Yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2019 Perşembe

Noel Baba Küresel Sömürü Kültürü., BÖLÜM 2

Noel Baba Küresel Sömürü Kültürü., BÖLÜM 2



Aziz Nikolas tüm varlığını ihtiyacı olanlara, acı çekenlere, hastalara yardım ederek harcamayı seçti. Bu hayırseverlik zamanla bir efsaneye dönüştü. 

Aziz Nikolas hakkında birçok rivayet vardır, bunlardan en meşhur olanı bir baba ve üç kızı arasında geçer.

Fakir babanın kızlarının drahomasını oluşturmaya yetecek kadar parası yoktur, hiçbir erkek kızlarıyla evlenmek istemez, bu durumda kızların kötü yola 
düşme tehlikesi vardır. Ama Aziz Nikolas bir gece, yatağında uyuyan babanın açık penceresinden içeri altın dolu bir kese atar ve kızların kaderini 
değiştirmiş olur.

Hristiyanların yılbaşında dini bir bayram olarak Noel’i kutlamalarında hiçbir tuhaflık yoktur. Bir Hristiyan ister Hz. İsa’nın doğum günü olması gerekçesiyle 
ister bir başka sebeple 25 Aralık’ı ya da bir başka günü kutlayabilir. 
İsa peygamberin bu günde doğup doğmaması bu günü kutlayan Hristiyanların vereceği bir karardır. Bize düşen buna saygı duymaktır. Nitekim Osmanlı İmparatorluğu’nda yüzyıllarca Rumlar ve Ermeniler dini bayramlarını özgürce kutlamışlardır. 

Müslüman tebaa bu mevzuda çok duyarlı davranmış hatta karşılıklı birbirlerinin dini bayramlarını tebrik ettikleri çok kez tarihi kayıtlara geçmiştir.

Ancak İslam dini Müslümanların inanış ve ibadetlerinde Müslüman olmayanlara benzemelerini, onları taklit etmelerini ve onların dinlerinin sembolü 
olabilecek şeyleri yapmayı yasak etmiştir. Hele de bu sembol Noel Baba gibi putperest menşeili bir figürse bundan uzak durmak gerekir. 

Bu minvalde Noel Baba kılığına girmek, onun çocuklarımızın hayal dünyasına girmesine seyirci kalmak, çam ağacı alıp süslemek vs. doğru değildir.

“EY İMAN EDENLER! YAHUDİLERİ VE HIRİSTİYANLARI DOST EDİNMEYİN. ZİRA ONLAR BİRBİRLERİNİN DOSTUDURLAR. 

İÇİNİZDEN ONLARI DOST TUTANLAR (YAŞAYIŞ, ÖRF-ÂDET, KUTLAMA YÖNÜNDEN DOST TUTANLAR) ONLARDANDIR. 

ŞÜPHESİZ ZALİMLER TOPLULUĞUNA ALLAH-Ü TEÂLÂ YOL GÖSTERMEZ.” 
(MAİDE-51) 
VE 
“BİZ ALLAH-Ü TEÂLÂ’NIN VARLIĞINA, BİRLİĞİNE, HER ŞEYİ YARATAN O OLDUĞUNA İNANDIK, MÜSLÜMAN OLDUK DİYENLERİN ÇOĞU, BAŞKALARINA 
İBADET VE İTAAT EDEREK VE DAHA BİRÇOK HAREKET VE SÖZLERİYLE, MÜŞRİK OLUYORLAR.” (YUSUF-106) GİBİ PEK ÇOK AYETTE BU KONUDA ÇOK NET 
UYARILAR BULUNMAKTADIR.

