Türkiye-Avusturya ilişkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye-Avusturya ilişkileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2019 Cuma

AVUSTURYA ARŞİV BELGELERİNE GÖRE TÜRKİYE CUMHURİYETİ,

AVUSTURYA ARŞİV BELGELERİNE GÖRE TÜRKİYE CUMHURİYETİ,




Özet:

Türkiye (Osmanlı Devleti)-Avusturya ilişkileri, 500 yıldan daha eski tarihlere dayanmaktadır. Ancak eğitim-öğretim ilişkileri Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine doğru yoğunlaşmaya başlamıştır. 1850’den sonra Avusturyalı bilim adamları ve öğretmenler, Osmanlı Devleti’nin çeşitli eğitim-öğretim kurumlarında görev yapmışlar, önemli hizmetlerde bulunmuşlardır. Osmanlı tebaasından pek çok kişinin de Avusturya okullarında okuduğu arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır. Belirleyebildiğimiz kadarıyla Avusturyalı öğretmenler ve din adamları Osmanlı topraklarında, özellikle 20. yüzyılın başlarında, on beş okul açmıştır. Bunlar arasında en köklü eğitim kurumlardan olan Avusturya Lisesi, 2012’de 130. kuruluş yılını kutlamaya hazırlanmaktadır. Diğer okulların zaman içinde kapandığı anlaşılmaktadır. Avusturya ile Türkiye 10 Aralık 1923’te Ankara'da “Dostluk Antlaşması” imzalamıştır. Bu antlaşma, Lozan’dan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı ilk antlaşma olması bakımından önemlidir. Cumhuriyetin ilk yıllarından başlayarak onlarca Avusturyalı bilim adamı ve öğretmen, Türkiye’ye gelmiş ve çeşitli eğitim kurumlarında hizmetlerde bulunmuşlardır. Bunlar içerisinde Paul Wittek gibi Türk dili, tarihi ve kültürü; Clemens Holzmeister gibi mimarlık alanlarında uzmanlaşan bilim adamlarının da bulunması konuyu önemli kılmaktadır. Avusturya 1964 yılından itibaren Türkiye’den işçi almaya başlamıştır. İşçi göçü sebebiyle günümüzde Avusturya’daki Türklerin sayısı 220 bine yaklaşmıştır. Günümüzde yaklaşık 30 bin Türk çocuğu Avusturya okullarında eğitim ve öğretimine, pek çok sorunla birlikte, devam etmektedir. Avusturya’da okuyan Türk çocukları, iki ülkenin mutabakatı ile sorunlara çözüm beklemektedirler. 

Giriş: 

Osmanlı Devleti sınırlarının Avusturya içlerine kadar uzanması dikkate alınırsa Türkiye-Avusturya ilişkilerinin çok eskilere dayandığı görülür.
Viyana kuşatmalarından sonra Avusturya ile Türkiye yüzyıllar boyunca ilişkilerini genellikle dostane bir biçimde sürdürmüşlerdir. 
Türkiye (Osmanlı Devleti) ve Avusturya (Avusturya-Macaristan İmparatorluğu) I. Dünya Savaşı sırasında İttifak Devletleri arasında yer almış, acı ve kederi birlikte yaşamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti, II. Dünya Savaşı’nın dışında durmuş, Avusturya’nın acılarını çeşitli şekillerde paylaşmıştır. Savaş sırasında Avusturyalı vatandaşlara kucak açmış, savaş sonrasında Avusturya’nın kalkınmasına iş gücü ile muazzam bir katkıda bulunmuştur. 
10 Aralık 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Hükümeti arasında Ankara'da “Dostluk Antlaşması” imzalanmıştır. Bu, Lozan Antlaşması’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı ilk antlaşmadır. Avusturya Cumhuriyeti, yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni destekleyen ilk dost ülke olma özelliğine sahiptir. 
II. Dünya Savaşı yıllarında bütün Avrupa ülkeleri tahrip olmuş ve çalışıp üretecek nüfusun büyük bir bölümünü kaybetmiştir. Savaştan çok kısa zaman sonra toparlanan Avrupa ülkeleri, büyüyen ekonomilerinin iş gücü ihtiyaçlarını kendi imkânları ile karşılayamayacak duruma gelmişlerdir. Çalışacak nüfusları yeterli olmayınca iş gücü açıklarını başka ülkelerden geçici işçi davet ederek çözmeye çalışmışlardır. 
Avrupa ülkelerinin savaş sonrasında kalkınma sıçrayışları iş dünyasına yansımış, öncelikle komşu ülkelerden geçici işçi almaya başlamışlardır. Bu durum 1960’da Türkiye’ye de uzanmış, ilk olarak Almanya, Türkiye’den işçi talebinde bulunmuştur. Türkiye Cumhuriyeti ve Avusturya Cumhuriyeti 15 Mayıs 1964 tarihinde Viyana’da “Avusturya’ya Türk İş Gücü Celbi ve Türk İşçilerinin Avusturya’da İstihdamına Dair Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Cumhuriyeti Arasındaki Anlaşma”yı imzalamışlardır. Bu anlaşma, iki ülke arasında “dostane ilişkiler” ve “iktisadi dayanışma” üzerine kurulmuştur. Anlaşma çerçevesinde ve farklı yollardan Avusturya’ya gidip yerleşen Türklerin sayısı yaklaşık 220 bindir. 
Günümüze bakıldığında iki ülke ilişkileri daha da hareketlenmiştir. Dönemin Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel, 21-22 Haziran 2001 tarihleri arasında Türkiye’yi; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı R. Tayyip Erdoğan, 11-12 Temmuz 2003 tarihleri arasında Avusturya’yı; dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç, Avusturya Federal Meclis Başkanı Andreas Khol’un davetine icabetle 19–22 Ocak 2004 tarihleri arasında Avusturya’yı; Avusturya Federal Meclis Başkanı Andreas Khol, 3–4 Ekim 2005 tarihleri arasında Türkiye’yi; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı R. Tayyip Erdoğan, 10–12 Mayıs 2006 tarihleri arasında Avusturya’yı; dönemin Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, 20-22 Nisan 2008 tarihleri arasında Türkiye’yi; Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer, 19-22 Mayıs 2008’de Türkiye’yi; dönemin TBMM Başkanı Köksal Toptan, 4-6 Kasım 2008 tarihleri arasında Avusturya’yı; dönemin Dışişleri Bakanı Ali Babacan, 14-16 Nisan 2009 tarihleri arasında Avusturya’yı; Avusturya Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger, 6-8 Ekim 2010 tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret etmiştir. Son olarak T.C. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 2-4 Mayıs 2011 tarihleri arasında Avusturya’ya resmî bir ziyaret gerçekleştirilmiş, bu ziyaret iki ülkenin dostluğunu daha da güçlendirmiştir. 
Karşılıklı ziyaretler Dışişleri Bakanları, Meclis Başkanları tarafından devam ettirilmektedir. Her üst düzey ziyaret sonrasında iki ülke ilişkileri olumlu yönde gelişmektedir.
Türkiye’nin 2007 yılı ihracat sıralamasında Avusturya 19. sırada, ithalat sıralamasında ise 21. sıradadır. 
Türkiye’deki Avusturya Okulları, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde 1882’de kurulmuştur ve 2012 yılında 130. kuruluş yılını kutlamaya hazırlanmaktadır. 

