Cenk AYGÜL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cenk AYGÜL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2015 Cuma

ARAP BAHARI VE MISIR’DA YANSIMALARI 1




ARAP BAHARI VE MISIR’DA YANSIMALARI  1



T.C. ATILIM ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI İLİŞKİLER ANABİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZİ 
Hazırlayan 
Muhammet Şerif AYDIN 
Tez Danışmanı 
Yrd. Doç. Dr. Cenk AYGÜL 
Ankara – 2014 


ÖNSÖZ 

Fransızların ondokuzuncu yüzyıl ile birlikte “Yakın Doğu” kavramını Osmanlı hâkimiyetindeki coğrafya için kullanması ve Hindistan ile Çin’in, Britanya İmparatorluğu sınırlarına dâhil olarak “Uzak Doğu” adıyla anılmaya başlanması ile birlikte her iki bölge arasında kalan coğrafya için bir bölgesel tanımlama ihtiyacı doğmuş ve “Orta Doğu” kavramı bu şekilde ortaya çıkmıştır. 

Avrupa kıtasının dünyanın merkezi kabul edilmesi ile isimlendirilen Orta Doğu bölgesi, tarihsel süreç boyunca çatışmalara ve egemenlik mücadelelerine sahne olmuştur. Orta Doğu bölgesi; özellikle zengin yeraltı kaynaklarına sahip olduğunun anlaşılmasıyla birlikte, tüm ülkelerin daha da fazla önem gösterdiği ve politikalarını belirlerken temel parametrelerden biri olarak algıladıkları bir coğrafya haline gelmiştir. 

2010 yılında Orta Doğu’da başlayan ve uluslararası literatürde genel bir kabulle Arap Baharı olarak adlandırılan Orta Doğu ülkelerindeki toplumsal olaylar, günümüzde hala etkilediği ülkelerde değişim ve dönüşüm sürecini sürdürmektedir. Arap Baharı sürecinde özellikle Orta Doğu ülkeleri, ortaya çıkan yeni durumdan en çok etkilenen ülkeler olmuştur. Suudi Arabistan ve Kuveyt gibi bazı ülkeler sorundan nispeten kolay sıyrılabilirken; Suriye ve Mısır ise hala sürecin yarattığı askeri/siyasi çatışma ortamıyla mücadele etmektedir. 

“Arap Baharı ve Mısır’da Yansımaları” başlıklı bu çalışmada, yaşayarak tanıklık ettiğimiz söz konusu değişim ve dönüşüm dalgasının genel anlamda Orta Doğu’daki gelişmelerini ortaya koyabilme planlanmıştır. Bu plan çerçevesinde Orta Doğu coğrafyasının en önemli bölgesini teşkil eden, enerji kaynakları ile bölgede adlarından söz ettiren, yönetim biçimleri ile diğerlerinden ayrılan Körfez ülkeleri, özel olarak ele alınmış ve bu çerçeve içerisinde Arap Baharı sürecinin Mısır’a yansımalarının ortaya konulması hedeflenmiştir. 

Bu hedefin gerçekleşebilmesi amacıyla; çalışmada öncelikli olarak “Mısır ve Tarihi Arka Planı” bağlamında Mısır’ın siyasi tarihi, “Arap Baharı öncesi Orta Doğu ve Mısır’ın 

Görünümü” bağlamında da Arap Baharı öncesi Orta Doğu, Körfez Ülkeleri ve Mısır’ın durumu incelenecektir. Ardından “Arap Baharı ve Yansımaları” kapsamında Arap Baharı’nın nedenleri ile sebep olduğu siyasi sonuçlar ile ilgili değerlendirmelerde ve belirlemelerde bulunulacak ve son olarak “Arap Baharı Sonrası Mısır” kapsamında ortaya konulanlar ile Mısır’da sürecin ardından meydana gelen gelişmeler ve yaşanan güç mücadelesi ele alınacaktır. 