Abdullah Bin Amr’ın naklettiği bir hadiste peygamberimiz şöyle buyurur. “Kim müşriklere ait bir toprakta bulunur, onların nevruzlarına katılır, onların 
bayramlarını kutlar ve ölünceye kadar onlarla birlikte bulunursa, Kıyamet Gününde onlarla birlikte haşrolunur.” Biz Noel’i falan kutlamıyoruz, sadece yeni 
bir yıla girerken masumca eğleniyoruz demek kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Çünkü yılbaşı dolayısıyla oluşan bu algı; yeni bir yılı karşılamak 
sebebiyle gülmek, eğlenmek; yeni yıla dair güzel dilek ve temennilerde bulunmak; ziyaretler yapmak, hediyeleşmek gibi masum davranışların çok ötesine geçiyor. Fener Ortodoks Rum Patriği Dimitrios Papadopulos bile ülkemizdeki bu kutlamalara ve Noel Babaya olan ilgiden dolayı şaşırmış ve şöyle demiş. 
“Noel Baba diye bilinen Aziz Nikolas, Hıristiyan âleminin sembolüdür. Türkiye’de özellikle son yıllarda, Noel Babaya karşı bir sempati doğduğunu, maketlerinin satıldığını müşahede ediyoruz. Noel yortuları, Hıristiyan âleminin bayramıdır. Yüzde 98’i Müslüman olan Türkiye’de, bizim bayramımıza olan bu ilgiyi emin olun hayretle karşıladım.”


Tabi bu arada Hz. İsa’nın doğumuna alternatif olarak Müslümanların Hicri takvime göre Muharrem ayının birinci gününü Hz. Muhammed’in doğum günü 
olarak kutlaması da bence doğru değildir. Çünkü dinimizin ne böyle bir emri vardır ne de peygamberimizin ölmeden evvel bu konuda bir iması. 

Müslümanlar için dini bayram ve günler bellidir. Ramazan ve Kurban Bayramları, Ramazan ayı, Kadir Gecesi ve bazı kandil günleri.

Günümüzde yılbaşı dolayısıyla yaşanan bazı durumları eleştirmek çoğu zaman gericilik ve çağdışılık gibi ithamlara maruz kalmanıza sebep olabiliyor. 
Milli Eğitim Bakanlığı yapmış, Köy Enstitüleri’nin kurulması, Dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesi ve ilk resmi ve telifli Türkçe ansiklopedinin hazırlanması 
gibi birçok önemli eğitim ve kültür hamlelerinde öncülük etmiş çok değerli bir yazarımız Hasan Ali Yücel 1940’lı yıllarda kaleme aldığı “Noel ve Yılbaşı adlı 
yazısında şöyle diyor.

“Gazetelerde bazı müesseselerimizin yaptıkları çocuk müsamerelerinde Noel babayı, başında kürklü külahı, sırtında gocuğu, elinde değneğiyle temsil 
ettiklerini gördüm. Bizim ananelerimizde Noel baba diye bir şahsiyet bilmiyorum. En eski bir tarihin sahibi olmakla beraber, Türk’ün her yılı, bir evvelkinden 
daha genç olarak Türk yavrusunun hayaline girmelidir. Kamburu çıkmış, soğuktan donmamak için deriden elbiseler giymiş, süpürge sakallı semboller bizde yoktur. Bizim ‘Ay Dede’miz ne kadar güler yüzlüdür; neşesinden yanakları elma gibi tortop olmuş, onun kadar taze ve canlıdır. Biz böyle tanıdık çehreler isteriz ve çocuklarımızın böyle güler yüzler görmeye alıştırılmasını bekleriz.
Esasen Avrupalılar, Hazreti İsa’nın doğumunu, doğduğundan dört asır sonra kutlamaya başladıkları zaman, mahiyeti tamamıyla dinî olan bu törene kendi 
ananelerini sokmaktan geri durmamışlardır. Noel babanın giyinişi, soğuk ülkelerin, karlı buzlu diyarların hatırasını taşır. Hıristiyanlığın çıktığı yerlerde kürke ihtiyaç olabilir miydi? Eğer dediğimiz gibi, putperest ananeler bu işe karışmasaydı, Noel ağacı, zeytinden olmalı idi. Noel baba ve onun telli pullu ağacı, bir cenuplu (güneyli) hayalinin mahsulü değildir, ancak bir şimallinin (kuzeylinin) ortaya çıkardığı sembol olabilir.”