1. Avusturya’nın Türkiye’de Açtığı Okullar: 

1.a. Avusturya Millî Okulu: Kaynaklar, 1850’de İstanbul’da Avusturya Millî Okulunun varlığından bahsetmektedir . Ancak bu okulun yeri ve hangi şartlarda öğretim yaptığı konusunda bilgi elde edilememiştir. 
1.b. Tophane Tamtam Mahallesi Mektebi: Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerine göre, Avusturya Millî Okulundan sonra, Avusturya-Türkiye eğitim ilişkileri 1858 yılına kadar uzanmaktadır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerinde karşımıza çıkan 31 Ocak 1858 tarihli bir belgede Tophane'de Tamtam Mahallesi Çukurbostan'daki bir arazinin hisse sahiplerinden alınarak okul yapılması için Avusturya Sefaretine tahsis edilmesi emredilmektedir . Bu arazi 3 Mart 1858’de Avusturya Sefaretine tahsis edilmiştir . Tahsis edilen araziye okul yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa hangi okul olduğu şimdilik tespit edilememiştir. 
1.c. Bursa Avusturya Sörler Mektebi: Bursa’da Avusturya Konsolosluğuna bağlı bir okulun bulunduğunu ve adının “Bursa Avusturya Sörler Mektebi” olduğunu, okula bir şube daha açmak için yapılan başvurudan öğrenmekteyiz. Avusturya Konsolosluğunun izin isteğine 23 Eylül 1889’da verilen cevapta “Bursa Avusturya Sörler Mektebi”ne bir şube daha açılmasının uygun olmadığı bildirilmiştir . 
1.ç. Üsküp Avusturya Mektebi: Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki bir ruhsatnamede, Üsküp’ün Osmanlı Devleti’ne bağlı bulunduğu zamanlarda, 14 Ekim 1901 tarihinde Avusturyalı çocuklara mahsus bir Avusturya Mektebi açılmasına sadaret tarafından izin verildiği kayıtlıdır. İzin ruhsatı Kosova Maarif Müdüriyetine hitaben yazılmıştır. Ruhsattan anlaşıldığına göre bu okul, 4-6 yaş arası çocuklar için açılmıştır . 
1.d. Almanca Dil Okulu: Başbakanlık Osmanlı Arşivinde yer alan 26 Ocak 1902 tarihli bir belgeden, Avusturyalı Doktor Salomon’un Beyoğlu’nda Almanca kursu vermek için okul açmak istediği anlaşılmaktadır. Dr. Salomon, daha önce uygun bir bina da göstererek Almanca dil okulu açmak için dilekçe vermiştir. Gerekli kurumlar, bir mahzurun olup olmadığı konusunda Şehremaneti ve Zaptiye Nezareti'nden görüş istemişlerdir . Dil okulunun açılıp açılmadığı tespit edilememiştir. 
1.e. Balat Avusturya Kız Okulu: Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki 17 Kasım 1906 tarihli bir belge, Avusturyalı Matmazel Camilla'nın Balat Kızıl Çavuş Mahallesi’nde bir kız okulu açma talebinin uygun görülmesi ile ilgilidir . Matmazel Camilla’nın, okulunu kısa zamanda kurduğu anlaşılmaktadır. Zira 22 Mart 1908’de kaleme alınan bir belgeye göre mektebin idarecisi Matmazel Camilla, okuluna Müslüman öğrenci kabul etmeyeceğine ve devletin nizamnamelerine uyacağına dair senedi yetkili makama teslim etmiştir .
1.f. Gelibolu Musevi Mektebi: Avusturyalı vatandaşların Gelibolu’da bir okul açtığını ve adının “Gelibolu Musevi Mektebi” olduğunu okul öğretmeni ile ilgili yazışmalardan öğrenmekteyiz. 16 Kasım 1906 tarihinde gönderilen bir yazıda Gelibolu Musevi Mektebi öğretmeninin sebepsiz yere işten atıldığından bahsedilmektedir . 26 Kasım 1906’da kaleme alınan bir başka belgeden Gelibolu’daki okulun müdürünün Avusturyalı Mois Frankov olduğu anlaşılmaktadır . 
1.g. Sankt Georg Avusturya Erkek Lisesi ve Ticaret Okulu (Österreichisches Sankt Georgs-Kolleg): 

