ilçe komiteleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilçe komiteleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2018 Perşembe

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ SİYASİ PARTİ SİSTEMİ BÖLÜM 3


AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ SİYASİ PARTİ SİSTEMİ BÖLÜM 3



3.3 İki Büyük Parti: Demokratik Parti ve Cumhuriyetçi Parti
3.3.1 Demokratik Parti

Selef partisi Demokratik Cumhuriyetçi Parti’dir. 1828’de kurulmuştur. 40 milyon üyesi bulunmaktadır. Senato’da 100 sandalyeden 44 tanesini, Temsilciler Meclisi’nde ise 435 sandalyenin 188 tanesini almıştır. Ayrıca 50 eyalet valisinin 18’i, 6 Bölge Valiliğinden 3’ü Demokratik Partilidir. Parti Başkanlığı görevini Florida eyaletinden Debbie Wasserman, Parti Sekreterliği görevini ise Maryland eyaletinden Stephanie Rawlings-Blake yürütmektedir. Senato’daki azınlık liderleri Nevada eyaletinden Harry Reid, Temsilciler Meclisi’ndeki azınlık liderleri ise Kaliforniya eyaletinden Nancy Pelosi’dir. Illinois eyaletinden Devlet Başkanı Barack Obama ve Delaware eyaletinden Başkan Yardımcısı Joe Biden bu partidendirler. Demokratik Partili ilk ABD başkanı, Andrew Jackson’dır.

3.3.2 Cumhuriyetçi Parti

Selef partisi Whig Partisi ve Özgür Toprak Partisi’dir. 1854’te kurulmuştur. 30,7 milyon üyesi bulunmaktadır. Senato’da 100 sandalyeden 54 tanesini, Temsilciler Meclisi’nde ise 435 sandalyenin 246 tanesini almıştır. Ayrıca 50 eyalet valisinin 31’i, 6 Bölge Valiliğinden 2’si Cumhuriyetçi Partilidir. Parti Başkanlığı görevini Wisconsin eyaletinden Reince Prebus yürütmektedir. Senato’daki çoğunluk liderleri Kentucky eyaletinden Mitch McConnell, Temsilciler Meclisi’ndeki başkanları ise Wisconsin eyaletinden Paul Ryan’dır. Abraham Lincoln, Cumhuriyetçi Partili ilk ABD Başkanı’dır.

4. ABD SEÇİM SİSTEMİ

ABD’nin seçim sisteminden bahsederken, “Demokrasi” ve “Cumhuriyet” kavramlarından da bahsetmek yerinde olacaktır. “Cumhuriyet” halkın, kişisel inançları, vicdanları ya da diğer etmenler nedeniyle, doğru olduğuna inandıkları şekilde hareket etmekte özgür oldukları temsilcileri seçtiği sistemken, “Demokrasi” ise temsilcilerin, kişisel inançları ne olursa olsun kendi bölgeleri/eyaletleri ya da ulusal düzeyde kendilerini seçen seçmenlerin verdiği vekâlete uymalarının beklendiği sistemdir.
ABD anayasasını yapanlar, ABD’yi bir cumhuriyet olarak tasarlamışlar fakat sonrasında ABD, seçilenlerin koltuklarını korumak için kendilerini seçenlerin isteklerine sadık kaldıkları bir demokrasi hâline geldiği görülmektedir. ABD seçim sistemine bakıldığı zaman, ABD Anayasası’nı kaleme alan demokratların, başkan seçimi gibi önemli bir görevi kitlelere vermeyi uygun bulmadıkları, ironik bir şekilde aslında çok da demokrat olmadıklarını söylemek yanlış bir tespit olmayacaktır. Zaten o zamanki seçmen kitlesi beyaz, erkek ve toprak sahibi olanlardan oluşmaktaydı.

ABD siyasetine bakıldığında, azletme, bireysel silahlanma, kürtaj, vs. gibi konularda “Cumhuriyet” ruhunun canlandığı gözlemlenmektedir. ABD’de hem federal hem eyalet görevlilerini, ayrıca valileri ve hâkimleri de halk seçtiği için, bir süre sonra halkın seçimlerden soğumasının önüne geçmek amacıyla çoğu eyalette seçmenler, genelde eyalet görevlileri ve federal görevliler için aynı anda oy kullanmaktadır.
ABD’deki seçimlerden bir örnek verilecek olursa, 2004 Kuzey Carolina’da, Charlotte şehri için aynı anda başkan, başkan yardımcısı, senatör, temsilciler meclisi üyeleri, vali, vali yardımcısı, 7 diğer yürütme üyesi, 5 eyalet yargıcı, yerel yargıçlar, eyalet senatörü, eyalet temsilcisi, ilçe belediyesi temsilcisi seçilmiştir. Bu sisteme “long ballot” (uzun oy pusulası) adı verilmektedir. Ama seçmenler başkanlık dışındaki adaylara daha az önem atfetmesinin ya da hiç önem atfetmemesinin bir sonucu olarak, ABD genelinde seçmenlerin 25% ine varan kısmı başkan adayı dışında oy pusulası üzerinde herhangi bir işaretleme yapmamaktadır. Bu yüzden bazı eyaletler eyalet yöneticilerinin seçimlerinin başkanlık seçimleriyle aynı seçimde olmaması için mevzuat değişikliğine gitmiştir.
Federal görevlerle ilgili seçimler, Kasım ayının ilk Salı günü çift sayılı yıllarda yapılmaktadır. Başkan ve genelde diğer görevliler ölürse yerine biri geçmekte olup ülkemizdeki gibi bir erken seçim sistemi bulunmamaktadır. ABD seçim sisteminin başka bir dikkat çekici özelliği ise Amerikan hükümetlerinin güvensizlik oyuyla düşmemesidir.

4.1 Başkanlık Seçimi ve Seçmenler Kurulu (Electoral College)

ABD’deki “Seçmenler Kurulu” sistemi, çoğu kişinin aşina olmadığı, sıradan çoğu ABD vatandaşının bile 2000 yılına kadar bilmediği bir sistem olma özelliğini taşımaktadır. ABD’de seçmenler, bir başkan ve başkan yardımcısı için oy verirken, aslında Başkanlık Seçmenler Kurulu üyeleri için oy vermektedirler.
 ABD Anayasası Madde 1 Bölüm 2’de, Kongre Üyeleri ya da güven ya da kâr amaçlı herhangi bir görev üstlenmiş görevliler dışında herkesin bu kurulun üyesi olabileceği ifade edilmiştir.  Bu öngörü, aynı zamanda federal hükümet için çalışan asker ya da sivil herhangi birinin bu kurulda yer almasını engellemektedir. Başkan ve Başkan yardımcısı için bu üyeler oy kullanmaktadır.
 Başkanlık seçimleri 4 yılda bir Kasımın ilk pazartesinden sonraki Salı günü yapılmaktadır. Seçmenler Kurulu Üyeleri, kendi eyaletlerinde Aralık ayındaki ikinci Çarşambadan sonra toplanırlar. Her ne kadar temsil ettikleri adaylara oy vermeyi taahhüt etseler ve o adaylara oy vermeleri beklense de, fakat böyle bir zorunlulukları bulunmamaktadır. Seçim sonuçları, seçimin yapıldığı yılı takip eden yılın 6 Ocak günü Kongrenin ortak oturumunda sayılır ve ilân edilir. Kazanmak için 538 Seçmen Kurulu Oyundan 270 tanesini almak gerekmektedir.
Seçmenler Kurulu sisteminin demokrasiye fazla bir katkısı olmamakla birlikte, kabul edilme şekli bakımından tüm eyaletlerin fedakârlığı ve uzlaşmasını bünyesinde barındırması bakımından önem taşımaktadır. ABD Anayasa taslağı tartışılırken, ABD Başkanı’nın Kongre, eyalet valileri, eyalet meclis üyeleri, belirli bir oy alan Kongre üyeleri, genel seçim ile seçilmesi gibi yöntemler de tartışılmıştır. Seçmenler Kurulu sisteminin kabul edilmesi hâlinde George Washington’ın seçileceği öngörülmüş olmasına rağmen, bu sistem kabul edilmiştir. Bu sistem, değişik eyalet ve federal menfaatleri bir araya getirmek, başkanlık seçiminde popüler katılımı sağlamak, nüfusu az olan eyaletlere biraz avantaj sağlamak, Başkan seçimini Kongreden bağımsız tutmak, seçim sürecini de siyasi manipülasyondan uzak tutmak saikleriyle ortaya çıkmıştır.
Washington ortada bir engel olmamasına rağmen, 3. dönem Başkan olmayacağını açıklayınca Adams, Hamilton olmadan onun programını devam ettirmeyi denemiştir. Adams’ın görüşlerini karşı olanlar, Thomas Jefferson’u seçim yarışına sokmuştur. Başkanlık seçiminde Adams az farkla Jefferson’a üstünlük saplayınca ve Jefferson da bu üstünlüğü kabul edip başkan yardımcısı olmuştur. Buna karşılık Adams da üst üste ikinci dönem Başkan seçilebilmek için Temsilciler meclisini manipüle edebilecekken böyle yapmayarak ikinci dönemde iktidarı Jefforson’a devretmiştir. Bütün bu gelişmeler Bunlar hep demokrasi kültürünün oturmasında rol oynamış ve böylelikle seçmenler kurulunun meşruiyeti perçinlenmiştir.

