11 Şubat 2020 Salı

2002-2011 YILLARI ARASINDA TURKİYE SURİYE İLİŞKİLERİ BÖLÜM 2

2002-2011 YILLARI ARASINDA TURKİYE SURİYE İLİŞKİLERİ BÖLÜM 2




2.3. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Oluşturulması

Suriye’nin bağımsızlığından bu yana ilk defa Suriyeli bir devlet başkanının ziyareti iki ülkenin geleceği için yeni bir kapı aralamıştır. Beşar Esad’ın 2004’teki ziyaretinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’ye ziyareti bölgesel dengeler açısından yeni bir dönem başlangıcı olmuş, Türkiye ve Suriye’nin yakınlaşmasını sağlamıştır. 

Türk dış politikasının yeni mekanizmalarından Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSİK) ise bu minvalde gelişmiş olup; Irak, Suriye, Mısır, Tunus, Azerbaycan, Pakistan, Ukrayna, Yunanistan, Bulgaristan, Kazakistan, Rusya, Lübnan ve Ürdün ile ortak siyaset yürütmesine imkân sağlayan çok boyutlu ve derin iş birliğini amaçlamıştır. Türkiye’nin ritmik diplomasi çerçevesinde yürüttüğü Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyleri bölgesel ve küresel ölçekte ortak bakanlar kurulu ile işbirliği zemini hazırlamış, bölgesel entegrasyonun ilk adımı olmuştur. Bu konseyler sayesinde ülkelerle tek bir hükümet gibi ortak kararlar alınması ve ortak stratejiler geliştirilmesine olanak sağlanmıştır. Bu konseyler ülkeler arası kurumsal yapı inşasında enstrüman işlevi görmüştür (Ekşi, 2014: 163)


Tablo1: 2001-2012 Türkiye-Suriye Ticareti (milyon $)


Türkiye-Suriye ilişkileri Davutoğlu’nun Irak-Suriye gerginliğini çözmek için Şam’a ziyarette bulunması ve İsrail ile Davos krizi yaşayan Türkiye’nin yakınlaşmasıyla yeni bir dinamik oluşturmuştur. Beşar Esad’ın 16 Eylül 2009’da Türkiye’yi ziyareti sırasında Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oluşturulmuştur. Bu konsey esnasında iki ülke arasında vizelerin kaldırıldığı bir anlaşma imzalanmış, bunun yanında eğitim, siyaset, turizm, ulaşım, bilim ve ticaret gibi konularda 50’yi aşkın protokol imzalanmıştır. Türkiye-Suriye ilişkileri 13 Ekim 2009’da iki ülkeden toplamda 10 bakanın katılımıyla gerçekleşen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi 1.Bakanlar Kurulu toplantısıyla çok farklı bir boyut kazanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanı Davutoğlu ve Suriye Dış İşleri Bakanı Velid Muallim kardeşlik mesajları vermiştir. Davutoğlu ise güven temini sonucu bu ilişkiyi “iki devlet, bir hükümet” olarak ifade etmiştir. Bu konsey anlaşması ile tarafların birçok alanda işbirliği öngörülmüştür. Suriye ile yıllardır durağan olan ticari faaliyetleri geliştirip serbest pazar ekonomisine geçmede firmaların işbirliği de hedeflenmiştir. Görüşmelere göre enerji konusunda birlik sağlanması amacıyla Yumurtalık-Kerkük petrol boru hattının kapasitesinin arttırılması, Irak doğalgazı için yeni bir boru hattı inşa edilmesi, yeni sınır kapıları gibi konularda da anlaşma sağlanmıştır.(Oran, 2013: 292)

Bu anlaşma ile Türkiye, yıllardır terörle mücadele alanında sorun yaşadığı ülke ile müttefik haline gelmiş, terörle mücadelede ortak faaliyetler söz konusu olmuştur. Suriye ise aleyhine yürütülen yalnızlaştırma siyasetine karşı güvenilir ve güçlü bir müttefik kazanmıştır.

1998’de savaşın eşiğinde olan 2 ülke yumuşak güç adımlarıyla kişi ve malların engelsiz geçişi mümkün hale getirilmiştir. İş gücünün serbest hareket alanının oluşmasıyla beraber turistik ziyaretlerde de artış görülmüştür. Turistik ziyaretlerdeki artış kültürel etkileşimi hızlandırmış bölge ekonomisine katkıda bulunmuştur. İki ülke arasında gündem; işbirliği, ortaklık, uzlaşma olmuştur. Protokollerin imzalanmasından sonra diplomatik dilin değişimi olumlu yönde gözlemlenmiştir. Müzakere konularını; karşılıklı olarak dış ticaretin arttırılması, Halep-Gaziantep tren yolu ulaşımına ağırlık verilmesi, lisans düzeyindeki öğrenciler için değişim programlarının düzenlenmesi, su sorunlarının çözülmesi ve yeni barajların yapılması, diplomatların eğitilmesi konuları oluşturmuştur.
Kurulan YDSİK çerçevesinde her yıl iki ülke başbakanları başkanlığında, hükümetlerin icracı bakanlarının katılımıyla kabine toplantıları yapılmıştır. Ortak kabine toplantısı öncesinde dışişleri, ticaret, savunma, bayındırlık, enerji, ulaştırma, içişleri bakanlarının bulunduğu Bakanlar Konseyi eylem planı oluşturmak için yılda 2 kez toplanmıştır (Ayhan, 2009: 31).


Tablo 2: Bölge Ülkeleriyle Yapılan Anlaşmalar
Kaynak: T.C. Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü

YDSİK kapsamında birçok ekonomik işbirliği anlaşması gereğince ticaretin önündeki engeller kaldırılmış, doğrudan yatırım teşvik edilmiş, vize muafiyeti ve enerji birliği ile hem bölge içi ticaret hem de Türkiye ihracatı önemli ölçüde artmıştır.
Söz konusu protokolleri yalnızca Suriye ile ilgili değerlendirmek yanlış olacaktır. Ekonomik siyasi ve güvenlik açılarından bakıldığında iki ülke çıkarlarına da hizmet eden bu gelişmeler kazan-kazan durumunu ifade etmiştir. Türkiye Ortadoğu’ya açılma fırsatını yakalamış, Suriye ise uluslararası ortamda saygınlık kazanmıştır.

YDSİK’nın ikincisi Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Davutoğlu’nun misafirlerini “evinize hoş geldiniz” diyerek karşılaması, yakınlaşmaların ülke aktörlerinin çabasıyla olduğunu göstermiştir. Bu toplantıda terör konusunda işbirliği öngörülmüş, “Genişletilmiş Adana Mutabakatı” olarak adlandırılabilecek bir anlaşma ile terörle mücadelede etkin olarak oluşturulan mekanizmaların kullanımı için 23 maddeye imza atılmıştır(Taban, 2014: 71). Enerji üretimi, dağıtılması ve korunması, çevre, emlak, sosyal hizmetler, imar ve iskân alanlarında da anlaşma sağlanmıştır. Süreç içerisinde diplomatik münasebetlere Genelkurmay Başkanlığı da dahil olmuş, ekonomik ve siyasi entegrasyon dışında askeri alanda da bir adım atılması adına askeri tatbikat önerisinde bulunulmuştur. Tatbikatın amacı ise iki ülkenin kara kuvvetleri arasındaki dostluğun, işbirliğinin ve güvenin pekişmesi ve birlikler arasında eğitim ve uyum içinde çalışabilirlik düzeyini arttırmak olmuştur.