Bu tezin hazırlanması için gerekli çalışmalarımı yapmamda yardımcı olan ve desteğini esirgemeyen değerli danışman hocam Yrd. Doç. Dr. Cenk Aygül’e teşekkürü bir borç bilirim. Çalışmanın konu ve sınırlandırılması noktalarında desteklerini esirgemeyen ve teşvikleriyle önemli katkılarda bulunan saygıdeğer hocam Dr. Duygu Dersan Orhan’a teşekkürlerimi sunuyorum. Son olarak yüksek lisans eğitimim boyunca, kendilerini ihmal etmeme rağmen her zaman yanımda olan ve varlıklarıyla bana güç veren eşim ve çocuklarıma şükranlarımı sunuyorum. 

Muhammet Şerif AYDIN 
Mayıs 2014-Ankara 


Bu çalışma; 13.05.2014 Tarihinde Manisa'nın Soma ilçesinde meydana gelen faciada hayatını kaybeden maden işçilerimize ithaf edilmiştir. 


İÇİNDEKİLER 
ÖNSÖZ .................................................................................................................................. i 
İÇİNDEKİLER ................................................................................................................... iv 
KISALTMALAR ............................................................................................................... vii 
GİRİŞ .................................................................................................................................... 1 
BİRİNCİ BÖLÜM 
MISIR VE TARİHİ ARKA PLAN 
1.1. MISIR VE SİYASİ TARİHİ .......................................................................................... 6 
1.2. MONARŞİ DÖNEMİ ..................................................................................................... 9 
1.3. CEMAL ABDÜL NASIR DÖNEMİ ........................................................................... 14 
1.4. ENVER SEDAT DÖNEMİ .......................................................................................... 20 
1.5. HÜSNÜ MÜBAREK DÖNEMİ .................................................................................. 24 
İKİNCİ BÖLÜM 
ARAP BAHARI ÖNCESİ ORTA DOĞU VE MISIR’IN GÖRÜNÜMÜ 
2.1. ARAP BAHARI ÖNCESİ ORTA DOĞU ................................................................... 31 
2.2. MISIR’IN ARAP BAHARI ÖNCESİ ORTA DOĞU POLİTİKALARI ..................... 35 
2.3. KÖRFEZ ÜLKELERİNİN ARAP BAHARI ÖNCESİ ORTA DOĞU 
POLİTİKALARI .......................................................................................................... 38 
2.4. MISIR’DA HALK AYAKLANMALARININ GEÇMİŞİ ........................................... 41 
2.5. 25 OCAK DEVRİMİ VE MISIR’DAKİ GELİŞMELER ............................................ 43 
2.5.1. Mısır’da Halk Devrimi’ne Giden Süreç ............................................................. 43 
2.5.2. Müslüman Kardeşler (İhvan - ı Müslimin) ........................................................ 44 
2.5.3. Kifaye Hareketi .................................................................................................. 47 
2.5.4. 6 Nisan Gençlik Hareketi ................................................................................... 48
 2.6. CUMHURBAŞKANI’NIN SEÇİLME SÜRECİ ......................................................... 48 
2.7. DEVRİM SÜRECİ VE YENİ ANAYASA HAZIRLIKLARI..................................... 49 
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
ARAP BAHARI VE YANSIMALARI 
3.1. ARAP BAHARI TANIMLAMASININ ANLAMI ...................................................... 53 
3.2. ARAP BAHARI’NIN NEDENLERİ ........................................................................... 57 
3.2.1. Tarihsel Nedenler ............................................................................................... 57 
3.2.2. Sosyal Nedenler.................................................................................................. 58 
3.2.3. Ekonomik Nedenler............................................................................................ 60 
3.2.4. Siyasi Nedenler .................................................................................................. 61 
3.2.5. Yönetsel Nedenler .............................................................................................. 63 
3.2.6. Diğer Nedenler ................................................................................................... 65 
3.3. ARAP BAHARI’NIN EKONOMİ POLİTİĞİ ............................................................. 66 
3.4. ARAP BAHARI’NIN YANSIMALARI ...................................................................... 68 
3.5. KÖRFEZ ÜLKELERİNİN ARAP BAHARINA KARŞI TUTUMLARI .................... 72 
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
ARAP BAHARI SONRASI MISIR 
4.1. ARAP BAHARI SONRASI MISIR DIŞ POLİTİKASI .............................................. 80 
4.2. ARAP BAHARI SONRASI MISIR’IN DIŞ POLİTİKASINI ŞEKİLLENDİREN 
UNSURLAR ................................................................................................................ 83 
4.3. 21. YÜZYILDA MISIR’IN ORTA DOĞU’YA YÖNELİK DIŞ POLİTİKASI ......... 85 
4.3.1. Siyasi İlişkiler ..................................................................................................... 85 
4.3.2. Ekonomi Politikaları .......................................................................................... 89 
4.3.3. Enerji Politikaları ............................................................................................... 91 