Bu sistem tartışıldığı zaman, Seçmenler Kurulu üyelerinin nüfusa dayalı olarak oluşturulması gündeme gelince, köle barındıran eyaletler, nüfusun hesaplanması bakımından, kölelerin oy hakkı olmamasına rağmen, her 5 kölenin 3 köle olmayana eşit sayılmasını teklif etmiştir. Her eyalet kongre üyesi ve senatör sayısı (iki) kadar Seçmeler Kurulu üyesi seçecek şekilde Seçmenler Kurulu sistemi oluşturulurken, nüfusu düşük olan eyaletler, nüfusu çok olanlar lehine taviz verirken, kurulun üyelerinin nasıl seçileceği ise her eyaletin kendisine bırakılmıştır ve bu serbestinin ardından yatan neden de köleliğin tartışma dışı kalmasının istenmesidir.
Şu anki sistemde Başkan Yardımcısını da halk seçmektedir fakat sistemin ilk hâlinde, her kurul üyesi 2 ayrı başkan adayı için oy vermekteydi ve başkan yardımcısı için oy vermemekteydi. Şimdi ise kurul üyeleri, Başkan ve Başkan Yardımcısı için birer oy kullanmaktadır. Başkan seçilmek için kurul üyelerinin oylarının yarıdan fazlasının alınması gerekmektedir. En fazla oyu değil, yarıdan fazla oyun Başkan alanın Başkan olmasının arkasındaki gerekçe, nüfusu fazla olan eyaletlerin seçimdeki belirleyiciliğinin seviyesini azaltmaktır.
2000 yılındaki Başkanlık seçimlerine kadar ABD seçmenlerinin çoğu, bu sistemden haberdar değildi ve çoğu ABD seçmeni, doğrudan Başkan’ı seçtiğine inanmaktaydı. 2000 yılındaki Başkanlık seçimlerinde, sırf ABD değil, tüm dünya Seçmenler Kurulu sistemini tanıdı. Federal Yüksek Mahkeme’ye taşınan Bush v. Gore davasında, Al Gore Bush’tan fazla Seçmenler Kurulu oyuna sahip olduğu halde ikisi de Florida’nın 25 Kurul Üyesi oyunu almadan başkan olamıyordu. Florida eyaletindeki oy pusulaları ise oy sayım makinelerinin hatalı oy saymasına neden olacak şekilde tasarlanmıştı. Makine ile yapılan sayımda, pek çok geçersiz oy vardı ve Florida eyaletindeki seçimleri kimin kazandığı belli değildi. Florida Yüksek Mahkemesi, seçimleri Al Gore’un kazandığını ilân etti. Fakat davayı Federal Yüksek Mahkeme’ye götüren George Bush’un itirazı Mahkeme tarafından kabul edildi ve Mahkeme, geçersiz oyların elle sayımının yapılmasına karar verdi. Bu gelişmeyle elle yapılan sayım sonucunda seçimin ABD çapındaki galibi George Bush oldu.

FLORIDA EYALETİNİN “PALM BEACH” SEÇİM BÖLGESİNE AİT OY PUSULASI: DEMOKRATLAR İLGİLİ SÜTUNDA 2. SIRADA YER ALMALARINA RAĞMEN OY PUSULASINDA 3. DELİK KENDİLERİNE VERİLMİŞTİR, OY SAYIMIYLA İLGİLİ KARIŞIKLIK DA BU NEDEN ÇIKMIŞTIR.

ABD Anayasası, her eyalete kongredeki toplam temsilci sayısı kadar Seçmenler Kurulu üyesi seçme hakkı tanımıştır. Bu durumda, her eyalet en az 3 üye seçebilmektedir. 1961’deki 23. Anayasa değişikliği ile Columbia Bölgesi’ne (District of Columbia) fazladan 3 üye hakkı tanınmıştır. En çok üye, 55 kişiyle Kaliforniya eyaletinindir. Her 10 yılda bir nüfus sayımı yapılarak, eyaletlerin nüfusuna göre üye sayısı yeniden ayarlanmaktadır.  Başka bir deyişle eyaletler, zamanla üye kazanıp kaybedebilmektedirler.
ABD'nin ilk yıllarında, eyaletlerin yarıdan fazlasında seçmenler kurulu üyeleri, eyalet meclislerinde seçilmekteydi. Seçme ve seçilme hakkıyla ilgili olumlu gelişmeler olunca, Seçmenler Kurulu Üyeleri’ni seçme hakkı, seçmenlere verilmiştir. Seçmenlerin her eyalette bu üyeleri nasıl seçeceği, Anayasayla tamamen eyaletlere bırakılmıştır, fakat günümüzde, Seçmenler Kurulu Üyelerinin, eyaletteki vatandaşlar dışında başka bir yöntemle belirlenmesinin demokratik toplumun gerekleriyle bağdaşmayacağı kabul edilmektedir. Seçmenler Kurulu Üyeleri, ya çok az tanınmaktadır ya da hiç tanınmamaktadır. Çoğu eyalette oy pusulalarında üyelerin isimleri gözükmemektedir, gözüken oy pusulalarında ise “… için seçmen” (“Elector For …”) ibaresiyle yer almaktadırlar.
Taahhüt ettikleri adaydan başka aday oy veren üyelere “Sadakatsiz Üye” denmektedir. 1948, 1956, 1960, 1968, 1972, 1976, 1988'de 1'er oy, 2000'de ise bir tane boş oy bu şekilde kullanılmakla birlikte, seçimlerin sonucunu etkilememiştir.
Başkanlık seçimleri 4'e bölünebilen yıllarda, diğer federal seçimler 2 yılda bir yapılıyor. Başkanlık seçimlerinin Kasım ayında yapılmasının, hasadın toplanmış olması ve çiftçilerin oy verebilecek zamanları olması, kışın daha bastırmamış olması, salı günü yapılmasının ise haftasonu oy vermek için ve seyahat edip dinlenmek için vakit olması gibi nedenleri vardır.

