9 Public Record Office, Foreign Office (FO) 195/1201 jago-Derby, no. 5 political, Damascus, 27 Mart 1878.
10 FO 2261194 Nasif Meshaka- Eldridge, Damascus, 29 july 1878. Winlano Arapça asıllan muhafaza edilmemiştir.
Bu makalede kullanılan metin, İlanların Meshaka tarafından yapılmış ingilizce çevirisidir. Ancak bu dip notta zikredilen referansta ilanın Fransızca çevirileri de mevcuttur.
11 FO 424/73 lnclosure in no. 305, Eldridge-Layard, Aleih, 2August 1878.
12 ibnülemin M. K. İnal, Son Sadrazamları, Dergah yayınları, istanbul 1982, s. 377-78.
13 FO 195/1306 Dickson-Goschen, telegram, Beirut, 28 June 1880 ve Dickson-Goschen, Beirut, 3 July 1880 no.47. 
14 ilaniann orijinalleri FO 195/1306 Dickson'ın 47 nolu raporunun ekindedir. AyrıcaZeine N. Zeine Arapça asıllarını, A. L. Tibawi de 
İngilizce çevirilerini tam metin halinde yayımlamıştır. Bk. Zeine, The Emergence... , Appendix G ve H, s. 152, 153; A. L. 1\bawi, Arabicand lslamic Themes, s. 117-118. 
15 FO 195 - 1306, Dickson-Goschen, Beirut, 3 July 1880, no. 47. 
16 Abcarius'un nisbeten uzun sayılabilecek raporu, Dickson·ın 3 Temmuz ı880 tarih ve 4 7 nolu raporunun ekidir. 
17 FO 195/1306, Dlckson-Goschen, no. 4 7 Beirut, 3 july 1880.
18 Antonius, a.g.e., s. 81-82; Zeine, a.g.e., s. 52-55. Faris Nimr'in ( 1854-1951) verdiği bilgilere göre Yakup Sarruf (1852-1927), İbrahim Yazıcı (1847-1906) ve Şahin Makaryus (1853-1910) mezkur cemiyetin ileri gelenlerindendi. Suriye Protestan Koleji'nde okuyan ve hepsi hıristiyan olan bu şahıslar Fransızca hocalanİlyas Habbalin'in ( 1839-1889) Türk düşmanlığının etkisinde kalarak gizli bir cemiyet kurdular ve ihtilalci fikirlerini yaymaya çalıştılar. Cemiyet üyelerinden bazılan Alexander Dumas'nın Üç Silahşörler adlı eserini okuyarak Türkler' e karşı mücadele duygularını geliştirip Lübnan'ın bağımsızlığı için çalıştılar (Zeirıe, s. 52).İlyas Habbalin Lübnanlı bir Maruni olup bölgedeki farmason locası üyesi idi. 1866'da Lübnan gazetesi editörü ve daha sonra da Fransa'nın Beyrut konsolosluğu tercümanı olarak görev yaptı. 1875'te Mısır'a yerleşti ( Tarrazi, Tarih u 's-Sahafeti'l-Arabiyye, Matbaarü'l-Edebiyye, Beyrut 1913, C. I, bl. I, s. 115-116).
19 FO 195/1306 Jago-Goscherı no. 13, Damascus, 3 August 1880.
20 FO 195/1306 Jago-Goschen no. 13, Damascus, 3 August 1880. 
21 S. Shamir, "MidhatPaşa...", s. ı32-ı33. 
22 Cemiyetü'l-Makasıdi'l-Hayriyye'nin kuruluşu, şubeleri, faaliyetleri ve açtığı okullar ile ilgili olarak bk. FO 78/3 130 Ardem Beaman'ın Beyrut, 
Dımaşk ve Sayda üzerine raporu, ı 7 November ı 880; FO ı 95/ı306 Dickson-Goschen no. 61. Beyrut, 17 November 1880; Donald J. Cioeta, 
"İslarnic Benevolent Societies and Public Education in Ottornan Syria, 1875-1882 ",The Islamic Quarterly, 26/l (1982), s. 40-55. ilanlar konusu için bk. s. 52-53. 