 4.4. YENİ MISIR VE TÜRKİYE ........................................................................................ 97 
4.5. ARAP BAHARI SONRASI ORTA DOĞU’DA YENİ GÜÇ DENGELERİ ............ 101 
SONUÇ ............................................................................................................................. 103 
KAYNAKÇA.................................................................................................................... 106 
ÖZET ................................................................................................................................ 120 
ABSTRACT ..................................................................................................................... 122 

KISALTMALAR 

AB : Avrupa Birliği 

ABD : Amerika Birleşik Devletleri 

ASB : Arap Sosyalistler Birliği 

BAE : Birleşik Arap Emirlikleri 

BM : Birleşmiş Milletler 

DÜBAM : Dünya Bülteni Araştırma Merkezi 

GSMH : Gayri Safi Milli Hasıla 

GSYİH : Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 

IMF : International Monetary Fund 

NATO : North Atlantic Treaty Organization 

ORSAM : Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi 

SETA : Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı 

SSCB : Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 

TASAM : Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi 

YAK : Yüksek Askeri Konsey 


GİRİŞ 



Orta Doğu ortak kültürel, dini ve etnik birçok unsuru bünyesinde barındırması ile birlikte, tarihsel süreç içerisinde birçok siyasi mücadeleye sahne olmuş ve özellikle de sahip olduğu enerji kaynakları sebebiyle dünyadaki hâkim güçler tarafından sürekli olarak mücadelelerin ve çatışmaların yaşandığı bir coğrafya 
olmuştur. Bu temelde değerlendirildiğinde, bölgenin dünya siyasetinde bu denli önemli görülmesinin aşağıda verilen üç husus bağlamında nedenleri söz konusu 
olabilmektedir: 

Birincisi, dünyanın enerji ihtiyacının büyük oranda bu bölgedeki petrol ile sağlanması; İkincisi, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet gibi üç semavi dinin de bu topraklarda doğması ve bu nedenle de bölgenin her üç dine mensup olanlar tarafından sahiplenilmeye çalışılması ve Üçüncüsü de bu coğrafyanın Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının buluştuğu bölgeyi oluşturması nedeniyle her üç kıta için ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda bir bağlantı noktası özelliğine sahip olması.1 


1 Tayyar Arı, Geçmişten Günümüze Orta Doğu: Siyaset, Savaş, Diplomasi, Bursa: MKM Yayınları, Yıl: 2012, Cilt:1, ss. 21-23 
2 Çağla Gül Yesevi, “Mısır’ın Baharı ve Enerji Politikaları”, 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dergisi, Yıl:2013 Temmuz Dönemi, ss. 26-31. 

İçinde bulunduğumuz zaman sürecinde değerlendirildiğinde görülmektedir ki; Orta Doğu’nun dünya siyasetindeki ve ekonomik yaşamdaki önemi büyük ölçüde petrolden kaynaklanmaktadır. Zira bugün itibariyle dünya petrolünün %65,3’ü Orta Doğu’da, %9,1’i Güney ve Orta Amerika’da, %7,3’ü Afrika’da, %6,2’si eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) Bölgesi’nde, %6,1’i Kuzey Amerika’da, %4,2’si Asya Pasifik’te ve %1,8’i Avrupa’da bulunmaktadır.2 Orta Doğu’daki mevcut petrol, Avrupa ile Asya’nın enerji ihtiyacının tamamını tek başına karşılayacak düzeydedir. Bununla birlikte yine bugün için dünya doğalgaz rezervlerinin %36,1’inin de Orta Doğu’da bulunduğu belirtilmektedir.3 

3 Zeynep Oktav Özden, “Arap Baharı ve Türkiye-Körfez Devletleri İlişkileri”, ORSAM Orta Doğu Analiz Aylık Uluslararası İlişkiler Dergisi, Mart 2013, s. 26. 
4 Chomsky Noam, Amerika Müdahaleciliği, Çeviren: Doğan Taylan-Barış Zeren, İstanbul: Toplum Yayınları, 2003, s. 325. 