4.2 Seçmenler Kurulu Üyeliğine Adaylık ve Üyelerin Belirlenmesi

ABD Anayasası, seçmenler kurulu üye adaylarının nasıl belirleneceğini eyaletlere bırakmıştır. 34 eyalette adaylar, partilerin kurultaylarında belirlenmektedir, 10 eyalette ise parti heyetleri aday belirlemeyi yerine getirmektedir. Kalan eyaletlerde, parti heyeti tarafından önerilmeyle vali tarafından belirlenme, seçim, partinin başkan adayı tarafından aday gösterilme gibi yöntemler mevcuttur. ABD Anayasası, her eyaletin Seçmenler Kurulu üyelerinin kimler olacağının nasıl belirleneceği konusunda da bir düzenleme içermediği için, yıllar içerisinde iki yöntem ortaya çıkmıştır. Genel Parti Aday Listesi (Kazanan Hepsini Alır) ve Bölge Sistemi.

4.2.1 Genel Parti Aday Listesi

Maine ve Nebraska dışındaki 48 eyalette bu sistem uygulanmaktadır. Bu sistemde her siyasi parti, grup ya da bağımsız aday, toplam seçmenler kurulu üye sayısı kadar bir liste belirlemektedir. Seçmenler, başkan ve yardımcısı olmalarını istedikleri adaylar için 1’er oy verirler. Oyların çoğunluğunu almaları, seçilmeleri için yeterli olmaktadır. Bu sistem, eyaletlerde kazananlar için Seçmenler Kurulu çoğunluğunu garantilemektedir, fakat bu sistemde seçimde 2. olan kişiye verilen oyların boşa gitmesi eleştirilmektedir. 49% oy alan listede oy verileceği taahhüt edilen başkan ve yardımcısı, bu sistemde kağıt üzerinde 1 tane bile oy alamamaktadır.


4.2.2 Bölge Sistemi

Maine ve Nebraska eyaletlerinde uygulanan sistemdir. 2 üye, eyalet çapında sayımla, 1'er üye de diğer kongresel bölgelerde yapılan sayımla her bölgeden belirlenmektedir. Her seçmen “Genel Parti Aday Sistemi”ndeki gibi 1 oy kullanmaktadır, fakat kullanılan oylar hem eyalet hem de bölge çapında 2 defa sayılmaktadır. Her ikisinde de en çok oyu alan adaylar, Seçmenler Kurulu’na üye olarak seçilmektedir. Bu sistemin en güzel özelliği, seçmenlerin tercihlerini daha çok yansıtıyor olması ve oyların boşa gitmemesidir.


4.3 Oyların Değerlendirilmesi

Seçmenler Kurulu üyelerinin, Anayasa'nın 12. Değişikliği uyarınca oy verme işlemi bittikten sonra manipülasyondan korunmaları için aynı anda kendi eyaletlerinde toplanmaları öngörülmüştür.
 Kongre, 3 USC Madde 7 uyarınca her seçim dönemi öncesinde bu üyelerin ne zaman bir araya geleceğini belirlemektedir. Genelde eyalet meclis binasında toplanmaktadırlar. Kendilerini seçen seçmenlerden farklı olarak, Başkan ve Başkan yardımcısı için ayrı ayrı oy kullanmaktadırlar. Sonuçlar o dönemki başkan yardımcısına, eyalet dışişleri bakanına, üyelerin bir araya geldiği bölgenin mahkemesinin yargıcına gönderiliyor.
Başkanlık seçimlerini takip eden yılın 6 Ocak günü saat öğlen 1'de Kongre ortak oturumda toplanıp Senato'nun başkanı, alfabetik sırayla eyaletlerin oy belgelerini açar, her iki meclis tarafından 2'şer tane atanan 4 görevliye bu belgeleri saymaları için verir ve bu kişiler sonuçları ilân eder. Sonuçlara itiraz yazılı yapılmak zorundadır ve en az 1 Temsilciler Meclisi ve 1 Senatör tarafından bu itirazlar imzalanmalıdır. 538 Seçmenler Kurulu oyunun 270 tanesini alan kişiler başkan ve başkan yardımcısı seçilir.

5. SONUÇ

ABD’nin seçim sistemi, dominant iki partili sistem olması ve diğer partilerin ön plana çıkmasını engelleyici bir sistem olması nedeniyle haklı olarak yoğun bir şekilde eleştirilmektedir. Seçim sistemi her ne kadar bu şekilde olsa da, gerek parti içi demokrasinin gelişmiş olması, gerekse Başkanlık sisteminin federal bir güçler dengesi olması, seçim sisteminin adaletsizliğini az da olsa bertaraf etmektedir.


KAYNAKLAR

1. U.S Consitution, The United States Constitution, & Amendments, Bar Charts, Inc., Quick Study Academic

2. U.S Government, The United States Constitution, & Amendments, Bar Charts, Inc., Quick Study Academic

3. Constitutional Law, The United States Constitution, & Amendments, Bar Charts, Inc., Quick Study Academic

4. İnternet: A Brief Overview of The Supreme Court, Web: www.supremecourt.gov./about/briefoverview.aspx adresinden 8 Nisan 2016 tarihinde alınmıştır.

5. İnternet: Neale, T., H., The Electoral College: How It Works In Contemporary Presidential Elections Web: https://www.fas.org/sgp/crs/misc/RL32611.pdf adresinden 13 Nisan 2016 tarihinde alınmıştır.

6. https://tr.wikipedia.org/wiki/Amerika_Birle%C5%9Fik_Devletleri 

7. Maisel, E. S., (Kasım 2006) Amaerican Political Parties and Elections: A Very Short Introduction, Oxford University Press

8. USA Elections in Brief, Bureaof Internation Information Programs, U.S. Department of State


***

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ SİYASİ PARTİ SİSTEMİ BÖLÜM 2


AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ SİYASİ PARTİ SİSTEMİ BÖLÜM 2


GÜÇLER DENGESİ – HÜKÜMETİN 3 KANADI

ANAYASA MADDESİ ÜYE SAYISI GÖREV SÜRESİ SEÇİLME ŞEKLİ YETKİLER YETKİLERİN KISITLAMALARI YASAMA



Kongre Madde 1 Bölüm 1 535 Temsilciler & Senatörler Ancak gerekli ve makul kanunları çıkarabilir, ilk 10 değişiklikte öngörülen özgürlüklere dokunamaz. Anayasadan kaynaklı.
Temsilciler Meclisi Madde 1 Bölüm 2 435 2 Yıl Eyaletlerin Nüfusuna Oranlı Sayı Konuşmacılarını ve görevlilerini kendisi seçiyor, azletme yetkisi, oyların yarısından fazlasının çıkmaması durumunda Başkanı seçer, vergi koyma Anayasadan kaynaklı.
Senato Madde 1 Bölüm 3 100 6 Yıl Her eyaletten 2 Senatör Tüm azil iddialarını yargılama yetkisini haiz tek yer Anayasadan kaynaklı.
YÜRÜTME Başkan Madde 2 1 4 Yıl Her Eyalet Seçmenler Kurulu Üyelerini seçer, bunlar da Başkan’ı seçer. Madde 2 Bölüm 2 & 3 Savaş ilanı edemez, kanun çıkartamaz,  kanunları yorumlayamaz, Senato onayı olmadan kabine ve mahkeme üyelerini atayamaz. Anayasadan kaynaklı.
YARGI
Federal Yüksek Mahkeme Madde 3 8 Hayat Boyu Başkan tarafından seçilir, Senato onaylar. Yargısal güçler verilmiş Vatana ihanete ceza veremiyor,  Büyükelçileri yargılayamıyor,  sadece anayasayla ilgisi bulunan,  davalara bakabiliyor. Anayasadan kaynaklı.