      1871’de İstanbul’a gelen Lazarist Kral Flandorfer, Avusturya Millî Okulunun yanında bir Katolik okulu açmayı planlamış, başlangıçta Galata’da kiralanan odalarda eğitime başlamıştır. Avusturya’daki "Lazaristen ve Barmherzige Schwestern" adlı dinî kuruluşların yönetimindeki okul, kısa zamanda büyük bir gelişme gösterdiğinden mekân sıkıntısı başlamıştır. Galata’da St. Georg Kilisesi'nin de içinde bulunduğu bina kompleksi satın alınmış, Sankt Georg Koleji, 1882 yılının Kasım ayında Kart Çınar Sokak nu 2’de bulunan binalarda kurulmuştur. 1900’de 96’sı yetim olmak üzere 174 erkek, 231 kız öğrenci ile öğretim yaparken okula bağlı bir çocuk yuvası ve bir el işleri sınıfı da açılmıştır. Sonradan orta ve lise kısımları da ilave edilmiş, 1913 yılında lise ilk mezunlarını vermiştir. İhtiyaç üzerine bu okula bağlı olarak bir de Ticaret Okulu açılmıştır . 


1912’de Avusturya Ticaret Lisesinde Bir Ders (Fotoğraf: http://www.sg.k12.tr)

1911-13 Balkan Savaşı sırasında erkek okulunun odaları seyyar hastane olarak kullanılmış, din ve milliyet farkı gözetilmeksizin 100 kadar yoksula her gün sıcak yemek verilmiştir. 1916-17 yılında okulun adının “Sankt George Schule” olduğunu, Osmanlı Arşivlerinde rastladığımız okul ile ilgili bir evraktan anlamaktayız . 

1917 Yılında Sankt George Schule’de Bir İlkokul Sınıfı


(Fotoğraf: http://www.sg.k12.tr)

Avusturya Lisesinin uluslararası bazı çekişmelere de sahne olduğu anlaşılmaktadır. Lisenin Fransızca öğretmeni Joen Filib’in, babasının ve kardeşlerinin Fransız ordusunda görev yaptığının anlaşılması üzerine, 13 Şubat 1918’de işine son verilmiştir . 
İtilaf Devletleri’nin İstanbul’u işgali sırasında, Fransızlar tarafından 22 Şubat 1919’da bu okul kapatılmış, öğretmen ve rahipler sınır dışı edilmiştir. Eğitim öğretime 4 yıl ara vermek zorunda kalınmış, sonra tekrar 1923’te açılabilmiştir. Ancak 1938’de Hitler’in Avusturya’ya girmesi ile birden bir "Alman" okuluna dönüşüveren St. Georg, Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin kopması üzerine 1944 yılında ikinci kez kapatılmıştır. St. Georg çalışanları ise ülkelerine dönmek yerine, Türkiye'nin önerisini kabul ederek, bir buçuk yıl süreyle Anadolu'da kamplara gönderilmeyi tercih etmişlerdir. Öğretimin yeniden başladığı 1947'den sonraki yirmi yıl içinde, Avusturya'daki yetkililerin İstanbul'daki çalışmalarla ilgilenmesi yolunda gösterilen yoğun çabalar sonucu St.Georg Avusturya Lisesi ve Ticaret Okulu , Avusturya Eğitim Bakanlığına bağlı 45 Avusturyalı öğretmenin, 24 Türk öğretmen ile birlikte görev yapmakta olduğu bir okul olarak eğitim öğretime devam etmiştir . 
1982 yılında 100. kuruluş yıl dönümü nedeniyle Avusturya'da özel bir pul basılmış ve sembol olarak bir köprü resmi seçilmiştir. Bu sembol, kuruluşunun 120. yılında da okulun köprü olma konusunda geçerliliğini koruduğuna işaret etmektir. St. Georg Avusturya Lisesi çalışanları bir köprünün, ancak iki yönlü olarak kullanıldığında gerçek amacına ulaşabileceği bilincinde olduklarını beyan etmişlerdir. 125. kuruluş yıl dönümü kutlamaları öncesinde, Avusturya Lisesinin farklı kültür ve dinler arasında bir köprü ve buluşma noktası olma özelliğini gelecekte de sürdürmesi dileği dile getirilmiştir . 
Avusturya Lisesinden mezun olan bazı ünlüler: Mesut Yılmaz (Türkiye Cumhuriyeti Eski Başbakanı), Ediz Hun (aktör ve eski milletvekili), Alev Korun (Avusturya Milletvekili), Zeynep Damla Gürel (eski milletvekili), …
Türkiye ve Avusturya Dışişleri Bakanları 2005 yılının Haziran ayında imzaladıkları bir anlaşmada şu sözlere yer vermişlerdir: “St. Georg Avusturya Lisesi Türkiye ile Avusturya halkları arasındaki iş birliğinin en belirgin örneği olarak köprü görevini de yerine getirmektedir. İstanbul’daki Avusturya Lisesinin üst düzey bir yabancı özel okul olarak faaliyetlerine kesintisiz devam etmesini sağlamak için gerekli her türlü çabayı her iki taraf da gösterecektir”. 
1.h. Sankt Georg Avusturya Kız Lisesi: Galata Kart Çınar Sokak 10 numarada S. Adelina Postruznik tarafından 1882 yılında kurulmuştur. Kaynaklardan anlaşıldığına göre, Sankt Georg Avusturya Erkek Lisesi ve Ticaret Okuluna (Österreichisches Sankt Georgs-Kolleg) bağlı olarak eğitim öğretimine devam etmiştir. 

