Diyaloğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyaloğu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2016 Çarşamba

2015 YILI TÜRK DIŞ POLİTİKASINA BAKIŞ



2015 YILI TÜRK DIŞ  POLİTİKASINA BAKIŞ 


OCAK 2016 21. YY. DERGİSİ 
SAYI 85 


Türk Dış Politikası Açısından 2015 oldukça yoğun geçti. 

Masa başındaki hesapların uygulamada beklenmedik riskler ve ülke açısından sıkıntılı sonuçlar doğurduğu görüldü. Belki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Büyük Daire’de de onaylanan ve 1915’te yaşananlara ilişkin Ermeni iddialarını değerlendirdiği kararını en önemli kazanım olarak görebiliriz. Zira karar, yargılanan İsviçre ve taraf olarak katılan Fransa başta olmak üzere 42 Avrupa Konseyi üyesi devleti doğrudan, diğer devletleri ise uluslararası hukuk açısından bağlıyor.


Sonuçta “ Soykırım ” iddiası hukuk zemininden tamamen koptu. Bu kopuş siyasi yaklaşımları da er ya da geç etkileyecek, bu nedenle de karar Türk Dış Politikası açısından bir kazanım.
Ne var ki diğer alanlarda olumlu gelişmelerden ziyade olumsuz gelişmeler ön plana çıkıyor. Türkiye’nin komşularıyla sorun alanları da genişledi, zamanında
kazanım elde edilmiş alanlarda ya da stabil tutulan konularda yeni kayıplar da gündeme geldi. Örneğin AB ile “ Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni ” ve  Geri Kabul Anlaşması ” nın eş zamanlı olarak (16 Aralık 2013) imzalanması zaten bir hataydı. AB’nin birini diğerinin şartı olarak masada tutması başlı başına haksızlıktır. Bu karşılıklılığın kabul edilmesi ise bir zafiyet oldu. 


<   Türkiye ile AB arasında Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni ve Geri Kabul Anlaşması imzalandı

Türkiye ile AB arasında Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni ve Geri Kabul Anlaşması imzalandı

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında, Vize Serbestisi Diyaloğu Mutabakat Metni ve Geri Kabul Anlaşması 16 Aralık 2013 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen bir törenle imzalandı. Tören öncesinde, Türkiye-AB Vize Serbestisi Diyaloğu’nun İlk Toplantısı Dışişleri Bakanı, AB Bakanı, İçişleri Bakanı ve AB İçişleri Komiseri Cecilia Malmström'ün katılımlarıyla gerçekleştirildi. İmzalanan Mutabakat Metni ve ekindeki Meşruhatlı Yol Haritası içintıklayınız...


İmza töreninin ardından konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin tarihi ve coğrafi olarak Avrupa'nın parçası olduğunu belirterek, tarihi bir noktaya gelindiğini, başlatılan bu sürecin Türkiye ve AB’ye hayırlı olmasını ve halkların kaynaşmasına bir vesile olmasını temenni ettiğini ifade etti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Önümüzde üç aşama var. Birincisi bugünden başlayacak olan psikolojik devrim aşamasıdır. Algılar değişecek, vize serbestisi ile Türkiye ve AB halkları arasında iletişimde yeni dönem başlayacak. İkinci aşamada, önümüzdeki 3-3,5 yıl boyunca kurumlar arasındaki çalışmalar hızlanacak ve kapasitemiz artacak. En önemlisi ise uzun vadede Türkiye ve Avrupa halkları, yoğun bir etkileşim içine girecekler." dedi.

İmza Törenine katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki dönemde vatandaşlarımıza en kısa sürede vize muafiyetinin sağlanmasını teminen geri kabul anlaşmasının uygulanmasına ilişkin sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Türkiye ve AB arasında yeni bir sürecin başladığına işaret eden Başbakan Erdoğan, vizelerin kalkması nedeniyle hiçbir olumsuzluk yaşanmayacağını tam tersine vizeler kalktığında iş adamları, sanatçılar, sporcular, sivil toplum örgütü mensuplarının Avrupa’ya daha rahat seyahat edeceklerini ve bunun AB'ye çok önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Başbakan “Yük olmaya değil yük almaya gidiyoruz” dedi.


Törende konuşan AB İçişleri Komiseri Cecilia Malmström, Türkiye ile AB arasındaki işbirliği için önemli bir adım atıldığını belirterek, " Paralel olarak iki önemli girişim başlatıyoruz ve böylece halklarımızı birleştiriyor, karşılıklı güven inşa ediyoruz. Bunların ikili ilişkilerimize son derece önemli etkileri olacak ve vatandaşlarımız bunun pozitif etkilerini yakın dönemde görebilecekler" dedi. >
TAM  METİN  PDF  İNDİR  OKU ; <   http://www.ab.gov.tr/files/pub/turkiye_ab_vize_muafiyeti_sureci_ve_geri_kabul_anlasmasi_hakkinda_temel_sorular_ve_yanitlari.pdf    >

Brüksel Zirvesi ile 51 yıllık AB sürecinde kazanılmış haklarımızdan biri olan vize Serbestisi Konusundaki Haklarımızı inkar etmiş olduk. Brüksel Zirvesi sonrasında
yayınlanan bildiri Adalet Divanı’nın vize serbestisiyle ilgili lehimize verdiği 58 kararı takip etmeyeceğimiz anlamına geliyor. 
Bu kararlar vizeyi zaten kaldırıyordu. Şimdi ise bir yıl ötelenerek ciddi bir hukuki sorumluluk olan Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanmasına bağlanmış oldu. Bu ciddi bir geri adımdır ve aynı zamanda gayri insanidir. Öte yandan 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü olarak takibini ısrarla sürdürdüğümüz Ege’de işgal edilen Türk adaları konusu gibi hakkında hiçbir işlem yapılmayarak kaybın anlamını büyüten gelişmeler de söz konusuydu.

Dış politikada kriz yaşanan ülkelere 2015’te Rusya da eklendi ve tüm krizler etkilerini 2016’ya taşıdı. 2016’nın ilk günlerinde hemen dikkati çeken gelişmelerden biri Kıbrıs müzakerelerinde Rum liderlerin açıklamalarında Türkiye’nin asker çekmeye hazır olduğu, sembolik asker tutmak dahi istemediği yönündeki vurgulardı. Öte yandan LozanAntlaşması’nın kurduğu dengenin ve elbette Türkiye’ye Garantörlük Hakkı veren uluslararası anlaşmanın aleyhine olacak yeni bir düzenlemeden bahsedildiği de gözden kaçmamalı. 

Rum gazeteleri Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun Brüksel’deki iç görüşmelerde Ankara’nın 1960 Garanti Anlaşmaları’nın devamında ısrar etmediğini ve alternatifleri görüşmeye hazır olduğunu haberleştirirken Türkiye’nin Garantörlük  Hakkı’nın sadece Kuzey Kıbrıs için geçerli olacağı yeni bir garantörlük şeklinin dillendirilmesi takip edilmesi gereken konulardan. Zira iddiaların doğruluğu halinde ciddi bir geri adım ve hak yitimi söz konusu olacaktır.

2016’nın ilk Sayısında Terör Örgütü PKK’nın kırsal alandan yerleşim bölgelerine kayarak geçtiği şehir savaşı stratejisini ve demokratik özerklik ilanlarını ayrıntılarıyla inceledik. İsrail’le yeniden yakınlaşma sürecini de kapak konusu olarak seçtik. Rusya’yla yaşanan krizde Batı’nın tutumunu da ayrı bir makale olarak inceleme gereği duyduk.

Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere…

Gözde Kılıç Yaşın

****