3. ABD SİYASİ PARTİ SİSTEMİ

3.1 Siyasi Partiler Tarihi




ABD’deki ilk siyasi parti, Alex Hamilton önderliğinde kurulan Federalist Parti idi. Fakat bu parti çok fazla federal güç kullanmakla ve elitist yönetilmekle eleştirilmekteydi ve bu sayede Demokratik-Cumhuriyetçi parti kuruldu. Thomas Jefferson ve George Washington bu partiyi kurdular çünkü Hamilton’un ülkeyi yanlış yere götürdüğünü düşünmekteydiler. 1801’deki seçimleri bu parti kazanınca, Thomas Jefferson bu partiden seçilen ilk ABD başkanı olmuştur ve bu gelişmeyle ikili parti sisteminin temeli atılmıştır. 
Washington, Adams ve Hamilton Federalist Parti mensubuyken, buna karşılık Jefferson ve Madison Demokratik Cumhuriyetçiler Partisi mensubuydu. Washington, Jefferson, Hamilton, Adams arasında görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. Jefforson, Washington zamanında dışişleri bakanlığı yapmaktaydı, Hamilton ise Hazineden sorumlu bakandı, güçlü ekonomiden ve merkeziyetçilikten yanaydı. John Adams, başkan yardımcısıydı ve Hamilton’ın fikirlerine destek vermekteydi. Jefforson ise eyalet odaklı ulus ve ekonomik modelini savunmaktaydı ve Hamilton’ın programına şiddetle karşı çıkmaktaydı.
ABD’nin ilk yıllarında partiden çok lidere bağlanma vardı. 1812’de İngiltere’ye savaş açma kararının ardından Federalist Parti siyasi sahneden silinmiştir ve Federalistler silinince Demokratik Cumhuriyetçiler kendi arasında bölünmeye başlıyor.1824’e kadar aslında gene tek parti sistemi var. 1824 seçimleri için aynı partiden 4 aday olarak John Quincy Adams, Henry Clay, William J. Crawford, ve Andrew Jackson yarışmıştır. Seçimde Andrew Jackson, en çok seçmenler kurulu oyunu almasına rağmen adayların çokluğu yüzünden yarıdan fazla oyu alamadığı için Başkan’ı Temsilciler Meclisi’nin seçmesi gerekmiştir. Genel seçimde 4. Gelen Clay, Temsilciler Meclisi’ndeki konuşmasıyla, Quincy Adams’ı desteklemiş ve seçimin gidişatı değiştirerek Adams’ın Başkan seçilmesini sağlamıştır. Adams seçildikten sonra Clay’i dışişleri bakanı yapması, ABD seçim tarihine ilk defa gölge düşürmüştür ve büyük tartışmalara yol açmıştır. 1828’deki seçimlerde Jackson, Adams’ın karşısına aday olarak çıkmış ve seçimi kazanmıştır. Bu gelişme, ABD’deki siyasi partiler için bir dönüm noktası olmuştur. Siyasi partilerin bir kuruluş olarak yerleşmesi Jackson dönemine (1829-37) rastlamaktadır. Adams’ın seçimi kaybetmesinden sonra siyasi partiler stratejik hareket etmeye ve yurdun 4 bir yanından delegelerle parti-içi toplantılar düzenlemeye başlamışlardır.

Bu esnada tüm ABD ulusu ve dolayısıyla Senato, kölelik meselesini ciddi bir biçimde tartışmaktaydı ve ülkenin tamamı, köleliğin yasak olduğu eyaletler ve köleliğin yasal olduğu eyaletler şeklinde ikiye ayrılmaktaydı ve köleliğin kaldırılması fikri ülkenin kuzeyinde yayılmaktaydı. Missouri bölgesi, eyalet olmak için başvurduğunda, kuzeyliler bu yeni eyalete köle alınmasını yasaklayan bir kloz getirilmesi hususunda ısrar etmişlerdir. Bu önderi Senato’da reddedilirken, “1820 Missouri Tavizi” ile Maine köleliğin yasak olduğu, Missouri ise köleliğin yasal olduğu eyaletler olarak kabul edilmiştir ve kölelik meselesi, ülkenin bundan sonraki 40 senesi için politik gündemini oluşturmaya devam etmiştir.  
1828’den sonra halk, seçimlerde kendisini daha etkili temsil etmesi için, kendisine daha çok hitap etmesi için Whig Party’yi kurmuştur. 1836 – 1852 arası Whig Party, Ulusal Demokratların yerini almıştır ve Demokrat-Cumhuriyetçilere (şimdiki Demokratik partinin o zamanki resmi adı) karşı ana muhalefeti devralmıştır. William Henry Harrison, bu partiden çıkan ilk ABD devlet başkanı olmuştur.

1852’den sonra kölelik konusunda Whig Partisi ve Demokratlar net bir tavır almaktan kaçınınca, Özgürlük (Liberty) Partisi ve Özgür-Toprak Partisi gibi alternatif partiler ABD siyaset sahnesine çıkmıştır. 1854’te de Demokratlara’a karşı Cumhuriyetçi Parti kurulmuştur ve bu parti, köleliğe karşı bir duruş sergilemiştir. 1860’da Demokratlar arasındaki kamplaşmadan yararlanan Abraham Lincoln, Cumhuriyetçi Parti’den seçimlere girerek ABD başkanı olmuştur.

1900’lü yıllara gelindiğinde, Progresif Parti ve Sosyalist Parti gibi partiler, ABD siyaset sahnesine çıkmış ve ABD’deki seçimlerin sonucunu etkilemiştir. 1912’de Theodore Roosevelt’in Progresif Partisi (Progressive Party) Cumhuriyetçi William Howard Taft’ın oylarını çalmış ve seçimi Demokrat Woodrow Wilson’ın kazanmasını sağlamıştır. 1920’de Sosyalist Parti adayı Eugene V. Debs’in, sosyalist eylemleri nedeniyle hapisteyken yaklaşık 1 milyon oy alması da o dönem için dikkat çeken başka bir gelişmedir. Aynı şekilde 1924’te Progresif Parti adayı Robert M. La Follette, demiryolları, elektrik ve su hizmetlerinin ücretsiz olması gerektiğine yönelik politikasıyla 17% oy almayı başarmıştır.
1929 Ekonomik Buhranı, doğal olarak ülke siyasetini de derinden etkilemişti. Buhran süresince Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında yoğun bir biçimde üye geçişleri yaşanmıştır. Cumhuriyetçi Herbert Hoover, Buhran sırasında mevcut politikanın korunmasını savunurken, New York valisi ve o dönem Demokratik partili olan Roosevelt ise Keynesyenci bir modeli ve devletin ekonomiye müdahalesini savunmuştur. 1932’deki seçimi Roosevelt kazanmıştır.
Buhran döneminde New Deal For America (“Amerika İçin Yeni Düzen”) adı altında bir programla halkın karşısına çıkan Roosevelt, ihtiyacı olanların yardımına koşan, yeni iş imkânları yaratmayı hedef hâline getirmiş bir politika izlemiş ve bu politikayla işçi sendikaları üyelerini, azınlıkları, etnik Amerikalıları ve ufak çiftçileri yanına çekmeyi başarmıştır. Buhran sırasında Cumhuriyetçiler de, girişimcilerin ve iş adamlarının partisi hâline gelmiştir. Roosevelt, ABD’yi İkinci Dünya Savaşı’na sokarak, 4 dönem üst üste Başkanlık yapmış ve en fazla iki dönem Başkanlık yapılmasıyla ilgili Washington dönemi içtihadını ilk defa kırmıştır.