2.4. Vize muafiyeti

Komşularla sıfır sorun politikası etkisiyle sürekli temas yönteminin benimsendiği bir dönemde İran ve Irak ile artan ekonomik ilişkiler, Suriye ile imzalanan serbest ticaret anlaşması bölgeler arası ekonomik bütünleşmeleri getirmiştir. Türkiye dış politikada aktifliğini hızlandırmak adına vize muafiyeti argümanını dış politika aracı olarak kullanmış, bunun yanı sıra ikili ziyaretlerin ardından vize kolaylığı sağlanması konusunda görüşmeler başlatılmıştır. Beşar Esad İstanbul’da bulunduğu sürede Türk iş adamlarının vize isteklerini dinlemiş ardından işadamlarına vize almada kolaylık sağlanmaya başlamıştır. Ardından Başbakan Erdoğan’ın Suriye ziyareti sırasında Serbest Ticaret Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma iki ülke arasındaki dış ticaret ortağı olma açısından önem arz etmiştir. Karşılıklı ziyaret ve yatırımların artması ilişkilerin seyrini gün geçtikçe arttırmıştır. 

Önemli bir ziyaret olan Beşar Esad’ın 16 Eylül 2009’da Türkiye’ye gelişi ile Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oluşturulmasına karar verilmiş ve hemen ardından vize muafiyeti için işlemler başlatılmıştır. 18 Eylül 2009’da ise vizesiz geçiş uygulamasına başlanmıştır. Konsey ile kurulan ilişkilerin her aşamada faal olması beklenmiş, konsey ile taraflar arasında karşılıklı görüş alış-verişleriyle gündem konuları belirlenerek işbirliği zemini tayin edilmiştir. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Birinci Bakanlar Kurulunda ise Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında “Vizenin Karşılıklı Olarak Kaldırılmasına Dair Anlaşma” imzalanmıştır. Bu anlaşma ile hizmet, umuma mahsus, hususi ve diplomatik pasaport hamili Suriye ve Türk vatandaşlarının birbirlerinin ülkelerine yapacakları 180 gün içinde 90 günü aşmayan gezileri için vizeden muaf tutulmaları öngörülmüştür.
Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim ile Mayıs 2010’da ilişkilerin kopma noktasına gelmesinin aksine Türkiye-Suriye ilişkileri her alanda gelişmeye devam etmiştir. Vizelerin karşılıklı olarak kaldırılması ülkelerin güvenlikleri açısından da önem taşımaktaydı. Vizelerin tümüyle kaldırılmasıyla beraber iki ülke arasında taşımacılık yapan tırlara uygulanan vergilerin kaldırılması yönünde de karar çıkmıştır. Konsey görüşmelerinde; Kürt Açılımı, İsrail-Suriye barış görüşmelerinin yeniden başlatılması, Irak-Suriye gerilimi konuları ele alınmıştır. Vize muafiyeti uygulaması ile insani hareketlilik sağlanmış, ticari ilişkilerin hızlanmasındaki bariyer kalkmıştır. Bu sayede, iki ülke arasındaki karşılıklı güven ve işbirliği tesisinin sağlanması amacı gerçekleşmiştir.
İki ilke arasındaki vizelerin kaldırılması ile Kilis, Şanlıurfa, Gaziantep, Hatay gibi şehirlerde insanlar Halep’e günübirlik alışverişe gidebilmekte, aynı şekilde Suriye’dekiler Türkiye’ye rahatça geçiş yapabilmekteydi. Bölgede ticaret yapanlar için büyük bir kolaylık sağlanmasının yanında bölgesel kalkınma gerçekleşmiş, ticaret hacmi de artmıştır.


Tablo 3: 2002-2011 Türkiye-Suriye Karşılıklı Ziyaretçi Sayısı

Erdoğan vizelerin kalkmasını “Şamgen” ifadeleriyle duyurmuş, Suriye’yi Türkiye için Ortadoğu’ya açılmanın bir kapısı, Türkiye’yi Suriye için Avrupa’ya açılma kapısı olarak tanımlamıştır. Bu vize muafiyetinin 2011’de Irak ve İran’ı da kapsaması düşünülmüştür.

Davutoğlu ise bu gelişmeyi; iki ülke arasındaki ilişkilerin örnek komşuluk ilişkisine dönüştüğü, alınan kararların karşılıklı güvenin göstergesi olduğu şeklinde değerlendirmiş ve ortak tarihe atıfta bulunarak kardeşlik vurgusunda bulunmuştur. 

Vize muafiyeti sonrası, akraba olan iki ülke vatandaşlarının buluşması sayesinde toplumsal kaynaşma meydana gelmiştir. Anlaşmalar sonucu ziyaretçi sayılarında belirgin bir artış gözlemlenmiştir. Ülkeler arası tarihi bağlar güçlenmiştir. AK Parti’nin sürdürdüğü bu aktif diplomasi ile vize muafiyeti politikaları toplumlar ve bireyler arası temaslara ivme kazandırmayı amaçlamıştır. Vizelerin kaldırılması ile siyasi, kültürel, ekonomik ve turizm alanlarında politikalar gerçekleşmiş, geçmişten gelen güvenlik kaygıları meseleleri ise çözümlenmiştir.

2.5. Mayın Temizleme

Kaçakçılığın önlenmesi için Türk Silahlı Kuvvetleri 1954 Suriye sınırına yılında mayın döşemiştir. 1999-2004 arasında ise PKK’nın ateşkesinde ve sonrasında eylemler mayın döşemeyle sınırlı kalmıştır ancak bölgede Rusya, İngiltere, Fransa, İsrail, İtalya gibi devletlerin de mayını olduğu söylenmiştir. 2002 yılında temizleme için kollar sıvanmış ihaleler açılmıştır ancak sonuçsuz kalmıştır. Türkiye 2003 yılında Kyoto Protokolü’nün Ottawa Sözleşmesi olarak bilinen Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme’ne taraf olmuş, 2004’te yürürlüğe girmiştir. Mayınların kullanılmasını, üretilmesini, geliştirilmesini yasaklayan bu sözleşme, taraflara sözleşme hükümlerine uygun olarak mayınları imha edilmesini taahhüt eder. 

