Faruk Nafiz Çamlıbel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Faruk Nafiz Çamlıbel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2020 Cumartesi

Türkçülüğün Esasları. BÖLÜM 1

Türkçülüğün Esasları. BÖLÜM 1



Ziya Gökalp,

Millî İçtimâiyât Kütüphânesi

Sayı: 1

Ocaklılara Armağan

Ankara-Matbûât ve İstihbârât Matbaası

1339 [1923]

Hazırlayan

Dr. Salim Çonoğlu,


İçindekIler

Sunuş.......................................................................................................7

Önsöz....................................................................................................11

Birinci Kısım Türkçülüğün Mâhiyeti

I. Türkçülüğün Tarihi............................................................................21

II. Türkçülük Nedir?..............................................................................32

III. Türkçülük ve Turancılık...................................................................40

IV. Hars (Kültür) ve Medeniyet.............................................................46

V. Halka Doğru......................................................................................62

VI. Garba Doğru....................................................................................67

VII. Tarihî Maddecilik ve İçtimâî Mefkûrecilik (Sosyal İdealizm).........84

VIII. Millî Vicdanı Kuvvetlendirmek.....................................................95

IX. Millî Tesânüdü (Dayanışmayı) Kuvvetlendirmek..........................102

X. Hars (Kültür) ve Tehzib (Yüksek Kültür).......................................116


İkinci Kısım Türkçülüğün Programı

Birinci Mebhas (Bölüm) Lisanî Türkçülük

I. Yazı Dili ve Konuşma Dili ...............................................................125

II. Halk Lisanına Girmiş Arapça ve Acemce Kelimeler........................127

III. Türkçüler ve Fesahatçiler...............................................................133

IV. Sigalar (Kipler), Edatlar, Terkipler (Tamlamalar)...........................137

V. Yeni Türkçenin Harslaşması (Millileştirilmesi) ve Tehzibi (İşlenmesi)..144

VI. Lisanî Türkçülüğün Umdeleri (İlkeleri)........................................150


İkinci Mebhas (Bölüm)  Bediî (Estetik) Türkçülük.


I. Türklerde Bediî (Estetik) Zevk........................................................153

II. Millî Vezin ......................................................................................155

III. Edebiyatımızın Tahrîs (Millileştirilmesi) ve Tehzîbi (İşlenmesi) .157

IV. Millî Musiki....................................................................................160

V. Sâir (Diğer) Sanatlarımız................................................................162

VI. Millî Zevk ve Tehzib Olunmuş (İşlenmiş) Zevk............................164


Üçüncü Mebhas (Bölüm).  Ahlâkî Türkçülük


I. Türklerde Ahlâk...............................................................................167

II. Vatanî Ahlâk....................................................................................168

III. Meslekî Ahlâk................................................................................172

IV. Aile Ahlâkı.....................................................................................176

V. Rahtî (Cinsî) Ahlâk.........................................................................183

VI. İstikbalde Aile Ahlâkı Nasıl Olmalı? ................................................186

VII. Medenî Ahlâk ve Şahsî Ahlâk.......................................................188

VIII. Beynelmilel (Milletlerarası) Ahlâk..............................................191


Dördüncü Mebhas (Bölüm)

Hukukî Türkçülük...............................................................................193


Beşinci Mebhas (Bölüm)

Dinî Türkçülük....................................................................................195

Altıncı Mebhas (Bölüm)

İktisadi Türkçülük...............................................................................197

Yedinci Mebhas (Bölüm)

Siyasî Türkçülük..................................................................................202

Sekizinci Mebhas (Bölüm)

Felsefi Türkçülük.................................................................................204

Kavramlar ve İsimler Sözlüğü.............................................................207

Sunuş

   Geçen yüzyılın başlarında başlayan ve imparatorluğun yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yıllarda etki derecesi en yüksek fikir ve bilim adamlarının başında hiç şüphe yok ki Ziya Gökalp gelmektedir. “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin Namık Kemal, fikirlerimin Ziya Gökalp’tır” diyen Mustafa Kemal, aslında bir bakıma bu gerçeği ifade etmektedir. 

    Ziya Gökalp, büyük bir fikir adamıdır. Ama aynı zamanda çağının bütün modern ve pozitif bilgilerini bilimsel bir disiplinle okuyup irdeleyen ve Türk toplumuna uyarlayan öncü bir bilim adamıdır. Sosyolojinin kurucusudur, kültür ve medeniyet tarihi biliminin öncülerindendir, Fuat Köprülü’yle beraber halk biliminin bilim olmasını sağlayan ilk isimlerdendir. Gökalp, çöküş ve kurtuluş döneminde ortaya çıkan siyasî lider Mustafa Kemal’in uygulayıcılığının arkasındaki fikrî ve teorik güçlerin en etkilisidir. 