Bugün bu tür eleştirileri yapabilecek yazar ya da aydınlardan ne yazık ki mahrumuz. Zihinlerimizin iyice abluka altına alınmasından olsa gerek eleştirmek 
bir yana aksine Noel kültürüne Hristiyanlardan bile daha fazla sahip çıkan ve benimseyen bir toplum haline geldik. Zihinlerimize henüz bu modern dünyanın 
kilitlerinin takılmadığı yıllarda bir başka değerli kalemimiz, ünlü Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya 1960’larda Noel hakkında çok daha sert bir üslupta şu 
tespitte bulunuyor.


“Memleketimize, herhalde, Beyoğlu’ndan giren, Haliç’i atlayarak Fatih’lere, Aksaray’lara, sonra Rumeli’ye ve Boğaz’ı aşarak önce Kadıköy’lere, Moda’lara 
ve sonra Üsküdar’lara ve oradan Anadolu’ya geçen bu bunak neyimiz olur: Babamız mı, dedemiz mi, amcamız mı, yoksa Avrupalılıktan pirimiz mi? İstanbul’un Tepebaşı’ndan Adana’nın Tepebağı’na kadar her yeri bilen, her yere uğrayan bu moruk kimdir, necidir? Bir resmine bakarsanız Havarilere, öteki resmine bakarsanız Rasputin’e benzeyen bu iskambil papazı, aramızda nenin nesidir… bunu hiç merak ettiniz mi?

SİZ BIRAKIN DA BEN SÖYLEYEYİM ONUN KİM OLDUĞUNU: 

O HAÇLI SEFERLERİNDEN KALMA BİR KILINÇ ARTIĞIDIR. 
O ZAMAN SİLAHLA GİREMEDİĞİ YERLERE, ŞİMDİ BEYAZ SAKALIYLA SAYGILAR VE SEVGİLER TOPLAYARAK GİREBİLİYOR. 
O EVİMİZE GİRERKEN EŞEĞİNİ KAPIMIZIN HALKASINA BAĞLAYAN BİR PİYER LERMİT’TİR… 

KARDEŞLERİNİ MUKADDES SAVAŞA HAZIRLAMAKTAN GELİYOR.” 
(P. LERMİT/1050-1115: 

HAÇLI SEFERLERİ SIRASINDA BÜTÜN AVRUPA’YI DOLAŞARAK HRİSTİYANLARI MÜSLÜMANLARA KARŞI SAVAŞA İKNA EDEN FRANSIZ VAİZ.)


Kenarları beyaz işlemeli kaftanı, kırmızı şapkası ve çizmeleri, pamuk gibi bembeyaz sakalı ve geyikler tarafından çekilen kızağıyla gelip çocukların odasına girip hediyeler veren Noel Baba imajı nasıl meydana gelmiştir?
Aslında Noel Baba figürü, New York’lu bir Protestan edebiyat hocasının, Clement Clark Moore’un hayalinden çıkmış bir dinsel figürdür. C. C. Moore, 1822 
yılında “Noel’den Önceki Gece” başlığını taşıyan bir şiir yazar ve Aziz Nikolas’ın Noel arifesinde, yani 24 Aralık’ta dünyayı ziyaretini anlatır. 

Buna göre Aziz Nikolas, bembeyaz sakalları olan ve Ren geyiklerinin çektiği bir kızakla yolculuk yapan biridir; heybesinde oyuncaklar taşır ve gece vakti 
evlerin bacalarından girerek çocukların ayakkabılarının içine oyuncak bırakır. 19. Yüzyılın etkili karikatüristlerinden olan Thomas Nast ise 1860’lı yıllarda Harper’s Weekly dergisi için yaptığı çizimlerle Noel Baba figürüne görsel kimlik kazandırır.