Noam Chomsky, Orta Doğu’nun bu yönüyle değerlendirilmeye başlanması 
ile ilgili aşağıda verilen belirlemelerde bulunmaktadır; 

Uzun süredir Körfez Bölgesi’nin dünyadaki başlıca enerji kaynaklarına sahip olduğu anlatılmıştı. Bu karşılaştırılamaz bir stratejik kaynaktır ve büyük bir zenginlik kaynağıdır. Kim bu bölgeyi kontrol ederse, yalnızca muazzam bir zenginliğe erişmekle kalmaz, fakat aynı zamanda dünya işlerinde çok güçlü bir etkiye sahip olur. Çünkü enerji kaynaklarının kontrolü, dünya işlerinde 
çok güçlü bir maniveladır. (…) 

ABD, İngiltere’nin kurduğu yapıyı devraldı; temel ilke varlığını sürdürdü. Temel ilke, Batı’nın–öncelikle ABD demektir–bu bölgede olup bitenleri kontrol etmesi demektir. Ayrıca, bölgenin zenginliğinin Batı’ya akması gerekir. Bu da, öncelikle ABD ve İngiltere’ye akması anlamına gelir. Bu iki ülkenin enerji şirketleri, 
yatırımcıları, tekrar dolaşıma giren “Petro-Dolarlara” büyük ölçüde bağımlı olan ABD hazinesi, ihracatçıları, inşaat firmaları vs. esas nokta budur. Kârların Batı’ya akması ve iktidarın, başta Washington olmak üzere, mümkün olduğu kadar Batı’da kalması gerekir. Bu temel ilkedir. (…).4 

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından savaştan galip çıkmış olan İngiltere ve 
Fransa, bu dönem itibariyle yenidünya düzeninin kurucuları olarak politikalarını 
yürütmeye başlamışlardır. Ancak süreç içerisinde Fransa Orta Doğu’da tutunamamış ve bu doğrultuda da İngiltere bölgenin tek hâkimi olma niteliğine kavuşmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından da ABD, Orta Doğu Bölgesi’nde etkisini ortaya koymaya başlayan en önemli devlet statüsüne kavuşmaya başlamışsa da, ABD’nin bölge üzerindeki petrol ayrıcalıklarına sahip olması, özellikle 1920’li yıllar itibariyle gündeme gelmiştir. Zira dönem itibariyle birçok Amerikan petrol şirketi, İngiliz ortakları ile birlikte bölge petrollerini işletmeye başlamışlardır. ABD’nin Orta Doğu’da söz konusu olmaya başlayan politikaları başta ekonomik temelli olmakla birlikte, zaman içerisinde İngiltere’nin Arap ülkeleri arasındaki arabuluculuk görevini de üstlenmeye başlayan ABD, belirtildiği üzere bölgenin tek hâkimi olmaya çalışmıştır.5 


5 Mustafa Aydın, “Arap Baharı’nı Anlamak”, COPPEM (Avrupa-Akdeniz Bölgesi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Birliği) Uluslararası İlişkiler Dergisi, Mart 2013, s. 2. 
6 Ertan Efegil, “Mısır ve Ürdün’ün Dış Politikalarını Şekillendiren Unsurlar”, ORSAM (Orta Doğu Stratejik Araştırmalar Merkezi) Orta Doğu Analiz Aylık Uluslararası İlişkiler Dergisi, Mart 2013, s. 7. 
7 Sedat Laçiner ve Arzu Celalifer Akıncı, 11 Eylül Sonrasında Orta Doğu, Ankara: USAK (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) Yayınları, 2011, ss. 106 vd. 
8 Domino Etkisi: Bir olayın etki alanını genişleterek ilerlemesini devam ettirmesidir. Ayrıntılı bilgi İçin bakınız: Hamit Bozarslan, Orta Doğu: Bir Şiddet Tarihi, Çeviren: Berktay Ali, Editör: Belge Can, Ankara: İletişim Yayınları, 2012, ss. 47 vd. 
9 Aydın, a.g.m., s. 3. 