ABD siyasi tarihini etkileyen bir başka olay ise Vietnam Savaşı’dır ve Demokratlar’a siyasi olarak güç kaybettirmiştir. Mavi yakalılar Vietnam’da savaşmamanın vatanseverlikle bağdaşmayacağını düşündüklerinden bu dönem Demokratik Parti’den desteklerini çekmiştir ve Cumhuriyetçiler’i desteklemeye başlamışlardır. Demokratik Parti içindeki diğer partililer ise partinin izole bir hâl aldığını, dünyadaki gelişmeler karşısında partini pasif bir hâl aldığını düşünerek partideki desteklerini çekmiştir. Bu dönemle birlikte parti içi sadakat sorgulanır hale gelmiştir. ABD seçmeninin siyasi tavrının pragmatik olduğu gözlemlenmektedir. Bunun bir sonucu olarak da Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, hep birbirlerinin bölgelerinden oy toplamayı ve birbirlerinin dominant oldukları bölgelerde öne geçmeyi başarmışlardır.
1960’larda Demokratik Parti, genel af, uyuşturucu kullanımı, kürtaj gibi dönemin aykırı fikirlerinin savunucusu haline gelmiştir. Bu gelişmeler karşısında, Demokratik Parti içindeki sosyal muhafazakârların partilerine sadakatlerinin test edilmesi gündeme gelmiştir. Ronald Reagan, düşük vergiler ve değerlere bağlılık söylemiyle Demokratik parti içerisindeki muhafazakârların da desteğini alarak Cumhuriyetçi Parti adayı olduğu seçimleri kazanmıştır.
1860’dan bu yana ABD’deki seçim yarışı, Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında geçmektedir. John B. Anderson, 1980’de bağımsız aday olarak seçimleri kazanmaya çok yaklaşmıştır. Demokrat ya da Cumhuriyetçi olmayan bir başka başarılı aday ise, milyarder Ross Perot olmuştur. Kendi finanse ettiği seçim kampanyasını takiben 19% oy almayı başarmıştır. Bu gelişmenin ardından Reform Partisini kuran Perot, partisiyle Minnesota Valiliği gibi önemli pozisyonlar kazanmıştır.

Milyarder Ross Perot da, kendi finanse ettiği seçim kampanyasını takiben 19% oy almayı başarmış. Sonrasında Reform Partisini kurmuş. Bu parti, Minnesota Valiliği gibi önemli pozisyonlar kazanmıştır.
Azınlık partilerinin adayları ve bağımsız adaylar da ABD seçimlerinde yer almaktadır, fakat seçim başarıları çok azdır. 2000 yılına gelindiğinde, 2 parti sisteminden rahatsızlık duyulmaya başlanınca Yeşil Parti, Özgürlükçü Parti, Anayasa Partisi gibi partiler kurulmuştur. Bu partiler, aldıkları 5% civarı oyla seçim sonuçlarında etkili olabilmektedirler. 2006'da, sadece Bernie Sanders ve Jim Jeffords bağımsız aday olarak Kongreye seçilmeyi başarmıştır. Zaten Bernie Sanders da dominant iki partili seçim sisteminin kurbanı olmuş ve Demokratlara geçmiştir. 2016 Kasım’ında yapılacak olan Başkanlık seçimlerinde Demokratik Parti adayı olmak için seçim kampanyası yürütmektedir.

3.2 ABD’deki Siyasi Partilerle İlgili Genel Bilgiler




ABD’deki siyasi partilerin, gelecek hedeflerini ve felsefesini ortaya koyan irade beyanına “Niyet Mektubu” adı verilmektedir. Uygulamadan bu belgeye harfiyen uyulmamaktadır fakat parti adına yarışan adaylardan Niyet Mektubu’na uymaları beklenmektedir.
Parti programları, önce partinin üyelerinin oluşturduğu bir komite tarafından kaleme alınmaktadır. Sonrasında ise bu komite, program hakkındaki görüşleri tartışmak için bir araya gelmektedir. Farklı görüşteki üyeler, karşılıklı uzlaşma veya taviz verme yoluyla belirli bir noktaya varan komite, parti programına eklenmesi, parti programından çıkarılması ya da dikkate alınmaması düşünülen noktalarda oylama yapan komitede, çoğunluk görüşüyle parti programı oluşturulmaktadır. Parti içi demokrasi açısından önemli bir göstergedir.
ABD’nin bir cumhuriyet olduğu da göz önüne alındığında,  seçilmiş üyeler, bir konuda çoğunluğun iradesinin aksine özgür iradeleriyle oy kullanma yetkisine sahip olarak görülmektedir. Aynı şekilde bir aday, seçildikten sonra bir konuda adına yarıştığı siyasi partinin aksine görüş de bildirebilmekte, partiye zıt tavır alabilmektedir. Savaş zamanlarında, yabancı bir güce karşı birlik olmayı gerektiren ya da milli birlik-beraberlik gerektiren durumlarda, seçmenler kişisel görüşleriyle bağdaşmasa da popüler olan partiye oy verebilmektedirler.
Günümüz ABD’sinde güncel siyaset, kürtaj, seçim kampanyalarının özel şirketlerce finanse edilmesinin sınırlandırılması, eşcinsel evliliği, genel sağlık sigortası, vergilendirme, göçmenlik uygulamaları, ölüm cezası, uyuşturucu kullanımının serbest bırakılması, sivil silahlanma serbestisi, dış poltikanın müdahaleci olup olmaması üzerinden şekillenmektedir. Mevcut başkan Barrack Obama döneminde Federal Yüksek Mahkeme, Obergefells v. Hodges davasıında 26 Haziran 2015 tarihinde verdiği kararla, eşcinsel evlilik tüm ülkede yasal hale gelmiştir. Başkan Obama zamanında ABD’de yürürlüğe giren genel sağlık sigortası, büyük tartışmalara yol açmıştır. Şimdilerde ise Cumhuriyetçi Parti’nin Başkan Adayı Donald Trump, yabancı karşıtı açıklamaları ile dikkat çekmektedir.
Partiler, yerel düzeyde pek çok komitelere sahip, bu komiteler, partinin yönetimi ve denetiminde görev almakta olup bu komiteler en geniş kapsamlıdan başlamak üzere şu şekilde sıralanabilir:

1. Ulusal Komite 5. Şehir Komitesi (Birkaç şehir=ilçe)
2. Eyalet Komitesi 6. Bölge Komitesi
3. Kongresel Bölge Komitesi 7. Mahalle Komitesi
4. İlçe Komitesi


3 CÜ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,

***

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ SİYASİ PARTİ SİSTEMİ BÖLÜM 1

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ SİYASİ PARTİ SİSTEMİ BÖLÜM 1



Serhat ÇELEN

DOKTORA ÖDEVİ KAMU HUKUKU ANABİLİM DALI SİYASİ PARTİLER HUKUKU DERSİ GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

İÇİNDEKİLER
Sayfa 


1. KISACA AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ                    4

1.1   Coğrafi Özellikler, Nüfus Ve Çeşitli Bilgiler       5
1.2   ABD Tarihi       6

2. YÖNETİM BİÇİMİ, ANAYASA VE ERKLER       7

2.1   Yönetim Biçimi ve Bazı Görevliler       7
2.2    Anayasa       7
2.3    Erkler       9
   2.3.1 Yasama Erki       9
    2.3.1.1 Temsilciler Meclisi       10
2.3.1.2 Senato       10
      2.3.2 Yürütme Erki       11
    2.3.3 Yargı Erki       13

