Hakkâri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hakkâri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2019 Pazar

MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİNİN ŞEMDİNLİ'DE 09.11.2005 GÜNÜ MEYDANA GELEN OLAYI DEĞERLENDİRMESİ BÖLÜM 1

MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİNİN ŞEMDİNLİ'DE 09.11.2005 GÜNÜ MEYDANA GELEN OLAYI DEĞERLENDİRMESİ BÖLÜM 1



XI- MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİNİN ŞEMDİNLİ'DE 09.11.2005 GÜNÜ MEYDANA GELEN OLAYI DEĞERLENDİRMESİ 


A- OLAYLA İLGİLİ İNCELEME VE TESPİTLERİ 

Mülkiye Müfettişliği'nin 27.02.2005 tarih ve 82/8 sayılı "Araştırma Raporu"nda 
09.11.2005 günü Şemdinli İlçesinde Umut Kitapevinde meydana gelen patlama ile ilgili olarak şu tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir; 

"B. ŞEMDİNLİ'DE 9 KASIM 2005 GÜNÜ MEYDANA GELEN PATLAMA VE BUNA BAĞLI OLARAK YAŞANAN OLAYLAR: 

1-ALİ KAYA, ÖZCAN İLDENİZ, VEYSEL ATEŞ, SEFERİ YILMAZ'A İLİŞKİN BİLGİLER: 

Ali KAYA'nın; 01.07.1968 Bitlis/Mutki doğumlu olduğu, Hakkari il merkezinde 
ikamet ettiği, kendi ifadesiyle "Mahmut" aşiretine mensup olduğu, 16 yıldır Astsubay olarak Jandarma Teşkilatında çalıştığı, Hakkari İline gelmeden önce 1995-2001 tarihleri arasında Diyarbakır ilinde İl Jandarma Komutanlığı enirinde istihbarat ve sorgulama biriminde görev yaptığı, 2004 yılı temmuz ayından itibaren Hakkari İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde görev yaptığı, 

Özcan İLDENİZ'in; 19.04.1970 Balıkesir/Sındırgı nüfusuna kayıtlı olduğu, Hakkari il merkezinde ikamet ettiği, kendi ifadesiyle 15 yıldan beri Astsubay olarak Jandarma Teşkilatında çalıştığı, Hakkari İlindeki görevine 16.07.2004 tarihinde başladığı, halen Hakkari İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde Şemdinli ilçesi istihbarat sorumlusu olarak görev yaptığı, 

Veysel ATEŞ'üı; 27.03.1972 Hakkari/Çukurca Kurudere köyü nüfusuna kayıtlı 
olduğu, Hakkari il merkezinde ikamet ettiği, kendi ifadesiyle; 1988 yılında PKK terör örgütüne katıldığı, Hakkari, Yüksekova, Çukurca, Şemdinli ve Beytüşşebap bölgesinde örgütsel faaliyetlerde bulunduğu, Bekaa vadisinde 1990 yılını 1991 yılına bağlayan kış aylarında örgütsel eğitim aldığı, bu sürede roket atar kullanımını öğrendiği, ne Bekaa'da nede örgütsel faaliyetlerde bulunduğu dönemde bir bomba eğitimi almadığı, 27.07.1991 tarihine kadar örgütsel faaliyete devam ettiği, bu tarihte daha sonra eşi olan Zeliha, Sefer BİLDİK, Zeynep BİLDİK ile birlikte dört kişi olarak örgütten kaçarak Dohok'a geçtikleri ve burada Barzani kuvvetleriyle birlikte olduktan, bu dönemde PKK terör örgütünün iki kardeşini öldürdüğü, bu nedenle 29.04.1997 tarihinde Habur'dan Türkiye'ye giriş yaparak üç çocuğu ve eşi ile birlikte güvenlik kuvvetlerine teslim olduğu, yargılama sonucunda 6 yıl ceza aldığı, İnfazdan yararlanarak 4,5 yıl ceza evinde yatarak tahliye olduğu, bu sürede Diyarbakır, Van, Erciş, Bitlis, Hakkari, Şemdinli, Hakkari ve Çukurca cezaevlerinde değişik sürelerle kaldığı, pişmanlık yasasından yararlandığı, Diyarbakır cezaevinde bulunduğu sürede iki kez toplam üç aya yakın bir süre ile Hakkari, Çukurca, Şemdinli kırsalında güvenlik kuvvetlerince yürütülen operasyonel faaliyetlere iştirak ettiği, operasyonel faaliyetler için ilgili Jandarma Komutanlığının izinleri aldığı, bu sürede Astsubay Ali KAYA ile ortak bir operasyonel yada başka bir faaliyet içinde olmadığı, cezaevinden 05.11.2001 tarihinde tahliye olduğu, hemen askere sevk edildiği, acemi birliğinin Manisa Kırkağaç'taki Jandarma Eğitim Alayı olduğu, buradan Mardin Dargeçit İlçesi Üçe Jandarma Komutanlığına tertip edildiği, askerlik süresince örgüt ile hiç sıcak temas yaşamadığı, Askerlik dönüşü öncelikle İçişleri Bakanlığına iş müracaatı yapmak için Hakkari Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne zaman zaman gittiği, burada bazı Emniyet görevlileri ile tanıştığı, ancak resmi haber elemanı olarak Emniyet Teşkilatında çalışmadığı, ancak Hakkari'de Devlet'in haberi olması gerektiğine inandığı durumları Emniyet yetkililerine sorumlu bir vatandaş olarak ilettiği, asıl resmi olarak çalıştığı ve haber elemanı olarak vazife yaptığı birimin Jandarma olduğu,