2004 yılına gelindiğinde temizlik için teklifler yenilenmiş,  Türkiye-Suriye sınırındaki mayınları temizleme çalışmaları başlamıştır.  2007’de CHP Mayın Kanununu Anayasa Mahkemesine götürmeye hazırlanmış ancak AYM kararı dondurmuştur. Temizleme işlemini yapabilmek için Genelkurmay’ın 35 milyon talep ettiği öne sürülmüş, hükümetin mayın temizliği için TSK’ya ekonomik kriz sebebiyle tahsilat yapamayacağını bildirmiş NATO ise mayın temizleme kuruluşunu 2014’e kadar bitiremeyeceğini söylemesinin üzerine mayın temizliği için ihale açılmıştır. İhaleye göre mayınları temizleyen firmaya bölge toprakları 44 yıllığına kiralanacaktı bunun üzerine CHP Haziran 2009’da mayın kanunu meclisten geçse de Anayasa Mahkemesi’ne göndermiştir. Bu sırada ihalenin İsrail’e verileceği haberleri Gazze krizinin ardından Türkiye kamuoyunda büyük tepkilere yol açmıştır.

Suriye sınırındaki mayınlı arazinin bazı kaynaklarca 216 bin dönüm olduğu ve 615.419 adet mayın olduğu bilgisi verilmiştir. Bazı kaynaklar bu bölgenin Kıbrıs’tan büyük olduğu ve 3 milyon kadar mayının olduğunu belirtilmiştir.
Mayınlı arazilere 1959 yılından beri dokunulmadığı, kimyasal ilaçların kullanılmadığı düşünülürse bölge organik tarım için elverişli hale gelecektir ve Erdoğan mayınların imhası sonrasında bu verimli arazinin organik tarım arazisi olarak kullanımının planlandığını açıklamıştır.

Mayınlı bölgeyi gösteren haritaların olmadığı, ihaleyi alan firmaya koordinatların verilerek GPS aracıyla tespitinden sonra mayınların patlatılarak temizleneceği söylenmiştir. İhaleye ilgili olan bir Türk firması temizlik aşamalarını şu şekilde anlatmıştır: Uzaktan kumandalı helikopterler arazi üzerinde uçarken ultraviole ışınlarla parçacıkları tespit edecek ardından ikinci bir teknoloji helikoptere parçacıkların ne olduğunu söyleyecek ve harita yavaş yavaş tamamlanacak. Harita çıktıktan sonra araziye, önünde yeni teknoloji basınç uygulayan zincirleri bulunan makinelerle girilecek ve mayınlarla birlikte parçalanacak lar. Temizlendiğinden emin olunduktan sonra harita kontrolü yapılarak tüm mayınların patlayıp patlamadığı kontrol edilecek (Erkaya, 2011). Bölge için maliyetin 2 milyar dolardan fazla olacağı söyleniyor ancak arazinin altındaki 65 milyar varilin üzerinde bir petrol rezervi düşünüldüğünde bu meblağ çok önem arz etmemektedir. 

Mayınların temizlenmesine ilişkin çalışma için devlet tüm masrafı kendisi üstlenmiş, toprak kullanım hakkı esası üzerine olan ihale fikri ortadan kalkmıştır. Ottawa Sözleşmesi gereğince 10 yıllık imha sürecinin sonlarına yaklaşırken yeni süreç 2011’de başlamış ihaleyi alan firmanın tüm maliyetlerini devlet karşılamıştır.

Suriye ve Türkiye halkları mayınlı araziye rağmen ilişkilerini sürdürmeye çalışmıştır. Komşularla sıfır sorun politikası doğrultusundaki hareketler sayesinde,  vizelerin kaldırılmasının ardından mayınların da temizlenmesi ile bölge halkı için büyük bir sorun ortadan kalkmıştır. 
Türkiye-Suriye ilişkilerinde, AK Parti’nin hükümete gelişine kadar su, terör ve Hatay sorunları belirleyici olmuştur. 2000 yılında Hafız Esad’ın ölümü sonrası, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının cenazeye katılımı, normalleşme sürecinin ilk adımı olmuştur. AK Parti’nin iktidara gelmesiyle; gelecek 10 yılda Suriye-Türkiye arasındaki ilişkiler gelişmiş hatta zirve noktasına gelmiştir. AK Parti’nin Türk dış politikasındaki değişim Suriye ilişkilerine de yansımış, başta komşularla sıfır politikası üzerinden ilişkiler ivme kazanmıştır. Normalleşen ilişkiler ekonomik ve siyasi açıdan iki ülkenin de lehine olmuştur.

3. ARAP BAHARI ÇEVRESİNDE İLİŞKİLER

Türkiye ve Suriye ilişkilerinde 2000’li yıllar normalleşme süreci olarak adlandırılmış, ekonomik ve siyasi açıdan iki ülke için de dönüm noktası olmuştur. Türkiye’nin proaktif dış politikası izinde atılan adımlar neticesinde ilişkiler Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile gelişmiş, ardından vize muafiyeti ile ivme kazanmıştır. 

İlişkilerin zirve yaptığı bu dönem sonrasında Arap dünyasında meydana gelen isyanların Suriye’ye ulaşmasının ardından, Türkiye ile Suriye arasında zorlu bir süreç başlamıştır. 

İlk olarak Tunus’ta başlayan ayaklanmalar demokrasi, hak ve özgürlük talebiyle ortaya çıkmış, bu ayaklanmalar isyana dönüşerek Ortadoğu’da yeni bir dönem başlatmıştır. Arap dünyasındaki gıda enflasyonu, işsizlik, yolsuzluk, ifade özgürlüğü ve kötü yaşam şartları gibi etkenlerle ortaya çıkan protestolar Muhammed Buazizi’nin 18 Aralık 2010’da kendini yakmasıyla başlamış, aynı sorunları yaşayan diğer ülkelere de yayılmıştır. Arap Baharı her ülkede farklı şekillerde baş göstermiştir; protestolar, mitingler, gösteriler, kamu alanlarının işgali, silahlı çatışma şeklinde olmuştur. Sonucunda hükümetlerin devrildiği ya da yenilendiği olmuş; Suriye’de ise iç savaş çıkmıştır. 2011 yılının ilk aylarında Suriye’ye ulaşan Bahar dalgaları sebebiyle rejim karşıtlarının ayaklanması ve ordunun sert müdahalesi ile Suriye’nin iç savaşa gittiğinin ilk sinyalleri verilmiş oldu. Bu süreçte Türkiye için sınır ve iç güvenlik sorunu ortaya çıkmış, Türkiye’ye etkisi hem bölgesel hem uluslararası düzeyde olmuştur.

3.1. Suriye İç Savaşı: Savaş Öncesi Durum

Suriye’nin iç savaş öncesinde içinde bulunduğu ortam ve bu durumların iç savaşın etkenleri olarak gösterilmesi sebebiyle iç savaşın arka planının incelenmesi bu aşamada konunun anlaşılması üzerine faydalı olacaktır. Esad ailesinin 1971 yılından itibaren tek parti rejimi ile ülkeyi yönetmesi ve bu ailenin Şii’liğin bir kolu olan Nusayri azınlığından olmasının yanında; ülkenin üçte birini oluşturan Sünni çoğunluk ve Kürtler üzerinde ayrımcılık ve kısıtlama sebebi ile halk içinde protest bir tutum sergilenmesine sebep olmuştur. Ülkenin fakir kısmındaki nüfusu Sünniler oluşturmuş, yine aynı bölgede kuraklık yaşanmış yaşam standartları ülke genelinde kötüleşmeye başlamıştır. Genç işsizlik oranlarının yükselmesi ve gıda enflasyonun yaşanması olumsuz şartları gözler önüne sermiştir.

