Bu Ne Pişkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bu Ne Pişkinlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2017 Pazar

Bu Ne Yüzsüzlük, Bu Ne Pişkinlik?



Bu Ne Yüzsüzlük, Bu Ne Pişkinlik?

Mehmet Türker

İktidara mağdurları oynayarak geldiler!..
Türban mağduriyeti!..
“Şiir okudum, hapse attılar” mağduriyeti!..
28 Şubat “darbe” mağduriyeti!..
Kapatma davası, falan filan mağduriyeti!..
Ve tam 11 yıl bu mağduriyetler üzerinden siyaset yaptılar…
Mağduriyet edebiyatının sermayesi tam bitmişti ki…
Yolsuzluk ve rüşvet operasyonları yapıldı, iki bakan çocuğu ve Türkiye’nin en büyük kamu bankasının genel müdürü içeri atıldı!..
Aaa…
Bundan da mağduriyet çıkardılar!..

* * *
Bu işlerin en büyük ustası Zati Sungur idi…
Sonra Abrakadabra geldi…
Onlar şapkadan tavşan çıkarıyorlardı!..
Yeni ustalar da yolsuzluk ve rüşvetten “mağduriyet” çıkarmaya başladılar!..
Yolsuzluk ve rüşvet bir kenara atıldı, bunun ortaya çıkarılması darbe oldu!..
İktidarın TV’lerdeki palyaçoları ile basındaki yalaka ibişleri darbeleri sayıyorlar:
27 Mayıs…
12 Mart…
12 Eylül…
28 Şubat…
Ve 17 Aralık!..

* * *
Neden 17 Aralık?..

Çünkü dolar fırlamış, borsa çökmüş; tam da ekonomide çok iyi ilerlerken…
Malı götürenler götürmeye devam etsinler, aman ekonomi bozulmasın!..
İyi de, iddiaya göre malı götürenler arasında Ekonomi Bakanı’nın oğlu da var!..
O zaman, “Malı götürmenin zamanı mıdır?” diye babasına sorsaydı!..
Yıllardır neler geldi, neler geçti, neler gördük; ama böylesini hiç görmedik…
Türkiye’de malı götürenler değil de malı götürenlerin üzerine gitmek, yolsuzluk ve rüşveti açığa çıkarmak suç oldu, “darbe” oldu!..

* * *
Adamın evindeki ayakkabı kutularından 4.5 milyon dolar çıkıyor, bunun yakalanması “darbe” oluyor, zamanlaması “manidar” bulunuyor!..
Bakanın oğlunun Boğaz manzaralı “rezidansında” 6 büyük boy kasa ve milyonlar bulunuyor, “Vay neden baskın yaptın, neden o paraları buldun? Bunun adı darbedir” deniliyor!..
Darbeyse, bu durumda Tayyip Bey ve şürekası yine mağdurdur!..

* * *
Şapkadan tavşan çıkarmak kolay…
Bazı usulleri vardır, seyirciler uyutulur; bunu yapan sihirbaz çoktur!..
Ama seyircileri uyutarak yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan mağduriyet, hele hele darbe çıkartmak şimdiye kadar hiçbir usta sihirbazın harcı olmamıştı!..
Dünyada böyle bir sihirbaz yoktur!..
Çok şükür, o da bize nasip oldu!..
Ama seyirciler uyuyorsa, sihirbazların ne kabahati var?!.
Yeni bir skandal!..
Hatay’da Suriye’ye “insani yardım” taşıyan bir TIR durduruluyor, gıda balyalarının arasından silah, mühimmat, hücum yelekleri bulunuyor…
Dünyaya bir kez daha rezil oluyoruz!..
Türkiye son bir yılda sıklaşan ağır bir suçlama altında:
“Türkiye, Suriye’de adam öldürüp kanını içen El Kaide gibi şeriatçı örgütlere silah akışı sağlıyor”
Bu durum bir yana, son olayda Türkiye yeni bir skandalla sarsılıyor, Hatay Valiliği’nin yazılı emriyle Jandarma savcı talimatını dinlemeyerek ikinci bir aramayı yapmıyor, TIR saatler sonra yoluna devam edip gidiyor…
İlk aramayı yapıp silah ve mühimmat bulan polisler ise görevden alınıyor!..
Terörle Mücadele Savcısı, Türkiye’de ikinci defa adli kolluğa söz geçiremeyen yargı mensubu olarak çaresiz kalıyor ve tutanak tutmakla yetiniyor!..