Şemdinli C.Başsavcıhğı kayıtlarına göre; Veysel ATEŞ'in Devletin hakimiyeti 
altındaki topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak suçundan 27.08.2000 tarihinde naklen Şemdinli Cezaevine hükümlü sıfatıyla geldiği, 17.11.2000 tarihine kadar cezaevinde kaldığı, bu tarihte Hakkari Kapalı Cezaevine nakledildiği, Hakkari İl Jandarma Komutanlığı verilerine göre; Veysel ATEŞ'in, 2003 yılından itibaren Hakkari İl Jandarma komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından "Görüşülen şahıs" konumu ile istihbari çalışmalarda bulunduğu, 2001 yılında çıkarılan JGY:37-8 Haber Elemanlarının Temini, Kullanımı ile Etkinliklerinin Tespiti ve Kontrolü 
Yönergesi esaslarına göre 03.08.2004 tarihinde Haber Elemanı olarak kayıtlara alındığı, Seferi YILMAZ'ın; 08.03.1962 doğumlu olduğu, Hakkari/Şemdinli/Umurlu Köyü nüfûsuna kayıtlı olduğu, bekar olduğu, Şemdinli ilçe merkezinde ikamet ettiği, kendi ifadesiyle; Şemdinli ilçesi Özipek Pasajında umut Kitabevini işlettiği, bekar olduğu ve ölen ağabeyinin eşi ve çocukları ile aynı evde yaşadığı, İl Jandarma Komutanlığınca verilen bilgilere göre; 15 Ağustos 1984 yılında PKK terör örgütünce Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığına yapılan silahlı saldırıda klavuzluk yaptığı, bu suçtan dolayı 1985-2000 yıllan arasında Diyarbakır, Eskişehir, Aydın, İzmir-Buca ve Istanbul-Bayrampaşa cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olarak kaldığı, cezaevinden tahliye 
olduktan sonra yapılan istihbari çalışmalarda; PKK terör örgütünün Şemdinli ilçesi kırsalında faaliyet gösteren örgüt mensupları ile irtibatlı olduğu, bu örgüt mensuplarına malzeme temin ettiği, yardım ve yataklık yaptığı, eylem yapılacak yerlerle ilgili bilgiler verdiği, bölgede bulunan örgüt mensuplarının ailelerine yardımcı olduğu, DEHAP ile ilgili bütün faaliyetlerde ön planda olduğu, yeni kurulan Demokratik Toplum Hareketinin Şemdinli'deki kurucu üyeleri arasında yer aldığı, örgüt içerisinde Hacı (K) olarak tanındığı, Şemdinli'deki son 
dönemde meydana gelen bazı bombalama olaylarına karıştığı şeklinde teknik takip ve istihbarat bilgileri bulunduğu, 

Özetlemek gerekirse: raporun bundan sonraki bölümlerinde de adları sıkça geçecek olan bu kişilerden Ali KAYA ve Özcan İLDENİZ'in Hakkari İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde görev yapan astsubaylar oldukları, Veysel ATEŞ'in kendiliğinden teslim olduktan sonra PKK terör örgütü üyesi olmak ve silahlı eylemlere katılmaktan mahkum olduğu, cezasını çektikten sonra vatandaş olarak yaşamını sürdürdüğü, aym zamanda haber elemanı olarak jandarmaya çalıştığı, Seferi YILMAZ'ın örgüte yardım ve yataklık yapmak suçlarından mahkum olduğu, yaklaşık İS yıl cezaevinde kalıp çıktıktan sonra 
Şemdinli ilçe merkezine ikamet ettiği ve kitabevi işlettiği, HADEP ve şu anda da DTP çalışmalarına aktif olarak katıldığı, hakkında örgütün dağ kadrosuyla irtibatlı olduğu şeklinde bilgiler bulunduğu ve yapılan teknik takip sonucu bu irtibatla ilgili bazı somut delillere ulaşıldığı, Şemdinli olaylarının yaşandığı günlerde de bu takibin devam etmekte olduğu, Anlaşılmaktadır. 

