Yalancının Mumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yalancının Mumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2018 Perşembe

Yalancının Mumu...


Yalancının Mumu...

Cüneyt Arcayürek.


Hem laik hem Müslüman, hem de demokrasiyle yönetiliyor...
Ortadoğu ülkelerine örnek gösterilen bu ülke Türkiye idi; yerinde yeller esiyor.
Suriye, Irak, son olarak Mısır da içişlerimize karışma, dedi. 
Elinde üçün biri kaldı. O da Tunus!
Tüyleri dökülmüş tavus kuşuna döndü.
İftardan sonra bir yerde mutlaka kürsüde.
Geçmiş günlerinden kalan alışkanlıkla burnu dik, fren tutmaz dili durmadan konuşuyor. Tabii yüksekten atmaya devam ediyor...
Mursi’ye yapılan darbenin Batı’dan Doğu’ya desteklendiğinden yakınırken ülke adı veremiyor.

Ad vermeye kalksa artık böyyük dostlukların sokağa düştüğünü açıklamış olacak; iyisi mi ülke, bölge ayırt etmeden, ülke adı vermeden, topluca hepsini darbeyi destekleyenler diye suçlayıp içine düştüğü açmazdan sıyrılmaya çalışıyor

***

İki örnek: İki kadim dostundan biri, Obama! 

Batı ile ilişkilerinde kilit ülkenin başkanı!

Diğeri İslam dünyasındaki yerine kanıt olan Suudi Arabistan! 
ABD’nin Ankara’dan yükselen darbe karşıtı seslere kulağı sağır.
Darbe yapılan ülkelere yardım yapılamayacağını emreden ulusal kurallar nedeniyle Amerika’nın Mısır’a askeri ve ekonomik yardımı kesmenin olanaksızlığına dayanarak 4 savaş uçağı gönderiyor.
Suud ise RTE’nin aksine Müslüman Kardeşler’den nefret ediyor...
Askerin emrine ekonomik sıkıntıları çözümlemesi için 5 milyar dolarcık göndermekle yetinmeyen Suudi Arabistan Kralı, telefonla aradığı Mısır Genelkurmay Başkanı Sisi’yi tebrik ediyor, başarılar diliyor.
Peki, bu ülkelerin devlet başkanları RTE’yi ne zaman hangi nedenle arayıp kutluyorlar?

ABD (RTE’nin elinde bu ülkenin radikal, siyasal İslama dönüşeceğini hesaplama gereğini duymadan) ılımlı İslamı gerçekleştiren adımlar attığı...
...Suud ise laikliğin canına okuduğu için...

Özetlenirse gelinen nokta:

RTE’yi demokrasiye geçenlere örnek bir ülke yarattı diye Batı’dan Doğu’ya sırtını sıvazlayanların davranışları… meğer mevsimlik imiş...
Mısır darbesi yalnız Mursi’yi koltuğundan etmedi...
RTE’nin de uluslararası gerçek değerini, itibarını ortaya koydu.

***
Yurda yayılan Gezi Parkı eylemlerini öyle ufak tefek yasalara aykırı olaydan saymadığı, itiraf etmese de düpedüz sağlıksız demokratik yaptırımları nedeniyle kendine karşı halk hareketi olduğunun bilincinde.
Hâlâ bu eylemlere yüklenmesindeki gerçek neden bu!
Bu doğrultuda harekete geçen emrindeki polis de Gezi Parkı eylemlerini illaki gizli örgütlere, hükümeti devirmeye bağlıyor.
Binlerce gözaltı, evlerin sabaha karşı basılıp aranması... bu olası senaryoyu doğrulayacak -RTE’yi tatmin edecek- kanıt bulmak için.
Başbakan da polisten aldığı aklına koşut bilgilerle konuşmalarında işte Gezi Parkı’nın gerçek yüzü diye ortaya çıkıyor.
Milyonlarca insanımıza TV’lerden yanlış, çoğu uydurma bilgiler sıralarken RTE...

***
...İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün, haklarında, örgüt kurmak, halkı sokağa dökmek, provokatif eylem, polisi düşman gibi lanse etmek, marjinal sol ve uluslararası yapılanmalarla birlikte olmaktan düzenlediği fezlekede delil arayan...
...bula bula önlük, eldiven, kırmızı bez gibi bazı eşyalar bulan yargıç, tutuklanma talebiyle önüne gelen Taksim Platformu yetkilisi 12 kişiyi serbest bırakıyor.
Deliller bulundu diye fezlekedeki suçlamaları -isyanı- bastırdıktan sonra günlerce RTE, her konuşmasında bir bir sıraladı ve...
....polis, başbakanlarını doğrulamak çabasıyla böylesi görülmemiş zoraki delillerle fezleke hazırlayıp insanları ağır koşullar altında günlerce gözaltında tuttu.

Ne ki mahkeme, Başbakanı da ona koşut deliller, suçlar uyduran polisi de yalanladı!

Yalancının Mumu hâlâ yanıyor!

