ADD NEREYE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ADD NEREYE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2015 Çarşamba

ADD NEREYE.. 3



ADD   NEREYE..  

BÖLÜM 3




TÜRKSOLU: ADD’nin Tüzük Kurultayı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir kez göreve gelen orayı bırakmak istemiyor

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN: Çok... Bu konuyu da özetlemeye çalışayım.

Anlatacak çok şey var. Nedense bir kez göreve gelen orayı bırakmak istemiyor. Genelde böyle. Ayrılıkları da var. Benim dayatmayla ya da tek başıma Tüzüğe kural koydurduğum söylenmiş. Kuyruklu yalan. Bilgileri yeterli olmayanlar terbiyelerini bozmamalıdır. Toplu çalışma, dernek yaşamı bir terbiye düzeyidir. Burada kişisellik değil, kurumsallık ve ilkesellik, doğal gereği hukuksallıkla toplumsal yarar gözetilir. Kuruluşlar kimsenin babasının ya da kendinin malı değildir. Kimseye de kalmaz. Eskimek doğaldır, ekşimek kötüdür. Ona buna dayanıp kendinden başka kimseye oraya yaraşır değilmiş, kendinden başka kimse başaramaz, bu görevleri üstlenemez gibi davranıp “kazık çakmak” anlamında oturup kalmanın iyi yanı yoktur. “Konjonktür”den söz ederek başlanan bir iş varmış gibi onun sürdürülmesi kendiklerine gerek olduğunu söyleyerek süre uzatımına çalışmak yanlıştır. Böyle bir anlayış ve tutum tüm üyelere saygıyla bağdaşmaz.

Ben, ADD’de Kışlalı Kültür Merkezi gibi başlanmış işi benden sonrakilere bıraktım, yürüyor. “Mahkeme kadıya mülk olmaz” özdeyişine uygun biçimde, Yasa’da önleyici kural olmamasına karşın Ankara Barosu Başkanları iki yıllık bir dönem görev yapar, bırakırlar. Biz Tüzüğün 17. maddesinin son fıkrasına iki dönem üst üste görev yaptıktan sonra bir dönem ara verme zorunluluğunu birlikte getirdik. Birileri gerçekdışı konuşmuş. Benim dayatma gücüm, bir oydan fazla oyum yoktu. Benden önce birbirlerini bana yakınan Genel Başkanların durumunu, Şubelerin ve üyelerin istemini gözeterek birlikte değiştirdik. Aynı kimselerin şimdi görüş değiştirmeleri kişisel istemlerine bağlanabilir. Genel Kurul isterse değiştirir ama etik yönden doğru değildir. Benim zorumla olmadı.

Haziran’da kongre var yangından mal kaçırır gibi tüzük değiştirilmez

Bu güzel kuralı daha sonra Parti Tüzüğü’ne koyduk. Başka bir parti de bunu benimsedi. Övenler oldu. Özseverliği değil, özveriyi yeğledik. Gençleşmeyi, yenilenmeyi aradık. İlginin artmasına öncelik verdik. Bir kuruluşun yöneticisi iki dönem yani dört yıl çalıştıktan sonra yerine uygun üyeleri bulamıyorsa bana göre hiçbir şey yapmamış, kimseyi kazanamamış demektir. Aynı insanların uzun süre görev yapması durgunluk, donukluk, yavaşlık, yorgunluk getirdiği gibi bıkkınlığa da neden olabiliyor. Kaldı ki, Haziran 2004’te Olağan Genel Kurul (Kurultay) var. Yangından mal kaçırır gibi Haziran’da yeniden aday olmak için Tüzük değiştirmek yanlıştır. Birlikte getirdiğimiz kural demokratik hakları sınırlamıyor, engellemiyor, tersine siyasal partilerle başlayan yakınmalara son vermek için, yönetim ağırlığıyla seçime avantajlı girenlerden daha çok sayıdaki üyeye kapı açıyor, yol açıyor. Az sayıdaki insan kendi yerlerini koruyarak başka üyelere orayı kapatıyorlardı, bu engellendi.

1998 Haziran ayında toplanan Olağan Genel Kurul’un gündeminde olan tüzük değişikliği daha iyi incelenip en iyisinin yapılması için ertelendi. Örgüte soruldu. Önceki yönetimin hazırlığı gözetildi. Genel Yönetim Kurulu günlerce üzerinde çalıştı. Olağan Genel Kurul’un kararına uyularak 9 ay sonra 6 Mart 1999’da Olağanüstü Tüzük Kurultayı toplandı. Orada saatlerce tartışıldıktan sonra benimsendi. Derneğin Anayasası sayılan Tüzük’le kamuoyuna, üyelere, örgüte söz verilmiş oldu. Bunun değiştirilmesi için hiçbir önemli neden yoktur. 3 Mart Ticaret Odası Toplantısı da bunun için gerekçe olamaz. O konuları her zaman ADD gündeme getirmiş, savunmuş, izlemiştir. Yeni değil ki. Ayrıca Haziran 2002’deki Genel Kurul’da Tüzüğün 22. maddesinin (g) bendinin son paragrafına, benim dışımda, Merkez Şubeleri ile nüfusu 10 bini geçen ilçe şubeleri için aynı aravermeyi bugünkü yöneticiler getirmişlerdir. Bu da zamanımızda konulan kuralın desteklenmesidir. Şimdi görevde kalmak isteyenlerin işbirliği ve elbirliği ile çağdaş, ilerici ve yararlı bir kural kaldırılmıştır.