2. UMUT KİTABEVİNDEKİ PATLAMA ANINA İLİŞKİN BEYANLAR: 

El bombalarının patlamasıyla ilgili olarak birinci derecede görgü tanıkları kuşkusuz ki o sırada Umut Kitabevinde bulunduklarını beyan eden kitabevi sahibi Seferi YILMAZ ve yaralanan Metin KORKMAZ'dır. (Üçüncü şahıs Mehmet Zahir KORKMAZ ise hayatını kaybetmiştir.) Patlama anına ilişkin olarak hayatta kalan bu iki kişiden; Kitabevi sahibi ve olaydan yara almadan kurtulan Seferi YILMAZ 
Müfettişliğimize verdiği ifadesinde; "...Dükkanım pasaj içerisinde sağdan 5 inci iş yeridir. 
Pasajın girişinden itibaren benim dükkanıma olan mesafe yaklaşık 20 metredir. Dükkanım arası kontra plak ile bölünmüş iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kitapların yer aldığı raflar mevcuttur. Kapı gibi kullanılmakta olan bir perdenin arkasında ise mutfak dolabı, masa ve bir çekyatın bulunduğu ikinci bölüm yer almaktadır. ...Öğle yemeği için iki tane misafirim mevcuttu. Bunlar Metin KORKMAZ ile Mehmet Zahir KORKMAZ dır. 
...Metin KORKMAZ m aynı pasaj da işyeri bulunmaktadır. Öğle yemeği için salçalı yumurta hazırlıyorduk. Yemeği Mehmet Zahir pişiriyordu. Ben başka arkadaşları yemeğe davet etmek amacı ile perdeye elimi uzattığımda bir cam kırığı sesi işittim. Perdeyi açtığımda yerde kendi etrafında dönmekte olan bir el bombası gördüm. O anda bombanın cinsinin ne olduğunu anlayacak teknik bilgim olmadığı için yüksek sesle "bomba attilar" diyerek bağırdım ve dükkanı hızla terk ettim. Henüz dükkanın dışına çıkmışken yaklaşık 3-4 metre önümde kahverenkli montlu orta boylu bir şahısın kaçmakta olduğunu gördüm. O anda "bombayı 
atan bu şahıstır, yakalayın'' diyerek bağırdım. Hemen ardından bomba patladı... " 
Seferi YILMAZ Şemdinli CSavcıhğında verdiği ifadesinde de; " ...yemek pişme 
aşamasında idi yemek pişerken dükkanın arka bölümünden çıkıp kitabevinin ön bölümüne geldiğimde kırılan bir cam sesi duydum, dikkatli baktığımda kırılan camın kendi kitabevimin camı olduğunu gördüm, o anda önümde kitabevinin ortasında yuvarlanan bir el bombası gördüm aniden kendimi dışarı attım süratle dükkanımın önündeki merdivenlerden inip eğilerek kaçtığım sırada kitabevimin içine atılan el bombası büyük bir gürültü ile patladı, fatabevimin camlan dışarı saçıldı, bomba daha patlamadan bir kişinin pasajın sonuna doğru kaçtığını gördüm..." demektedir, 
Olay sırasında yaralanan Metin KORKMAZ Müfettişliğimize verdiği ifadesinde; 
"...Öğle yemeği hazırladık. Yemeğimiz salçalı yumurta idi. Yemeği pişirdikten sonra yemek için bu amaçla kullanılan masanın üzerine bıraktık. Ben kanepeye oturdum. Zahir ile Seferi de hemen karşıma plastik arkalıklı sandalyelere oturdular. Burada oda planını daha anlaşılır olsun diye anlatmak istiyorum. Kitapevi iki bölümden oluşuyor. Birincisi kitapların bulunduğu bölüm diğeri kontraplak ile ayrılmış mutfak ve yemek yenilen yer diye nitelendirilebileceğimiz bölüm. Birinci bölümde raflar ve raflarda kitaplar var. İkinci bölüme girişe göre sağ tarafta perde ile ayrılmış bir kapıdan giriyoruz. Hemen sağımızda çay 
pişirmek için ocak var. Tam karşıda yemek hazırlamak için tüp vesairenin olduğu bir bölüm var. Hemen onun yanında arada küçük bir mesafe olmak ile birlikte eski bir büro masası var. Arka girişe sol karşıda kontraplağa dayalı vaziyette ve masaya doğru yaklaşan bir konuşlanma ile kanepe bulunmaktadır. Kanepeye paralel olarak 40 cm genişliğinde ve kanepe uzunluğunda bir yemek masası 3 tane sandalye var. Yemeğe henüz başlamıştık la büyük bir cam kırılması sesi duyduk Önce Seferi hemen ardından Mehmet Zahir ne olup bittiğine bakmak üzere kapıya yöneldiler. Seferi bomba attılar diye bağırdı. 1 saniye kadar 
sonra ilk patlama oldu. Bu patlama kitapevi birinci bölümünde oldu. Mehmet Zahir de hemen Seferi nin arkasından koşmuştu. İlk patlamadan sonra ben bir daha onları görmedim. Çünkü oda bir anda karardı. Hemen akabinde ben kafamı yukarıda sözünü ettiğim büro masasının arkasına gizlemeye çalıştım. Bu arada kendi ekseni etrafında dönen bir başka el bombasını fark ettim. Fark etmem ile birlikte bomba patladı. Bu patlama ise kitapevi mutfak bölümünde oldu. Her iki patlama sesi arasında herhangi bir fark bulunmuyordu. Zaten 1-2 saniyelik bir 
ara ile patladılar. Arka bölüm bir anda dağıldı. Üzerime malzemeler geldi. Ben bir dakika bekledikten sonra çok iyi tanıdığım dükkandan karanlığa rağmen kapıya doğru yerde sürüklenerek gittim. Kapıya geldiğimde Kürtçe olarak "yaralıyım beni kurtarın" diye seslendim. Sürünürken Mehmet Zahir'in içeride olduğunu ilişkin bir tespitin veya işittiğim bir ses olmamıştır..." 
Metin KORKMAZ Şemdinli C. Savcdığmda verdiği ifadesinde de; "...Yemek  pişmişti. Yemeği masanın üzerine koymuştuk. Seferi Yılmaz 'm kitabevinin arkasında bulunan aynı lütabevinin içerisinde kitapların bulunduğu bölümle kitap rafları kontra plakla ayrılmış mutfak bölümünün ortasında bir masa vardı. Ben masanın arkaşındaydım. Mehmet Zahir Korkmaz ve Seferi Yılmaz masanın kapıya yakın tarafindaydı. İkisi de masada yan yana oturmuşlardı. Sonra birden kitabevinin camının kırıldığını duyduk. Kınlan camlar da yere düşünce bir gürültü oldu. Seferi Yılmaz ve Mehmet Zahir Korkmaz ayağa kalktılar. Seferi Yılmaz daha önce kapıya doğru hareket etti. Ardından Mehmet Zahir kitabevinin giriş 
kapısına yöneldi. Seferi Yılmaz bomba var diye bağırdı. Benim kaçma imkanım yoktu. Önümde masa vardı. Zaman yoktu. Bu nedenle kendimi yere attım. İlk önce Seferi Yılmaz dükkandan dışarı çıktı. Mehmet Zahir Korkmaz kitabevinden çıkmak üzere iken birinci el bombası patladı. Ben birinci bombanın patladığını duydum. Ardından ikinci el bombası bana 1,5-2 mt uzaklıkta alev almış şekilde döndüğünü gördüm. Ben başımı korumak için masanın arkasına köşeye soktum. Amacım başımı ve vücudumun yukarısını korumaktı. Bomba da patlayınca ben kalçamdan ve bacağımdan yaralandım. Birinci patlayan bomba benden 4 mt 
kadar uzaklıktaydı. İkinci bomba bana daha yakındı. Ben el bombası atan kişiyi görmedim... " Demek suretiyle olay anını anlatmaktadırlar. 