3. ABD SİYASİ PARTİ SİSTEMİ         16

3.1     Siyasi Partiler Tarihi       17
3.2     ABD’deki Siyasi Partiler Hakkında Genel Bilgiler       19
3.3     İki Büyük Parti: Demokratik Parti ve Cumhuriyetçi Parti                    21
     3.3.1 Demokratik Parti      21
     3.3.2 Cumhuriyetçi Parti      21

4. ABD SEÇİM SİSTEMİ
                                21

4.1      Başkanlık Seçimi ve Seçmenler Kurulu (Electoral College)                   22
4.2      Seçmenler Kurulu Üyeliğine Adaylık ve Üyelerin Belirlenmesi                   26
     4.2.1 Genel Parti Aday Listesi                   27
     4.2.2 Bölge Sistemi      27
4.3      Oyların Değerlendirilmesi                   27

5. SONUÇ                   28



1. KISACA AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ 


1.1 Coğrafi Özellikler, Nüfus Ve Çeşitli Bilgiler

Amerika Birleşik Devletleri, (“ABD”) (İngilizce: United States of America (“USA”), ayrıca Birleşik Devletler olarak da bilinir) elli eyalet ve bir federal bölgeden oluşan bir federal anayasal cumhuriyettir. Ülkenin çoğu (48 eyaleti olan Kıta ABD'si ve ülkenin federal bölgesi olan Washington, DC), Kuzey Amerika'nın ortasında, Büyük Okyanus ve Atlas Okyanusu'nun arasında bulunmaktadır.
ABD, 4.500 km genişliğinde olup 9.629.091 kilometrekare yüzölçümüne sahiptir. Hawaii ise, Büyük Okyanus'ta bulunmaktadır ve kıta üzerindeki Amerika Birleşik Devletleri'nden 3.200 kilometre uzaklıktadır. Karayip Denizi'nde 9.104 kilometrekarelik bir ada olan Porto Riko, Amerika Birleşik Devletleri'ne bağlıdır ve 3.410.000 Amerika Birleşik Devletleri vatandaşıdır. Valilerini ve yasama meclislerini kendileri seçmektedir. Karayip Denizi’nde bulunan başka bir ABD toprağı olan Virgin Adaları, 1917 yılında Danimarka’dan satın alınmıştır. Adanın 100.000 nüfusu ABD vatandaşıdır ve valilerini ve yasama meclisleri olan senato üyelerini kendileri seçmektedir. Virgin Adaları, 346 kilometrekarelik alan kaplayan 50 küçük adadan oluşmaktadır.
Sayım Bürosu’nun 2015 tahminlerine göre, ABD’nin nüfusu 322.205.000 kişidir. ABD’de yaşayan 1,2 milyon kaçak göçmen olduğu tahmin edilmektedir. ABD, kurulduğu günden bu yana bir çekim merkezi olduğu için çok fazla göç almaktadır ve bu nedenle göçmenlik hukuku popüler bir hukuk dalıdır. Nüfusun yaklaşık 9 milyonu, kendisini heteroseksüel olarak tanımlamamaktadır. Nüfusun 72%’ si beyaz, 12,6%’ sı siyahi, 4,8%’zi asyalı, yaklaşık 1%’i ise kızılderili ve yerlilerlerden oluşmaktayken, etnik köken olarak nüfusun 16,3%’ sın hispaniktir. (Latin Amerika kökenli)
ABD’de en çok konuşulan dil İngilizce olmakla birlikte, ABD’nin federal düzeyde herhangi bir resmi dili bulunmamaktadır. Yarıdan fazla eyalet, İngilizcenin resmi dil olmasını talep etmektedirler. ABD’de konuşulan diğer diller, İspanyolca, Çince, Fransızca, Tagalogca, Vietnamca, Almanca ve Kreyol dilleridir.

ABD SİYASİ HARİTASI (50 EYALET VE 1 FEDERAL BÖLGE BAŞKENT)

Nüfusun inanç olarak dağılımı ise şu şekildedir: %70 Hristiyan (%46 Protestan, %20.8 Katolik, %1.6 Mormon, %0.5 Ortodoks), %22.8 Dinsiz (%15.8 Tamamen reddeden, %4.0 Agnostik,%3.1 Ateist,%0,6 bilinmiyor, %1.9 Musevi, %5.6 diğer inançlar, %0.7 Budist, %0.9 Müslüman, %0.7 Hindu, %0.3 Üniteryen Üniversalist, %0.1 Pagan, Vikan ve Druid. Şinto, Kaodaizm, Sihizm, Jainizm, Taoizm, Bahailik, Ekankar, Amerikan yerli dini ve Kemetizm gibi diğer pek çok din ve inanç da Amerika'da temsil edilmektedir.

1.2 ABD Tarihi

1492'de kıtanın keşfinden sonra İspanyollar, Portekizliler, Fransızlar ve İngilizler, buradaki yerli halkların aleyhine toprak sahibi oldular. Avrupalılar, Amerika'daki topraklarını genişlettikten sonra, İngiltere başta olmak üzere çeşitli ülkelerden göçmenler alıp buralara yerleştirerek koloniler kurdular. 18. yüzyıl ortalarında, bu kolonilerin sayısı 13'e yükseldi ve bu Onüç Koloni, Amerika Birleşik Devletleri'nin temelini oluşturdu. Kolonilerde yaşayanlar aynı zamanda mahkemeler kurmuştu ve İngiliz hukuk sistemini uyguluyordu.
İngiltere'nin Fransa, Avusturya ve Rusya ile yaptığı yedi yıl savaşları sırasında fırsattan istifade eden George Washington, Thomas Jefferson tarafından kaleme alınan ve özgürlük isteklerini dile getiren Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'ni yayınlamıştır. (4 Temmuz 1776). Sonradan 4 Temmuz günü ABD bağımsızlık günü olarak kabul edilmiştir. Bu sefer 13 koloniyle savaşan İngiltere, savaşı kaybetmiştir ve koloniler bağımsızlığını ilan etmiştir. Bağımsızlıklarını ilan eden koloniler, içişlerinde serbest eyaletlerden oluşan Amerika Birleşik Devletleri'ni 1787’de kurdular. 1789'da Anayasanın tamamlanıp onaylanmasıyla yeni bir ulus ve Amerikan üst kimliği doğdu.

2. YÖNETİM BİÇİMİ, ANAYASA VE ERKLER

2.1 Yönetim Biçimi ve Bazı Görevliler

Ülkeyi anayasayla yöneten bir Başkanın seçimle iş başına geldiği ilk modern demokratik cumhuriyettir. Bu anlamda Fransız Devrimi'nin öncüsü olmuştur. Başkanlık görevini Barrack Obama, Başkan Yardımcılığı görevini ise Joe Biden yürütmektedir. ABD Meclisi, “Kongre” adıyla anılmaktadır ve üyeleri seçimle iş başına gelen “Temsilciler Meclisi” ve “Senato” olmak üzere iki alt kanattan oluşmaktadır. Temsilciler Meclisi 435, Senato ise 100 üyeden oluşmaktadır. Temsilciler Meclisi Başkanlığını John Boehner, Senato Başkanlığını ise Başkan Yardımcısının, aynı zaman Senato Başkanı olmasından dolayı Joe Biden yürütmektedir. John G. Roberts ise Federal Yüksek Mahkeme’nin başkanlığını yapmaktadır. Amerikan demokrasisinin 2 ayırt edici özelliği: “kuvvetler ayrılığı” ve “federalizm” dir.