Yasalara göre kabul edilmeyen tüzük kabul edilmiş sayıldı

Ancak, etik sorun yanında hukuksal sorun da var. 2001’de yürürlüğe giren yeni Medeni Yasa’nın 78. maddesinin 2. fıkrası ilk toplantıda tüm üyelerin 2/3’ünün katılımını öngörür. İlk toplantıda bu çoğunluğun olmadığına ilişkin bir tutanak yoktur. Bu kural unutularak toplantı düzenlenmiştir. İlanda da bu açıklık yoktur. 2. toplantının geçerli olduğu düşünülse bile bu kez Dernek Tüzüğü’nün 26. maddesinin öngördüğü katılanların 2/3 kabul oyu aranır. “Katılma” sözcüğü Medeni Yasa’nın 81. maddesinde geçtiği gibi Dernekler Yasası’nın 24. maddesinin 2. fıkrasındaki çizelgeye imza atanlardır. Toplantıda hazır bulunmak başkadır. “Hazır bulunmak” Medeni Yasa’nın 79. Dernekler Yasası’nın 25. maddesinde ayrıca belirtilmiştir. Bu durumda 21.3.2004 günlü toplantıda alınan kararlar, Tüzük değişikliğinin reddedildiğini gösterir. Bir üyenin söylediği, iletilen söz de yanlıştır. Yasada araverme öngörülmediği için aravermeyi öngören Tüzük yasaya aykırı olmaz. Dernekler Yasası’nın 8. maddesi bu tür durumları Tüzüklere bırakmıştır. Amaca ulaşmak için yönetimi ayarlamak, pazarlık yapmak, yönlendirmek, istediği sonucu almak için her şeyi geçerli saymak hiç kimseye yarar getirmez. Şimdi olmasa da sonra bunlar konuşulur, kınanır.

“Genel Yazman”ı “Genel Sekreter”e çevirmek Türk Devrimi kapnsamındaki dil devrimine karşı çıkmak, geriye dönmektir. O zaman “sayman” da “muhasip-muhasebeci” olmalıydı. Hatta “başkan” da “reis” yapılmalıydı. Sonra, şubelerin ödenti borcu olmaz. Federatif yapı yoktur.

Üyeler, kişiler, bireylerdir. Şubeler ödentilerden Genel Merkez’in payına düşeni göndermekle sorumludur. Daha sonra, “bölge başkanlığı” da kimilerinin oyunu almak için aldatıcı bir sıfattır. ADD’de bölge kuruluşu, bölge yönetimi, bölge yönetim kurulu yoktur ki başkanı olsun. Bölge temsilcilerinin varlığı başkadır. Organların ve yardımcı organların başkanları dışında yapay başkanlık kurulamaz. Derneğin organları da Tüzüğün 10. maddesinde Genel Merkez ve şubeler bağlamında sayılmıştır.

Tüzük kuralına göre burada sürelerin ileriye işlemezliği diye bir şey savunulamaz, iki dönem Genel Yönetim Kurulu’nda görev yapmış kimse bir dönem ara vermek durumundadır. Yeniden seçime geçildiği günde bu gözetilir. Bunu hukuk 1. sınıf öğrencileri bile bilir. Tüzük kuralının şunun ya da bunun zamanında yapılmış ve yürürlüğe girmiş olması önemli değildir. İçeriği ve sağlıklı kurallaşmış olması önemlidir. Son Genel Kurul Yönetimi’nce toplansaydı karar yeterli sayı ile alınsaydı aravermenin kaldırılması, üyelerin takdirine bağlı tutulduğundan kimse hukuksal yönden bir şey diyemezdi ama eleştirilirdi. Şube ödentileri bölge başkanlığı ise yeterli oyla, yöntemince kabul edilse bile hukuka aykırıdır. Benim önceki Genel Başkanlardan bir Derneğine içtenlikle bağlı bir üye ve Kurultay’ın doğal delegesi olarak sorularınız üzerine özetle bunları anlatmam Derneğimizi hukuksuzluktan korumak içindir.

TÜRKSOLU: Peki sayın Özden Tüzük Kurultayı’na neden katılmadınız?

Tüzük değişikliği için fikrimi bile sormadılar

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN: 1997 sonunda emekli olmadan geçtiğim evimi değiştirmedim. ADD Genel Başkanı’yken, Genel Yönetim Kurulu üyesiyken de aynı yerde oturuyordum. Kaldı ki nezaket, Genel Başkanı’nı çağırmasını gerektirir. Benden evimin adresi soruldu olacak şeymi? Bu, uzaklığın ve istenmemenin, yüzyüze gelirsek değişiklik için söyleyebileceklerime katlanamamanın etkisiyle olmuştur. Hukuk Komisyonu Başkanlığı verdiler, gerekenleri yaptım. Değişiklikleri sormadılar. Çağırırlarsa Yönetim ya da Yürütme Kurulu’nda sorularını da yanıtlayarak açıklama yapmaya hazır olduğumu söyledim. Çağırmadılar. Avukatlığımda yıllarca dernekler konusunda çalıştığım gibi en çok dernek tüzüğü yazan, yapan hukukçulardan birisiyim. Hiç değilse “Tüzüğümü yeniden yazarcasına Genel Başkanlığım zamanında birlikte yaptık. Çağırıp görüşünü alalım.” bile diyemediler. Hukuka aykırılığı belirgin bir toplantıda bulunmak istemedim. Bu nedenle gazetede okuduğum duyuruya karşın gitmedim. Sonuç ortada. Nabza göre şerbet vererek, mavi boncuk dağıtarak geleceğe ilişkin sözler vererek, susturarak, konuşma hakları önlenip önerge verilmesi engellenerek üyeler azarlanıp kovularak geçtiğini üzüntüyle öğrendiğim toplantıda bulunmamam iyi olmuştur. Şimdiki Genel Başkan’ın, Genel Kurul Yönetimi için “Divan Başkanlığının beklenen başarıyı gösteremediği tarafımızdan üzülerek izlenmiştir” diye yazdığını duydum. Katılımı, delege sayısının yüzde ellisi olarak gösterdiği söylenen Genel Başkan’ın aynı yazısında 223 delege sözüyle çelişkiye düştüğü de anlatılmaktadır. Ben, kişiselliğe girmeyi uygun bulmuyorum. Onu yönetime taşıyanlardan biri de benim. Ama o dışlamasa da dışlamaya destek görülmektedir. TÜRKSOLU: Tüzük kurultayında yürütülen eski-yeni delege tartışması konusunda ne dersiniz?