Patlama sonrası olay yerinde tespit yapan Bomba Uzmanı Polis Memuru Ahmet 
GÜVEN Müfettişliğimize verdiği teknik bilgide; "...09.11.2005 tarihinde Şemdinli Umut Kitab evinde patlayan iki adet el bombasının maşası tarafımızdan bulunmuştur. ...iki el bombasının aynı anda atılıp atılamayacağı yada farklı zamanlarda atılan el bombalarının aynı anda ve tek patlama sesi üretip üretmeyeceği hususu ise net cevaplanabilecek bir soru değildir. İnsanların el bombası kullanmaktaki sıklığı ve kabiliyeti farklı olmakla birlikte normal şartlarda iki el bombasının bir kişi tarafından aynı anda hedefe atılması sık rastlanır bir durum olarak gözükmemektedir. Bunun imkansız olduğunu söylemekte güçtür. Farklı zamanlarda ve birbiri peşi sıra pimi çekilen ila el bombasının aynı anda tek ses verecek biçimde patlatılması mümkündür. Yalnız bu bombayı kullananın kontrol edebileceği bir durum değildir. Tamamen bomba düzeneğinin kendi iç çalışma prensipleriyle ilgilidir. Aynı fabrika ürünü olsa bile pimi çekilen bombaların patlama süreleri bir iki saniye farklılık arz edebilmektedir. Kaldı H çok kısa aralıklarla kapalı yerde patlayan bombaların tek ses üretmesi de mümkündür. " Demek suretiyle konuya açıklık getirmiştir. 