Ancak bugün Noel Baba olarak zihinlerimizde canlanan görüntü 1930’lu yıllara aittir. Kapitalist dünyanın en büyük şirketlerinden biri olan Coca Cola Noel Baba’yı ticari anlamda bir ikon haline getirir. 1929 yılındaki büyük ekonomik kriz Amerika’da her şeyi alt üst eder. Binlerce banka ve şirket iflas eder. İşsiz ve aç yığınlardan oluşan uzun yardım kuyrukları meydana gelir. Kapitalizmin bu derin bunalımının insanları sürüklediği depresyon halini yok etmek için sinema ve reklam sektörü kolları sıvar.

Sokaklarda yarı aç yarı tok yaşayan insanların gülecek hali kalmamıştır ama sinema ve reklam panoları gülen, dans eden insanlardan geçilmez. 

İşte böyle bir ortamda, 1930 yılında, Coca Cola şirketi, Noel Baba’yı yeniden ürettir. Şirket İsveçli ressam Haddon Sundblom’a Noel Baba’yı çizmesi için 
teklif götürür. Bu teklifi kabul eden Sundblom’un Noel Baba’sının ülkeden ülkeye farklılık gösteren giysisinin rengi bile Coca Cola’nın rengi olan kırmızı beyaz ile değiştirilerek tescillenir. O güne kadar dünyevi zevklere mesafeli duran ama dinsel kimliğini de çok ön planda tutmamaya özen gösteren biri olarak çizilen Noel Baba, bundan sonra, kapitalizmin en güçlü ve yaygın figürlerinden birine dönüşür. O günden sonra Noel Baba her yerdedir.

HER SENE GAZETELER, DERGİLER VE TELEVİZYONLAR NOEL’DE NE TÜR HEDİYELER ALABİLECEĞİMİZE İLİŞKİN SAYISIZ ÖNERİLERDE BULUNURLAR. 
MUTLULUĞUN YOLU SATIN ALMAKTIR. SATIN ALIRSAK MUTLU OLACAĞIMIZ BİLİNÇALTIMIZA İŞLENİR. 

VİTRİNDE GÖRDÜĞÜMÜZ O HARİKA MONT BİZDE BİR RAHATLAMA OLUŞTURACAK MI? ŞU AYAKKABI BİZİ DAHA ŞIK GÖSTERECEK Mİ? 
BU PARFÜM İNSANLARI ETKİLEMEMİZİ SAĞLAYACAK MI? TÜKETİM DİNİ BİLİNÇALTIMIZA YÖNELEN BU SORULARLA BİZİ MÜRİDİ YAPMANIN 
YOLLARINI ARAR.


Yılbaşı kutlamalarının en çok körüklenen yönü hediyeleşme kültürüdür. Küresel sermayenin satışlarını artırmak için uydurduğu yılbaşı kültleri, geleneksel 
kültürün pazarlama üzerindeki etkisini göstermesi açısından oldukça önemli bir göstergedir. Satışı yapılacak her ne varsa bir inanış icat edilerek parlatılıp 
satışa sunulmaktadır. Noel ile ilgili üretilen imge ve simgeler, her şeyden önce küresel tüketim aracına dönüştürülmüştür. Kırmızı-beyaz renkleri, masal 
dünyasını yansıtan resimleri ve “sevimli, ihtiyar, yardımsever dede” tiplemesiyle Noel Baba, Hristiyan kültürünün en illüzyonist ve en fazla gelir getiren 
buluşudur.*

Yılbaşı ile ilgili icat edilen Noel Baba ve benzeri tüm metaların arka planında küresel sermaye vardır. Bu yüzden pazarlanan tüm ürünler yılbaşı ile çeşitli 
yollarla ilişkilendirilmiştir. Noel baba kültü yalnızca kapitalist tabanlı bir sömürü hareketi olmayıp kültürel ve dini bir değersizleştirme ve köleleştirme projesidir. 
Kendi dini ve milli bayramlarımızın içi boşaltılırken Noel aracılığıyla ülkemizde Noel Babaların, süslenmiş çam ağaçlarının ve hediye mahiyetine büründürülmüş 
çanların gölgesinde ekonomik ve kültürel bir sömürüye seyirci kalıyoruz. Türk Milleti bu tablo karşısında gaflet ve özenti halinden kurtulmalı, kendi dini, 
milli ve manevi değerlerine sahip çıkmalıdır.