* * *
Hatay’da önce polis tarafından çevrilen TIR’da silah, mühimmat, hücum yelekleri olduğu anlaşılıyor, fakat olaya Jandarma bölgesi olduğu için Jandarma müdahale ediyor, durumu Hatay Valiliği’ne bildiriyor, TIR’daki bir şahıs da kendini MİT görevlisi olarak tanıtıyor…
Daha sonra Jandarma’ya Hatay Valisi’nin imzasıyla yazılı bir talimat geliyor, yazıda “MİT’e ait bir aracın durdurulduğu, yoluna devam etmesi gerektiği” gibi ifadeler kullanılıyor!.. Jandarma da savcının talimatını dinlemeyerek serbest bırakıyor!..
Böylece yargı, adli kolluk ve mülki idareyle yine karşı karşıya geliyor!..
Birincisi, “değiştirilen adli kolluk yönetmeliğinin” yürütmesi Danıştay tarafından durdurulmasına rağmen, Jandarma operasyonu niçin Valiliğe bildiriyor?..
İkincisi, Valilik yazısına göre bu aracın içindekiler kurumun ihtiyacı olarak MİT’e ait ise silah, mühimmat ve hücum yelekleri niçin “gıda yardımı” olarak gösteriliyor ve Suriye istikametinde işi ne?..
Bu durum, MİT’in Suriye’deki El Kaide gibi kan içici şeriatçı örgütlere silah ve mühimmat sevkıyatı yaptığı kuşkularını kuvvetlendiriyor!..
Son olay ve bu iddialarla “hukuk devleti” kavramı bir kez daha çöküyor, dünyaya rezil oluyoruz!..
Durum çiçeği burnunda İçişleri Bakanı’na soruluyor verdiği cevap:
“Herkes işine baksın”
Bu ülkede daha başka ne beklersiniz?!..

***

29 Ekim 2017 Pazar

Bu Ne Yüzsüzlük, Bu Ne Pişkinlik?




Bu Ne Yüzsüzlük, Bu Ne Pişkinlik?



Mehmet Türker

İktidara mağdurları oynayarak geldiler!..
Türban mağduriyeti!..
“Şiir okudum, hapse attılar” mağduriyeti!..
28 Şubat “darbe” mağduriyeti!..
Kapatma davası, falan filan mağduriyeti!..
Ve tam 11 yıl bu mağduriyetler üzerinden siyaset yaptılar…
Mağduriyet edebiyatının sermayesi tam bitmişti ki…
Yolsuzluk ve rüşvet operasyonları yapıldı, iki bakan çocuğu ve Türkiye’nin en büyük kamu bankasının genel müdürü içeri atıldı!..
Aaa…
Bundan da mağduriyet çıkardılar!..

* * *
Bu işlerin en büyük ustası Zati Sungur idi…
Sonra Abrakadabra geldi…
Onlar şapkadan tavşan çıkarıyorlardı!..
Yeni ustalar da yolsuzluk ve rüşvetten “mağduriyet” çıkarmaya başladılar!..
Yolsuzluk ve rüşvet bir kenara atıldı, bunun ortaya çıkarılması darbe oldu!..
İktidarın TV’lerdeki palyaçoları ile basındaki yalaka ibişleri darbeleri sayıyorlar:
27 Mayıs…
12 Mart…
12 Eylül…
28 Şubat…
Ve 17 Aralık!..

* * *
Neden 17 Aralık?..

Çünkü dolar fırlamış, borsa çökmüş; tam da ekonomide çok iyi ilerlerken…
Malı götürenler götürmeye devam etsinler, aman ekonomi bozulmasın!..
İyi de, iddiaya göre malı götürenler arasında Ekonomi Bakanı’nın oğlu da var!..
O zaman, “Malı götürmenin zamanı mıdır?” diye babasına sorsaydı!..
Yıllardır neler geldi, neler geçti, neler gördük; ama böylesini hiç görmedik…
Türkiye’de malı götürenler değil de malı götürenlerin üzerine gitmek, yolsuzluk ve rüşveti açığa çıkarmak suç oldu, “darbe” oldu!..

