DİN SÖMÜRÜSÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DİN SÖMÜRÜSÜ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2017 Çarşamba

(DİN SÖMURUSU + TERÖR) + (UYUŞTURUCU TRAFİĞİ + KAÇAKÇILIK) + KARA PARA



(DİN SÖMURUSU + TERÖR) + (UYUŞTURUCU TRAFİĞİ + KAÇAKÇILIK) + KARA PARA ,





(PETRO-SAVAŞ / ENERJİ - SAVAŞI)

Düşünce ve Fikir Yolcuları,

Bir önceki yazı dizimize devam etmeden önce şunu belirtelim isterseniz, ben yani bizler ROGG & NOK araştırmacıları ülkemizin içinde bulunduğu bu vahim olayların görünmeyen yüzünü siz değerli okuyucularımıza göstermek için çeşitli bölgelerde araştırma yaptık. 

Bu araştırma birçok arkadaşımızın titiz çalışması ve özverisi sayesinde olmuştur…  

K.G.T nedir?…

Kısaca açılımlarına bakalım… 

K.G.T: Kamu Güvenlik Teşkilatı…

K.G.M: Kamu Güvenlik Müsteşarlığı…  

Kısaca K.G.T’ nı denetim altına almak için kurulmuş siyasi kişilerin elinde olacaka yani siyasi amaç gütmesini sağlayacak K.G.M kurulmuştur…

Söylentiye göre K.G.M senaryo gereği istihbarat olgularının içindeki koordinasyonu sağlayacakmış, bu koordinasyon sayesinde istihbarat olgularımız daha iyi ve koordineli bir biçimde çalışacakmış…

Uzun lafın kısası “devlette küslük olmaz” politikası gündeme geliyor, aynı Kutlar vadisinde yazılan senaryo hayata geçirilecek…

Bir ayrıntı göz ardı ediliyor K.G.T de çalışan kişi ve kurumlar arasındaki diyalog ve rant yarışı sayesinde Türkiye bu duruma gelmedi..

Şimdi işte mevki ve rant yarışı aralarında çözen K.G.T’nı hakem olarak tayin edilen siyasi oluşum sayesinde korkarım nifak tohumları sokulmak isteniyor…

İstihbaratta şu kural ön plandadır “Bir kişinin bildiği sır, iki kişinin bildiği haberdir” bu olgu içinde kalarak sırlar ve devlet tehlike altında olacaktır…

K.G.T ye seçilen elemanlar özellikle seçilmiştir, atama yolu ile istihbarat olgusu yürütülemez, senaryo gereği yapılan bu operasyon dikkat edilmez ise daha vahim sonuçlar doğuracağı bilinmelidir… 

Bu olgu çerçevesinde tarafsız olmaya son derece önem gösteren araştırmacılarımız çeşitli bölgelerden çeşitli haberleri merkezimize ulaştırdı. 

Bu ölçülerde yazılarımızda mümkün olduğunca kişi ve bölge alanlarını, kişi hak ve özgürlükleri içinde ve beyanların doğruluğu kanıtlanmadan açıklama yapmayı uygun görmeyen ROGG & NOK merkezi, haber kaynaklarımız açısından ve araştırmacılarımızın sağlıkları bakımından bunları yüzeysel olarak şimdilik böyle yazacağız…

Evet araştımacılarımızdan biri geçen birde geçeğe yakın yazı dizimizde belirttiğimiz üzere doğuda bir köyde özel araştırma yapıyordu.

Bu araştıma sırasında bir sürü küçük baş hayvanın o köye gelip gitdiğini belirten araştırmacımız, araştırmasını yaptığı köye koyunların getirildiğini ve orada konuşlandığını fark edince bunun üzerinde araştırmasını yoğunlaştırdı.

Bu arada başka bir araştırmacımızda başka bir köyde araştırma yapıyordu.

Bu araştırmacımızın, yaptığı bu araştırmanın sonucunda elde etdiği bilgiler doğrultusunda bazı ilginç hatta gerçekliği olgu çerçevesinde, bizce şüphe olmayan olay ve yorumlarını anlatmak isteriz.

Köyler uzaktı ama yaptıkları şeyler tıpa tıp benzerlik gösteriyordu.

Bu nedenle olgunun parçası olarak  görünen bu araştırma ve de bu yorum, araştırmacılarımızın olay ve sonuçlara bakışı gerçekten ilginçti. 

Bizde bu olayları birbirine bağladık.

Şimdi uzak köydeki araştırmacımızın yorumunu, sonrada bir önceki yazı dizimizdeki olayları hatırlayınız…

Umuyoruz ki sizlerde daha iyi bu olguyu anlayabileceksiniz.