Belki günümüzde Gökalp’a ihtiyaç duyulmasının sebeplerinden birisi de yeni yüzyılın başlarında toplumun aynı sancıları ve felaketleri yaşamama arzusu olmalıdır. Aslında bizi Gökalp’ın yeniden okunması, anlaşılması ve değerlendirilmesinin, dolayısıyla eserlerinin yeniden yayına hazırlamasının gerektiğine iten düşünce de budur.

23 Mart 1876’da Diyarbakır’da dünyaya gelen Ziya Gökalp, çalkantılı bir eğitim hayatının ardından bir yandan araştırmalar yapıp sosyoloji dersleri vermeye çalışırken, diğer yandan siyasetle de irtibat halinde olmuştur. Yaptığı araştırmalar ve yayımladığı eserler, onu üniversiteye çekerken siyasetle olan ilişkileri nedeniyle hapishane ve sürgün yılları da yaşamak zorunda kalmıştır. 

  Diyarbakır’da otuz üç sayı çıkan Küçük Mecmua’nın hemen her sayısında araştırma yazılarını ve şiirlerini yayımlayan Ziya Gökalp, diğer yandan Türk Yurdu, Halka Doğru, Türk Sözü, İslâm Mecmuası, İçtimâiyyat Mecmuası, Millî Tetebbûlar Mecmuası, Yeni Mecmua gibi çeşitli dergilerde de yazılar yazmaya devam etmiştir. Atatürk’ün de isteğiyle Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi’nde yazılar yazmış, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında ve kültür politikalarının geliştirilmesinde siyasî kadrolara önemli katkılar yapmıştır. Türkiye’de Türklük, İslamlık ve Batılılaşma gibi kavramları “Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” adlı  kitabıyla tartışmaya açmış; Türkçülüğün tarihi, hars, medeniyet, millî vicdan, millî tesanüt kavramlarının izahını ve dilde, dinde, ahlakta, hukukta, felsefede, siyasette Türkçülüğü “Türkçülüğün Esasları” başlıklı çalışmasında anlatmıştır. 

   Ölümünden sonra basılabilen “Türk Medeniyeti Tarihi” adlı kitabı ise Türklerin dini, bilimi, felsefesi, devlet ve aile yapısı üzerine hazırlanmış ciddi bir çalışmasıdır. 

Gökalp 24 Ekim 1924 tarihinde vefat etmiştir. 

2014 yılı vefatının 90. yılıdır. Asırlık döngü ve kırılmalara uğramadan önce geçmişin tecrübelerini birinci elden eserlerden okumak -her ne kadar okuyup hafızamızı canlı tutan bir toplum olmasak da- her halde yeni sıkıntılara karşı tedbir geliştirmeye yardımcı olacaktır.

Bu çerçevede Doç. Dr. Mustafa Özsarı, Doç. Dr. Salim Çonoğlu ve Dr. Halil İbrahim Şahin’le birlikte Gökalp’ın eserlerinin yeniden basımını bir proje olarak Ötüken Neşriyat’a götürdüğümüzde Nurhan Alpay Bey’in sıcak ve samimi ilgisiyle karşılaşmamız, eserlerin hazırlanmasında bize yol yordam göstermesi, düşüncelerimizde yalnız olmadığımızı göstermiş ve bizi teşvik edici olmuştur. Ötüken Neşriyat’ın gayretli editörü Kadir Yılmaz Bey de kitapların takibi konusunda ısrarıyla bu çalışmaların gün ışığına çıkmasında faydalı olmuştur. 

İlk etapta Gökalp’ın en temel dört eserini, yani Türkçülüğün Esasları, Türk Medeniyet Tarihi, Türk Töresi ve Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak’ı yayına hazırlamaya başladık. Gökalp’ın eserlerini yayımlayan Kültür Bakanlığı’nın kitaplarının bugün artık baskısı tükenmiştir. 