Kaynakça:

1. Ana Britannica / 
2. İncil / 
3. Kuran-ı Kerim / 
4. Meydan Larousse / 
5. The Christmas Encyclopedia / 
6. Vikipedi Ansiklopedisi / 
7. Watchtower Online Kütüphane
8. Yılbaşı Mı Kutluyoruz Noel Mi, Doç. Dr. Pervin ERGUN, Gazi Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Halk Bilimi Bölümü (*) İşaretli cümle ve paragraflar bu makaleden doğrudan alıntıdır.
9. Noel ve Yılbaşı Üzerine, Ahmet HÜSEYİNOĞLU, Semerkand Dergisi http://semerkanddergisi.com/noel-ve-yilbasi-uzerine/
10. Nedir Bu NoeL ve Kimdir Bu NoeL Baba?, Akademi Dergisi http://www.akademidergisi.com/2013/12/noel-yilbasi-nedir-noel-baba-kimdir-protestanlik-aziz-nikolaos.html
11. Yeni yıl, Hz. İsa, Noel Baba!, Ali BULAÇ, Zaman Gazetesi http://www.zaman.com.tr/ali-bulac/yeni-yil-hz-isa-noel-baba_1071860.html
12. Yılbaşı (Noel) Gafleti Yaklaşırken, Mustafa YAZGAN, Zaman Gazetesi http://www.zaman.com.tr/mustafa-yazgan/yilbasi-noel-gafleti-yaklasirken-2_308928.html
13. Ataları Pagan Tanrıları Yanında, Noel Baba Daha Dünkü Çocuk, Serenti http://www.serenti.org/atalari-pagan-tanrilari-yaninda-noel-baba-daha-dunku-cocuk/
14. Noel Baba’nın Kısa Tarihi, Atlas Online http://www.kesfetmekicinbak.com/noel-babanin-kisa-tarihi/1905n.aspx
15. Noel Baba Efsanesi ve Coca-cola “Gerçeği”, Okan NALAÇICI, Bianet http://www.bianet.org/biamag/dunya/143066-noel-baba-efsanesi-ve-coca-cola-gercegi
16. Noel Baba Türk Oğlu Türktür, Lütfullah GÖKTAŞ, NTVMSNBC http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/193754.asp


https://indigodergisi.com/2014/12/kuresel-somuru-kultu-noel-baba/


****

Noel Baba Küresel Sömürü Kültürü., BÖLÜM 1

Noel Baba Küresel Sömürü Kültürü., BÖLÜM 1 



Yazar
Ahmet Özaysın
22 Aralık 2014



Kırmızı – Beyaz Renkleri, masal dünyasını yansıtan resimleri ve “sevimli, ihtiyar, yardımsever dede” tiplemesiyle Noel Baba, Hristiyan kültürünün en illüzyonist ve en fazla gelir getiren buluşudur.

Aralık ayını bitirmek üzere olduğumuz şu günlerde yeni yılı kucaklamamıza çok az bir süre kaldı. Bu yılsonunda da diğer yıllarda olduğu gibi şehirlerimizin sokaklarında, alış-veriş merkezlerinde, mağazalarında ve televizyon başta olmak üzere tüm yazılı ve görsel medya organlarında yeni yılı karşılama hazırlıkları kendini göstermeye başladı. Eğlence mekânlarında rezervasyonlar yapılıyor, vitrin camları yeni yıl figürleriyle süsleniyor, televizyon kanalları yeni yıl programlarının reklamlarını veriyor, yeni yıl hediyeleri alınıyor, çam ağacı siparişleri veriliyor ve her köşe başında kırmızılar içinde Noel Baba karşımıza çıkıyor.