Bu beyanlar ışığında konuyu değerlendirdiğimizde: Pasajın ana giriş kapısı ile kitabevinin kapısı arasındaki mesafenin yaklaşık 20 metre olduğu, kitabevinin yaklaşık 4X5 ebadında bir iş yeri olduğu, hemen orta yerinden kontraplak malzeme ile iki bölüme ayrıldığı, iki bölümü ayıran geçiş yerinde bir perde 
bulunduğu, ön bölümde kitap rafları, arka bölümde yemek masası, ocak ve kanepe bulunduğu, anlaşıldığı kadarıyla bu işyerinin ticari bir gayeden çok, muhtemelen sohbetlerin yapıldığı bir buluşma yeri niteliğinde olduğu, 
Patlamanın meydana geldiği pasajda o anda yalnızca giriş kısmındaki kırtasiye ile patlama sırasında yaralanan şahsın aynı pasajdaki ayakkabı dükkanının açık olduğu, patlama olduğunda kitapevinin arka bölümünde üç kişinin bulunduğu, bunlardan birinin patlama neticesi hayatım kaybettiği, birisinin vücudunun arka bölümlerinde çok sayıda şarapnel parçasıyla yaralandığı, üçüncü şahıs olan kitapevi sahibi Seferi YILMAZ'ın olaydan yara almadan kurtulduğu, olayın patlama anına ilişkin görgü tanığı bulunmadığı, bir başka deyişle kitabevine iki adet el bombasını atan şahıs veya şahıslan bombayı atarken gören hiç 
kimsenin olmadığı, Bomba patlamadan önce kitabevindekilerin hangi konumda olduğuna ilişkin farklı iki beyan bulunduğu, bunlardan Seferi YILMAZ'a göre, iki bölümlü dükkanın arka bölümünde yemek hazırlığının devam ettiği sırada, hazırladıkları yemeğe davet etmek üzere yeni kişileri çağırmak amacıyla iki bölmeyi ayıran perde kapıyı açtığı sırada cam kırılma sesi duyarak baktığında kendi etrafında dönen bombayı gördüğünü, Metin Korkmaz'a göre ise; yemeği 
pişirdikten sonra yemek için bu amaçla kullanılan masanın üzerine bıraktıklarını, kendisinin kanepeye oturduğunu (kanepe perde kapıya en uzak nokta), olayda ölen Zahir Korkmaz ile hiç yara almadan kurtulan Seferi Yılmaz'ın masanın kendisine göre karşısına plastik arkalıklı sandalyelere oturduklarım, yemeğe başlar başlamaz büyük bir cam kırılması sesi duyduklarını, önce Seferi hemen ardından Mehmet Zahir'in ne olup bittiğine bakmak üzere kapıya yöneldiklerini, Seferi'nin bomba attılar diye bağırdığım, 1 saniye kadar sonra ilk patlama olduğunu, ilk patlamanın dükkânın kitaplann olduğu bölümde gerçekleştiğini, hemen akabinde kafasmı odadaki büro masasının arkasına gizlemeye çalıştığım, bu arada kendi ekseni etrafında dönen bir başka el bombasını fark ettiğini ifade ettiği, anlatımlardaki bu farklılığın dikkate değer görüldüğü, 

Aynca mantıki olarak da; 

Bombayı atan şahsın işyerinin kapısı açık dururken, kısmen de kırılmama ve görülme riskini göze alarak bombalardan en az birini camı kırmak suretiyle  neden atmayı tercih ettiği.?, 
Perdeyi açmak üzere iken cam sesini duyan Seferi Yılmaz'ın şayet bu ses ilk el bombasına ait ise niçin ikinci bombayı atmakta olan şahsı bu eylemi sırasında göremediği.? 
( İlk bombanın ön bölümde patladığı, bilahare arka bölümdeki bombanın patladığı yolundaki ifade nedeniyle), Camdan atılan ikinci bomba ise ve bu bomba dükkanın ön bölümünde kalmışsa, arka bölüme kadar geçen daha önceki bombayı neden fark edemediği.?
 (İfadelere göre bu seçenekte kan izlerinin arka bölümde yoğunlaşması gerekirdi, ancak ön bölümde kan izlerinin yoğunlaştığı), Seferi Yılmaz ile Mehmet Zahir Korkmaz arka arkaya kapıya doğru yöneldiklerine ve iki bombanın patlaması arasında 1-2 saniyelik bir fark olduğuna göre, patlamalar sonunda Mehmet Zahir Korkmaz 'm ölmesi, Seferi Yılmaz'ın ise yara dahi almadan kurtulmasının nasıl mümkün olduğu.? 

Konularının izahının yapılmasında zorluklarla karşılaşıldığı, bazı belirsizliklerin halen devam ettiği, Anlaşılmaktadır. 

2. Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,,

***

3 Eylül 2018 Pazartesi

Afrin’e Uzanan Zeytin Dalı,

Afrin’e Uzanan Zeytin Dalı,



Erol Başaran Bural
21 Ocak 2018 Pazar
21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü                        
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi
Afrin’e Uzanan Zeytin Dalı

Kod Adı: Zeytin Dalı., 

      Yaklaşık bir yıldan uzun bir süredir Afrin’deki PKK/PYD terör örgütü varlığının temizlenmesine yönelik yapılacağı belirtilen harekât, 20 Ocak 2018’de “Zeytin 
Dalı Harekâtı” adı ile başladı. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yapılan harekâta yönelik yapılan açıklamada; “ Hudutlarımızda ve bölgede güvenlik ve 
istikrarı sağlamak maksadıyla, Suriye’nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek ve dost ve kardeş bölge halkını bunların baskı ve zulmünden kurtarmak üzere, 20 Ocak 2018 saat 17:00'dan itibaren “Zeytin Dalı Harekâtı” başlatılmıştır.” denildi.[i]

Hem harekâtın isimlendirilmesinin hem de TSK açıklamasının ve arka planında birçok stratejik mesajın yer aldığını söylemek mümkün görülüyor.Afrin 
bölgesindeki zeytin ağaçlarının varlığından yola çıkarak harekâtın bölgeye barış getireceğine ve asıl amacının bölge insanlarına barış getirmek olduğu vurgusunu yapan Zeytin Dalı isimlendirmesinin, üzerinde iyi çalışılmış stratejik bir mesaj olduğu anlaşılıyor. Yine harekâtın isminden yola çıkarak Türkiye; Suriye topraklarını işgal gibi bir amacının bulunmadığını, bölgede barışın önünde büyük bir engel yaratan terör örgütlerinin temizlenmesi nin ardından ele geçirilen bölgelerde istikrarın sağlanması amacıyla gerekli işlemlerin yapılacağını ve nihayetinde bu toprakların asıl sahiplerine yani Suriyelilere geri verileceği 
mesajını iletiyor.