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN: Delegeler Olağan Kurultay’a kadar görev yapar. Aradaki Olağanüstü Kurultay’a, önceki kurultay için seçilenler katılabilir. Yeni seçilenler, yeni olağan kurultayda göreve başlarlar. Eski delege çağrılmalı, yenileri alınmamalıydı. Böyle yapılmamışsa toplantının geçerliliği savunulamaz.

TÜRKSOLU: Size karşı konuşmalar olmuş, ne dersiniz?

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN: Genel Kurul ve Tüzük Değişikliği beni özelde hiç ilgilendirmedi. Çağrı üzerine 20 Mart’ta kimi delege ve yöneticilere geçmişe ilişkin, tüzükle sınırlı, bilgi verdim. Orada bana “idolümüzsünüz” diyen bir delegenin bile dediklerimi anlayıp Divan’da görev aldığını duydum. İçim rahat, vicdani görevimi yaptım. Her zaman ortalıkta bir-iki bayan dolaşır, abuk sabuk sözler ederler. Terbiyesini yitiren de olur, değer bilmeyen de, amaçlı biçimde kavga çıkarmak için gelen de. Benim ne yapıp yapmadığım ilerde yazılır. Bunlara önem vermem, aldırış etmem. Geçen 2002 Genel Kurulu’nda hepsine yanıt verdim. İhanet sayılacak durumları, terslikleri, soytarılıkları, çıkarcılıkları, çelişkileri, ayrılıkları ve tutarsızlıkları anlattım. “Kervan yürüyor” sözünü onlar için yineliyorum. Bunlara oy için göz yuman, adı büyük ve onurlu bir dernekte bunları doğal bulanlar düşünsünler. Ben ileride ne yapacağımı düşünüyorum. Dernekten bir beklentim bir isteğim yok. Yaram yok ki gocunayım. Birkaç kişi için Tüzük değiştirilmesini asla doğru bulamam. Alınmasınlar.

Derneğe gölge düşmemesini, toz konmamasını, söz söylenmemesini isterim. Dernek Genel Merkezi için daha uygun bir taşınmaz edinememek, daha iyi bir çalışma ortamına taşıyamamak içimde derttir. İçeride çok şeyler yaptırdım. Çalışma koşullarını öncekine göre çok düzelttim, iyileştirdim ama önceleri sözünü ettiğim taşınmaz edinemedim, kitap yayınlarını gerçekleştiremedim. Yaptıklarımı da asla yeterli bulmuyorum. Benim zamanımdaki Tüzük değişikliği 6.3.1999’da sanırım 900 delegeyle yapılmıştı. Benden sonrakilerin beni geçmesini daha çok yararlı ve başarılı olmasını diler, bundan da kıvanç duyarım. Ne yazık ki karalama, kötüleme, söylenti, engelleme, birbiriyle konuşmama, arkadan konuşup eleştirme gibi saygınlığa aykırı, dernek üyeliğiyle bağdaşmayan, Atatürkçülere yaraşmayan durumlar, duyuyor, izliyor, bu kötülüklerin sürmesine olanak tanınmasını kınıyorum. Böyle dernek, böyle dernekçilik ilkelere zarar vermektedir. İnancı, güveni sarsmakta, ilgi ve bağlılık azalmakta, kamuoyu kuşku duymaktadır. Önlememiz gerekirken artmasına neden olmak yanlıştır. Dostça, kardeşçe, arkadaşça çalışarak başarılar birbirine eklenmelidir. Türk Devrimi ve bu eşsiz devrimin temeli olan Atatürk ilkeleri için uğraş vermek başlıca onurdur. Siyasal gücü kullanacak, yetkiyi taşıyacak organları etkileyecek, Atatürk ilkelerini benimsemiş yönetimin ülkede, iş başına gelmesini sağlayacak ağırlık koyma ve odaklaşma olmazsa sözde biriktelikler, dayanışma çabaları özlenen sonucu vermez. Gerici yönetimlerden ülke kurtulamaz. Neler vererek neler aldıkları belli. Kanıtı olmasa da kanısı var. Şimdilik bu kadar.

TÜRKSOLU: Teşekkür ederiz.

YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN: Ulusum ve ülkem için görev sayarak anlattım. Derneğimiz için yararlı olabilmek amacıyla vurguladım. Esenlik dilerim.