Miladi takvime göre her yıl 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece ülkemizde, Hristiyan âleminde ve dünyanın pek çok ülkesinde yılbaşı olarak kutlanıyor. 
Bu kutlamalarda kimi kesimler büyük bir heyecan ve coşku içinde çılgınca eğlenirken, kimi kesimler de Hristiyanlığa ait olduğu gerekçesiyle bu kutlamalara şiddetle karşı çıkıyor. Toplumun önemli bir kısmı için ise bu günün diğer günlerden hiçbir farkı yok. Fakat bir taraftan da bu günü Hristiyanlara özel bir gün değil de sadece yeni bir yılın gelişi olarak algılayıp kutlayan azımsanamayacak sayıda Müslüman bir kitlenin olduğu da aşikâr.

PEKİ, YILBAŞI KUTLAMALARI İLE NOEL KUTLAMALARI AYNI ŞEY MİDİR? NOEL KUTLAMALARI NEYİ TEMSİL ETMEKTEDİR? BU YILBAŞI KUTLAMALARINDAKİ NOEL BABA FİGÜRÜ KİMDİR?

Yılbaşı kutlamalarını üç başlık halinde değerlendirmek gerekir;

1. Hz. İsa’nın doğum günü.
2. Pagan inanışlar ve Noel Baba
3. Tüketim kültürü


Hz. İsa’nın doğum gününü veya vaftiz gününü temsil eden ve Hristiyanlarca kutsal bayram olarak kutlanan Noel, İngilizcesiyle Christmas, 
Batı Hristiyanları tarafından 25 Aralık’ta, Doğu Hristiyanları tarafından ise 6 Ocak’ta kutlanan dini bir bayramdır. 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece yapılan 
yeni yıl kutlamaları Noel bayramına özenilerek edinilmiş alışkanlıklardır. Bu durumda yılbaşı ve Noel özünde birbirinden farklı olmakla birlikte, geleneksel ve 
kültürel anlamda birbirine karışmış haldedir.
Noel Hz. İsa’nın doğumunun kutlanmasıdır ancak ne zaman doğduğu hakkında elimizde hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Doğduğu gün değil, doğduğu yıl bile 
tam olarak bilinmemektedir. İncil İsa doğduğu sırada çobanların Beytlehem dolaylarında sürülerine bakmak için geceleri kırlarda kaldığından söz eder. 
(Luka 2:8) 

Genellikle Ekim ayında soğuk, yağmurlu mevsim başladığından çobanlar, özellikle Beytlehem dolayları gibi yüksek yerlerde geceleyin koyunlarını korunaklı ağıllara götürürlerdi. Havaların en soğuk olduğu dönem Aralık ayıydı, hatta bu dönemde kar yağardı. Bu durumda İsa’nın 25 Aralık ya da 6 Ocak’ta doğmuş olamayacağı sonucuna rahatlıkla varılabilir. Aralık ayından çok daha öncesinde doğmuş olması daha akla yatkın görünmektedir.

PEKİ, HZ. İSA’NIN DOĞUM TARİHİ BİLE BİLİNMEZKEN NASIL OLUYOR DA NOEL ONUN DOĞUMUNA İTHAF EDİLEN BİR BAYRAM OLABİLİYOR? 

BU ÇELİŞKİYİ ANLAMAK İÇİN HRİSTİYANLIĞIN TARİHİNE BAKMAMIZ GEREKİYOR.

Roma İmparatorluğu’nda Pers kökenli askerler, I. Justinianos devrinde (527-565) kabul edilen takvime göre, 25 Aralık tarihini kendi çok tanrılı dinlerine göre 
Güneş Tanrısı Mitra’nın geceye karşı zaferi olarak kutlarlardı. Çünkü o tarihten itibaren günler uzamakta, geceler kısalmaktaydı. 
Onların inanışında 25 Aralık gece yarısında, Tanrı Mitra bir mağara karanlığında doğmuştur. Esasında olay Dünyanın Güneş çevresinde dönerken Güneş’e en 
uzak olduğu noktada, o tarihin en kısa gündüz ve en uzun gece olmasından ibarettir.
Bu gelenek Mısır’da Firavunlar dönemindeki Güneş Tanrısı Amon-Ra içinde söz konusuydu. Onlar da aynı sebeple Amon-Ra’nın doğumunu 6 Ocak’ta kutlarlardı 
ve Pers geleneğinde olduğu gibi mağarada karanlıkta doğduğuna inanırlardı.