Yalancının Mumu…
Medyamızın iktidar gazına geldiğini bir kez daha izledik.
Mısır’da ordu, uyarılara karşın bir türlü meydanları boşlatmayan Mursi’yi destekleyen Müslüman Kardeşler’e ateş açtı.
Askeri yönetime göre ölü sayısı Müslüman Kardeşler sözcünün açıklamasının yanında solda sıfır. Kimine göre 300, kimine göre binden fazla.
ABD başta Batı dünyası Mısır askerini kınıyor. Ama bizimkiler bir adım ilerde!
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu dünyayı Mısır yönetimine karşı harekete geçmeye, Birleşmiş Milletler’i göreve çağırıyor.
Davutoğlu bizdeki darbelerin, üstelik süre vererek demokrasiye dönüleceğini vaat ettiği gibi bir açıklama yapmasını bekliyor Genelkurmay Başkanı Sisi’den.
Bu sırada yüzüne, teneke tınlaması gibi sesine hasretten olacak, kimi yayın organlarımız da Başbakanları RTE’den Mısır’daki katliama dair kükreyen bir konuşma işitmek için “Neredesin ey usta nerede?” diye haberler döktürüyor.
***

Dışişleri’nin medyamıza yansıttığı haberden öğrendik:
Top secret, devlet sırrı gibi nerede olduğu gizlenen Başbakanımızın, Mısır’da halkına şiddet kullanan Sisi’nin kanlı eylemlerini dakikası dakikasına izlediğini ve…
…bittabi bir Osmanlı eyaleti Mısır’daki katliama içi yanan, kendi başına Osmanlılık taslayan Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na, gereken talimatları verdiğini öğrendiğimiz günün ertesi meğer RTE...
...başında kep, kıçında şortla Bodrum açıklarında lüks bir yatta karşısında sustalı maymun gibi siyah elbiseleri, kravatlarıyla oturan birkaç kişiyle muhabbet etmekteymiş!
Diğer kimi muhalif gazetelerin “Başbakan 8 gündür nerede?” diye meraklı sorular içeren haberler yayımladığı aynı gün...
...dün; Sözcü gazetesi başarılı bir gazeteciliğe imza attı...
Beyefendi’nin serin Akdeniz sularında motor sefası yapan büyük fotoğrafını tam sayfa yayımladı.
Yalancıların mumunu söndürdü!..
***

Bu ülkenin belli başlı muhalefet partisi milletvekillerinin evleri soyuluyor. Ziynet eşyalarına, paralarına dokunulmuyor; kimi dosyaları karıştırıyor.
Parti binaları, telefonlar, toplantılar dinleniyor; muhalefet fişleniyor.
İzlediği politikalarla ülke bölünmeye koşuyor.
İmralı’dan aldığı talimatlarla devlet politikası kurguladığı yetmiyormuş gibi; müebbet katilin Türkçesi bozuk kardeşinin, ağabeyini ziyarete giderken “sürece en büyük katkıyı yapan Apo’nun mapushane koşullarının değiştirilmesi” gerektiğini içeren, yasalar gereği örneğin yeniden muhakeme edilmesi istemini reddeden kararları hukuk devletine aykırı bulan açıklamalarını bu hükümet sineye çekiyor.
Denizde, karada tatildeki RTE’nin bu olanlar umurunda bile değil...
Günlerini bu ülkeye hizmette saçlarını süpürge ederek geçiren, kendinden menkul bir yakıştırmaya göre böyyük mü böyük lider; kıçında şort, başında kep, motora atmış kapağı, tatilin keyfini çıkarıyor.
***

İslam âlemine ve tabii RTE’ye göre yaşam kuralları ve var olan her yararlı nesne İslam kaynaklı.
Ama İslam dünyası ve RTE, dört elle sarıldığı, ne ki ikiyüzlülüğü sergileyen bir yazıdaki şu satırlardaki gerçekleri acaba inkâr edebilirler mi?
“Teknoloji bütün devletlerden, sultanlardan (tabii bizdeki kopyasından da) diktatörlerden daha güçlü. Her istediğini dayatıyor. Kimse otomobil istemem; telefon, televizyon almam; internet, MR bunlar gâvur icadı diye istemem demiyor.
Kimse hacca deve kervanıyla gitmiyor. Gâvur icadı uçakla gidiyor.
Telefonundan ayrılamayan bağnaz; elektromanyetik dalgalardan haberli değil.
Ama Kuran’a bakıp telefon karşıtlığı yapamıyor. Çünkü Kutsal Kitap’ta böyle bir şeyden söz edilmiyor.
Televizyon ne gösterirse seyreden, telefonu ile fotoğraf çeken, her türlü figüratif sanata, resme, heykele karşı çıkıyor. Şeriat böyle diyormuş! Telefonu neden kırmıyor. O bir şeytan işi ve gâvur icadı değil mi?”
Müslümanlık satan RTE’ye göre bilumum yaşamsal araç ve gereçler, örneğin şu motor, TV, telefon; yüzyıllar öncesi çölden gelen, ileriye bakın içeriğinde olduğu söylenen kuralların günümüzdeki ürünleri...
Öyleyse? Bugün kullandığımız araç ve gereçlerin tümü, İslam kaynaklı.
Elbette hiçbiri gâvur icadı değil!
Yersen raftaki yalancı dolmalar gibi...
Hesaplaşma, TSK’nın şahsında, Türkiye ile yapılıyor; Atatürk ile yapılıyor, Türk tarihi ile yapılıyor! Hani, AB temsilcisi Karen Fogg, “Türk tarihi ile hesaplaşmak lazım” diyordu ya, işte o yapılıyor. Davanın ve varlığı iddia edilen “Ergenekon terör örgütü” adının, Türk tarihini karalamak üzere seçilmiş olması da bunun en büyük delilidir.



***