naim baburoglu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
naim baburoglu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2017 Pazartesi

Katar krizinin arkasındaki gerçekler


Katar krizinin arkasındaki gerçekler



06.06.2017

Katar’ın başkenti Doha Osmanlı egemenliğindeyken Doha'nın adı ¨Türk Garnizonu¨ (Kal'atü't‐Türk) idi. Türk garnizonunun bulunduğu yerde, şu anda ABD’nin Ortadoğu’da en büyük askeri üssü konuşlanmış durumda. Garnizonda, ABD’den önce İngilizler vardı. 29 Temmuz 1913'te imzalanan Londra Anlaşması’yla, Osmanlı Devleti’nin Katar egemenliği sona ermiş oldu. 
İngilizler 1971’de bölgeden çekildi, böylece Katar bağımsızlığına kavuştu. Katar’da İngiliz etkisi devam ediyor.
2013’te, Katar emiri Şeyh Tamim 33 yaşında tahta oturdu. Tamim İngiltere’de eğitim gördü. Babası, Mısır’da Mursi’nin (Müslüman Kardeşler’in) destekçisiydi. 61 yaşında olmasına rağmen, koltuğunu oğluna kansız bir saray darbesiyle bırakmak zorunda kaldı.
İran Dışişleri Bakanı 8 Mayıs 2017’de Katar’ı ziyaret etti, Katar Dışişleri Bakanı ve Emiri’yle görüştü. İran Dışişleri Bakanı aynı zamanda, Katar’da Hamas Siyasi Büro Şefi Halit Meşal’le de bir araya geldi. Hamas, Filistin’in Müslüman Kardeşleri olarak adlandırılıyor. 

Oysa Suudi Arabistan ve Mısır, Müslüman Kardeşleri terör örgütü listesine almıştı.
ABD Başkanı Trump, 20 Mayıs 2017’de Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. Suudi Arabistan’la 110 milyar dolarlık silah olmak üzere, 10 yıllık 380 milyar dolar karşılığı anlaşma imzaladı. Trump, Suudi Arabistan ziyaretinde tehdit olarak ilan ettiği İran’a karşı bir cephe oluşturdu. İran’ı terörü desteklemekle suçladı. Önemli bir olay daha gerçekleşti. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) toplantısında, 21 Mayıs 2017’de ABD tarafından Katar’a, İran’a ve terör örgütlerine verdiği destekle ilgili bir dosya verildi. ABD, aslında Katar’ı yazılı olarak uyarıyordu.
Bu arada, Katar, New York'ta 30 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıklamıştı. Fakat 30 milyar dolarlık yatırım, ABD için yetersiz olarak görüldü. ABD, Katar’da İngiltere etkisinde de oldukça rahatsızdı.
Ve nihayet, 5 Haziran 2017’de; Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Libya’nın Tobruk yönetimi ve Yemen’de Suud güdümlü Hadi yönetimi Katar’la tüm diplomatik ilişkilerini kesti, bu ülkelerin sınırları Katar’a kapatıldı. 
Mısır’ın da İran’la işbirliğini artırma yönünde politikalar izlediği ve Katar’ın İran güdümünde hareket etmesinin mümkün olmadığı düşünüldüğünde, asıl sorunun Müslüman Kardeşler ve İngiltere’nin Katar’dan etkisinin yok edilmesi amaçlanıyor. ABD, Katar pastasını İngiltere’yle paylaşmak istemiyor.  
Katar dünya doğalgaz rezervlerinde, Rusya ve İran’dan sonra en zengin üçüncü ülke. İngiltere’de son günlerde, seçim öncesi ortaya çıkan terör eylemlerinin tesadüf olmadığını İngiliz istihbaratı da biliyor.
Katar'da, ana karargahı Florida’da (Tampa) konuşlu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) bölgesel karargâhı bulunuyor. Katar topraklarının neredeyse 1/3’ü ABD üssü. ABD’nin 10 bin askeri var. ABD Katar’dan vazgeçmez.
Sonuç olarak, hedef Katar yönetimi. Öncelikle Saray darbesiyle, mümkün olmadığı takdirde Askeri bir darbe ile yönetimin değiştirilmesi. Ancak, mevcut Katar Emiri ABD’ye istenilen tavizleri verirse, bir süre daha tahtını koruyabilir.  
Müslüman Kardeşler yüzünden 2013 ve 2014’te etkileri daha sınırlı krizler yaşanmıştı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn, finanse ettikleri Sisi darbesinin ardından Müslüman Kardeşlere desteğini kesmeyen Katar’ı önce uyarmış ardından elçilerini çekerek cezalandırmıştı.
Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Bahreyn’le ilişkileri iyi de olsa, BAE ile sorunlu. Mısır’la problemli. Katar’ın Türkiye’de önemli ölçüde yatırımları  var. Katar’da askeri üs kurma çalışması devam ediyor. Bu nedenle, Katar’dan sonraki hedefin, en azından ekonomik açıdan, Türkiye olabileceği değerlendirmeleri dikkate alınmalı. Türkiye’nin Müslüman Kardeşlere karşı tutumunu değiştirmesi ve Askeri üssün konuşlanmasını durdurması oldukça önemli.  

Kaynak: Katar krizinin arkasındaki gerçekler - Naim Babüroğlu


***