* * *
Adamın evindeki ayakkabı kutularından 4.5 milyon dolar çıkıyor, bunun yakalanması “darbe” oluyor, zamanlaması “manidar” bulunuyor!..
Bakanın oğlunun Boğaz manzaralı “rezidansında” 6 büyük boy kasa ve milyonlar bulunuyor, “Vay neden baskın yaptın, neden o paraları buldun? Bunun adı darbedir” deniliyor!..
Darbeyse, bu durumda Tayyip Bey ve şürekası yine mağdurdur!..

* * *
Şapkadan tavşan çıkarmak kolay…
Bazı usulleri vardır, seyirciler uyutulur; bunu yapan sihirbaz çoktur!..
Ama seyircileri uyutarak yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan mağduriyet, hele hele darbe çıkartmak şimdiye kadar hiçbir usta sihirbazın harcı olmamıştı!..
Dünyada böyle bir sihirbaz yoktur!..
Çok şükür, o da bize nasip oldu!..
Ama seyirciler uyuyorsa, sihirbazların ne kabahati var?!.
Yeni bir skandal!..
Hatay’da Suriye’ye “insani yardım” taşıyan bir TIR durduruluyor, gıda balyalarının arasından silah, mühimmat, hücum yelekleri bulunuyor…
Dünyaya bir kez daha rezil oluyoruz!..
Türkiye son bir yılda sıklaşan ağır bir suçlama altında:
“Türkiye, Suriye’de adam öldürüp kanını içen El Kaide gibi şeriatçı örgütlere silah akışı sağlıyor”
Bu durum bir yana, son olayda Türkiye yeni bir skandalla sarsılıyor, Hatay Valiliği’nin yazılı emriyle Jandarma savcı talimatını dinlemeyerek ikinci bir aramayı yapmıyor, TIR saatler sonra yoluna devam edip gidiyor…
İlk aramayı yapıp silah ve mühimmat bulan polisler ise görevden alınıyor!..
Terörle Mücadele Savcısı, Türkiye’de ikinci defa adli kolluğa söz geçiremeyen yargı mensubu olarak çaresiz kalıyor ve tutanak tutmakla yetiniyor!..

* * *
Hatay’da önce polis tarafından çevrilen TIR’da silah, mühimmat, hücum yelekleri olduğu anlaşılıyor, fakat olaya Jandarma bölgesi olduğu için Jandarma müdahale ediyor, durumu Hatay Valiliği’ne bildiriyor, TIR’daki bir şahıs da kendini MİT görevlisi olarak tanıtıyor…
Daha sonra Jandarma’ya Hatay Valisi’nin imzasıyla yazılı bir talimat geliyor, yazıda “MİT’e ait bir aracın durdurulduğu, yoluna devam etmesi gerektiği” gibi ifadeler kullanılıyor!.. Jandarma da savcının talimatını dinlemeyerek serbest bırakıyor!..

Böylece yargı, adli kolluk ve mülki idareyle yine karşı karşıya geliyor!..
Birincisi, “değiştirilen adli kolluk yönetmeliğinin” yürütmesi Danıştay tarafından durdurulmasına rağmen, Jandarma operasyonu niçin Valiliğe bildiriyor?..
İkincisi, Valilik yazısına göre bu aracın içindekiler kurumun ihtiyacı olarak MİT’e ait ise silah, mühimmat ve hücum yelekleri niçin “gıda yardımı” olarak gösteriliyor ve Suriye istikametinde işi ne?..
Bu durum, MİT’in Suriye’deki El Kaide gibi kan içici şeriatçı örgütlere silah ve mühimmat sevkıyatı yaptığı kuşkularını kuvvetlendiriyor!..
Son olay ve bu iddialarla “hukuk devleti” kavramı bir kez daha çöküyor, dünyaya rezil oluyoruz!..

Durum çiçeği burnunda İçişleri Bakanı’na soruluyor verdiği cevap:

“Herkes işine baksın”

Bu ülkede daha başka ne beklersiniz?!..


***