1963 yılında itibaren Suriye olağanüstü hal ile yönetilmiş, güvenlik güçlerine olağandışı gözaltı ve tutuklama yetkileri verilmiştir. İnsan hakları konusunda Suriye eleştirilere konu olmuş, toplanma hürriyeti, ifade hürriyeti kontrol altında tutulmuştur. Dini özgürlüklerin kısıtlı olduğu ülkede gazeteci ve bloggerlar kötü muameleye maruz kalmış, ülke genelinde internet sansürü uygulanmıştır. Halkın rejim değişikliği talebi doğrultusundaki gösteriler Arap Baharının etkisiyle ülkeler içindeki politik, siyasi ve anayasal değişiklikler Suriye içinde de görülmüştür. 

3.1.1. Davutoğlu - Esad Görüşmesi

AK Parti ve Esad Hükümeti Arap Baharı öncesi yakın ilişki içerisinde olmuştur. Arap baharının Suriye’ye sıçramasının ardından Türkiye muhalif gruplar tarafında olmuş, gösterilerin başlangıcında Türkiye diplomatik araçlarını kullanmış, bu alanda aktif politika uygulanmıştır. Suriye’deki olayların başlamasından itibaren takipte olan Türkiye, Suriye’ye heyetler yollayarak sivil kaybına ve rejim hatalarına dikkat çekmiştir. İlk olarak Nisan 2011’de ziyarette bulunan Davutoğlu, Kürtlere kimlik verilmesi, olağanüstü halin kaldırılması, ordunun şehirlere girmemesi hakkında tavsiyede bulunmuştur. Reform çağrılarını sürekli dile getiren Türk yetkililer olumlu cevap almadıklarından, Davutoğlu’nun Ağustos 2011’deki Suriye ziyareti yine bu doğrultuda olmuş, görüşme 6 saat sürmüştür.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu havaalanında Suriye Dışişleri Bakanı Yardımcısı tarafından karşılanmış ve ilişkilerin soğukluğu görüşme başlamadan belli olmuştur. İkili toplantının ilk 2 saati Esad ve Davutoğlu baş başa görüşmüş, diğer bölümlerde heyetler görüşmeye dahil olmuştur. Görüşme esnasında Türkiye sınırlarına yakın bir bölgede operasyon gerçekleşmiş, başka bir operasyon sırasında 25 kişi hayatını kaybetmiştir (BBC, 2011).

Görüşmede askeri operasyonların sona ermesi ve reformlara başlanması gerektiği yönündeki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın isteklerini dile getiren Davutoğlu, Esad’dan; terörist grupların peşini bırakmayacağım yanıtının alındığını söylenmiştir.

İki ülke ilişkilerinin kopması Davutoğlu-Esad görüşmesine dayandırılmıştır. Bu görüşmede iki ülke arasında kat edilen mesafe, ülke içindeki durumları iç mesele olarak görmelerine yol açmıştır. Görüşme öncesi Başbakan Erdoğan mesajların iletilmesinin yanında sabır zorlayan Suriye tutumuna karşın, uygulamaların Suriye’nin cevabına göre şekilleneceğini belirtmiştir. Suriye ise, Türkiye Suriye’ye sert bir mesajla geliyorsa, daha sert bir yanıt alır cevabını vermiştir. Görüşmenin ardından Esad hükümetinin reform yanlısı bir tutumu görülmemiş, şiddet yoğunluğu da giderek artmıştır. Şiddete son verilmesi talebine karşılık Suriye ordusuna ait tanklar ilk önce Hama’dan çekilip sonra tekrar Hama’ya girmiştir. Çağrılara uymayan Suriye hükümetine Davutoğlu, artık konuşulacak bir şeyin kalmadığını açıklamıştır (Al Jazeera, 2014).

Aylarca süren diplomasi trafiğinin nihayetinde halkın taleplerini göz ardı edilerek ve şiddetin dozunu arttırarak devam eden Esad hükümetine karşı Türkiye’nin ekonomik ve ticari ilişkilerin dondurulması yönünde yaptırımları olmuştur. Vize muafiyeti konusunda seyahat yasaklarının getirilmesi ve askeri yardımın kesilmesi de bu yaptırımlara dahil olmuştur. İlerleyen aylarda yaptırımların genişletileceği konusunda açıklama yapan Başbakan Erdoğan’ın ardından Esad, olaylardan kendisinin sorumlu olmadığını ve kendini suçlu hissetmediğine yönelik açıklamalarda bulunmuştur. 

3.2. Suriye İç Savaşı ve Sonrası

Suriye içinde Ocak 2011’de başlayan küçük gösteriler zamanla büyümüş, insan hakları ihlallerine karşı sivil başkaldırılar ve sonrasında büyüyen gösteriler 2011 Mart ayında Deraa, Şam, Halep, Humus, Afrin, Rakka şehirlerinde görülmeye başlanmıştır. O tarihlerde hükümet yetkilileri tarafından tutuklamalar başlamış, işkenceler ve şiddet artmış buna rağmen gösteriler büyümeye devam etmiştir. Göstericilerin silahlanmasıyla silahlı çatışmalar başlamıştır. Kanlı çatışmalar ülke geneline yayılmış ve binlerce insan hayatını kaybetmiştir.

Gösterilerin hükümet tarafından kanlı bir şekilde bastırılması üzerine olaylar daha da büyümüş, ülke içinde muharebeler çıkmaya başlamıştır. Uluslararası kamuoyunun etkili yaptırımlardan uzak kalması sebebiyle iç savaş son bulmamıştır. Sürece Rusya ve İran’ın dahil olmasıyla savaş şiddetini arttırmıştır.

Temmuz 2011’de kurulan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Suriye Devlet Başkanı Esad rejimine karşı savaşmaktadır ve bu silahlı örgüt aynı yılın ekim ayında Türkiye’den destek görmeye başlamış, iki ülke arası bağlar kopma noktasına gelmiştir.

Bölgede ulusal ve uluslararası birçok aktör bulunmaktadır. Esad rejimi taraftarları; Hizbullah, Rusya, İran’dır. Muhalifler Ahrar uş-Şam, ÖSO gibi örgütlerdir. PYD/YPG, PKK gibi terörist gruplar ve İŞİD bölgede etkin rollere sahiptir. Arap Baharının etkisiyle ülkede çıkan iç savaşta Mart 2018 verilerine göre belgelenen 106 bini sivil, 353 bin 900 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu verilere kaybolan ya da öldüğü sanılan  56 bin 900 kişi dahil edilmemiştir. Yüz binlerce ölüm dışında kalıcı engellerle yaşamak zorunda kalan 1.5 milyon insanı geride bırakan savaşta 6.1 milyon Suriyeli evinden olmuş 5.6 milyon kişi başka ülkelere kaçmıştır(BBC, 2018).