Üzerinde bu yönde belirlemelerde bulunulan Orta Doğu’da/Orta Doğu 
ülkelerinde, özellikle Aralık 2010’dan itibaren rejim, yönetim, yönetici değişimleri ve benzeri birçok değişim ve yenilenme sürecinin gündeme geldiği görülmektedir. Bu süreçte değişim sürecini başlatan birçok protesto, ayaklanma, devrim, kalkışma, başkaldırı gibi nitelendirmelerle ifade edilebilecek olan Arap halk hareketleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu süreci tetikleyen ilk olay olarak ise; iş bulamadığı ve dolayısıyla da geçim sıkıntısı yaşadığı için seyyar satıcılık yapmak durumunda kalan Tunuslu Muhammed Buazizi adlı bir gencin zabıta görevlisi tarafından tokatlanması ve tezgâhına ve mallarına el konulması gösterilmektedir.6 

Bu temelde başlamış olan Arap halk hareketleri için Arap Baharı nitelendirmesinin  kullanılmaya başlanmasından önce, bu gelişmelerin sadece Tunus ile sınırlı kalacağı düşünülmekteydi ki, bu nedenle de söz konusu olaylar öncelikli olarak Yasemin Devrimi7 olarak nitelendirilmiştir. Ancak ayaklanmaların ya da bu kapsamdaki olayların Mısır ve Libya’ya da sıçraması ile birlikte, “domino” etkisinden söz edilir hale gelinmiştir.8 

Süreç içerisinde bu etkiyi kendi sınırları içerisinde yaşamaya başlamış olan 
Mısır da; hem tarihi geçmişi, nüfusu ve askeri gücü hem de özellikle stratejik 
konumu dolayısıyla Orta Doğu ve Arap Dünyası’nda uzun bir dönemden bu yana 
önemli bir konumda değerlendirilmektedir. Mısır halkı, Araplar ve Kıptiler olmak 
üzere temelde iki farklı etnik topluluktan oluşmaktadır. 9 


Hıristiyan oldukları bilinen Kıptiler de Müslüman olan Arap toplulukları da 
Arapça konuşmakta ve homojen bir yapılanma arz etmektedir. Müslüman Arapların büyük bir bölümü Sünni ve Şafii Mezhebi’ne, Kıpti Hıristiyanların ise Ortodoks Mezhebi’ne mensup oldukları görülmektedir ve Kıptiler büyük oranda Kahire ve İskenderiye gibi büyük şehirlerde yaşamaktadır. Nübye, Beja, Çerkez ve Berberi topluluklarının birbirleriyle iç içe geçmesinden oluşmuş olan Kıpti ve Arap toplulukları, idari yönetimde etkili olan Araplar tarafından yönetilmektedir.10 

10 Eda Kılıç, vd. Arap Dünyasında Entropi: Tunus, Mısır, Libya ve Suriye’de Halk Ayaklanmaları, İstanbul: Türkiye Uluslararası İlişkiler Çalışmaları Yakın Doğu Araştırmalar Merkezi (TUİÇ-YADAM) Rapor No: 1, Ekim 2012, s. 67. 
11 Nebahat Tanrıverdi, “Mısır’daki Geçiş Sürecinin Aktörler Üzerinden Değerlendirilmesi”, ORSAM Orta Doğu Analiz Aylık Uluslararası İlişkiler Dergisi, Ağustos 2012, s. 111. 
12 İbrahim Tığlı, Devrimlerden Sonra Arap Baharı, İstanbul: DÜBAM (Dünya Bülteni Araştırma Merkezi) Araştırma Raporu, 2012, s. 39. 