Gökalp’ı yeniden yayımlayan birçok yayınevi ise sadeleştirilmiş metinler neşretmektedir. Oysa bugün Gökalp’ın eserlerinin ilk baskıları da dâhil olmak üzere eski yazı metinlere daha rahat ve kolay ulaşabiliyoruz, internet ortamı önümüze son derece geniş bir bilgi ve kaynak birikimi seriyor. Bu yüzden özgün baskılardan yeniden okuyarak ve Nurhan Alpay Bey’in, İsmail Gaspıralı serisinde uyguladıkları yöntemi tavsiye etmesiyle, metinlerin bütünlüğünü bozmadan parantez içi açıklamalarla Gökalp’ı hem aslından okuma hem de küçük desteklerle anlama esaslı bir yöntem uygulamaya çalıştık. Daha geniş açıklama ve ayrıntı gerektiren durumlarda kullanılmak üzere her eserin sonuna birer “Kavramlar ve İsimler Sözlüğü” eklemeyi de amaca uygun gördük. 

Çünkü Gökalp’ı okumak sadece kelimelerin karşılıklarını bulmak ve bilmekle mümkün değildir, onun bilimsel terminolojisini ve özellikle eserlerinde çok sık kullandığı Batı ve Doğu’nun temel eser ve isimlerini tanımak da gerekecektir

Özellikle günümüzde yüzeysel, popüler ve politik bilgi kaynakları karşısında savunmasızca bilgi kirliliğine maruz kalmaları ve dolayısıyla millî kültür ve medeniyet tarihi konularında kimlik buhranı yaşamaları muhtemel ve mümkün olan gençlerin Gökalp okuması elzemdir. Aslında yaklaşık yüz yıl öncesinden, günümüz gençlerine, meraklılara, bilim ve düşünce dünyasından araştırmacılara, kısacası geniş bir okuyucu kitlesine Gökalp, Gökalp’ın eserleri “değişen bir şey yok” demek istiyor. Okuyucuyu Gökalp’la baş başa bırakıp Gökalp’ın bütün eserlerinin yeniden yayımlanmasının Ötüken Neşriyat’a pek yakıştığını vurgulamak istiyoruz.

Prof. Dr. Ali DUYMAZ

Ziya Gökalp Bütün Eserleri

Yayına Hazırlama Kurulu Adına

Önsöz

Ziya Gökalp, Cumhuriyet dönemi Türk milliyetçiliğinin kurucularından ve en tanınmış simalarındandır. 1920’lerde Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran siyasi aktörlerin ortaya koyduğu ve temellendirmeye çalıştığı Cumhuriyet  ideolojisini  siyasal, kültürel, sosyolojik, felsefi anlamda geliştiren, şekillendiren en önemli kaynaklardan birisi Ziya Gökalp’ın Türkçülüğün Esasları adlı kitabında oraya koyduğu Türkçülük ideolojisidir.

Ziya Gökalp’ı kendisinden öncekilerden ve çağdaşlarından ayıran en temel fark, içerisinden çıktığı milletin felsefesini ortaya koyması, millete benliğini öğretmesi ve ülküsünü göstermesidir. Gregory Jusdanis, “Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür, Milli Edebiyatın İcat Edilişi” adlı kitabında bir milletin millet olabilmesi için iki şeye ihtiyacı olduğunu söyler: 

“Sınırlarını genişletmek ve kendi edebiyatını yaratmak.” Bu ifade, kültürel kimliklerin yeniden inşasında, edebiyatın bu inşa sürecine katkısı anlamına da gelmektedir. Millî kültür, toplumsal belleğin mülküyse ve insanların duyarlılığına  etki ederek, toplumsal bir mutabakat oluşturmada bir araç olarak kullanılacaksa, bu etkilemenin edebiyatın katkısıyla olacağı açıktır. Toplumsal ve bireysel anlamdaki tüm kazanımların ortak ifadesi olan millî kültür, bu anlamda bireysel kimlikleri daha büyük bir birliğe bağlar. 

    Bu bağlantıyı sağlayan şey, edebiyattır. Edebiyatın millî kimliği inşa sürecindeki katkısı, özellikle milletin çözülüş devirlerinde daha belirgindir. 

Açıkçası bir millet, millet olabilmek için fiziksel sınırlarını değil zihinsel sınırlarını genişletmek zorundadır. 

Ancak yukarıda ifade edilen birlikteliği sağlayacak edebiyata kılavuzluk edecek bir millî felsefenin de yapılması gerektiği ortadadır. 

Bu önemli görevi üstlenen ve Türkçülüğün Esasları adlı eseriyle ortaya bir “Türk Amentüsü” koyan Ziya Gökalp olmuştur.