TSK’nın harekâta yönelik birinci mesajında birden çok stratejik mesaj yer alıyor. Bunlardan birincisi harekâtın hedefinin ismiyle de müstesna olacak şekilde bölgede istikrarın ve güvenliğin sağlanması olduğuna ilişkin. İkinci mesaj ise PKK terör örgütünün yanı sıra TSK’nın hedefinin IŞİD terör örgütü ile de mücadele olduğu vurgusunun yapılması. Üçüncü önemli mesajharekâtın dayandığı uluslararası hukuk temeline vurgu yapılarak hukuki meşruiyetin sağlanması. 
Dördüncü mesaj ise Suriye’nin toprak bütünlüğüne yapılan vurgu. Bu vurgu ile Türkiye bir kez daha hem harekâtın amacının Afrin bölgesini işgal ve ele 
geçirmek olmadığını vurgularken hem de bölgede yerleşik PKK/PYD terör örgütünün asıl amacının Suriye’yi bölmek olduğuna işaret ediyor. Beşinci ve son mesaj ise harekâtın hedefinin Afrin bölgesini ele geçirmeye çalışan terör örgütleri olduğu ve sivillere zarar vermemek için gösterilen hassasiyeti vurguluyor.

Harekâtın İlk Gününe Yönelik İzlenimler

Harekâtın birinci gününde yoğun bir hava akını ile daha önceden tespit edilen terör örgütü hedeflerinin vurularak yumuşatıldığını görüyoruz. Yine TSK 
tarafından harekâta yönelik yapılan ikinci açıklamada[ii] 7 bölgede tespit edilen 108 hedefin 72 savaş uçağı ile vurulduğu, 21 Ocak’ta yapılan açıklama ile 
ise taarruz edilen hedef sayısının 153’e yükseldiği[iii] belirtiliyor. Bugüne kadar Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirilen harekâtlar ile Suriye kuzeyine geçtiğimiz yıl düzenlenen Fırat Kalkanı harekâtı ile kıyaslandığında, 72 savaş uçağı ile yapılan bu harekâtın oldukça yoğun bir baskı yaratabilecek büyüklükte olduğunu söyleyebiliriz. Bu kadar çok sayıda savaş uçağı ile eş zamanlı olarak harekâtın gerçekleştirilmesinin, hedeflerin tam isabetle vurulmasının ve şimdiye 
dek sivil kaybın bulunduğuna yönelik bir haberin gelmemesinin büyük bir başarıya imza atıldığına işaret ettiğini de vurgulamak gerekiyor.

Yine Zeytin Dalının ilk günlerinde Fırat Kalkanı bölgesi ile Afrin sınırında ÖSO ile PKK/PYD terör örgütü arasında çatışmaların yaşandığı haberleri açık 
kaynaklara yansıyor. Gerçekleştirilen etkin ve yoğun hava harekâtının ardından bazı PKK/PYD unsurlarının güneye doğru çekildikleri, sivillerin yerleşim 
yerlerini terk etmemeleri için zorladıklarına yönelik haberler de yayılıyor.

Açık kaynaklara yansıyan bilgilerden Afrin’de geniş bir alana yönelik düzenlenen hava harekâtı, kara harekâtının hem kuzeyden hem batıdan hem de doğudan yani Fırat Kalkanı bölgesinden başlatılacağına işaret ediyor. Birinci aşamada kara harekâtının kırsal bölgede yuvalanarak tahkimat yapmış PKK/PYD terör örgütü 
mensuplarının silah mevzileri, korunak ve barınaklarının imhasına yönelik olacağını görebiliyoruz. Büyük bir ihtimalle, harekâtı karadan geliştiren TSK 
birliklerini durdurabileceği düşüncesine sahip olan terör örgütü mensupları, kritik arazi arızalarını savunmaya, TSK birliklerini oylamaya çalışacaktır. Hava 
unsurlarının kullanılmasına devam edilmesi durumunda, kırsalda araziyi elde tutmaya çalışan terör örgütü mensuplarının yerleşim yerlerine doğru çekileceğini ve TSK ile çatışmaları meskûn mahallerde kabul edeceği açıkça görülüyor.