Avusturya Sankt Georg Kız Mektebi Adına 1935 Yılında Basılmış Defter Kapağı

(Fotograf: http://urun.gittigidiyor.com, erişim tarihi 15.5.2011)

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivinde yer alan evraklardan anlaşıldığına göre, Sankt Georg Kız Ortaokulu, 10 Ekim 1958’de Kız Lisesi hâline getirilmiştir . İsmi değişmeden 1995 yılına kadar eğitim öğretime devam ettiği anlaşılmaktadır. 
Sankt Georg Avusturya Kız Lisesi, 1995 yılında Avusturya Lisesi ile birleştirilmiştir.

1.ı. İzmir Vagner Avusturya Mekteb-i İbtidaiyesi: Avusturyalı Oskar Vagner, İzmir Frenk Mahallesi Hacı İslam Sokağı’nda kiraladığı bir binada dil kursu vermek amacıyla Elsine Mektebi adında bir okul açmak istemiştir. Bu okul için 5 Nisan 1913’te hükümetten karar çıkmıştır . 6 Nisan 1913’te Dâhiliye Vekâleti, Maliye Vekâleti ve Maarif Vekâletine yazılan yazıda bu okul için ruhsat gerekli olduğu ve gereken işlemlerin yapılması bildirilmiştir . 10 Nisan 1913’te Elsine Mektebinin açılması için ruhsat verilmiştir . 21 Mart 1918 tarihli bir belgede okulun adı, “Vagner Avusturya Mekteb-i İbtidaiyesi” olarak geçmektedir. Bahsedilen belgeden anlaşıldığına göre Mösyö Vagner 1918’de okul müdürlüğü görevine devam etmektedir . 
1.i. İzmir Avusturya Berlitz Usulünce Elsine Mektebi: İzmir’de Avusturyalı Oskar Vagner tarafından açılan Vagner Avusturya Mekteb-i İbtidaiyesi öyle anlaşılmaktadır ki uzun yıllar eğitim ve öğretimine devam etmiştir. Vagner’ın, 5 Kasım 1922’de tekrar yeni bir müracaatta bulunup “İzmir Avusturya Berlitz Usulünce Elsine Mektebi” açmak istediğini, Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde bulunan başka bir belgeden öğrenmekteyiz. Okul için ruhsat hemen verilmiştir . 
1.j. Beykoz Polonezköy Okulu: Avusturyalı Prens Adam Çartarski, Beykoz kazasına bağlı Polonez köyünde edindiği bir arsaya kilise ve mektep inşa etmek için izin ister. İzin isteği 4 Ocak 1914’te kabul edilmiştir . 
1.k. Manisa Santa-Marya Kilisesi Mektebi: 1915’te Manisa'da Avusturya-Macaristan’a bağlı Santa-Marya Kilisesi bulunmaktadır. Kilisenin papazının bu kiliseye bağlı olarak bir okul açılması ile ilgili dilekçesi 22 Temmuz 1915’te Aydın Valiliğinden Maarif-i Umumiye Nezaretine gönderilir . 
1.l. Edirne Marpalort Avusturya Mektebi: Edirne’de bir Avusturya okulu bulunduğunu, tesadüfen rastladığımız bir belgeden öğrenmekteyiz. Emniyet-i Umumiye Müdüriyetinden gönderilen bir telgrafta öğrencilerle ilgili bazı bilgiler verilmiştir . Okulun adının “Marpalort Avusturya Mektebi” olduğu, öğrenciler ile ilgili vize ve pasaport işlemleri için yapılan yazışmalardan anlaşılmıştır . 
1.m. Edirne Avusturya Agram Sör de Şarita Kız Mektebi: Edirne'nin Karacabevvab Mahallesi'nde Avusturya Devleti himayesinde “Agram Sör de Şarita Kız Mektebi” adlı bir okulun bulunduğunu arşivdeki bir belgeden anlamaktayız. Okul yöneticileri, okulun binasının yıkılması ve genişletilip yeniden yapılması için 18 Mayıs 1910 tarihinde izin istemişlerdir . 