ADD Genel Başkanı Ertuğrul Kazancı:
Eleştirilere yanıtlar

Sayın Gökçe Fırat
Türksolu Dergisi başyazarı
İSTANBUL

Türksolu’nun önümüzdeki sayılarından birinde ağırlıklı konu olarak ADD’yi alacağınızı belirttiniz. Okuyuculara doğru ve uyarıcı bilgileri, uygun zamanlama ile ulaştırmadaki duyarlılığınızı biliyoruz. Bu görüşmelerde sizlerce bizim ağzımızdan duylmasına gereksinim duyulan hususlar, ADD hakkında yapacağınız yayınlarda değerlendirilmek üzere aşağıdadır:

1. ADD, 21 Mart 2004 günü sınırlı bir Tüzük değişikliğine gitmiştir. Tüzüğün 7, 13, 17, 18, 21, 22 ve 23. maddelerinde uyglama ile gözlenen gereksinimlerden kaynaklanan kimi değişimler, gerekçeleri genel kurulun bilgisine sunularak yapılmıştır. Bu amaçla örgüte, gerekli duyurular çok sayıda genelge (10 dolayında) ile iletilmiş, il merkez şubelerin de ilçe ve belde şubelerine duyurusu, öbür genelgelerde olduğu üzere özellikle vruugulanarak istenmştir. Ayrıca ulusal bir gazetede duyuru yapılmıştır.

2. Toplantıya 223 delegenin katıldığı, belgelerden görülmektedir. Pek çok şubemizden de telefon alınmış, yerel saçimler nedeniyle aday olma ya da seçim çalışmalarına katılım başta olmak üzere özür bildirmiştir. Esasen, ülkemizin coğrafyasına dağılmış 512 şubemizden delege katılımı, kurultayın seçimle olmayışı nedeniyle de beklenen katılımı vermemiştir. Seçimli kurultaylarda da katılım, delege sayısının %50’si dolayındadır.

3. Toplantı görüşmelerinin tümünün ses kayıtları yapılmış, kasetleri Divana sunulmuştur.

4. Divan başkanlığının beklenen başarıyı sağlayamadığı tarafımızdan da üzülerek gözlenmiştir. Ancak bunda tüzük değişikliğine karşı çıkan bir bölüm üyenin gerginlik yaratıcı ve engelleyici biçimde davranmalarının belirleyici rolü olmuştur. Divan yönetiminin psikolojisi adeta altüst edilmeye çalışılmıştır.

5. Yedinci madde, 13’e karşı 150 oyla, 13. madde, 147’ye karşı 152 oyla, 13. madde 14’e karşı 152 oyla, 17. madde, 43 red, 3 çekimsere karşılık 139 oyla, 18. madde 14’e karşılık 149 oyla, 21. madde 101 oyla oybirliği ile 22. madde 1’e karşı 100 oyla, 23. madde ise 101 oyla oybirliği ile kabul görmüştür. Değişikliklerin hepsi de, salonda oylamaya katılanların açık oylarını ve sayıma dayalı 2/3 nitelikli çoğunluğu sağlanarak kabul görmüştür. Tüzük, Dernekler yasası Medeni Yasa’nın ilgili kurallarına tümü ile bağlı kalınmıştır. Gerektiğinde Hükümet Komiserlerinin de görüşüne başvurulmuş ve genel kurul tutanakları Hükümet Komiserlerince de usul ve yasaya uygun görülerek imza ile onaylanmıştır.

6. Tüzükte özellikle 2 dönemden fazla ardışık yönetim alma görevi alma olanağını sağlayan değişikliğe karşı çıkılmıştır. Bu süreçte demokratik kurulların ve nezaket kurallarının zorlanması üzerine 17.03.2004 günü 2004/330 sayılı 2 sayfalık kapsamlı bir yanıt yazısı, ağırbaşlılık içinde örgütün bilgisine sunulmuştur. Bu değişiklik ile, halen görevde olanların süreleri otomatik biçimde uzamış değildir. Yalnızca Haziran 2004’te yapılacak seçimle olağan genel kurulda yeniden aday olabilmenin önü açılmıştır. Takdir elbette delegelerindir. Kaldı ki değişiklik önerileri hem örgüt tabanından gelmiş, hem de oylamalarda gerekli 2/3 çoğunluk sağlanmıştır. Öte yandan Dernekler nın öngörmediği bir sınırlama Tüzüğe konarak bir alt-üst hukuk normu çelişkisi de yaratılmış idi, bu da kaldırılara aday olma hukuku korunmuş olmaktadır. Ayrıca Tüzük’te 2002’de yapılan sürelerle ilişkili değişikliğin geriye yürümeyip 2002-2006 dönemini kapsadığı, Ankara Valiliği’nin 11.03.2002 tarih ve 170/04 -4302 sayılı yorum yazılaranda görülmektedir. Bütün bunlara ek olarak üst hukukmu olan Dernekler Yasası ya da medeni Yasa’da öngörülmeyen bir hak sınırlamasının alt hukuk normu olan derneğimiz Tüzüğü’nde düzenlenmiş olması da hukuksal bir sıkıntı kaynağı idi ve kimi üyeler Danıştay’da tüzük iptali davası açma konusunu gündeme getirmekteydiler.