    1923 yılında yayınlanan ve Ziya Gökalp’ın Küçük Mecmua’yı çıkardığı üçüncü devrenin başlangıcı olarak kabul edilen Türkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp’ın uzun yıllardır savunduğu düşüncelerinin derli toplu bir şekilde bir araya getirildiği ana metin özelliği gösterir. Ziya Gökalp düşüncesinde, Türkçülük ayrı bir yere sahiptir. Kaldı ki, Türkçülüğün Esasları’nda Türkçülük Nedir? Sorusuna verdiği cevap da bu durumun açık bir sağlamasıdır: “Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir.”

Ziya Gökalp’ın ortaya koyduğu eserlere bakıldığında bütün çalışmalarının Türk toplumunun geçmişi, bugünü ve geleceği üzerinde özellikle “kültür” temelli olarak yoğunlaştığı görülecektir. İmparatorluğun dağıldığı bir dönemde artık Meşrutiyet yıllarında olduğu gibi farklı düşünceleri uzlaştırmaya gerek kalmamıştır. Turancılığın da uzak bir mefkûre olduğuna kanaat getirmiş olan Gökalp, böyle bir ortamda Türkçülüğün Esasları’nda Türkçülük mefkûresini büyüklüğü noktasında yeniden tespit eder ve bu mefkûreyi üç dereceye ayırır: 

1- Türkiyecilik, 

2- Oğuzculuk yahut Türkmencilik, 

3- Turancılık.


Gökalp’a göre bugün gerçekleşen sadece Türkiyeciliktir. Yakın mefkûremiz ise Oğuz birliği ya da Türkmen birliği olmalıdır. 

Türkçülerin uzak mefkûresi ise Turan namı altında birleşen Oğuzları, Tatarları, Kırgızları, Özbekleri, Yakutları lisanda, edebiyatta, harsta birleştirmektir. 

    Ziya Gökalp, Türkçülüğün uzak ve yakın mefkûrelerini ortaya koyduktan sonra, Türkiye Türkçülüğünün temel ve amaçlarını tespit eder. Bunu tespit ederken önce milleti tarif eder: “Millet, dilce, dince, zevkçe ve ahlâkça bir olan, yani aynı şartlar altında yetişmiş fertlerden mürekkep bir topluluktur. Şu hâlde Türküm diyen her ferdi Türk tanımaktan başka çare yoktur.”

Ziya Gökalp millet adı verilen zümrede ortaya çıkan bağlılıkların tamamını kültür olarak kabul etmekte; kültürü de hars ve medeniyet olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Gökalp’a göre hars millîdir, medeniyet uluslararasıdır. Hars, bir başka milletten alınamaz; millî topluluklara esas karakterini veren unsurların bütünüdür. Orijinal sanat eserleri kaynağını harstan alır. Harsı, halkın esas yaşama biçimini şekillendiren değerler bütünü olarak düşünür. 

Medeniyet ise, uluslararası olması bakımından aydınlar tarafından daha kolay ve çabuk  benimsenir. İlim, teknik ve sanat formları medeniyet içinde düşünülür. 

Bunlar, bir milletten diğerine kolayca geçebilir. Hars, millete ait güzel sanatların, ahlakın ve hukukun temeli durumundadır. Millet hayatının gelişmesi için harsla medeniyetin karşılıklı ilişki içinde bulunması üzerinde duran Gökalp, bir milletin harsının, farklı medeniyetlerden alacağı unsurlarla beslenip gelişeceğini ifade eder. Ona göre ancak, hars unsuru kuvvetli olan milletlerin sağlam esaslar üzerine kurulma şansı vardır. 

Gökalp’a göre, bir milletin hem kendi manevi değerlerinin tümü olan harsa hem de bir medeniyet ailesine bağlanması için Türkçü aydınlara iki görev düşmektedir: 

1. Halka Doğru, 

2. Garba Doğru. 

Halka doğru gitmek, milletin seçkinlerinin kendi harslarını aramalarıdır. 

Çünkü hars halktadır. 

Medeniyet ise seçkinlerde dir. 

Seçkinler halka iki maksatla gidebilirler: 

a) Halktan harsî bir terbiye almak için, 

b) Halka medeniyet götürmek için. 

Batı’ya doğru gitmek ise, Batı ilim, fen ve tekniğini çelişkisiz şekilde ve ikiliğe düşmeksizin kabul etmek, öğrenmek ve bununla halkı yükseltmektir. Ancak, Batı taklitçisi olmamak için bu ortak medeniyet içinde millî şahsiyetin, yani harsın korunması şarttır. 

2. BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,,


***