2. Avusturya’da Okuyan Türkler: 

Başbakanlık Osmanlı Arşivlerindeki belgelerden anlaşıldığına göre Osmanlı/Türk vatandaşları Viyana’daki okullarda tahsil görmüşlerdir. Zira 5 Ağustos 1911’de kaleme alınan bir belgeden Viyana mekteplerine alınacak Türk öğrencilerin Avusturya-Macaristan Sefareti ve Başkonsolosluğunca seçildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte öğrencilere rehberlik etmek üzere sefaret tercümanlarından birinin nezaret etmesi kararlaştırılmıştır . 

3. Osmanlı Döneminde Türkiye’de Görev Yapan Avusturyalı Bilim Adamları ve Öğretmenler: 

Avusturyalı Dr. Lorenz Rigler , 1850’de İstanbul’a gelmiş, yaklaşık 10 yıl Mekteb-i Tıbbiye muallimi olarak çalışmıştır . Dr. Rigler’in 1856’ya kadar Mekteb-i Tıbbiye-i Şahanede doktor olarak görevine devam ettiği belgelerden anlaşılmaktadır .
1857’de Avusturyalı François de Drigalsky, Tophane-i Amirede muallim olarak ; 1860’da Avusturyalı Frederik, Rumeli Ordu-yı Hümayun alayları mızıkalar muallimi olarak ; 1917’de Avusturya tebaasından Rudolf Efendi, Manisa Sultanisinde Almanca muallimi olarak görev yapmıştır . 

4. Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Türkiye’de Görev Yapan Avusturyalı Bilim Adamları ve Öğretmenler: 

Ankara’da pek çok bakanlık, yönetim binası, Genel Kurmay Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi binalarının tasarımı ile görevlendirilen Prof. Dr. Clemens Holzmeister , 1927-1949 yılları arasında ağırlıklı olarak Türkiye’de çalışmıştır. Holzmeister, 1940-1949 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde öğretim üyeliği de yapmıştır. 
1946’da Avusturyalı fizikçi Prof. Dr. Erwin Schrödinger ’in Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Profesörü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır . 
1948’de Avusturya uyruklu Prof. Dr. Eberan Von Oberhorst ’un İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinde Motorlar Kürsüsü Profesörü olarak ; Prof. Dr. Paul Wittek ’in İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Orta Çağ Tarihi Profesörü olarak ; Prof. Dr. Heinz Horninger’in, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinde Tasarı Geometri ve Resim dersleri öğretmeni olarak görevlendirildiğini  belgelerden anlamaktayız.
1949’da Avusturyalı Bohstsch Edeltraud, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde ; Felix Zawadsky, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yabancı Diller Bölümünde Almanca okutmanı olarak ; Paul Hoffmann, Millî Eğitim teşkilatında ; Harald V. Goertz, Devlet Konservatuvarında öğretmen olarak  görevlendirilmiştir. 
1950’de Avusturya uyruklu Rudolf Olberth, İstanbul Teknik Üniversitesinde öğretim üyesi olarak ; Franz Kaulfersch, Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu motor atölyesinde öğretmen olarak  göreve başlamıştır. 
1951’de Avusturyalı Walter Stoitzner’in Öğrenci Filmler Merkezinde görevli olarak ; İmmo Vogel ile Anton Cerny’in Ankara Teknik Öğretmen Okulunda öğretmen olarak  çalışmasına izin verilmiştir. 
1952’de Avusturyalı Ord. Prof. Dr. Franz Doppler’in, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesinde profesör olarak ; Paul Hoffmann’ın Millî Eğitim Bakanlığı teşkilatında görevli olarak ; Avusturyalı Othmar Richard Pauker’in, İstanbul Sultanahmet Erkek Sanat Enstitüsü Matbaacılık Şubesinde öğretmen olarak ; Avusturyalı Ord. Prof. C. Holzmeister ’in, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde öğretim üyesi olarak  çalışmasına izin verilmiştir. 
Tiyatro ve sahne yönetmeni, dekor ve kostüm tasarımcısı Max Meinecke , 1952’de İstanbul Belediye Başkanlığı ve İstanbul Valiliğince Türkiye’ye çağrılmış, şehir tiyatrosu başrejisörlüğüne getirilmiştir. İstanbul Belediyesi Konservatuvarı ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı kürsüsünde dersler vermiştir . 5/1474 sayılı kararla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde çalıştırılan Max Meinecke, 1.3.1962 tarihinden itibaren Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü uzmanı olarak  görev yapmıştır. Ankara’ya taşınan Meinecke, Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünde, 1965’ten sonra da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Kürsüsünde sahne tekniği dersleri vermiştir. Meinecke, İstanbul ve Ankara’daki uygulama ve çalışmaları ile Türk tiyatrosuna önemli katkılarda bulunmuştur.
1953’te Avusturyalı Prof. Dr. Heinz Horninger, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Profesörü olarak ; Prof. Dr. Freundhaller , Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünde ve Sağırlar Okulunda öğretmen olarak ; Felix Zawadsky, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yabancı Diller Okulunda okutman olarak ; Prof. Dr. Heribert Grubitsch, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesinde öğretim üyesi olarak ; Dr. Hochrainer, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesinde öğretim görevlisi olarak  görevlendirilmiştir. 