BİR BAŞKA KÖY AMA ÜLKEMİZİN BİR KÖYÜ.


Köylü milletin efendisidir... ( Mustafa Kemal ATATÜRK )

Evet oy isterken köylünün yanındayız…

Sinirlendiğimiz zaman “lan an...ın” bile değimiz köylümüz…

Hem ona muhtaç hemde eleştirdiğimiz köylülerimiz…

İşimize gelince yol, su getirdiğimiz köylülerimiz...

Çocuklarını okutmadığı için eleştirdiğimiz köylülerimiz…

Şehirde oturup onlar hakkında karar aldığımız köylülerimiz…

Yurt savunması esnasında  veya terör olayları sırasında savunmada güvendiğimiz veya dışladığımız köylülerimiz…

Ağa paşa ortamında köle yaptığımız köylülerimiz…

İnsan olarak tanımadığımız ama insan gibi ezdiğimiz köylülerimiz…

Misafirperverliğinden hiç taviz vermeyen köylülerimiz…

Hastahanelerde olsun sosyal tesislerde olsun ikinci sınıf muamelesi gören köylülerimiz…

Göç etmeğe zorladığımız, sonra eleştri oklarını attığımız köylülerimiz…

Din olgusu içinde  Alevi, Sunni ayrımı yaparak nifah toğumları soktuğumuz köylülerimiz…

Evet sizler bu milletin efendisisiniz…

Ya sayınlar bu milletin nesi…

Şimdi size anlatacağım olay  bakın nasıl efendi köylülerin yaptığı ve böyle giderse yapamaya devam edecekleri olaylar zinciridir.

Bu duruma gelmelerini sağlayan yine biz ve bizim gibi sözde aydınların oturdukları yerden eleştiri yapmaları sonucu, bu olgu meydana gelmiştir…

Şimdi sizlere sorarım son 26 yıldır kaç aydıni kaç gazateteci bu efendilerin yanına gitdi, sayısı iki el toplamı kadardır. 

Ülkemizin her köyü her ili bizce kutsaldır fakat doğu ileri ve güney doğu köyleri bizim için daha büyük değer taşır çünkü bu köylerde yaşanan olaylar hem bilinir hemde bilimmezlik ögesi altında gösterilmeye çalışılır, bu ölçülerde bizde doğu kültürünü tanımak ve de o kültür altında oluşan olumlu veya olumsuz olayları araştırmak için doğuya 26 yıldır her  yıl belli periyotlarda gideriz bunun sebebi ise dış güçlerin en az ülkemizin üzerinde oynanacak seneryoları 50 yılık periyotlar içinde yapmasını bir ölçüde engellemektir… 

Bu olgu öyle değişik bir ortamı getirdi ki şimdi an ve an hedefleri olan bizim PETROSAVAŞ dediğimiz dünya enerji kaynaklarını kendi bünyelerinde organize bir biçimde tutmalarını sağlayacak senaryoları yapmaları, bunu yaparken ulusları aynı düzeyde aynı ortamda tutmaları, gelişmeyi önlemeleri ölçüsünde, ulusumuzu ve diğer ulusları yasal bir köle haline getirmeleri görebiliriz…

Yukarıda anlattığımız olgu çerçevesinde aynı ülke ve etnik grupları birbirine düşürerek belli bir amaç doğrultusunda belli bir düzende halkları köle yapmaya çalışan bu senaristler karşı önlem almak gerekir. 

Bizim doğu illerimizde de din simsarları bu senaryoyu daha kuvvetlendirmiştir, halkımızı işte yukarıdaki olgu gibi kullananlar siyasi amaçlarına ulaşmak için çalışıyorlar. 

Bir taraftan bilinçsiz halkımızı kendi toprakları içinde bulunan kişi ve ortamlara karşı kışkırtıp belli bir rant elde ettikten sonra belli bir etnik terör estirmeye başlıyorlar. 

Bu terör bazen sıcak bazen soğuk olarak ülkemizde kara para değimiz ve dünya gençliğinin baş belası uyuşturucu trafiğini bile bu halkımıza anlatılmıyor ve önlemler askari düzeyde kişisel çaba ile yapılırken madalyonunu arka tarafında çalışan sayınlar rant elde etmek için şeytanın bile aklına gelmeyecek senaryoları yapıyorlar veya yaptırıyorlar… 

Tabiki bunun fakında olmayan bilinçsiz halkımız fakirlikten ve kölelikten kurtulmak için bu tür dış odakların kölesi veya uşağı oluyorlar… 

Bu fark eğitim ve yaşam standartları ile uyuşuyor… 

Bizim narkotik emniyet teşkilatımız bunlara gerekli dersi her ortamda veriyor yanlız ortam öyle göründüğü gibi artık olmuyor…. 