25 Ocak Devrimi olarak nitelendirilen, süreç itibariyle 25 Ocak 2011 
tarihinde Mısır’a sıçramış olan Arap Hareketleri ya da isyan dalgası; ekonomik, 
siyasi ve sosyal yaşamda büyük ve köklü değişimler talep eden Mısır halkının Tahrir Meydanı’nda toplanması ile 18 gün boyunca devam etmiştir. Tahrir Meydanı’nda gerçekleştirilen protestolar sonucunda 1981 yılından beri Mısır yönetimini elinde bulunduran asker kökenli Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek 11 Şubat 2011 tarihinde görevini bırakmak durumunda kalmış ve Cumhurbaşkanlığı görevini Yüksek Askeri Konsey Başkanı Mareşal Muhammed Hüseyin Tantavi devralmıştır.11 

28 Kasım 2011 tarihinde Mısır’da seçim süreci başlamış ve 19 Mart’ta 
yapılan kısmî Anayasa değişikliği referandumu, bazı taraflarca eleştirilmesine 
rağmen %77,2 gibi bir çoğunlukla kabul edilmiştir. Ocak 2011 Devrimi sonrasında da Mısır’da farklı İslami hareketler ve cemaatler, siyasi partilerin ve oluşumların hareket alanını kısıtlayan yasalarda yapılan olumlu değişiklikler sayesinde siyasal partilerin çatısı altında toplanarak iç politikada daha etkili hale gelmeye başlamışlardır.12 

Mısır’daki bu halk devrimi, gelişmelerin sonucu olmamış ve Arap Baharı ile 
birlikte başlayan değişim ve dönüşüm devam etmiştir. Cumhurbaşkanı seçilen Dr. Muhammed Mursi’nin politikaları ülkede bulunan askeri kesim ve muhaliflerce sürekli eleştirilmiş ve bu sürecin sonunda 3 Temmuz 2013 tarihinde gerçekleşen askeri darbe sonucunda Mursi tutuklanarak görevine son verilmiştir.13 

13 Ozan Örmeci, “Arap Baharı ve Türkiye”, Uşak: Uşak Üniversitesi Kamu Yönetimi Dergisi, Yıl: 2014, Ocak Dönemi, ss. 1-20. 
14 Yesevi, a.g.m., s. 25. 
15 Örmeci, a.g.e., s. 12. 

Askeri darbe sonucunda Genel Kurmay Başkanı Abdul Fettah el-Sisi ülkeyi 
fiilen yönetmeye başlamış ve darbeye karşı yapılan protestolar şiddetle bastırılmaya çalışılmıştır. Her ne kadar darbe yönetimi ve yanlılarının ülkede kontrolü ve psikolojik üstünlüğü ele aldıkları gözlemleniyor görünse de sürecin devam ettiği ortadadır.14 

Sonuç itibariyle görülmektedir ki, Mısır’da yaşanan ayaklanmalar, demokrasiye geçiş hareketleri ile ilintili olarak ortaya çıkmakla birlikte, halkın siyasi ve ekonomik yaşama dâhil edilmeye yönelik istemleri ile de ilgilidir. Bu yöndeki istemlerin başarıya ulaşabilmesi ise; mutlaka ki salt siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşamda söz konusu edilmesi gereken birçok değişimle amacına ulaşabilmiş olacaktır.15 

Araştırmanın temel amacı da bu kapsamda; “Arap Baharı ve Mısır’da 
Yansımaları” bağlamında temel sorunların ve yaşanan süreçlerin sebepleriyle birlikte ortaya konulabilmesi olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda araştırmada; Mısır, Arap Baharı ve Arap Baharı sonrası Mısır’da yaşanan gelişmelerin Orta Doğu’da meydana getirdiği değişimlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. 

Araştırmanın ayrıca; konusu doğrultusunda Mısır’ın Arap Baharı öncesi ve 
sonrası siyasi, ekonomik ve sosyal durumunun ve dış ilişkilerine yönelik 
politikalarının belirlenmesi ve Arap Baharı sonrasında Mısır’da yaşanan değişimlerin Arap Baharı ile ilişkisinin sorunlar ve çözüm önerileri çerçevesinde incelenmesi bakımından, konu ile ilgili olarak yapılacak diğer çalışmalara katkı sağlaması hedeflenmektedir. 


..