1954’te Avusturyalı Ord. Prof. Dr. Peter R. Hofstaetter, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak ; Prof. Dr. Josef Donat, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde öğretim üyesi olarak ; Prof. Dr. Kurt Lohwag, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Kürsüsünde öğretim üyesi olarak ; Avusturyalı Walter Stoitzner, İstanbul Üniversitesinde Film ve Fotoğraf alanında uzman olarak  göreve başlamıştır. 

1955’te Avusturya uyruklu Prof. Dr. Dapobert Frey’in, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi olarak ; Paula Zavaroş’un, İstanbul Belediye Operası Stüdyosunda Şan uzmanı olarak ; Hans Şehneider ve Kurt Sehwertsık’ın İstanbul Konservatuvarı Koro Öğretmenliği ve Şehir Orkestrası Kornist uzmanı olarak ; Wayne Fulton’un, İstanbul Konservatuvarında öğretmen olarak  görev yapması onaylanmıştır. 
1956’da Avusturyalı Rudolf Klein ile Gottfried Marcus’un, Ankara Devlet Konservatuvarı Şan ve Opera dersleri öğretmeni olarak ; Ord. Prof. Dr. Ernst Bierbrauer’in, İstanbul Teknik Üniversitesinde öğretim üyesi olarak  görevlendirilmesi yapılmıştır. 
1957’de Avusturyalı Prof. Dr. Paul Urban’ın, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Teorik Fizik Enstitüsünde ordinaryüs profesör olarak ; Prof. Dr. Kurt Lohwag’in, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Botaniği Enstitüsünde öğretim üyesi olarak ; Rudolf Klein’in, Ankara Devlet Konservatuvarı öğretmeni olarak  göreve başlaması uygun görülmüştür. 
1959’da Avusturyalı Gottofried Unterberger, İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu Mobilya ve İç Mimarlık Bölümünde uzman olarak ; Dr. Herman Vary, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Alman Filolojisi Bölümünde uzman olarak  çalışmışlardır. 
1960’da Avusturyalı 3 kişinin İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Okulunda uzman olarak  çalışmasına izin verilmiştir. 
1961’de Avusturyalı Denis Kerr’in, Diyarbakır Kolejinde öğretmen olarak; Robert Bertram Devine’in, Samsun Kolejinde öğretmen olarak ; Sigrid Helga Babette Weiner’in, İstanbul Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Okulunda Almanca uzmanı olarak  görev yapması uygun bulunmuştur. 
1962’de Avusturyalı Max Hellecker, İzmir Devlet Konservatuvarında öğretmen olarak ; Dr. Nikolaus Van Zadorlayk-Stetner, Ege Üniversitesinde uzman olarak ; Anton Lehmden, İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Okulunda görevli olarak ; Paula Zavaroş, İstanbul Belediyesi Şehir Operasında görevli olarak  çalışmaya başlamıştır. 
1963’te Avusturya tebaasından Paula Zavaroş’un, İstanbul Belediyesi Şehir Operasında görevli olarak ; Ord. Mot. M. W. Frodl’un, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde öğretim üyesi olarak  çalışmasına izin verilmiştir. 
1964’te Avusturyalı Elizabeth Berger, İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Okulunda Serbest Şekillendirme ve Serbest Resim Uzmanı olarak ; Dr. Harold Schweiger, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Genel Zooloji Kürsüsünde öğretim üyesi olarak  görevlendirilmiştir. 
1965’te Avusturyalı Dr. Wolf Dieter Münz’in, Ege Üniversitesi Fen Fakültesinde uzman olarak  çalışmasına izin verilmiştir. 
1966’da Avusturyalı Gustav Mistelbauer, Herwig Huber ve Maximilian Pechmann, Ankara ve İstanbul Otelcilik okullarında uzman olarak ; Ronald Charles Baddeley, İzmir Kolejinde öğretmen olarak ; Prof. Dr. Hermann Czetsch Lindenvald, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde öğretim üyesi olarak ; Dr. Helmut Slaby, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyasi İlimler Kürsüsünde okutman olarak  görevlendirilmişlerdir. 
1968’de İstanbul Belediyesi Şehir Operasında şan öğretmeni olarak çalıştırılan Avusturya uyruklu Paula Zavaroş'un çalışma süresi uzatılmıştır . Valentin Erben, Ankara Devlet Konservatuvarı Oda Müziği dersleri uzmanı olarak  görevlendirilmiştir. 
1969’da Avusturya uyruklu Gertraud Holzer, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Kürsüsünde doktor olarak ; Avusturya uyruklu Dr. Karl Zornig, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset İlmi Kürsüsünde öğretim üyesi olarak  görev yapmıştır. 
1970’te Avusturya uyruklu Erwin Lucius, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine Almanca okutmanı olarak ; Dr. Cristel Kristinus de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine Almanca okutmanı olarak  atanmıştır. 
1971’de Avusturya uyruklu Heinz Kristinus, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde Almanca okutmanı olarak  çalışmaya başlamıştır. 
1973’te Avusturya uyruklu Cristel Kristinus’in, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde uzman olarak ; Dr. Erwin Lucius’in, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset İlmi Kürsüsünde sözleşmeli olarak ; Hans Erich Kasper’ın, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Okulunda sözleşmeli okutman olarak  görev yaptıklarını Başbakanlık Cumhuriyet Arşivlerindeki belgelerden öğrenmekteyiz. 