Sayın Fırat,

Ülkemizin içine sürüklendiği darboğaz fevkalade ciddi ve sizlerce de açıklıkla bilinmektedir. Bu çok tehlikeli gidiş karşısında ADD, yurt genelinde hemen tüm illerdeki 512 şubesiyle ve yurt dışında pekçok ülkede (ABD, Almanya, İngiltere, İsviçre, Norveç, Avusturya, Avustralya, İsveç, Belçika, Fransa, Hollanda, Kosova.) sayıları 25’i bulan şubelerle dev bir örgüt olarak üzerine düşeni yapmaya çabalamaktadır.

ADD son zamanlarad toplumsal eylemlerini artırarak sürdürmektedir. Bunları ana hatlarıyla sıralamak gerekise:

a. Geçtiğimiz Şubat ayında İstanbul’da bir çok toplumsal örgütlenmeyle birlikte Kıbrıs’a sahip çıkma yürüyüş ve mitingi yapılmıştır.

b. Mart 2003 başında Mersin’de yine Kıbrıs’a sahip çıkma ve özelleştirmeyi eleştirme bağlamında toplumun pergütlü kesimini biraraya getiren bir başka yürüyüş ve mitinge öncülük yapılmıştır.

c. 25 Ekim 2003 günü Ankara’da hemen hemen tüm üniversitelerin katıldığı görkemli bir yürüyüş ve miting gerçekleştirilmiştir. Yüzbin dolayında katılımcı, rektörler, sendikalar, meslek odaları... Ve bu girişimle AKP’nin YÖK yasası üzerinden üniversiteleri ele geçirme planı engellenmiştir ya da ertelenmiştir.

d. Yine AKP’nin sözde Kamu Yönetim Yasa Tasarısı ile ülkemizi federatif bölünmeye sürükleyecek olan çok tehlikeli girişimi karşısında örgütümüz çok kapsamlı etkinliklerde bulunmuştur.. Bilimsel raporlar hazırlatılmış, çok sayıda konferans vb. etkinlikle halkımız aydınlatılmıştır. Bütün bu çabalarladır ki, yasa taslağının görüşülmesi hükümetçe askıya alınmıştır.

e. 28 Şubat 2004 günü Bandırma şubemiz ve kimi sendikalarla birlikte özelleştirme talanı ve Kıbrıs’ta dönen oyunlar, çok kapsamlı bir yürüyüş, miting ve konuşma programıyla kamuoyunun dikkatine sunulmuştur.

f. 3 Mart 2004 günü, Halifeliğin kaldırılması , Eğitim Birliği Yasası’nın 80. yılı ve Türkiye gündemi konusu, Ankara’da salonlara sığmayan binlerce insanımızın ve ordumuzun kuvvet komutanlarının katılımıyla gerçekleştirilmiştir.Bu toplantı sonrasında Ulusal Birlik çağrısı yapılmış ve ULUSAL MUTABAKAT BİLDİRİSİ kamuoyuna duyurulmuştur. Ulusal güçlerin uyanışı ve dağınıklıktan kurtarılarak biraraya toparlanması için son derece önemli bir adım, ADD öncülüğünde başlatılmıştır.

g. 6 Mart 2004 günü, Ankara’da çok sayıda örgütlü kesimin katalımıyla yine sayıları yüzbini aşan bir kitle Sıhhiye meydanında. ADD öncülüğünde toplanarak miting yapılmıştır.

h. 20 Mart 2004 günü Ankara’da ADD öncülüğünde Ulusal güçbirliği kapsamında Ulusal Birliğe çağrı amaçlı kurultay toplanmış, 226 kuruluş temsil edilmiş ve çok anlamlı bir sonuç bildirgesi imzalanmştır. 34 kişilik Ulusal Birlik grubu oluşturulmuştur ve ADD öncülüğünde kurumsallaşarak çabalarını sürdürecektir.

ı. 10 Nisan ve 18 Nisan 2004’te Kıbras mitingleri tasarlanmaktadır.

i. Nisan 2004 içinde Sayın Cumhurbaşkanımızın da onurlandıracakları bir uluslararası Atatürk sempozyumu da gerçekleştirilecektir.

Sayın Fırat,

ADD’nin bu çalışmaları büyük ölçüde bilginiz içindedir. Mütareke basının görmezden geldiği de ortadadır. Dolayısıyla yayın organlarınızda ulusumuza ulaşması çok yerinde olacaktır.

Ülkemizin ve ulusumuzun emperyalist kuşatma altında olduğu bu kesitte Yüce Atatürk’ün buyruğuyla “ulusların tarihinde öyle anlar olur ki tüm ulusalcı güçlerin bir yerde toplanması gerekir”.

Türkiyemiz böylesi kritik bir kesittedir ve başyazarı, yayın yönetmeni olduğunuz yayınların, oluşun yeterince bilincinde olduğundan eminiz. Dolayısıyla ayrıntıya ilişkin konuların, önemsiz rezervasyonların tümü ile bir yana bırakılarak ortak paydanın büyütülmesi yaşamsal önemdedir ve hepimize tarihsel bir sorumluluk yüklemektedir.

Yukarıda da açıkladığımız gibi geçtiğimiz hafta ADD, bir tüzük değişikliği kurultayı da gerçekleştirmiştir. Haziran 2004 başında seçimli olağan genel kurula gidilecek ve 25 kişilik Genel önetim Kurulu seçilecektir.

ADD güçlenerek, toplumsal- tarihsel özgörevini vargücüyle yerine getirme azim ve kararlılığını her ne pahasına olursa olsun sürdürecektir. Bu süreçte elbette yapıcı eleştirilere, demokratik katkılara açıktır.

2 gün sonra son derece kritik bir yerel seçim yaşayacağz.