Suriye’de yaşanan iç savaşta 3 ana eksen vardır. İsrail-ABD-Ürdün ekseni, Türkiye-Katar-Fransa ve İran-Rusya-Hizbullah ekseni. İsrail-ABD-Ürdün ekseni coğrafi açıdan en geniş eksendir. Eksende İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Ürdün yer almaktadır. Eksenin belirgin özelliği Esad ile İslamcılar arasında tercihte bulunmaları gerektiği düşüncesidir. Esad rejiminin yıkılmasının ardından Suriye’nin İslamcı gruplar tarafından yöneltmesi düşüncesin çok tehlikeli olması; taraflarca İslamcı grupların askeri olarak güçlenmesini engellemeye itmiştir. Bu durum muhalifler ile Esad rejimi tarafları arasında çatışma doğurmaktadır. Diğer bir eksen olarak Türkiye-Katar-Fransa ekseni, tarafların Esad rejiminin meşruiyetinin kaybettiği konusundaki fikir birliği ile Esad rejiminin hariç tutulduğu bir çözümü desteklemektedir. İran-Rusya-Hizbullah ekseni ise Esad rejiminin istikrarlı dostlarıdır. Esad rejimine askeri yardımda bulunarak destek vermişlerdir (Ulutaş vd., 2015: 17).

İç savaş uluslararası toplumun başlıca gündemi olmuştur. Arap Birliği desteğiyle BM Güvenlik Konseyine iç savaş hakkında bir tasarı sunulmuştur. Bu tasarı ülke içindeki insani felakete dikkat çekmiştir. Tasarı Güvenlik Konseyi’nde Çin ve Rusya’nın vetosuna takılmıştır. Güvenlik kurulunda bir çözüm üretilememesine karşılık BM-Arap Ortak Barış Gücü hareketiyle Suriye ile diplomatik ilişkilerin sonlandırılması yönünde çağrıda bulunulmuştur.

3.3. Mülteci Krizi

Rejim şiddetinin kıyımı ve tahribatı neticesinde 500 binden fazla Suriyeli hayatını kaybetmiş, 6 milyondan fazla insan ülke içinde yer değiştirmiş, 5 milyondan fazla insan ise diğer ülkelere göç etmek zorunda kalmıştır. İç savaşın başlamasından bu yana yaşam sorunları ve şiddet nedeniyle milyonlarca insan komşu ülkelere sığınmıştır. Savaşın trajik kısmını yaşayanlar ülkeden göç etmek zorunda kalan kesim olmuştur. İç savaş sonrası Türkiye’ye 29 Nisan tarihinden itibaren mülteci akışı başlamıştır. 250-300 kişi sığınma talebinde bulunmuştur (Ihlamur Öner, 2014: 43). Şiddet ortamından kaçan Suriyeli mülteci sayısı 2011’den bu yana 3 milyon 540 bin 648 kişidir. Ülke dışına kaçan Suriyeli mültecilerin %92’si Türkiye, Lübnan ve Ürdün’de kayıtlıdır. İltica başvuruları yalnız komşu ülkelerle sınırlı kalmamıştır. Almanya, İsveç, Danimarka, Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya, Macaristan, Bulgaristan, Yunanistan en çok iltica başvurularının olduğu ilk 10 Avrupa ülkesidir (BBC, 2015).

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü idaresindeki verilere göre Şubat 2016 tarihi itibariyle 2.778.878 Suriyelinin kaydı yapılmış, geçici koruma kimlik belgesi verilmiştir.  Bu yabancıların, 256.971’i 10 ilde kurulan 26 geçici barınma merkezinde, barınmakta. Geri kalan 2.521.907 kişi ise barınma merkezleri dışında kalmaktadır. Giderek artan mülteci sayısı Türkiye üzerinden ekonomik ve sosyal açıdan bir yük olmuştur. Türkiye’ye halen devam etmekte olan mülteci akınlarına karşın Türkiye göç dalgalarını durdurmak için Suriye ile temasları devam ettirmektedir.

3.4. Türkiye’nin Açık Kapı Politikası

Türkiye’nin en uzun sınır komşusu olan Suriye’deki iç savaş Türkiye’yi doğrudan etkilemiştir. Suriye ile sorunların Hatay, su ve PKK etrafında şekillendiği ilişkilerde 2011 yılına kadar normalleşme süreci görülmüştür. Arap Baharı’nın etkilediği Suriye’de gösterilerin Mart 2011’de iç savaşa dönüşmesiyle şiddetlenen savaşta milyonlarca insanı yurdundan olmuştur. İlişkilerin seyrinin değiştiği iç savaş döneminde sınır güvenliği söz konusu olmuştur. 2009 yılında karşılıklı olarak vizelerin kaldırılmasıyla Türkiye sığınmacılara karşı açık kapı politikası izlemiştir. Türkiye Hatay’da kurulan çadır kentlerde sığınmacıları barındırmıştır. Arap Baharı öncesi Suriye ile ticari ilişkilerin gelişmesinden olumlu şekilde etkilenen Hatay ve Gaziantep bu kez iç savaş etkisiyle Türkiye’ye göç edenleri ağırlayan şehirler olarak karşımıza çıkmıştır. Kilis, Şanlıurfa,  Kahramanmaraş, Osmaniye, Adana, Adıyaman, Mardin ve Malatya illerinde de kamplar kurulmuştur.

Türkiye Suriye’deki krizin çözümü için reform talebinde bulunmasının ardından çözüm için Suriye tarafından adım atılmaması ile diplomatik ilişkiler kesilmiştir. Bunun üzerine Türkiye Suriye muhalefetini desteklemeye başlamıştır. Bu dönemde Esad hükümetine karşı savaşan Özgür Suriye Ordusu mensuplarına Türkiye’ye geçiş izni verilmiştir. Artan şiddet ile Suriye sınırındaki sığınmacı sayısı yükselmiştir. Bu bölgenin tampon bölge olması yönündeki çabalar sonuçsuz kalmıştır.

Ekim 2011’den itibaren Türkiye Suriyeli misafirleri geçici koruma rejimine aldığını ilan etmiştir. Bu statü Suriyeli mülteciler için asgari uluslararası standartlarla uyumlu bir rejimdir. Açık kapı politikasıyla; geri dönmeye zorlamama, kamplarda barınma, temel hizmetlerden yararlanma gibi ilkleri barındırmaktadır. Türkiye’de kampların kurulmasını Afet ve Acil Durum Koordinasyon Başkanlığı (AFAD) ve Kızılay üstlenmiştir. 