Dış güçler devamlı PETROSAVAŞ bünyesinde egeleme yolarına gidiyorlar. 

İşte narko-terör dediğimiz olay burada rahar rahat görülüyor… 

2009 da kurulan K.G.M Sayesinde bu olayların yaz döneminde daha faal olarak oluşacağını tahmin ediyoruz, bir oluşum kurulurken önce alt yapı düzenine bakılmalıdır, bu düzen yapılana kadar kaçak olaylar ve olgular olabilir…. 

Bunun en bariz örneği pkk terör örgütü ile birlikte çalışan sözde dinci gruplar kısa adı ile F.G denilen gruplar sayesinde,  Şehirlerden verilen talimatlar ile bunlar sınır boylarında rüşvet karşılığı yolları temizliyorlar… 

Uluslar arası uyuşturucu trafiğine yardımcı oluyorlar hatta ülkemizde bu olayların yapılmasını sağlayan kişiler ve guruplar şu anda faal durumda bunları yönetiyorlar. 

Kendimize seçtiğimiz milletvekillerine bir bakalım... 

Millet vekili kavramını irdelersek bir bölgeden gönderilen  milletin temsilcisi olarak görebiliriz, bu kavramı biraz daha açalım isterseniz… 

Yani milletin emrinde olan kısaca milletin emrinde olmayı kabul eden kişilere milletvekili denir. 

Bu olgu içinde olacak olursak önceden ağalık yapmış veya iş sahibi olan vatandaşlar milletvekili statüsünü aldıktan sonra artık ağlık veya iş adamlığı veya kadınlığını unutmaları gerekir, bunu yapmak buyük bir özveri ve delikanlılık ister…

Bunu yapamayan kişiler örnek olarak şimdiki TBMM ÜYELERİ içinde bulunan ağalar ve iş adamları gösterilebilinir. 

Bu ağalar kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden kişilerdir… 

Bu arada kendilerini üstün görmeye devam eden bu kişiler günümüzde sözde halkını düşünen kişiler olarak göze çarmaktadır. 

Bu ağlar Ankara’da veya diyer şehirlerde otururlar çıkarları doğrultusunda kanun ve tasarı hazırlarlar ve bu tasarı kanuların arasında boğularak seçmenin hak ve hukukunu unuturlar sıkıldıkları esnada sözde seçmenini görmek için seçildikleri bölgelere ziyaret ederler. 

Yine bu arada  gidecekleri bölgenin güvenli olmasına son derece önem gösterirler bunun için iç hesaplaşma çok önem taşır… 

Güvenlik sağlanmıştır devlet ve kendi seçmen grubu güvenliğini sağlamış olarak halkın karşısına çıkar… 

Kuzular kesilir kahveler içilir… 

Sonra biraz seçmenler dinlenir… 

Sözler verilir… 

Sonra Ankara’ya dönülür… 

Bu kısır döngü bu olguda milletvekili dönem sonuna kadar devam eder… 

Gelen ve giderin güvenliği sağlayan devlet diye düşünmeyin, burada devlet piyon olarak kullanılır… 

Bu olgular olayların başında bizi gelir. 

Bir ters durumda hakem ve danışman yine o ağalardır çünkü güvenlik ve çıkarlar bunu gösterir kendileri de bunu bilirler sır ve bilgi işte burada saklıdır… 

İlerde milletvekili pozisyonları kalmayacaktır o zaman işlerini ve çıkarlarını gözeten bu gruplar olacaktır. 

Bu olgu çerçevesinde her türlü olay ve işlem Ankara’dan alınan talimatlar doğrultusunda yürütülür. 

Bu ölçülerde derler ya “kimse kimseye benzemez” yani “her koyun kendi bacağından asılır” yani tüm ağalar yukarıldaki gösterilen biçimde çalışmazlar, bazıları istisna olsa bile halkın çıkarları doğrultusunda çalışırlar ama bilinen şudur ki istisna kayideyi bozmaz. 