Önümüzdeki günler, devletimiz açısından olağanüstü tehlikeli gelişmelere gebedir.

Bu yalın olgu, tüm ulusal güçlerin birarada ortak savaşımını her türlü çekinceye yer bırakmadan zorunlu kılmaktadır.

Tarih, bütün aktörleri ve işlevlerini tanımlayacak ve yerli yerine oturtarak insanlığın ortak belleğine sunacaktır.

Sayın Fırat,

Sunduğumuz bu bilgilerin yayın organlarınızda yer almasından mutluluk duyarız.

Bunların dışında da Derneğimiz hakkında gereksinim duyulacak bilgi ve açıklamaları, saydam ve demokratik bir ADD yönetimi olarak bilgiye sunmada çekincemiz olmadığı biilinmelidr.

Çalışmalarınızda başarılar diler, en iyi dileklerimi sunarız.

Av. Ertuğrul Kazancı
ADD GenelBaşkanı


http://www.turksolu.com.tr/53/add53.htm

..

ADD NEREYE.. 1



ADD   NEREYE..  

BÖLÜM 1



ADD   Nereye?

Atatürkçü Düşünce Derneği’nin tüzük kongresi ile birlikte, gerek örgüt içinde gerekse Atatürkçü kamuoyu içinde bir tartışma başladı. Bu tartışma üzerine belli bazı rahatsızlıkları ADD Genel Başkanı sayın Ertuğrul Kazancı’ya ilettik. Bir sayı hazırlayacağımızı belirterek görüşlerini aldık. Bununla yetinmeyerek ADD önceki genel başkanlarından sayın Yekta Güngör Özden’le de bir görüşme yaptık. Yine ADD tüzük kurultayında konuşturulmayan ve önergesi yırtılan, kendisi kürsüden indirilen ADD Konya İl Sekreteri’yle görüştük. Tüm bu görüşmeleri burada yayınlıyor ve en çok merak edilen 10 soruyu sorarak bu tartışmayı açıyoruz. ADD demokratik bir dernektir. Atatürkçüler tartışarak doğru yolu bulacaktır. Gazetemizin sayfaları tüm örgütlere ve üyelere açıktır. Herkes görüş bildirmekte ya da yanıt vermekte özgürdür. Haziran ayında yapılacak kongreye kadar demokratik bir tartışma ortamı ile daha güçlü bir dernek tüm Atatürkçülerin özlemi.

1- ADD tüzüğünü değiştirmek için toplanan tüzük kongresine derneğin resmi 1363 delegesinden sadece 223’ü katıldı. Yani kongre delegelerin sadece % 17’si ile toplandı.

Delegelerin sadece %17’sini toplayarak tüzük değiştirmek demokratik midir?

ADD nereye?2- ADD tüzük kurultayına delegelerin % 17’si katıldı. Ancak tüzük maddelerinin delegelerin 2/3’lük nitelikli çoğunluğu ile değişmesi gerekirken, bu kurala da uyulmadı. Maddelerin kimisi sadece 100 kişinin oyuyla değişti.

Kısacası ADD tüzüğü delegelerin sadece %8’inin onayıyla değişti.

Bu nasıl bir demokrasidir?

3- ADD tüzük değişikliği önergelerinden en çok tartışılanı iki dönemden fazla üstüste yönetim kurulu üyeliğine getirilen kısıtlamanın kaldırılmasıydı.

Bu kısıtlama dernek tüzüğüne, siyasi partilerde yaşanan saltanatın bir benzeri ADD’ye kurulmasın diye konmuştu. Ancak bu kısıtlamanın kaldırılması ile birlikte bu önlem kaldırılmış oldu.

ADD’de yöneticilik yapacak başka insan yok mudur ki bu kısıtlama kaldırılmıştır?

Ya da Türkiye’de ADD’yi yöneten bugünkü 23 kişinin dışında Atatürkçü yok mudur ki mevcut yönetim bir dönem daha yönetimde kalmak istiyor?

4- ADD örgütlerinin büyük kısmı kapalı durumda. Dernek merkezi maalesef bu örgütleri açık tutamıyor.

Mevcut şubelerin üçte ikisi kapalı iken nasıl olur da yönetim görev süresinin uzamasını ister?

ADD yönetimi daha şubeleri açık tutamazken, çalıştıramazken, neden yeni dönemde de görev almak ister?

İşin mantıklısı görevin, derneği açık tutmayı başaracak, çalıştıracak bir yönetime devredilmesi değil midir?

5- ADD son dönemde, iki siyasi parti ile birlikte anılmaya başlandı: MHP ve İP.

Oysa derneğin, her tür siyasal partiden bağımsız olması gerekir. Halbuki derneğin son dönem etkinlikleri, dernek şubelerinin ve üyelerinin değil, Atatürkçülükten başka bir ideolojiyi benimseyenlerin etkinliklerine dönüşüyor.

Yukarda fotoğrafta görüldüğü gibi ADD bir Ulusal Birlik Kongresi topluyor ve bu kongereye 100 kadar kişi katılıyor. Görüldüğü gibi koltuklar boş, oturanlarsa Maocu partinin militanları.

ADD bu kongreler için mi kuruldu?

6- ADD Yöneticilerinin bir bölümü televizyon ekranlarından Erbakan’ı antiemperyalist ilan edebiliyorlar. 28 Şubat’ın, Atatürk ilke ve davrimlerinin ve elbette laikliğin savunucusu bir dernek yöneticisi nasıl olur da böyle bir adamı savunabilir?