Uluslararası kuruluş raporlarına göre kamp hizmetlerinin eksikliklere rağmen uluslararası standartlara uygun olduğu ve diğer ülkelere kıyasla daha iyi koşullara sahip olduğu belirtilmiştir. Dönemin Birlemiş Milletler (BM) Genel sekreteri Ban Ki Moon açık kapı politikası için Türkiye’ye teşekkür etmiştir. Kamp içinde sığınmacılara barınma dışında eğitim, ücretsiz sağlık hizmetleri verilmektedir. Sınır boyunca kamp sayılarının artması, Esad rejimi bitse bile sığınmacıların geri dönmeme ihtimaline karşılık entegrasyon çalışmaları başlatılmıştır. Türkçe öğretimi ve çalışma izni ile ilgili düzenlemelerin olması ve AFAD hizmetlerine ulaşımın sağlanmasıyla ilgili adımların atılması söz konusu olmuştur(Ihlamur Öner, 2014: 45).

Dünyanın en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkesi olarak, AFAD koordinasyonluğunda savaştan kaçan Suriyeli mültecilere umut olmuştur.
Normalleşen ilişkilerin, Arap Baharı’nın Suriye’ye yansımasıyla birlikte kopma noktasına gelmesi ve ardından gelen radikal tutumlar iki ülke arasında gerilime sebep olmuştur. Uluslararası kamuoyunun takibindeki bu konu geride kalan 7 yıllık süreçte Türkiye’nin insani boyuttaki hassasiyetini göz önüne sermiştir.

SONUÇ

Küresel düzeyde kriz merkezi olan Suriye, Türkiye ile arasında tarihsel ve kültürel birikime sahip bir ülkedir. Bağımsızlık sonrası ilişkiler iki ülke arasındaki zirve döneminin mimarları Beşar Esad ve AK Parti Hükümeti olmuştur. Adana Mutabakatına kadar iki ülke arası ilişkiler güvenlik odaklı olmuştur. Hatay, su ve terör sorunu ilişkilerin seyrini belirleyen unsurlar olmuştur. Dinamiklerin değişmesi 2002 yılında Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle yaşanmıştır. Komşularla sıfır sorun politikası bölge politikalarını belirlemede etkin olmuştur. Bu politika doğrultusunda Suriye ile ilişkiler ince ince örülmeye başlanmıştır. Siyasi, ekonomik ve sosyal alandaki ilişkiler üst düzey antlaşmalarla sağlanmıştır. Arap Baharı’na kadar devam eden bu diyaloglar iç savaş sonrasında Esad’ın sivillere karşı silah kullanmasıyla Türkiye’nin tepkisini çekmiştir. Türkiye’ye mülteci akınları başlamıştır. Bu olayların arkasından Türkiye açık kapı politikası uygulamış, Suriye’ye karşı üslubunu sertleştirmiştir.

2012 yılı itibariyle ilişkiler kopma noktasına gelmiştir. AK Parti Suriyeli muhalifleri desteklediğini açıklamış, Esad’ın gitmesi için ulusal ve uluslararası düzeyde çağrılarda bulunmuştur ancak BM Güvenlik Konseyinde kararların veto edilmesiyle Esad’ın sahası genişlemiş ve daha rahat hareket etmeye başlamıştır. Bu olayların hemen arkasından Türkiye’nin uçağının düşürülmesi, Reyhanlı’da patlama sonucu 45 kişinin ölmesi gibi olaylar yaşanmıştır. 

PYD, PKK, İŞİD, DAEŞ gibi terörist örgütlerinin Suriye’deki varlığı Türkiye için sınır güvenliği tehdidi oluşturmaktadır. Bu sebeple Türkiye Ağustos 2016 yılında ÖSO ile birlikte Türkiye Fırat Kalkanı Harekâtını başlatmıştır. Bu harekât Suriye iç savaşına askeri müdahaledir. Sınır ötesi operasyonla Türkiye Cerablus’u terörist örgütlerden temizledi ve kontrolünü ÖSO’ ya bıraktı. Afrin Harekâtı ya da Zeytin Dalı Operasyonu da Fırat Kalkanı’nın devamı niteliğinde olup halen devam etmektedir. 