Roma imparatoru Augustus (MÖ 63-MS 14), bu pagan geleneğini benimseyip devletin en büyük bayramı ilan ettiğinde, 25 Aralık, Natalis (Latince doğum 
anlamında) yani Noel bayramı Roma imparatorları için kutlanır oldu. 25 Aralık’ta günlerin tekrar uzamaya başlamasıyla ışığın karanlığı mağlup ettiğine inanılırdı. 

Bundan dolayı da Güneş Tanrısı Mitra’nın doğum günü olarak kutlanır oldu. Mağlup Edilemeyen Güneş, imparatorluğun dini olarak kabul edilirken, imparator da güneş tanrısının yeryüzündeki temsilcisi ve bedenleşmiş hali olarak görüldü.
Zamanla Hristiyanlığın Roma’nın resmi dini haline gelmesiyle bu pagan bayramının Hristiyanlığın kutsal günü haline dönüşmesi uzun sürmedi. 
Hz. İsa’ya ve Hristiyanlığa rağmen Avrupalılar, pagan tanrılarına bağlı inanç ve geleneklerini sürdürmeye devam edince Roma İmparatoru 
I. Constantinus (272-337)

 “Yeni güneşimiz İsa’dır; madem pagan inançları silemiyoruz biz de İsa’nın doğumunu bu tarihte kutlayalım demiştir”.* Hristiyanlığın yayılmasından sonra 
da devam eden pagan gelenekler Kitab-ı Mukaddes’teki bazı ayetlere dayandırılarak yeni dine adapte edilmiştir.

Kitab-ı Mukaddes Eski Ahid’deki Malaki kitabında Mesih’in “salah güneşi” olarak geleceğine işaret edilmesi (Fakat size, ismimden korkanlara, salah güneşi, 
kanatlarında şifa olarak doğacak Malaki, 4: 2) ve Yuhanna İncili’nde İsa’nın “dünyanın nuru” olduğunun belirtilmesi (Bundan sonra yine İsa onlara 
söyleyerek dedi: Ben dünyanın nuruyum, benim ardımca gelen karanlıkta yürümez ve kendisine hayat nuru olur. Yuhanna, 8: 12), güneş kültünün 
Hristiyanlığa yerleşmesini kolaylaştırmıştır. Güneşin her gün yeniden doğması ve ölmesi, dünyanın nuru ve güneşi olan İsa’nın ölüp dirilmesine benzetilmiş, 
Noel günlerinde “yeni güneşimiz İsa’dır” denmeye başlanmıştır. Güneşin geri dönmesi için yapılan bütün ibadetler, Hz. İsa için yapılmaya başlanmıştır.*
Hristiyan âleminde yılbaşı kutlamaları Noel (24 Aralık), Şükran günü (26 Aralık) ve festival 31 Aralık) olmak üzere üç aşamalıdır. Bunlardan ilki Noel çamı ve 
Noel Baba ile ilgili uygulamaları; ikincisi ailece ve dostlarla yenecek hindili ziyafeti, üçüncüsü de içki kültürünü ön plana çıkarmaktadır.