23 FO 195 / 1306 Dickson-Goschen, no. 53; Beirut, 13 August 1880 )ago-Goschen no. ı 4, Damascus, ı 6 August 1880. 
24 BOA, YEE 9/2006 (7217, tarihsiz). Muhtemelen 1312/1894-95 tarihlidir. 
25 FO 195/1368 DicJc.son-5t.John, Beirut, no. 1, 3 January 1881. 
26 FO 195/1368 Dickson-5t. John, no. 2, 14 January 1881. Bu yazının ekinde il§.nın Arapça bir nüshası ve Fransızca çevirisi yeralmaktadır. İlanın ingilizce tam bir çevirisi Tıbawi tarafından yayımlanmıştır (Arabic and... , s. 118-119). Tıbawi'nin ilanlada ilgili değerlendirmelerinde dikkat çeken bir usul hatasını belirtmekte yarar var: Yazar 1880 Haziran ve Aralık aylannda Beyrut sokaklannda görülen el ilanlan konusunu işlerken ele geçirilen üç ilanın tercümesini verdikten sonra ingiliz diplomatlannın belli bir ilan konusunda yapılan değerlendirmeyi anakronik bir yöntemle bütününe teşmil etmektedir. Abcarius'un değerlendirmesi tamamen Haziran ilanları için geçerlidir. 
Tıbawi'de ise bu değerlendirme genellenmiştir. Bk. Aym eser. s. 119-120. ilanın Arapça nüshası Zeine'in The Emergence ofArab Nationalism adlı eserinin 
ekler bölümünde s. 154'te verilmiştir. 
27 İrfan Buzpınar, "Opposition to the Ottoman Caliphate in the Early Years of Abdülhamid Il: 1877-1882". Die Weltdes Islams, XXXVI/I (ı996). s. 59-89. 
28 E. Tauber, The Emergence... , s. ı 7. 
29 FO 195/1368 Dickson-St. john, no. 2, 14 january 1881. 
30 Aynı belge. 
31 FO 195/1368 Dickson-St. john, Beirut, 17 january 1881. 
32 FO 195/1369 jago-Goschen, memorandum on the case ofShakir al-Huri, 4 june 1881. 
33 Aynı belge. 
34 Aynı belge. 
35 FO 195/1369 jago'nun 2 noiu raporu, iS October 1881. 
36 BOA, YEE 3111044/62/79, tarihsiz ve imzasız. Ancak muhtevasından davanın İstanbul'daki temyiz mahkemesine intikalinden sonra yani 1881 Temmuz'unun 
ilk haftası sonrasında ve Kasım öncesinde yazıldığı kesindir. 
37 FO 195/1369, jago'nun telgrafı, Damascus, 9 November 1881. 
38 BOA. YEE 18/94-26/94/44, 7 Rebiüssani [12]98/9 Mart 1881. Landau'nunyayunladığı metindeki tarih 17 Rebiüssani 12 98 ·dir. "Matbu bir varakanın tercümesidir" ifadesiyle sunulan ilanın asıl başlığı "Arap Milletinin Beyannamesidir" şeklindedir. Ekindeki Hicaz Valisi Safvet Paşa'nın genel olarak bu konuya hasredilmiş yazısından ilanın Hicaz'dan gönderildiği tahmin edilebilir. ilanın transkribe edilmiş tam metni Selçuk Günay tarafından "Il. Abdülhamid Döneminde ... "  (s. 92-94) adlı makalesinde neşredilmiştir. Ancak bu neşir kullanılırken bir takım teknik hatalara dikkat edilmelidir. ilanın bir paragrafı daha önce Zekeriya Kurşun tarafından yayımlanınıştı (Türk Arap İlişkileri, s. 29). ingilizce'ye yapılan ilk çeviri ise İngiltere'nin Bağdat konsolosluğu tercümanına aittir. FO 195 113 70 Plowden-Granville, no. 21, Bağdat 20 Mayıs 1881. 