KAYNAKÇA

AFAD. SURIYELI SIGINMACILARA YAPILAN YARDIMLAR. 8 Ağustos 2017.
Ahaber. 15 Ocak 2015. https://www.ahaber.com.tr/webtv/gundem/abdullah-ocalanin-kenyada-yakalanmasi (Aralık 5, 2017 tarihinde erişilmiştir).
Akbal, Özdemir. BİLGESAM. 3 Mayıs 2011. http://www.bilgesam.org/incele/1218/-turkiye-suriye-guvenlik-ve-terorle-mucadele-isbirligi/#.Ww8y10iFNPZ (Şubat 25, 2018 tarihinde erişilmiştir).
AKGÜN, MENSUR, GÖKÇE PERÇİNOĞLU, ve Sabiha Senyücel Gündoğar. «ORTA DOĞU’DA TÜRKİYE ALGISI.» (TESEV) Mart 2009.
Aljazeera. 6 Ocak 2014. http://www.aljazeera.com.tr/dosya/turkiye-suriye-iliskileri-inisler-ve-cikislar (Aralık 3, 2017 tarihinde erişilmiştir).
Atlıoğlu, Yasin. Türkiye-Suriye İlişkilerinde Yeni Bir Dönem. 26 ARALIK 2004. https://yasinatlioglu.wordpress.com/2004/12/26/turkiye-suriye-iliskilerinde-yeni-bir-donem/ (MART 18, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Ayhan, Veysel. «Türkiye-Suriye iliskilerinde yeni bir dönem: Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi.» Ortadoğu Analiz, 2009: 26-34.
Balcı, Ali. Türkiye Dış Politikası İlkeler, Aktörler, Uygulamalar. İstanbul: Etkileşim Yayınları, 2013.
BBC. BBC. 9 Ağustos 2011. https://www.bbc.com/turkce/haberler/2011/08/110809_davudoglu_esad (Mart 12, 2018 tarihinde erişilmiştir).
—. BBC. 15 Mart 2018. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43414137 (Mayıs 3, 2018 tarihinde erişilmiştir).
CAN, METİN. Sabah Gazetesi. 18 Şubat 2011. https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2011/03/18/mayinli_arazi_devlette_kaldi (Şubat 25, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Cavlak, Celal. TUİÇ Akademi. 29 Ocak 2018. http://www.tuicakademi.org/turkiyenin-suriye-sorunu-ve-ic-savasin-turkiyeye-etkisi/ (Mayıs 3, 2018 tarihinde erişilmiştir).
CNN. 11 Ağustos 2011. https://www.cnnturk.com/2011/turkiye/08/11/davutoglu.esad.gorusmesinde.neler.oldu/625788.0/index.html (Mayıs 3, 2018 tarihinde erişilmiştir).
ÇAĞLAR, Barış. «Türkiye’nin Suriye Politikası: Yeni-Klasik Realist Bir Bakış.» OrtadoğuAnaliz, 2012.
Çağlar, Mehmet Turan. «2011 Sonrası Türkiye-Suriye İlişkileri ve Suriye-Türkiye Krizi.» TÜBİTAK 1001 Projesi. İstanbul: TÜBİTAK, 2014.
Çakırözer, Utku. Miliiyet. 13 Haziran 2000. http://www.milliyet.com.tr/2000/06/13/haber/hab01.html (Aralık 5, 2017 tarihinde erişilmiştir).
ÇERKEŞLİ, M. TALHA. «2000 Sonrası Türkiye-Suriye İlişkileri ve Arap Baharı.» İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Yüksek Lİsans Programı. İstanbul, Mart 2016.
ÇETİN, Hilal. Tuic Akademi. 15 Mayıs 2015. http://www.tuicakademi.org/tarihsel-akista-suriye/ (Aralık 7, 2017 tarihinde erişilmiştir).
Davutoğlu, Ahmet. Stratejik Derinlik. Küre, 2001.
DAVUTOĞLU, AHMET. «Turkey’s Foreign Policy Vision: An Assessment of 2007.» Insıght Turkey, 2008.
Davutoğlu, Ahmet. Türkiye Merkez Ülke Olmalı. Radikal Gazetesi, 26 Şubat 2004.
Demir, Başak. Deutsche Welle Türkçe. 9 Ağustos 2011. http://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyeden-%C5%9Fiddete-son-ver-%C3%A7a%C4%9Fr%C4%B1s%C4%B1/a-15305738 (Mayıs 4, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Demir, Şerif. «Dünden Bugüne Türkiye'nin Suriye ve Ortadoğu Politikası.» Turkish Studies-International Periodical For The Language, Literature and History of Turkish or Turkic, 2011: 691-713.
Deutsche Welle Türkçe. 7 Ağustos 2011. http://www.dw.com/tr/suriyeden-t%C3%BCrkiyeye-sert-yan%C4%B1t/a-15301428 (Mayıs 3, 2018 tarihinde erişilmiştir).
DUMAN, Sabit. «Ortadoğu Krizleri ve Türkiye.» Ankara Üniversitesi Tiirk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, 2005.
Duran, Hasan. «Ortadoğu Yıllığı 2011.» Adana Protokolü Sonrası Türkiye-Suriye İlişkileri. Açılım, 2012.
DÜNDAR, Lale. «Türkiye – Suriye İlişkilerindeki Dönüşümün Haber Diline Etkisi.» AKADEMİK BAKIŞ, 2016.
EKŞİ, Muharrem. Kamu Diplomasisi ve AK Parti Dönemi Türk Dış Politikası. Ankara: Siyasal Kitabevi, 2014.
Erdağ, Ramazan. «Normalleşmeden Gerilim ve Çatışmaya: Türkiye-Suriye İlişkileri.» SETA, 2018: 317-334.
Erdem, Umut. Hürriyet Gazetesi. 4 Mayıs 2013. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/1-milyon-150-bin-metrekarelik-alan-temizlendi-23202275 (05 03, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Erdemol, Mustafa K. Suriye Denklemi. 2013.
ERKAYA, BARIŞ. Habertürk. 18 Mayıs 2011. http://www.haberturk.com/ekonomi/makro-ekonomi/haber/631909-mayin-bilmecesi (02 03, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Ertuğrul, Doğan. «Türkiye Dış Politikası için bir Test: Suriye Krizi.» TESEV, 2012.
GAYTANCIOĞLU, Kaan. «Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türkiye-Suriye İlişkilerinin Ortadoğu Politikasına Etkisi.» Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lİsans Programı. Edirne, Ocak 2008.
GİRİTLİ, PROF. DR. İSMET. Bugünkü Ortadoğu'nun Önemli Sorunları. İstanbul: İ.İ.T.İ.A. Nihad Sayar Yayın-Yard. Vakfı, 1978.
Hasan Duran, Çağatay Özdemir. «Türk Dış Politikasına Yansımalarıyla Arap Baharı.» Akademik İncelemeler Dergisi, 2012: 181-198.
Hürriyet Gazetesi. 9 Ağustos 2011. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6-saatlik-kritik-gorusmeden-ilk-detaylar-18446872 (Mayıs 4, 2018 tarihinde erişilmiştir).
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürliği . 9 Aralık 2016. http://www.goc.gov.tr/icerik6/istatistik_558_560_8971_icerik (Mayıs 6, 2018 tarihinde erişilmiştir).
İnsan Hakları Derneği. 15 Mart 2003. http://www.ihd.org.tr/ottowa-slees/ (Şubat 26, 2018 tarihinde erişilmiştir).
KARA, Eyüp. Politika Akademisi. 18 AĞUSTOS 2012. http://politikaakademisi.org/2012/08/18/dunden-bugune-turkiye-suriye-iliskileri/ (Aralık 4, 2017 tarihinde erişilmiştir).
KARAOĞLU, Orhan. Uİ Portal. 24 Mayıs 2011. http://www.uiportal.net/21-yuzyil-turk-dis-politikasinda-orta-dogu-ve-turkiye-suriye-iliskileri.html (Şubat 24, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Kaya, Emirhan. «Dış Politika Değişimi: * AKP Dönemi Türk Dış Politikası.» ResearchGate, 2015.
KESKİN, Mustafa. akademik perspektif. 16 Haziran 2013. http://akademikperspektif.com/2013/06/16/gecmisten-gunumuze-turkiye-suriye-iliskileri/ (Aralık 2017 tarihinde erişilmiştir).
KİBAROĞLU, MUSTAFA. «Arap Baharı ve Türkiye.» ADAM AKADEMİ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ, 2011.
KINALITOPUK, ÖMER TUGAY. «TÜRKİYE SURİYE İLİŞKİLERİ 2002-2014 DÖNEMİ.» TRAKYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİMDALI YÜKSEK LİSANS PROJESİ. EDİRNE, 2014.