5. Avusturya’dan Türkiye’ye Eğitim Yardımları: 

1968’de Lizbon ve Avusturya'daki hayır cemiyetleri tarafından İstanbul'daki okullara yapılan bağışların her türlü vergiden muaf tutulması  ile ilgili bir belgeden, Avusturya’daki hayır cemiyetlerinin İstanbul’daki okullara yardım yaptığı anlaşılmaktadır.
1959’da Avusturya Maarif Vekili tarafından Selçuk Ortaokuluna bağışlanan malzemelerin gümrük vergisinden muaf tutulması  konulu belgeden anlaşıldığına göre Avusturya Millî Eğitim Bakanı, Türkiye’ye eğitim yardımında bulunmuştur.

6. Türk İşçi Göçü ve Türklerin Avusturya’daki Eğitimi: 

II. Dünya Savaşı yıllarında bütün Avrupa ülkeleri tahrip olmuş, ayrıca çalışıp üretecek nüfusun büyük bir bölümünü kaybetmiştir. Savaştan çok kısa sonra toparlanan Avrupa ülkeleri, büyüyen ekonomilerinin iş gücü ihtiyaçlarını kendi imkânları ile karşılayamayacak duruma gelmişlerdir. Çalışacak nüfusları yeterli olmayınca iş gücü açıklarını başka ülkelerden geçici işçi davet ederek çözmeye çalışmışlardır. 

Avrupa ülkelerinin savaş sonrasında kalkınma sıçrayışları iş dünyasına yansımış, öncelikle komşu ülkelerden geçici işçi almaya başlamışlardır. Bu durum 1960’da Türkiye’ye de uzanmış, Almanya, Türkiye’den işçi talebinde bulunmuştur. İlk olarak 30 Ekim 1961’de Türkiye ile Federal Almanya arasında İş Gücü Anlaşması imzalanmıştır. 

Birkaç yıl sonra Türkiye’nin işçi gönderdiği ülkelere Avusturya da eklenmiştir. Türkiye, Almanya’dan sonra, ikinci olarak, 15 Mayıs 1964’te Avusturya ile “Avusturya’ya Türk İş Gücü Celbi ve Türk İşçilerinin Avusturya’da İstihdamına Dair Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Cumhuriyeti Arasındaki Anlaşma”yı imzalamıştır. Bu iş gücü anlaşmasından sonra 12 Ekim 1966’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Hakkında Anlaşma” ile aile fertleri de güven altına alınmıştır. 

Türk vatandaşlarının Avusturya’da eşit haklar elde etmesi, işçi gelirlerinin tatminkâr olması ve yaşam standartlarının yükselmesi ile birlikte Türkiye’den aile göçleri de başlamıştır. 
1973’te okul yaşındaki Türk çocuğu sayısı, tam bir istatistik yapılmamakla birlikte, Almanya’da 115.000, Belçika’da 3.500, Hollanda’da 2.500, İsveç’te 1.000, Fransa’da 1.000, Danimarka’da 200, Avusturya’da 150 olarak tahmin edilmiştir.
Uzun yıllar boyunca yurt dışında bulunan Türk çocuklarının eğitimi ihmal edilmiş; din bilgisi, Türk dili ve kültürü ile ilişkileri anne ve babanın şahsi gayretlerine emanet edilmiştir. Durum böyle iken Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından 1973’te ihtiyaçlar belirlenmiş, Türk işçisinin çalıştığı ülkelerde çeşitli sayılarda öğretmen gerekliliği belirtilmiş, Avusturya için ise Viyana bölgesinden başlamak üzere -şimdilik- bir öğretmen ihtiyacından bahsedilmiştir. 1973-1974 dönemi için 11-12 Haziran 1973’te Ortak Kültür Komisyonu ihtiyaçları karşılamak için toplanmış, sonraki yıllarda değerlendirmek üzere 205 öğretmen seçilmiş ve bu öğretmenlerin dil eğitimine tabi tutulması kararlaştırılmıştır . 
Avusturya’daki Türklerin sayısı konusunda kesin veriler bulunmamaktadır. Zira 1983 – 2005 yılları arasında Türk vatandaşlığından izinle Avusturya vatandaşlığına geçen Türklerin sayısı 111.300 olarak ifade edilse de Avusturya vatandaşlığına geçen Türk kökenlilerin sayısı tam olarak bilinememektedir. Bu durum dikkate alındığında (Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ve Avusturya Cumhuriyeti vatandaşlığı olan Türk asıllılar) Avusturya’da tahmini olarak 207.999 Türk’ün yaşadığını söylemek mümkündür. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2005-2006 yılı raporuna göre ise resmî olarak 113.635 Türk vatandaşı Avusturya’da yaşamaktadır. 
1973’ten 1991 yılına kadar Avusturya’da yaşayan Türk çocuklarının ana dili eğitimleri Millî Eğitim Bakanlığının görevlendirdiği öğretmenler tarafından Türkçe ve Türk Kültürü Dersi kapsamında yürütülmüştür.
Avusturya’ya eğitim sistemine dâhil olan (2004/2005 öğretim yılı) okul öncesinde 5.126, ilköğretimde 23.965, ortaöğretimde 4.616, yükseköğretimde 2.074, özel eğitimde 1.069 Türk çocuğu bulunmaktadır. Bunların 11.831’i Türkçe dersleri almaktadır. Türkçe dersleri ise mahallen görevlendirilen 122 öğretmen tarafından verilmektedir .
Avusturya Eğitim Bakanlığının belirlediği Ana Dilde Eğitim Programı çerçevesinde Türkçe, unverbindliche übung (bağlayıcı olmayan kurs) dersi adı altında öğretilmektedir. Okullarda Türkçe derslerinin verilebilmesi için velilerin izni ve isteği şarttır. Dönem başlarında veli, çocuğunun bu dersi almasını istediğini yazılı bir belge ile okul idaresine bildirir. Eyaletlere göre farklılık gösterse de başvuru sayısı 12 olduğu zaman bu dersler açılmaktadır. Dersler, haftada 1-2 saat verilmektedir. Derse katılım ve devam mecburi değildir, derslerde alınan notun karne puanında ve sınıf geçmede hiçbir etkisi yoktur. Dersler öğleden sonra okul ders saati dışında yapılmaktadır. Sınıflar yaş ve seviye farkı gözetilmeksizin oluşturulmaktadır .