39 jacob Landau, "AnArab Anti-Türk Handbill, 1881 ",s. 216. 
40 Plowden, o günlerde Osmanlı Devleti'nin desteğiyle Londra'da yayımlanmakta olan Gayret gazetesinin üç nüshasını da ele geçirmiş ve onların baskısıyla 
kıyasladıktan sonra ilanın da Londra'da basılmış olabileceğini belirtmiştir. FO 195/1370, Plowden-Granville, no. 21, Bağdat, 20 Mayıs 1881. 
41 BOA, YEE 18/94-26/94/44, SalVet Paşa'dan Saraya, 29 Şaban 1298 (27 Temmuz 1881). 
42 93 Harbi sonrasında müslüman ve hıristiyan Araplar arasındaki gergin ilişkiler için b k. Tufan Buzpmar, "Cevdet Paşa'nın Suriye Valiliği (Şubat-Kasım 1878)",  
Ahmet Cevdet Paşa Kitabi (Haz. İsmail Kara), istanbul 1998, s. 112. 
43 Bu değerlendirmede Landau'nun yayımladığıArapça orijinal metin esas alınmıştır. Osmanlıca çevirisi ile de zaman zaman karşılaştırılmıştır. 
Arapça metni inceleyerek yanlışlan tesbit eden ve çok Kıymetli değerlendirmeler de bulunan Arap edebiyatçısı ve Türk-Arap ilişkileri uzmanı İbrahim Dakılki' ye müteşekkirim. 
44 Landau, a.g.m., s. 217-218. 
45 Tauber, a.g.e., s. 338; Landau, a.g.m., s. 218. 
46 Zeine, a.g.e., s. 59, Tibawi, a.g.e., s. 120. 
47 el·Cevaib 1861-1884 yıllan arasında istanbul'da Ahmet Faris ve oğlu Sellm Faris tarafindan yayımlanan Arapça gazete. Bk. Atilla Çetin, "el-Cevaib", 
TDV İslam Ansiklopedisi, VII, 435-436. , 
48 el·Cevaib, 28 Temmuz 1880, s. 3; 18 Ağustos ı881. 
49 el-Cevaib, 3ı Aralık 1880. 
50 BOA, Y.A. Resmi, 9/64, Harndi Paşa'dan Sadaret'e, 13 Safer ı298 (15 Ocak 1881). 
51 BOA, Y.A. Resmi, 9/64. 
52 BOA Y.A. Resmi, Harndi Paşa'dan Sadarete, 13 Safer 1298 ve ekleri. 
53 BOA, Y.A. Resmi 9/64 25 Safer 1298 (28 Ocak 1881). 
54 BOA, Yıldız Thsnifı, MaruzatDefterleri, no. 21, 9 Receb 1298 (7 Haziran 1881). 
55 8 Rebiülahir 1298 (ll Mart 1881) tarihli emlmamenln bir sureti Suriyeadlı vilayet gazetesinde yayımianmış ve Tercüman-ı Hakikatgazetesi de oradan iktibas etmiştir. Tercüman-ı Hakikat, no.857 (3 Mayıs 1881), s. 2. 
56 Ebülhüda'nın yazısının tamamı için b k. Tercüman-ı Hakikat, no. 1 O 16 
(10 Kasım 1881). 
57 XIX. yüzyılın ikinciyansında Suriye bölgesi Ortodokslan üzerinde giderekartan Rus nüfuzu için bk Derek Hopwood, The Russian Presence in Syria and Pa testine, 1843-1914, Oxford University Press, Oxford 1969, tür. yer. 
58 Blunt'ın Araplar arasında ve İngiltere hükümeti nezdinde gerçekleştirdiği Türk aleyhtan faaliyetler için bk Thfan Buzpınar, "Opposition to the Ottoman Caliphate ... ",s. 80-89. 



***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder