Bir Yeni Yenilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bir Yeni Yenilgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2016 Pazar

Ortadoğu’da Bir Yeni Yenilgi: Süleyman Şah’tan Geri Çekilme



Ortadoğu’da Bir Yeni Yenilgi: Süleyman Şah’tan Geri Çekilme



Yazar: Ümit Özdağ
22 ŞUBAT 2015 PAZAR


AKP Hükümetinin Ortadoğu’da 2003’te Süleymaniye baskını ile başlayan mağlubiyet zinciri, Kerkük’ün KDP-KYB tarafından işgali, Kürdistan’ın kurulması, uçağımızın Akdeniz’de Suriye tarafından düşürülmesi, gümrük binalarımızın ve Reyhanlı bombalamasının hesabının sorulamaması, nihayet Ayn El Arap’ta ABD-PKK ittifakının galip gelmesinden sonra Süleyman Şah’ın Türbesinden Türk Ordusu’nun geri çekiliş ile yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Ege Denizi’nde 2004’de birçok Türk adasının Yunan ordusu tarafından işgal etmesinden sonra ikinci kez vatan toprakları savaşılmadan terk edilmiştir.
  
1921’de İstiklal Harbi devam ederken, Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin Fransa ile yaptığı anlaşma çerçevesinde Türk toprağı kabul edilerek oluşturulan Süleyman Şah karakolu, 2015 Türkiyesi tarafından Türkiye sınırının 30 kilometre ötesinde iki terör örgütüne karşı korunamamıştır.  Ortadoğu’ya önderlik yapma, şekil verme iddiasını Osmanlıcılık iddiası ile sık sık dile getiren AKP Hükümetinin Osmanlı Hanedanının kurucusunun babasına veya bir Selçuklu beyine ait ait mezarı bir terör örgütüne karşı koruyamaması, tarihin acı bir cilvesi olarak kayda geçecektir. Türbenin AKP tarafından havaya uçurulması ise türbenin IŞİD tarafından havaya uçurulmasını engellemek için gerçekleştirilmiştir. Böylece AKP Hükümeti bir türbeyi havaya uçuran iktidar olarak tarihe geçecektir. Türk Ordusu’na “ Fatih Camii’ni havaya uçuracaklardı  ” kumpasının kurulmasına izin veren bir iktidarın düştüğü bu durum bir yandan da ilahi adaletin tecellisi olarak görülebilir.

Bütün bunlar kadar vahim olan husus ise Türkiye’nin tükenen caydırıcılık gücüdür. 


Bölgenin en büyük ordusuna sahip olan Türkiye, iki terör örgütünün Türk ordusunun bir birliğine saldırmasından korkarak, Türk toprağı olan bir bölgeden geri çekilmiştir. Yapılması gereken askerlerimizin geri çekilmesi değil, aksine mevcut asker sayısının arttırılması, ateş gücünün yükseltilmesi olmalıydı. Türkiye’den sadece 30 kilometre uzaklıkta olan bir bölgeye Türk Hava Kuvvetleri’nin ulaşma süresi 3 dakika ile sınırlıdır. Topçu ateşi derhal saldıran PKK/ IŞİD güçlerini ağır bir ateş altına alacaktı. Tank birlikleri 30 dakikada savaşarak bölgeye ulaşacaktır. Özel harp birliklerinin 20 dakikada bölgeye ulaşması için gereken önlemler alınmıştır. Saygı karakoluna bir saldırının başlamasından en çok 15 dakika sonra saldırı helikopterleri ve savaş uçakları tarafından saldıran unsurlar imha edilmeye başlanacaktır.  Bu geri çekilme, taktik planda 38 askerin yaşamını kurtarmış bir gösterilebilir ancak Türkiye’nin stratejik geri çekilmesi olarak yorumlanacağı için önümüzdeki dönemde caydırıcılığı tükenmiş bir Türkiye’ye karşı IŞİD ve PKK dışında Ortadoğu’daki değişik istihbarat örgütlerinin saldırı iştahını artırabilecektir. Ayrıca, bu geri çekilme, IŞİD ve PKK’yı bölgede güçlendirirken, Türkiye’nin desteklediği bütün grupları zayıflatmıştır.

Birçok kaynakta bir stratejik geri çekilme bazı kanallarda başarı olarak takdim edilmeye çalışılmaktadır. 

Bu çok alışılmadık bir husus değildir. Bakın İngilizler, Çanakkale savaşı sonrasındaki geri çekilmeleri ile ilgili neler yazmışlar: 

1)" Müttefik kuvvetlerinin çekilmedeki başarısı yadsınamaz; çekilme iyi planlanmış, hava koşulları beklendiği gibi gitmiştir. " 

2)" Büyük bir ustalıkla sürdürülen tahliye işlemleri 9 Ocak 1916 sabahı, saat 03:20’de tamamlanmıştır. Otuzaltı bin asker, dört bin nakliye hayvanı - gemilere alınamayan yüzlerce at öldürülmüştü - 127 top ve iki bin ton ikmal malzemesinden taşınabilenler, gemilere yüklenmişti. Taşınamayan malzeme ise sahilde büyük yığınlar halinde ateşe verilmişti. "

3) " Mareşal Kitchener bile tahliyenin en iyimser tahminle 20.000 askerin canına mal olacağını sanmıştı. Oysa bir iki yaralının dışında, müttefikler hiçbir zayiat vermemişlerdi. Bozgun, İngilizlerin gözünde sürpriz bir başarı, umulmadık bir zafer olup çıkmıştı.Tahliye sonunda General Monro ile kurmay heyetine törenle şeref madalyaları verildi. "

Demek ki geri çekilmeleri zafer olarak sunmak mümkündür. Ancak şimdi IŞİD ve PKK, “Türkler ne acayip iyi geri çekildiler. Perişan olduk” mu diyorlardır yoksa zafer duyguları içinde kendi elimiz ile yıktığımız türbe kalıntıları üzerinde dolaşıyorlardır?


.