1991 yılından günümüze kadar Avusturya’daki Türk çocuklarının ana dili eğitimleri mahallen görevlendirilen öğretmenler tarafından verilmektedir. Derslere gelen öğrencilerin farklı yaş ve seviyelerde oluşu, ders saatinin yetersizliği, ders araç ve gereçlerinin hazırlanmaması, ölçme ve değerlendirme nin yapılmayışı, öğrencilerin umursamazlığı gibi nedenlerden dolayı Avusturya’da yaşayan Türk çocuklarının eğitimi kaderine terk edilmiş görünmektedir. 
2005 yılı rakamlarına göre Avusturya’da yaklaşık 30 bin Türk çocuğu eğitim öğretim görmektedir. Çeşitli eğitim kademelerinde okuyan Türk çocuklarının çok sayıda eğitim öğretim sorunu, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığının gayretlerine rağmen , çözülmeyi beklemektedir. 

Sonuç: 

Osmanlı Devleti Döneminde Avusturya’dan gelen az sayıda bilim adamı çeşitli kurumlarda hizmet vermişlerdir. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki serbestlikten Avusturyalılar da yararlanmış, ülkenin çeşitli yerlerinde ve çeşitli kademelerde 15 okul açmışlardır. 
Türkiye (Osmanlı Devleti) ve Avusturya (Avusturya-Macaristan İmparatorluğu) I. Dünya Savaşı sırasında İttifak Devletleri arasında yer almış, müttefik devletler olarak aynı acı kaderi paylaşmışlardır. 
10 Aralık 1923’te Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Hükümeti arasında Ankara'da “Dostluk Antlaşması” imzalanmıştır. Bu Lozan Antlaşması’ndan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı ilk antlaşmadır. Avusturya Cumhuriyeti, yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni destekleyen ilk dost ülke olması bakımından Türk tarihinde önemli bir yere sahiptir. 
Avusturya Lisesi, yaklaşık 130 yıllık bir eğitim kurumu olarak Avusturya-Türkiye ilişkilerinde bir köprü görevi yapmıştır. Bu okuldan mezun olanlar arasında Türkiye Cumhuriyeti eski başbakanlarından Mesut Yılmaz ve günümüz Avusturya Parlamentosu Milletvekili Alev Korun da bulunmaktadır. 
Pek çok alanda uzmanlaşmış çok sayıda Avusturyalı bilim adamı ve öğretmenin Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli eğitim kurumlarında çalıştığı; Türk millî eğitimine, bilime ve Türklük bilimine önemli katkıları olduğu görülmektedir. 
Bunlar içerisinde Paul Wittek gibi Türk dili, tarihi ve kültürü alanında, Clemens Holzmeister gibi mimarlık alanında uzmanlaşmış bilim adamlarının da bulunması gerçekten üzerinde durulması gereken bir konudur. 

Avusturya hükümetlerinin çeşitli zamanlarda az da olsa Türkiye’deki okullara yardım gönderdiği Başbakanlık Cumhuriyet Arşivlerindeki belgelerden anlaşılmaktadır. 

15 Mayıs 1964’te Avusturya ile Türkiye Cumhuriyeti arasında “Avusturya’ya Türk İş Gücü Celbi ve Türk İşçilerinin Avusturya’da İstihdamına Dair Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Cumhuriyeti Arasındaki Anlaşma” imzalanmıştır. 

Bu anlaşma çerçevesinde ve değişik yollardan Türkiye’den Avusturya’ya işçiler gitmeye başlamıştır. 12 Ekim 1966’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Hakkında Anlaşma” ile işçilerin aile fertleri Avusturya’ya göçmeye başlamıştır. 2011’de Avusturya’daki Türk nüfusu 220 bine yaklaşmıştır. 

Günümüzde yaklaşık 30 bin Türk çocuğu Avusturya okullarında eğitim ve öğretimine, her aşaması sorunlu olarak, devam etmekte ve iki devletin mutabakatıyla sorunların çözülmesini beklemektedirler. 


***