Bu bilgiler ışığında bakıldığında Noel’in tümüyle pagan kökenli olduğu ve İncil’deki ayetlerin çarpıtılmış bir biçimi olduğu görülüyor. Dolayısıyla Hristiyan 
bayramı olarak gözüken Noel’in gerçek Hristiyanlıkla hiçbir ilgisi yoktur. Noel’in Hristiyan bayramı haline gelmesinde bu dönemdeki Roma İmparatorluğunun 
çeşitli siyasi hesaplarının da payı vardır. Dağılma sürecindeki Roma Hristiyanlık üzerinden sağlam bir zemin oluşturarak imparatorlukta birlik ve bütünlüğü 
sağlamak istemiştir. Bunun yanı sıra halkın eski inanışlarından tümüyle kopamaması ve pagan inanışları yeni dinin içinde bir şekilde devam ettirmesi de 
etkili bir faktördür. Hatta pagan adetlerin dinde bu denli yerleşmesinde rahipler in de büyük etkisi olmuştur. Bazı Hristiyan din adamları dini putperestler 
için cazip hale getirmenin peşine düştüler. Hristiyanlığın öğretilerini öğretmekten ziyade kiliseleri doldurmayı amaç edindiler. Bu süreçte putperest kökenli adetlere göz yumdular. Bir süre sonra da bunları benimsemeye başladılar.

Hristiyanlığın pagan inanışla iç içe geçmesi yüzyıllarca devam etti. Örneğin Mexico’daki El Universal adlı bir gazete şunları söylüyor. “Farklı dinsel 
topluluklardaki rahipler Aztek tören takviminin Katolik ayin takvimi ile aynı olmasının avantajını kullanarak bunu vaaz etme ve misyonerlik işlerini 
desteklemek üzere kullandılar. İspanyollardan önceki tanrısal güçleri anma törenlerinin yerine, Hristiyanların inandığı tanrısal güçler için yapılan 
kutlamaları koydular”. Bu ve bunun gibi uygulamalarla pagan inanışın tesirleri Hristiyanlığın içine sağlam bir şekilde yerleşti.

OYSA NOEL KUTLAMALARI İLE BAĞLANTILI EĞLENCE KÜLTÜRÜ HRİSTİYANLIKLA TERS DÜŞMEKTEDİR. 

“ÇILGIN EĞLENCELER, İÇKİ ALEMLERİ, YASAK CİNSEL İLİŞKİLER, EDEPSİZ DAVRANIŞLAR, ÇEKİŞME VE KISKANÇLIK İÇİNDE OLMAYIP, 
GÜNDÜZ VAKTİNDE OLDUĞU GİBİ TEMİZ BİR YAŞAM SÜRELİM.” 
(ROMALILAR 13:1)

Noel Baba kimdir sorusuna gelecek olursak;

Efsanevi Hıristiyan inanışına göre; Miladi 4. yüzyılda (M.S. 350 yıllarında) Anadolu’da Myra (bugünkü Demre-Antalya) yöresinde yaşamış olan Aziz Nikolas 
adındaki Hıristiyan azizi, Roma İmparatoru Konstantin’in rüyasına girdi ve idama mahkûm edilen üç subayı kurtardı. Bu olaydan sonra ünü gittikçe yayılan 
Nikolas, zamanla Rusya ve Yunanistan gibi ülkelerin, hayır kurumlarının, loncaların, çocukların, denizcilerin ve bazı şehirlerin koruyucu azizi olarak benimsendi. 

Adına Avrupa’da pek çok kilise yapıldı. Çocuklara özel armağanlar getirdiğine inanılan ve Noel Baba olarak anılmaya başlayan Aziz Nikolas efsanevi bir kişiliğe 
büründü.


Aziz Nikolas’ın Noel Baba hâline sokulması ilk önce Almanya’da görüldü. Bu efsanevi gelenek zamanla Protestan kiliselerin çoğunlukta olduğu Avrupa 
ülkelerinde yayıldı. Sonra ABD’nin New York şehrine gelip yerleşen Hollandalı Protestanların Aziz Nikolas’ı iyiliksever bir kimse olarak anmaları da çok 
sevilmesine yol açtı. Asıl adı Sinterklaas (Saint Nicolas) olan Hollandaca kelime, New Amsterdam’a (New York) göç eden İngilizler tarafından yanlış 
telaffuz edilmesi sonucu Santa Claus olarak İngilizceye yerleşti. Santa Claus, kökleri Aziz Nikolas’a dayanan bir Hollanda halk hikâyesinden doğdu. 

2 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR.,,

***