Bir de şu olay vardır parti değiştirmek yani tutarlı olmadan çıkarları doğrultusunda parti değiştirmek yani transfer olmak… 

Bunu olurken yine kendi çıkarlarını ön planda tutulur… 

Olguyu yapmayanlar ise  bakan koltuğunu kaptırmıştır… 

Belli bir düzeyde önceki hayatlarında yaptıklarını unutturmaya çalışan ufak insan topluluğu arkada kalan danışmanlardır, yalnız bunlar kanun ve tasarılarda lehte oy kullansınlar diye TBMM si çatısı altında para alırlar… 

Bu olguda kullanılan kişilere verilen vaatler susmak ve yap deneni yaptırmak için bu kesim kullanılır… 

Yine bu arada bundan sıkılan kişiler taraf değiştirebilir fakat bunları elde tutmak çok basitdir. 

Bunlar yalnız ve yalnız korkutularak yaşamları el atına alınır. 

Bu olgular böyle sürerken bizim millletin efendisi dediğimiz köylülerimiz ne yapmaktadır?.. 

İşte cevap... 

Efendiler köle ,köleler efendi oldu… 

Bu devleti yönetmek....

Yönetim çakaların elinde basite indirgendi. 

Örnek verecek olursak dış ülkelerden gelen uyuşturucu önce köylerimizde konuşlandı sonra buralardan pazarlandı… 

Devlet karakolları bombalandı… 

Terör korkusuna köylümüz sindirildi… 

Köyün içinde olan olaylar bir nebze olsun önemsenmedi… 

Afganistandan gelen uyuşturucu köyümüzde konuşlandı bunu bilen emliyet güçlerinin üzerine pkk terör örgütü gönderildi… 

İç kısımlarda din sömürüsü yapanlar hedef şaşırtdılar… 

Böylece din ve pkk terör örgütleri sayesinde içerde ve dişarda birsürü genç dimah zehirlendi… 

Aynı şekilde silah ve kaçak petrol Türkiye sınırlarından rahat rahat geçmeye başladı ve şu anda devamlı hedef şaşırtılarak bu sevkiyat yapılıyor engel olanlar yani emliyet güçlerimize bağlı timlere devamlı süikast ortamında terör bahane edilerek öldürülüyor son Bilgiler ve olayları görünümü bunların nerelerde olduklarının göstergesidir...  

Doguda neler oluyor?... 

Doğuda PETRO-SAVAŞ Oyunları doğrultusunda köylümüz kentlimiz ve genç nesil yavaş yavaş sömürülüyor ve bu iş uzadıkça görülen o ki artık devlet devlet değil devlere uşak. 

Yine bizler Türk halkı olarak etnik gruplar tabir edilen kürt toplumu sunnisi alevisi kısaca Türk olan herkez bu olaylara bir dur demeyi bilmeliyiz. 

Birde şu olay var ki enerji kaynaklarımız ve dünya enerji kaynakları yakın bir gelecekte bitme durumuna gelebilir.  

Şimdi bunun üzerinde planlar yapılıyor en yakın göstergesi ETİ Holdinge bağlı bor rezervimizi dış ülkeler almaya çaslışıyor…. 

Doğuda olan olaylar yakında iç bölgelerimize de sıçrayacaktır bunu bir uyarı olarak tüm ulusumuza duyurmak bizim asil görevimizdir… 

Dikkat, dikkat, yine dikkat… 

Uyanık olalım senaryolar her an değişikliğe uğrayabilir. 

Hedef Şaşırtma her an olabilir PETRO-SAVAŞ, ENERJİ-SAVAŞ olarak değişime her an Uğrayabilir…. 

Formül ise (DİN SÖMURUSU + TERÖR) + (UYUŞTURUCU TRAFİĞİ+KAÇAKÇILIK) + KARA PARA = (PETROSAVAŞ/ENERJİSAVAŞI)  

İşte güneyimizde bulunan KKTC nin eğitim politikaları ile TC nin politikaları aynı düzeyde gitmelidir fakat bu düzey bozulmaya yüz tutmuştur… 

Şimdi K.G.M kurulmuş ve bu konu gündemimizi zorlamaya başlamıştır Ergenekon davası, ve bulunan silah ve mühimmatlar arasında kalan bir Türkiye portesi ortaya çıkmıştır, olaylar olayları izlerken yapılan gizili senaryolar saklanmaktadır….

10th December 2011, Cessur Demirali GÜRSU tarafından yayınlandı 


(DİN SÖMURUSU + TERÖR) + (UYUŞTURUCU TRAFİĞİ + KAÇAKÇILIK) + KARA PARA 

http://cessurdemiraligursu.blogspot.com/search?updated-min=2011-01-01T00:00:00%2B02:00&updated-max=2012-01-01T00:00:00%2B02:00&max-results=50#!/2011/12/2000-2011-ve-devamnda-ben-hic-susmadm_9681.html