2.2 Anayasa

1789 yılında, Virginia, New Hampshire, Massachusetts, Connecticut, New York, New Jersey, Pennsylvania, Delaware, Maryland, Virginia, Kuzey Carolina, Güney Carolina, Georgia kolonilerinin oluşturduğu ABD Anayasası, 4400 kelimeden oluşan, gelişmiş ülkelerin içerisinde en eski ve en kısa anayasa olma özelliğini taşımaktadır. Kendi içinde alt bölümlere ayrılmış olan 7 maddeden oluşmaktadır. İlk 10 tanesi 1791’de olmak üzere bugüne kadar 27 defa değişikliğe uğramıştır. Anayasa değişiklikleri, ilgili olabilecek maddelerin içerisine madde ya da bent ekleme ve teselsül ettirme şeklinde değil, orijinal metin aynı kalarak metnin devamına değişiklik metni eklenmek suretiyle yapılmıştır. Anayasanın ilk hâlini imzalayan en yaşlı vekil George Washington(81), en genç vekil ise Jonathan Dayton’dır (26). Anayasa’daki değişikliklerin yılları ve değişiklik başlıkları şu şekildedir:

1) İnanç ve İfade Özgürlüğü (1791)
2) Silah Bulundurma ve Taşıma (1791)
3) Askerlerin Esir Tutulması (1791)
4) Arama ve Elkoyma (1791)
5) Kişilerin Hakları (1791)
6) Şüphelilerin ve Sanıkların Hakları (1791)
7) Jüriler Tarafından Yargılama (1791)
8) Şüphelilerin ve Sanıkların Hakları
9) Sayılmamış Haklar Klozu (1791)
10) Eyaletlerin Hakları (1791)
11) Eyaletlere Karşı Davalar (1791)
12) Başkanın Seçilmesi (1791)
13) Köleliğin Kaldırılması (1865)
14) Adil Yargılanma ve Eşitlik (1868)
15) Oy Kullanma Hakkı (1870)
16) Gelir Vergisi (1913)
17) Senatörün Görevi (1913)
18) Alkolün Yasaklanması (1919)
19) Kadınların Oy Kullanma Hakları (1920)
20) Görev Süreleri (1933)
21) Alkol Yasağının Kaldırılması (1933)
22) Görev Süresi Limitleri (1951)
23) Seçmenler Kuruluna Üye Atanması (1961)
24) Seçim Vergisinin Kaldırılması (1964)
25) Görev Halefiyetleri (1967)
26) Oy Kullanma Yaşı (1971)
27) Ödemeler (1992)
2.3 Erkler

2.3.1 Yasama Erki

Ulusal egemenlik için gerekli olan erkler, Kongre’ye aittir. Kongre’nin yetkileri, aşağıda belirtilenlerle sınırlı olmamak üzere, şu şekildedir:

? Dış politikayı yürütmek
? Savaş ilanı ve savaşın sürdürülmesi
? Uluslararası anlaşmalar yapmak ve uygulamak
? Diplomatik ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesi
? Para basmak, eyaletler-arası ticareti düzenlemek,
? Vergi koymak, eyalet-içi ticareti denetlemek

ABD’deki ticari hayat bakımından, eyaletler-arası ticaret, eyalet-içi ticaret ayrımı bulunmaktadır. Bu ayrıma göre federal organların ve eyalet organlarının ticari hayata yapabileceği müdahalelerin kapsamı farklı olmaktadır.
Federal yetkiler bu şekildeyken eyalet yetkileri, “saklı yetkiler” (Federal hükümete verilmemiş ve anayasada kısıtlanmamış yetkiler eyaletlere aittir), “paralel yetkiler” (vergi koyma, borç alma, vs.) olarak sınıflandırılabilir.

2.3.1.1 Temsilciler Meclisi

ABD’nin demokrasiyle en doğrudan bağlantılı organı sıfatını taşımaktadır. İlk başta belirli bir üye sayısı öngörülmemiş, fakat nüfusla orantılı, eyalet içi bölgelerden seçilen ve iki yıl görev yapan temsilciler öngörülmüştür. 1929'da Temsilciler Meclisi’nin üye sayısı 435'e sabitlenmiştir. 
Meclis Başkanı, (Sözcüsü/Konuşmacısı) iktidar partisi tarafından seçilmektedir. Meclis Sözcüsü, meclise başkanlık etmekte olup iktidar partisinin fiili lideridir, aynı zamanda başkan ve başkan yardımcısı görev yapamaz duruma geldiği takdirde, ülke yönetiminde halefiyet bakımından 3. sıradadır. Yasama erki bakımından Meclis Başkanı aktif olarak çalışmaktadır. Yasa tekliflerini komisyonlara göndermek, komisyonlardaki üyelikleri belirlemede etkin rol oynamak, başlıca görevleri arasındadır. Aynı zamanda Başkan ile birebir ilişkide olan Meclis Başkanı, parti disiplininden de sorumludur, üyeleri bir arada tutan ve bir olay karşısındaki parti tutumunu uygulayan kişi konumundadır.
 Temsilciler meclisin görevleri arasında mevzuat hazırlayıp onay için senatoya göndermek, gelir arttırıcı düzenlemeler geliştirmek, Başkanı azletmek, eyalet onayından önce anayasa değişiklik tekliflerini 2/3 çoğunlukla onaylamak bulunmaktadır. Bünyesinde ziraat, bütçe, silahlı kuvvetler, ulusal güvenlik, bilim ve teknoloji, vs. gibi pek çok komisyon barındırmaktadır.

2.3.1.2 Senato

Temsilciler Meclisi’nin aksine, her eyaletten 2 üye barındıran Senato, toplam 100 senatörden oluşmaktadır. Çıkartılan federal mevzuat üzerinde denetim yetkisini haizdir. Başkan yardımcısı, Senato’nun da resmi başkanıdır. Bu bakımdan çoğunlukla görevi semboliktir, fakat en ufak ama en önemli olan görevi, Senato’da bir konuda oy eşitliği (50/50) olursa, o konuda oy kullanmaktır.
 Senato’da Başkan Yardımcısı dışında, “Pro Tempore (Geçici) Başkan” adıl altında görev alan bir başkan daha vardır. Bu kişi iktidar partisinin en yaşlı üyesidir, Başkan Yardımcısı olmadığında senatoya başkanlık etmektedir. Bunun haricinde diğer senatörlerle aynı yetkilere sahiptir.
 İktidar partisinin senatörleri tarafından seçilen ve senatonun gerçek lideri olan, en çok göz önünde olan kişiye, “çoğunluk lideri” adı verilmiştir. Temsilciler meclisindeki mevkidaşıyla aynı işleri görmektedir.
 Federal Yüksek Mahkeme üyeleri, federal mahkemelerin üyeleri, büyükelçiler, kabine üyeleri gibi pek çok önemli atamada onay makamı olarak hareket etmek, uluslararası anlaşmaları 2/3 çoğunlukla onaylamak, azil yargılamalarını yürütmek,  yasa ve mevzuat tasarılarına onay vermek, senatonun başlıca görevleri arasındadır.
 Senato’da yasama çalışmaları esnasında oylamayı engellemek isteyen bir senatörün, süresiz konuşma yapmasına “filibuster” adı verilmektedir. Filibuster taktiğine karşı ise, Senatonun 3/5 oy çoğunluğu ile Filibuster uygulayan senatörün tartışmayı sonlandırması “Cloture” adı verilen yöntemle gerçekleşmektedir. Temsilciler Meclisindeki gibi bünyesinde pek çok komisyon barındıran Senato’da, üyeliklerin çoğu iktidar partisine gitmektedir.

