Son Çığlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Son Çığlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Haziran 2017 Salı

Necip Hablemitoğlu’nun Son Çığlığı,


Necip Hablemitoğlu’nun Son Çığlığı, 


Öner Yağcı 
19.01.2004/Sayı:48


Son yıllarda Necip Hablemitoğlu adını duymayan yurtsever kalmamıştır. 1954 Ankara doğumlu, Ankara Üniversitesi’nde doktor öğretim görevlisi olarak “Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi” dersleri veren Hablemitoğlu, bir “faili meçhul”e kurban gittiği 18 Aralık 2002’ye kadar Türkiye’yi seven, “Türkiye’nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı” savaşarak, onların yaptıklarını araştırıp açığa çıkararak ve Cumhuriyet’i sevenleri, yönetenleri uyararak yaşadı.

Onun katledilmesi, Cumhuriyet düşmanlarının gözükaralıklarının kanıtlarından, ülkesini sevenlere verilen gözdağından başka bir şey değildir.

Hablemitoğlu’nun dergilerde yazdığı yazılardan, verdiği konferans metinlerinden ve yarıda kalan çalışmalarından oluşan “Şeriatçı Terör’ün ve Batı’nın Kıskacındaki Ülke: Türkiye” adlı kitabı yayımlandı.

O, son yıllarda yayımladığı “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” ve “Köstebek” adlı çalışmalarıyla şimşekleri üzerine çekmişti. Son kitabına ad olan “Şeriatçı Terör” ve “Batı” onun günışığına çıkardıklarından rahatsız olmuştu. Bu rahatsızlık, onun katledilmesiyle ve “ülkemizde kanıksanmış olan bir siyasal cinayet”le, gözüpek, yurtsever, bilinçli ve kararlı aydınlarımızın sistemli olarak ve tek tek yok edilmesiyle noktalanırken; son kitabı yayına hazırlayan eşi Doç. Dr. Şengül Hablemitoğlu’na, “...Necip’i susturmak onun fikirlerini yok etmeye yetmemiştir. Necip’in çalışmalarını ilk defa duyacak olanlar ya da kitapları dışındaki diğer çalışmalarını görmemiş olanlar, bu kitapta yazılanların özgür, bağımsız ve dimdik bir Türkiye özlemi ile yanıp tutuşan bir kalemden çıktığını çok iyi anlayacaklardır... Onu yok etmek, fikirlerini, yazdıklarını, onu anlayanları ve sevenlerini yok etmeye yetmemiştir. Bu böyle biline...” dedirtiyor.

Hablemitoğlu, bu yazılarında yine açığa çıkarma, uyarma görevini yerine getiriyor. “Atatürk Türkiyesi Küreselleşmeye Direnebilir mi?” başlıklı ilk bölümde yer alan, Cumhuriyete Aydın İhanetinin Belgesi ve Düşündürdükleri yazısında özellikle işbirlikçi aydınların yaptıklarından somut örnekler ve belgelerle kesitler sunarken devletin neler yapması gerektiği konularında da uyarılarda bulunuyor. İçimizdeki düşmanları tanıtan 50 sayfalık bu çalışma bile kitabın mutlaka okunması için yeterlidir.

Ama dahası da var. Türk Ulusçuluğu ve Altı Ok yazısında Atatürk’ün ulusçuluk anlayışını, ulusçuluğu, Türkiye’deki sağ kesimin yanlış ulus bilincini ve CHP’nin ulusçuluğu reddeden adımlarını irdeliyor.

Cumhuriyet’in 77. Yıldönümünde yazısında, “Türk ulusunun temsil ettiği tüm değerlerin simgesi” diye tanımladığı Albay Reşat Çiğiltepe’yi anımsatarak, İngiltere ve Almanya’nın Güneydoğu’daki kimi politikalarını, onlarla işbirliği yapanları gözler önüne sererken; Kemal’in Öğretmenleri yazısında, Moldova’daki Gagauz Türklerinden biri olan Ali Kantarelli’yi ülkemizdeki Batı işbirlikçilerine inat tanıtıyor. Kitaba ad olan yazısında, Batılı ülkelerin emperyalist politikalarını İngiltere, Almanya, Fransa, diğer Avrupa ülkeleri ve ABD’deki İslamcı-Şeriatçı yapılanmaları ele alarak, bunların nasıl desteklendiklerine ilişkin belgeler-kanıtlar sunarken küreselleşen teröre karşı alınması gereken önlemleri sıralayıp uyarısını sürdürüyor.

“Almanya Hâlâ Dost Bir Müttefik midir?” başlıklı bölümde yer alan Yeni Dünya Düzeninde Şekil Değiştiren Bir Soğuk Savaş Örneği yazısında Türkiye ve Almanya arasındaki yüzyıllık güç kavgasını tarihsel kökenleriyle birlikte anlatırken, Alman istihbarat örgütlerinin Türkiye’de neler yaptıklarını ayrıntılarıyla belgeliyor. Almanya’daki şeriatçı örgütlenmeleri anlatan Yurtdışı Destekli Şeriatçı Yapılanmalar: Almanya Örneği; Alman İstihbaratı ve Kaplanlar; Hasım Ülke: Almanya yazıları, bilinmeyenleri açığa çıkarma çabasının önemli bir örneği olarak belleklere kazınmalı. (Yayınevine not: Bu bölümdeki redaksiyon ve yinelenme hataları yeni basımlarda düzeltilmeli.)

Özelleştirme peşkeşine bir örnek olarak işlediği Tekel Dosyası ile üzerinde uzmanlaştığı konu olan Türkiye’deki Alman Lobisi ve Almanya Yazıları adlı tamamlayamadığı iki yazısının yer aldığı “Yarıda Kalanlar” başlıklı bölümle kitabın sonuna geliyoruz.

Sözün kısası; “Şeriatçı Terör’ün ve Batı’nın Kıskacındaki Ülke: Türkiye”yi (Toplumsal Dönüşüm Yay.); emperyalistlerin destekledikleri şeriatçı yapılanmalarla, yarattıkları işbirlikçilerle Cumhuriyetimizi nasıl kıskacına aldığını belgeleriyle, örnekleriyle somut olarak görüp bilinçlerini tazelemek, güçlendirmek isteyenler mutlaka okumalı.



http://www.turksolu.com.tr/48/yagci48.htm


***