ADD üzerine düşen bu şeriatçı lekeyi temizlemeyi düşünmüyor mu?

7- ADD Genel Sekreteri, Milli Dava Kıbrıs için düzenlenen bir imza kampanyasına engel olmak için çalışıyor. Ancak hâlâ koltuğunda oturabiliyor!

ADD bu şahsı İsviçre’ye Tayyiplerin ekibine göndermeyi düşünmüyor mu?

8- ADD yönetimine genç sıfatı ile dahil olan kimi provokatörler, açık bir biçimde Maocu partinin taşeronluğunu yapıyor.

Dernek yönetimi içinde hizip örgütlüyor. Tüm bunlar hakkında yapılan şikayetlere rağmen bu provokatör hâlâ koltuğunda oturabiliyor.

Neden?

9- ADD yöneticilerinden bazıları, Ankara’da düzenlenen Cumhuriyet Yürüyüşü’nde “Ordu Göreve” pankartı açan Atatürkçü gençlere, şeriatçı güçlerle birlikte bir iftira, karalama kampanyası düzenledi, gençleri ihbar etti.

ADD, Ordu’yu savunan gençlerin mi yanında Ordu düşmanı şeriatçıların mı?

ADD, Ordu’nun görevini yapmasına karşı mı?

10- ADD’nin bir şubesine 4000 adet fason üye kaydedilip kongre yapılıyor ve 30’a yakın delege seçiliyor.

Dernek bu naylon üyeliği inceliyor mu, tedbir almayı düşünmüyor mu?

Samet Bapoğlu'nun engellenen konuşmasıİşte ADD Konya İl Sekreteri’nin engellenen konuşması

Genel Başkan bir iyilik yapsın ve...

ADD Konya İl Sekreteri Samet Bapoğlu bir önerge hazırlayarak, kürsüye çıktı. Fakat Divan Başkanı Arif Çavdar kendisini susturarak kürsüden indirdi. O sırada bir Maocu militan Samet Bapoğlu’nun önergesini yırttı. Önergede 34 şubenin imzası vardı. Divan örnergeyi almayı reddetti. Demokratik bir derneğe yakışmayan antidemokratik görüntüler yaşandı ve sonuç olarak delegelerin konuşma ve önerge verme hakkı gaspedildi. Bunun üzerine salonda bulunan 223 delegenin büyük çoğunluğu salonu terketti. Bundan sonra tüzük maddeleri salonda kalan 101 delegenin katılımıyla oylandı. Bu antidemokratik uygulamaya ve divana kimse müdahale etmedi. Engellenen konuşmayı yayınlayarak ADD içi demokrasiye katkı sunduğumuzu düşünüyoruz.

Değerli ADD Delegeleri,

Bugün burada ADD tüzüğünün değiştirilmesini oylayacağız.

ADD’nin tüzüğü demek, bu derneği, demokratik bir kitle örgütü olarak vareden temel yasal belge demektir. Bir nevi ADD’nin anayasasıdır. Şimdi bizim bu anayasamız değiştirilmek isteniyor.

Acaba düşündünüz mü neden?

Nedeni çok açık ortada, ADD Genel Başkanı dahil, bazı Genel Yönetim Kurulu üyelerimizin yönetim süreleri doldu. Eğer tüzük değişmezse, önümüzdeki dönem Genel Yönetim Kurulu üyesi olamayacaklar. İşte ADD tüzüğü bu durumu değiştirmek için değiştirilmeye çalışılıyor.



Bazıları koltuklarını bırakmak istemiyor

Oysa tüzükte iki dönemden fazla üstüste yöneticiliğe neden kısıtlama getirilmiştir?

Çünkü ADD demokratik bir kitle örgütüdür.

Dikkatinizi çekerim demokratik!

İşte tüzükteki kısıtlama, derneğin, demokratik yapısını güvence altına almak için konulmuştur.

Günün birinde, bazı koltuk heveslileri, diktatörlük heveslileri ortaya çıkarsa, onlara engel olmak için konulmuştur.

Sayın delegeler, o madde adeta bugün önümüze bu değişikliği getirmek isteyenlere engel olmak için konulmuştur.

Bugün maalesef, dernek yönetimimizden bazıları, koltuklarını bırakmamak istiyorlar.

Demokratik bir derneğin tüzüğünü değiştirerek kendilerine padişahlık yetkileri istiyorlar.



Eski başkanların tümü görevini huzur içinde devretmeyi bildi

Değerli delegeler bu derneğin bugüne kadar çok başkanı, çok yöneticisi oldu.

Muammer Aksoylardan Yekta Güngör Özdenlere kadar!

Hepsi değerli aydınlardı.

Hepsi özverili Atatürkçülerdi.

Hepsi de önemli hizmetler yaptılar.

Ama bu isimlerin hiçbiri tüzüğün bu maddesini değiştirmek istemediler.

Çünkü onlar bu derneğin başında bir hizmet yapıyorlardı.

Çünkü onlar demokratik bir derneğin diktatörü olma peşinde değillerdi.

Herkes koltuğunu kendinden sonra bayrağı devralacaklara bıraktı. Hem de gönül rahatlığı içinde.

Dernek her yeni yönetim ve genel başkanda, etkisinden birşey yitirmedi.

Her gelen gidenin koltuğunu doldurdu.

Ama ilk defa bu yönetim, benden sonra gelecek Atatürkçü yok. Bu koltuğu bırakırsak boşluk doğar diyor.