Yine harekât öncesi açık kaynaklara yansıyan bilgilerden PKK/PYD’nin meskûn mahallere yaklaşma istikametleri ve meskûn mahallerde uzun süredir savunmaya yönelik tahkimat yaptığı, hendekler kazdığı, barikatlar oluşturduğu, El Yapımı Patlayıcılar (EYP) ile tuzaklar kurduğu, tüneller hazırladığı da bilinmektedir. 
Çatışmaların meskûn mahallere doğru çekilmesi durumunda sivillere zarar gelmemesi için alınacak tedbirlerin TSK harekâtını bir miktar da olsa 
yavaşlatabileceğini, EYP ile mücadelenin ön plana çıkabileceğini görüyoruz.

Harekâtın gelişimi kapsamında sıklıkla sorulan sorulardan birisi de harekâtın süresine yönelik olarak karşımıza çıkıyor. Harekât ne kadar sürede tamamlanacak? 
Harekâtın ne kadar sürede tamamlanacağından çok harekâtın en az zayiatla tamamlanmasının ön plana çıkarılması gerekiyor aslında. Bu açıdan 
yaklaşıldığında; TSK’nın da mümkün olan kısa sürede harekâtı tamamlamak isteyeceği ancak bu arada zaman baskısı altında hata yapmak da istemeyeceği 
düşünülmeli, Zeytin Dalı’nın PKK/PYD varlığı bölgeden yok edilinceye kadar ve bir tek askerimizin, bir tek ÖSO mensubunun burnu dahi kanamadan gereken sürede bitirilmesi esas kabul edilmelidir.

Alınabilecek Tedbirler

Harekâtın seyri kapsamında bir şeyler söylemek için henüz çok erken olsa da dikkat edilmesi gereken en önemli hususun harekâtın meskûn mahallerin 
temizlenmesine yönelik safhasına yoğunlaşılması gerektiğini de belirtmek gerekiyor. PKK/PYD terör örgütünün bölgeye zaman içerisinde gönderdiği 
teröristlerin yerleşim yerlerinde konuşlandırılmış olması ve TSK birliklerimizle ÖSO unsurlarına bu bölgelerde zayiat verdirmeye çalışacağını akıllarda tutmak 
gerekiyor. Bu nedenle meskûn mahallerde yaşanabilecek çatışmalarda kuşatmanın sağlanarak terör örgütü mensuplarının tecrit edilmesi, EYP tehdidine karşı oldukça dikkatli olunması, hendek, barikat ve tünellerin imhasının sivil kaybına yol açmadan cerrahi bir operasyonla yapılması hususları önem kazanıyor. Hem yurt içinde Sur, Nusaybin, Yüksekova, Şırnak ve İdil gibi bölgelerde hem de Fırat Kalkanı bölgesinde gerçekleştirilen meskûn mahal operasyonlarında büyük bir tecrübe edinen TSK’nın, Afrin bölgesinde de aynı hassasiyet ve başarıyı göstereceğini şimdiden kestirmek güç görünmüyor.

Bir diğer önemli husus da PKK/PYD terör örgütüne sağlanan gelişmiş silah sistemlerin bölgede TSK’ya karşı kullanılabileceği riskine ilişkin olarak 
karşımıza çıkıyor.Gerek karadan intikal eden komando ve özel kuvvetler birliklerine, gerekse zırhlı birliklere karşı PKK/PYD’nin elinde var olan 
gelişmiş tanksavar silahlarını kullanabileceğini sürekli değerlendirmek, hava unsurlarına ve özellikle kullanılması durumunda helikopterlerimize yönelik hava 
savunma füze tehdidine karşı gerekli önlemlerini eksiksiz almak önem arz ediyor.

Zeytin Dalı operasyonu öncesinde olduğu üzere medyanın, harekât süresinde de bölgeden canlı yayınlar yaptığı görülüyor. Bölgeden canlı yayınlarla habere ilk 
ulaşan olma arzusunda bulunan medyanın TSK’ya ait silah ve birlik miktarlarını, bu birliklerin giriş ve konuş noktalarını en ince ayrıntısına kadar kamuoyuna 
açıklama yarışının, harekâtın ilerleyişine zarar verebileceğini de belirtmek gerekiyor. Devletin stratejik iletişim yönetimini gözden geçirerek, medya 
kuruluşlarının bilgilendirilmesinin sağlanması, harekâtı tehlikeye sokabilecek yayınların öz denetim çerçevesinde medya kuruluşlarının kendileri tarafından 
önlenmesine yönelik izahatlarda bulunulmasında fayda görülüyor. Benzer şekilde çatışma ortamlarında medyanın gücü göz önünde bulundurularak TSK’nın muhtemel hareketleri hakkında bilgi vermek yerine, gerektiğinde stratejik aldatma konusunda kullanılması gerektiğinin de altını çizmek gerekiyor.