2.3.2 Yürütme Erki

ABD’de yürütme erki, Başkan tarafından yerine getirilmektedir. Başkan’ın kanun yapma yetkisi yoktur, fakat kanunların uygulanmasında yol göstermek için Türkiye’deki Kanun Hükmünde Kararname – Tüzük – Yönetmelik benzeri ve karışımı idari emir (“executive order”) yayınlama yetkisine sahiptir. Görev yapamayacak duruma geldiğinde Başkan Yardımcısı devlet başkanı olmaktadır.
ABD Başkanı, en fazla iki kere üst üste görev yapabilmektedir. Bu konuda ABD Anayasası’nda 1951 yılındaki değişikliğe kadar herhangi bir kural öngörülmemiş olup “George Washington Teamülü” adı verilen teamül gereği onun döneminden itibaren ABD Başkanları en fazla 2 dönem görev yapagelmişlerdir. Franklin Roosevelt 1932- 1944 arası 4 dönem üst üste Başkanlık yapınca Kongre, Başkanın görev süresi hakkında Anayasa’ya ekleme yapmak zorunda hissetmiştir.
Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanlığını yapmak, gerekli gördüğünde özel gündemle Kongre’yi toplamak, sadece federal suçlar için, azil hariç af yetkisini kullanmak, yabancı ülkelerin büyükelçilerini/temsilcilerini kabul etmek, ülkenin hukukunun düzgün bir şekilde uygulandığını denetlemek, bazı görevlileri atamak, senatonun onayıyla birlikte büyükelçileri, yargıçları, yüksek rütbeli görevlileri atamak, Kanunları onaylamak veya veto etmek, Kongre onayıyla uluslararası anlaşmalar yapmak Başkanın başlıca görevleri arasındadır.
1973’e kadar Başkan, savaş zamanında tek başına birlikleri göreve çağırıp istediği yere konuşlandırabiliyordu. Vietnam Savaşı’ndan sonra Kongre, Başkan Nixon’un vetosuna rağmen “Savaş Yetkileri Kanunu” adı altında bir kanun çıkartarak Başkan’ın bu yetkisini sınırlamıştır. Bu kanuna göre, askeri konuşlandırmanın yapılmasından itibaren 60 gün içerisinde Kongre bu askeri konuşlandırmaya onay vermediği takdirde, askeri birlikler geri çekilecektir.
Başkan, “Beyaz Saray” adı verilen yerde yaşamaktadır ve Beyaz Saray’da Personelden Sorumlu Yetkili, Basın Sekreteri ve Hukuki Danışman bulunmaktadır. Beyaz Saray'da 2500'ü aşkın çalışan bulunmaktadır. “Beyaz Saray Kabinesi” olarak geçen kabine, 15 federal yetkiye sahip kişiden oluşmaktadır ve üyeleri Kongre'nin onayıyla Başkan tarafından atanmaktadır. Bu kabine, bakanlar kurulu gibi ortak karar almaz ve anayasal bir statüleri yoktur. Zaten terminolojide daha çok “Başkan’ ilgili konularda asiste eden kişi” (“secretary”) olarak geçmektedirler. Ziraat, ticaret, savunma, eğitim, enerji, sağlık, ülke güvenliği, çevre ve şehircilik, adalet, içişleri, çalışma, dışişleri, ulaşım, hazine, eski muharipler bakanlıkları bulunmaktadır.

2.3.3 Yargı Erki

ABD’de yargı erki, Federal Yüksek Mahkeme başta olmak üzere ara kademe ve yerel mahkemeler tarafından yerine getirilmektedir. ABD’de, Türkiye’de Temmuz 2016 itibariyle yürürlüğe girecek olan istinaf sistemine benzer bir sistem vardır ve federal düzeyde ara kademe mahkemeleri görev yapmaktadır.
Anayasa’da geçen tek mahkeme olan Federal Yüksek Mahkeme, aynı zamanda seçilmiş üyelere sahip olmayan tek federal organdır ve üyeleri Senato’nun onayı ile Başkan tarafından atanmaktadır. Anayasa’da Kongre’ye, gerekli gördüğü takdirde alt kademe mahkemeleri kurma yetkisi tanınmıştır fakat bu yetkinin nasıl kullanılacağı hususu muallaktır.
Şu anda, başyargıç John G. Roberts dâhil farklı geçmişe ve dünya görüşüne sahip 8 üyeye sahip Federal Yüksek Mahkeme, 1789’da ilk kurulduğunda 6 üyeye sahipti. Farklı zamanlarda 7 üye ile 10 üye arasında üyeye sahip olan Mahkeme’nin üye sayısının, yaşı 70’in üzerinde olan hâkimlerin sayısı kadar arttırılması fikri Franklin Delano Roosevelt tarafından ortaya atılmıştır. Yürürlüğe koyduğu hükümet programının uygulanmasından kaynaklanan davalarda Mahkeme, program aleyhine pek çok karar verince Roosevelt, fikir olarak kendisine yakın yüksek yargıçları atayarak bu sorunu çözmeyi denemiştir. Fakat bu fikre dönemin muhalifleri tarafından şiddetle karşı çıkılmıştır ve fikir rafa kalkmıştır. Bu gelişmeden sonra Mahkeme’nin üye sayısının sabit olmaması durumu tescillenmiştir. Gerek yüksek yargıçların, gerekse alt mahkemelerin yargıçları ömür boyu hâkimlik teminatına sahip olup emekli olmaları için öngörülen herhangi bir yaş sınırı bulunmamaktadır ve hâkimler, azil dışında görevlerinden alınamamaktadır.
Federal Yüksek Mahkeme’de başyargıç danışmanı, kâtip, kütüphaneci, raportör, mahkeme danışmanı gibi çalışanlar bulunmaktadır. 9-16.30 arası halka açık olan Mahkeme’ye, yıllık ortalama 10.000 başvuru yapılmaktadır. Bir Adli yıl her yılın Ekim ayının ilk pazartesi günü başlamakta ve gelecek yıl aynı pazartesiye kadar devam etmektedir. Federal Yüksek Mahkeme’de her yüksek yargıcın bakmakla sorumlu olduğu eyaletler bulunmaktadır ve her yıl 1.200 civarı başvuru, tek hâkim tarafından görülmektedir.

ABD MAHKEMELERİ’NİN VE FEDERAL MAHKEME YÜKSEK YARGIÇLARININ SORUMLU OLDUĞU FEDERAL YARGI BÖLGELERİNİN HARİTA ÜZERİNDE DAĞILIMI



  ABD Anayasası’ndan, ABD kanun ve uluslararası anlaşmalarından kaynaklanan, deniz hukukunu ilgilendiren, eyaletler arası niteliğe sahip olan, bir eyaletin ya da ABD’nin tek başına taraf olduğu uyuşmazlıkları karara bağlamak Federal Yüksek Mahkeme’nin görevleri arasındadır. Hem ilk derece mahkemesi hem de temyiz mahkemesi olarak görev yapan Mahkeme, bir eyaleti ve bir devletle ilgili uluslararası görevlileri ilgilendiren davalarda ilk derece mahkemesi olarak görev yapmaktadır.
Federal Yüksek Mahkeme’nin gördüğü diğer davalar ise bir şekilde alt kademe mahkemelerin süzgecinden geçmiş ve bir şekilde temyiz gerekçeleri haklı bulunmuş davalardır. Aynı zamanda Mahkeme, önüne gelen bir davada, dava hakkında son alt mahkemede verilen kararın herhangi bir ihlale yol açmadığına kanaat getirirse davaya bakmama yetkisi bulunmaktadır. Gördüğü davalarda Mahkeme’nin verdiği karar, ileriki tarihte Mahkeme aksi yönde bir karar verene kadar o konuda ülke çapında uygulanan hukuk olmaktadır.

2 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..

***