Arkadaşlar, bu yönetim, bu başkan, sonarırım sizlere Muammer Aksoy’dan, Yekta Güngör Özden’den daha mı Atatürkçüdür, daha mı yeteneklidir de böyle bir şey istiyor?



İş lafa gelince siyasi partileri eleştirirler ama...

Değerli delegeler, iş lafa gelince siyasi partileri, parti içi demokrasi olmadığı için eleştiririz.

Ama bugün aynı durum bu kongrede yaşanmaktadır.

Dernek içi demokrasi yokedilmek isteniyor.

Buğüne kadar demokrasi nutukları atanlar, Saddam’a saldıranlar, bugün karşımıza Saddam olarak çıkmış bulunuyorlar.

Arkadaşlar, bu insanlara Saddam olma fırsatı ve yetkisi verecek miyiz vermeyecek miyiz?

İşte bu kongrede bunu oylayacaksınız.

Bugüne kadarki tüm ADD Genel Başkanlarını düşünün: Muammer Aksoy, Arif Çavdar, Özer Ozankaya, Nejat Kaymaz, Celil Gürkan, Burhan Apaydın, Suphi Gürsoytrak, Yekta Güngör Özden, Halil İbrahim Şahin...

Bu insanların bıraktığı geleneği, demokrasi geleneğini çiğnetmeyin.

Bu derneğin, Atatürkçülüğün diktatörlük değil demokratik yönetim olduğunu tüm Türkiye’ye gösterelim.



Dernekten habersiz ulusal birlik kongresi!!!

Değerli delegeler,

Dün ADD tarafından Ankara DTCF’de bir kongre düzenlendi.

Ulusal Birlik Kongresi.

Ama orada buradaki delegelerin hiçbiri yoktu.

Hatta büyük kısmının haberi de yoktu!

Hiç sordunuz mu neden diye?

Bizim kendi derneğimiz, Ulusal Birlik Kongresi düzenliyor, ama daha dernek delegelerimizin bundan haberi yok.

Ulusal Birlik peşinde koşan bir yönetim, önce kendi derneğini birleştirir, çalıştırır.

Ama 500 ADD şubesinin yarıdan çoğu kapalı.

Buraya delgelerin ancak dörtte biri gelebiliyor.

Neden?



Hilafeti geri getirmek isteyenler var

Değerli delegeler,

Bir derneğin anayasası delegelerden habersiz değişebilir mi?

Buradaki delegelere kongre haberi ne zaman verildi?

Tüzük değişikliği neden tüm delegelerle birlikte oylanmaz?

Neden delegelerden gizli yapılır bu işler.

Arkadaşlar, bu değişiklik nasıl gizli kapaklı planlandıysa, yarın daha vahim değişiklikleri de aynı şekilde yapmaktan kaçınmayacaklardır.

Buna emin olun!

Kendine çok güvenen, doğru yaptığını düşünen, tüm delegeleri çağırır, derdini anlatır ve oy ister.

Böyle, delegelerden gizli kapaklı toplantılar yapmaz. Bunlar Tayyiplerin yöntemidir arkadaşlar. Onlar da biliyorsunuz Anayasamızı değiştirmek istiyorlar. Biliyorsunuz Tayyip halife yetkileri istiyor.

Ama bunlara karşı çıkıyoruz değil mi?

Neden?

Çünkü biz diktatörlüğe karşıyız.

Arkadaşlar saltanatı da halifeliği de Atatürk kaldırdı.

Ama bugün Atatürk adına kurulan bir dernek, saltanat ve hilafeti geri getirmek için çalışıyor.

Arkadaşlar, eğer bu değişikliğe evet derseniz Tayyip’i eleştirecek yüzünüz kalmaz!



100 bin ADD üyesi içinden bir başkan adayı mı çıkmayacak?

Arkadaşlar, sayın genel başkanımız, ya da görev süresi dolan yöneticilerimizin içi rahat olsun.

Türkiye’de Atatürkçü çok!

Bu dernek 100 bin üyesi ile övünüyor!

Ama bu 100 bin kişiden bir tane bile genel başkan adayı mı bulamıyor?

Benim bir önerim var.

Eğer sayın genel başkanımız, benden daha Atatürkçüsü yok, bu işi benden iyi yapacak yok diyorsa, göremiyorsa, biz bulup ortaya çıkaralım.

Çıkaralım ve genel başkanımızın da içi rahat olsun.

Gönül raahatlığıyla koltuğunu bıraksın.

Önerim sayın Yekta Güngör Özden’dir!

Eminim sayın genel başkan Yekta Bey’i yeterince Atatürkçü görüyordur!

Eminim onun bu işi yapabileceğini düşünüyordur!

Genel Başkanımız bir demokrasi örneği göstersin.

Çıksın kürsüye desin ki, ben genel başkanlığı devrediyorum. Bu işi Yekta Bey’in layıkıyla yapacağına güvenim tamdır. Ben de ona danışmanlık yaparak Atatürkçülüğe hizmet etmek isterim.

Biz burada zaten Atatürkçülüğe hizmet için varız.

Böylece kendisi Atatürkçü tarihte hakettiği yeri alır.

Böylece Atatürkçülük güçlenir.

Böylece ADD güçlenir.

Arkadaşlar, genel başkanımızdan bu iyiliği yapmasını rica ediyorum.

Genel Başkan olarak son ve en büyük hizmeti bu olacaktır.


DEVAM EDECEK..,


http://www.turksolu.com.tr/53/add53.htm

..