Konuyla ilintili olarak harekâtın psikolojik harekât desteğinin de önemli olduğu açıkça görülüyor. Bu tür önemli ve etkin harekâtlar öncesi, harekâtın ilk günü 
gerçekleştirilen hava harekâtı ile birlikte en azından; bölgede yaşayan sivillerin bilgilendirilmesi, sivillerin zarar görmemesi için alınan tedbirler, 
terör örgütü mensuplarının caydırılmasına yönelik mesajları da içeren bildirilerin havadan atılması gerekirdi. (Bu tedbirler belki de alınmıştır ancak 
uygulansaydı medyada mutlaka yer alırdı.) Bu çerçevede; TSK tarafından Afrin harekât alanında psikolojik harekât faaliyetlerinin başlatılması, şayet 
başlatılmış ise en az yapılan manevralar kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurularak harekâtın seyrine göre geliştirilmesinde büyük fayda görülüyor. 
Yine benzer kapsamda şayet ele geçirilirse -ki büyük ihtimalle ele geçirilecektir- başta ABD olmak üzere PKK/PYD’ye batılı ülkeler tarafından verilen silah ve teçhizatın kamuoyu ile paylaşılması, PKK terör örgütünün silahlandırılmasına yönelik Türkiye’nin haklı endişelerinin uluslararası kamuoyu ile paylaşılması, müteakip harekâtlar açısından da büyük bir kuvvet çarpanı etkisi yaratacaktır.

Son olarak, Zeytin Dalı Harekâtının devamı süresince PKK terör örgütünün hem dikkatleri başka yöne kaydırmak, hem de öç almak maksadıyla başta Şırnak-Hakkâri sınır hattı olmak üzere, Türkiye içerisinde de terör eylemleri gerçekleştirebileceği göz önünde bulundurulmalı, kolluk kuvvetlerinin başta 
metropoller olmak üzere ülke genelinde alarm seviyesini yükselterek alınan tedbirleri artırması, yurtiçinde teröristle mücadele operasyonlarına aralıksız 
devam edilmesi gerekmektedir.

Harekâta katılan birliklerimizin hem yurt içindeki meskûn mahal operasyonlarından hem de Fırat Kalkanı Harekâtından edindiği birçok tecrübe 
mevcuttur. Bu seçkin birliklerimiz Zeytin Dalı Harekâtını icra etmek için gerekli teçhizat, silah, malzeme, akıl ve cesarete fazlasıyla sahiptir. Türk milletinin bu harekâtın başarıyla sonuçlanacağına olan inancı da tamdır. Allah Mehmetçiğimizin yar ve yardımcısı olsun.

KAYNAKÇA;

[i]http://www.tsk.tr/BasinFaaliyetleri/BA_47

[ii] http://www.tsk.tr/BasinFaaliyetleri/BA_48

[iii] http://www.tsk.tr/BasinFaaliyetleri/BA_49



Uzman Hakkında
Erol Başaran Bural
Milli Güvenlik ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi
erolbural@gmail.com

Uzmanın Diğer Yazıları

  İdlib'te Yaklaşan Felaket 
  İdlib Senaryoları 
  PKK Terörünün Kuluçka Makinası: Kandil 
  Taliban’dan IŞİD’e: Afganistan ve Terör Sorunu 
  ABD’nin Nükleer Anlaşmadan Çekilme Kararı ve Sonrası 
  Suriye’ye Atılan “Savaş Baltaları” ve Propaganda 
  Suriye İç Savaşında Pandoranın Kutusu: İdlib 
  Afrin’e Uzanan Zeytin Dalı 
  ABD Stratejik İletişiminin Çöküşü: PKK/PYD Üzerinden Yalanlar 
  İdlib Açmazı 
  İran Krizi PKK’nın İştahını Kabartıyor 
  Türkiye’nin 2017 Yılında Terörle Mücadele Stratejisi: Önleyici Kolluk ve 
  Kesintisiz Mücadele 
  PKK/PYD’ye Silah Yardımı Saçmalığı  
  Türkiye’ye Yönelik Terör Tehdidi: IŞİD’in Emni’leri  
  Neden Şemdinli? 
  IŞİD’in Yeni Modus Operandisi 
  İdlib’de Riskler ve Tehditler: Malhama ve İngimasi 
  Terörizmle Mücadelede Kamuoyu ile İletişim Yönetimi Nasıl Olmalı? 
  Uluslararası Toplum IŞİD’e Odaklanırken, Boko Haram Vahşeti Artıyor 
  IŞİD'den En Çok Türkiye Zarar Görüyor 
  IKBY’nin Bağımsızlık Referandumu, PKK Terör Örgütü ve Gerçekler 
  IŞİD Yalnız Kurtlarını Uyandırmaya mı Çalışıyor? 
  Terörizmle Mücadelede Terör Örgütü Lider Kadrolarına Yönelik Operasyonlar 
  PKK Terör Örgütünün Kitle İkna Silahları ve Propaganda Yöntemleri 
  Avrupa Birliği Terörizm Durumu ve Eğilimi Raporunda PKK Terör Örgütü 
  PKK/PYD’nin Yabancı Teröristleri 
  Terörizmi Küresel Alana Yaymak: Filipinler’de DAEŞ Varlığı 
  Brüksel'deki NATO Zirvesi ve Uluslararası Terörizmle Mücadele 
  Manchester’da Terör Saldırısı: DAEŞ’in Yalnız Kurtları ya da Uyuyan Hücreleri 
  mi? 
  PYD ve PKK İlişkisini Anla(ta)mamak 
  Terör Örgütleri ve Propaganda: DAEŞ Terör Örgütü Örnek Olay İncelemesi 

***