Kolektif. Liderlerin Dış Politika Felsefesi ve Uygulamaları. Düzenleyen Haydar Çakmak. Doğu Kitabevi, 2013.
Kösebalaban, Hasan. Türk Dış Politikası: İslam, Milliyetçilik ve Küreselleşme. BigBang, 2014.
LAÇİNER, Doç. Dr. Sedat. Slaciner.blogspot. 6 Ocak 2011. http://slaciner.blogspot.com.tr/2011/01/turgut-ozal-donemi-turk-ds-politikas.html (Aralık 13, 2017 tarihinde erişilmiştir).
Mansfield, Peter Pelham, Nicolas. Ortadoğu Tarihi. İstanbul: Say Yayınları, 2012.
MFA. Suriye'nin Siyasi Görünümü. 
Milliyet Gazetesi. 7 Kasım 2013. http://www.milliyet.com.tr/2-yillik-ic-savasin-kronolojisi/dunya/dunyadetay/07.01.2013/1652039/default.htm.
Milliyet Gazetesi. 7 Nisan 2010. http://www.milliyet.com.tr/suriye-turk-suriye-ortak-sirketler-kurulmali-ekonomi-1221945/ (Şubat 25, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Murat Yeşiltaş, Ali Balcı. «A Dictionary of Turkish Foreign Policy in the AK Party Era: A Conceptual Map.» SAM, 2013.
Murat Yeşiltaş, Ali Balcı. «A Dictionary of Turkish Foreign Policy in the AK Party Era: A Conceptual Map.» SAM, 2013: 5-35.
Murat Yeşiltaş, Ali Balcı. «AK Parti Dönemi Türk Dış Politikası Sözlüğü: Kavramsal Bir Harita.» Dergi Park, 2011.
NTV. 25 05 2009. https://www.ntv.com.tr/turkiye/mayinli-araziler-temizlenince-kimin-olacak,5pY2bYDc90W7fxSp8GSsXg (02 03, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Nye, Joseph S. Soft Power: The Means to Success in World Politics. New York: PublicAffairs, 2004.
OĞUZLU, Tarık. «Komşularla Sıfır Sorun Politikası: Kavramsal bir Analiz.» Ortadoğu Analiz, Haziran 2012.
Oran, Baskın. Türk Dış Politikası (1919-1980). İletişim, 2005.
—. Türk Dış Politikası Cilt: III (2001-2012). İletişim, 2013.
ÖNER, Suna Gülfer IHLAMUR. «Türkiye'nin Suriyeli Mültecilere Yönelik Politikası.» Ortadoğu Analiz, 2014: 42-45.
Özdemir, Çağatay. «Suriye’de İç Savaşın Nedenleri: Otokratik Yönetim mi, Bölgesel ve Küresel Güçler mi?» Bilgi, 2016: 81-102.
ÖZEV, Muharrem Hilmi. TASAM. 24 Temmuz 2009. http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/1111/dunden_bugune_turk_dis_politikasi (Şubat 25, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Politika Akademi. 18 Ağustos 2012. http://politikaakademisi.org/2012/08/18/dunden-bugune-turkiye-suriye-iliskileri/ (Şubat 26, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Sabah Gazetesi. 11 Aralık 2011. https://www.sabah.com.tr/dunya/2011/11/30/davutoglundan-suriye-aciklamasi (Mayıs 3, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü. Ortadoğu Yıllıkları. Yıllık, Sakarya: Sakarya Üniversitesi, 2011.
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü. Ortadoğu Yıllıkları. Yıllık, Sakarya: Sakarya Üniversitesi, 2010.
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü. Ortadoğu Yıllıkları. Yıllık, Sakarya: Sakarya Üniversitesi, 2009.
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü. Ortadoğu Yıllıkları. Yıllık, Sakarya: Sakarya Üniversitesi, 2008.
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü. Ortadoğu Yıllıkları. Yıllık, Sakarya: Sakarya Üniversitesi, 2007.
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü. Ortadoğu Yıllıkları. Yıllık, Sakarya: Sakarya Üniversitesi, 2006.
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü. Ortadoğu Yıllıkları. Yıllık, Sakarya: Sakarya Üniversitesi, 2005.
SİNKAYA, BAYRAM. «Geçmişten Günümüze Türkiye’nin Ortadoğu Politikası ve Batı Etkisi.» ADAM AKADEMİ SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ, 2011.
SİNKAYA, BAYRAM. «Geçmişten Günümüze Türkiye’nin Ortadoğu Politikası ve Batı Etkisi.» Adam Akademi, 2011.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı. Türk Dış Politikası. Yıllık, Ankara: Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, 2011.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı. Türk Dış Politikası. Yıllık, Ankara: Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, 2010.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı. Türk Dış Politikası. Yıllık, Ankara: Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, 2009.
Sofuoğlu, Adnan. «Atatürk'ten Günümüze Hatay Meselesi ve Türkiye-Suriye İlişkileri.» KÖKSAV, 2012.
Sönmezoğlu, Faruk. Son Onyıllarda Türk Dış Politikası 1991-2015. Der, 2016.
Süleyman Güder, Muhammed Hüseyin Mercan. «2000 Sonrası Türk Dış Politikasının Temel Parametreleri ve Orta Doğu Politikası.» İnsan ve Toplum, 2012.
—. «2000 Sonrası Türk Dış Politikasının Temel Parametreleri ve Orta Doğu Politikası.» İnsan ve Toplum. 
T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü. YÜKSEK DÜZEYLİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ KONSEYİ (YDSK) TOPLANTILARI. 2013.
TABAN, Muhammed Hayati. «ADALET VE KALKINMA PARTİSİ DÖNEMİ TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ.» ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİSKİLER ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ. BOLU, 2014.
TAN, Mehmet, Aziz BELLİ, ve Abdullah AYDIN. «2002 Sonrası ve Arap Baharı Kapsamında Türkiye Suriye.» II. Bölgesel Sorunlar veTürkiye Sempozyumu. Kahramanmaraş, 2012.
Tekeli, Melisa. «Geçmişten Günümüze Türkiye-Suriye İlişkileri.» Ankara: Ankara Üniversitesi.
UFUK ULUTAŞ, KILIÇ BUĞRA KANAT, CAN ACUN. «SINIRLARI AŞAN KRIZ.» SETA, 2015: 17-22.
ULU, CANSU. «AHMET DAVUTOĞLU DÖNEMİNDE TÜRKİYE SURİYE İLİŞKİLERİ.» ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ. AYDIN, 2014.
Uras, Güngör. Milliyet Gazetesi. 21 Mayıs 2009. http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/gungor-uras/mayinlari-temizleyenler-topraklarimiza-44-yilligina-sahip-olacak-1097123/ (Şubat 25, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Wikipedia. Wikipedia. http://www.wikizero.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvU3VyaXllLVTDvHJraXllX2lsacWfa2lsZXJp (Aralık 5, 2017 tarihinde erişilmiştir).
—. Wikipedia. HTTP://WWW.WİKİZERO.NET/İNDEX.PHP?Q=AHR0CHM6LY90Cİ53AWTPCGVKAWEUB3JNL3DPA2KVU3VYAXLL (Aralık 6, 2017 tarihinde erişilmiştir).
Yazıcı, N. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü. 29 05 2012. HTTP://WWW.21YYTE.ORG/TR/ARASTİRMA/SURİYE/2012/05/29/6619/SURİYE-SİYASİ-TARİHİ (12 03, 2017 tarihinde erişilmiştir).
Yeşilmen, Sibel. Deutsche Welle Türkçe. 10 Ağustos 2011. http://www.dw.com/tr/davuto%C4%9Flunun-%C5%9Fam-ziyaretinin-yank%C4%B1lar%C4%B1/a-15307197 (Mayıs 3, 2018 tarihinde erişilmiştir).
Yıldız, Müyesser. Oda TV. 22 Eylül 2013. https://odatv.com/erdogan-esad-kardesligini-mayin-isi-mi-bozdu-2209131200.html (Şubat 18, 2018 tarihinde erişilmiştir).

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder