Bölgesel kalkınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bölgesel kalkınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2020 Cumartesi

Sağlık Turizmi ve Termal Turizmi açısından Sağlıklı Yaşam Köyü’nün incelenmesi

Sağlık Turizmi ve Termal Turizmi açısından Sağlıklı Yaşam Köyü’nün incelenmesi 

Hamit VANLI* 
Burak KÜÇÜK **

*Maltepe Üniversitesi, İİBF, Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Bölümü 
hamitvanli@maltepe.edu.tr 
**Maltepe Üniversitesi, İİBF, Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Bölümü
burakkucuk@maltepe.edu.tr 


Özet 

Dünya’da yükselen trend olan sağlık turizmi ile bir ülkeden diğer bir ülkeye 
hastanelerde bekleme sürelerinin uzunluğu, tedavinin dışarıda ekonomikliği 
veya daha kaliteli sağlık hizmeti veya tedaviyle birlikte tatil yapma arzusu ile 
gidilebilmektedir. Dünya nüfusunun, özellikle gelişmiş ülkelerin yaşlı nüfusu 
%20’lere yaklaşmış olup 2050 yılında bu oranın %40’ı aşması beklenmektedir. 
Engellilerin oranı %7-10, kronik hastalığı olanların oranı %12, orta seviyede depresyon geçiren nüfus %15’lerdedir. Önümüzdeki yıllarda gelişmiş ülkelerin  nüfusunun %30’lara varan oranda bir nüfusun özel ve ayrıcalıklı bir ortamda  uzun süreli tatil yapmak ve sağlıklı bir yaşam arayacaktır. Bu kapsamda son yıllarda Türkiye’de de sağlık turizmine yatırımlar yapılarak yılda ortalama 

250.000 turistin gelmesi sağlanmıştır. Gelenlerin büyük çoğunluğunu kaplıca ve termal tesisleri ziyaret edenler oluştururken, saç ektirme, göz ameliyatları, estetik ve tüp bebek gibi cerrahi yöntemler için gelenlerin sayısı da hızla artmaya başlamıştır. Bu çalışmada sağlıklı yaşam köyünün Türkiye’de 
yaygınlaşan sağlık turizmi ve sahip olduğu termal turizm potansiyeli açısından 
değerlendirilip, hem Avrupa ülkelerinden hem de Karadeniz’e komşu ülkelerden gelecek turistlerin bölgesel kalkınmaya olan katkıları incelenip 
önerilerde bulunulmaktadır. 

1. GİRİŞ 

Dünya’da turizm anlayışı özellikle son yıllarda hızla değişmeye başlamış 
ve buna bağlı olarak alternatif turizm anlayışı gelişmeye başlamıştır. Özellikle 
turizmden ciddi pay alan ülkeler, geleneksel yaz turizminin yanı sıra 
golf turizmi, kış turizmi, kültür turizmi, inanç turizmi, yayla turizmi ve sağlık 
turizmi gibi turizm araçlarını çeşitlendirmekte ve 12 aya yayılması için 
çalışmalar yapmaktadırlar. Bu çalışmalar neticesinde Dünya üzerinde yaşayan 
insanların hem ulusal sınırlar içerisinde hem de uluslararası düzeyde 
olmak üzere sağlık hizmeti almak amacıyla ve / veya tıbbi hizmet almak 
amacıyla seyahat etme eylemi içerisinde oldukları bilinmektedir. 

Sağlık turizminin çok geniş bir konu olduğu, en önemli alternatif turizm 
çeşidi olduğu bir gerçektir. Sağlık turizminin; medikal turizm, termal turizm, 
SPA-Wellnes, engelli ve ileri yaş turizmi gibi birçok alt bölümleri olmakla 
birlikte bir turizm paketi olarak pazarlanması gerekmektedir. Dünya’da 
özellikle son yıllarda yükselen trend olan sağlık turizmi için Türkiye’de de 
birçok hastane bünyesinde bu konuyla ilgili bölümler oluşturuyor. Ayrıca 
özel hastaneler dışında, çeşitli şirketler veya girişimciler de sağlık turizminde 
faaliyette bulunmaya başladı. Türkiye hem kaplıca turizminde hem 
planlı tedavide hatta yaşlıların bakımında Avrupa’ya alternatif potansiyel 
bir ülkedir. 

Dünyaca ünlü Türk doktorları tarafından modern yöntemlerle gerçekleştirilen 
tıbbi operasyonlar, Avrupa ve Amerika’ya oranla Türkiye’de çok daha ucuza yapılabilmektedir. Türkiye, sağlık ve kaplıca turizmini geliştirerek iddialı hale gelerek şimdilik yılda 250 bin civarında turistin gelmesini sağlamaktadır. Gelen turistlerin büyük çoğunluğunu ise kaplıca ve termal tesisleri ziyaret edenler oluştururken, saç ektirme, göz ameliyatları, estetik ve tüp bebek gibi cerrahi yöntemler için gelenlerin sayısı da hızla artmaya başlamıştır. 

2. TÜRKİYE’DE SAĞLIK TURİZMİ Ve TERMAL TURİZMİ 

Avrupa’da yaşayan insanlar yaşlanmakta, kronik hastalıklar çoğalmakta, 
kaplıcalarda kür tedavileri yaygınlaşmakta, buna paralel olarak sağlık harcamaları büyük boyutlara ulaşmaktadır. Bununla birlikte hastaların bekleme 
süreleri artmış ve sağlık sigortaların karlılığı iyice azalmıştır. Avrupa bu 
çerçevede yaşlıların bakımı kaplıcalarda kür tedavileri ve planlı tedavilerin 
daha ekonomik olduğu için yurtdışına yönelmektedir. Türkiye hem kaplıca 
turizminde hem planlı tedavide hatta yaşlıların bakımında Avrupa’ya alternatif 
potansiyel bir ülke konumundadır. Ülkemizde sağlık ve kaplıca turizmini 
geliştirmek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. 

Türkiye’nin iklimi, coğrafyası, misafirperverliği, termal kaynakları, kültürü, 
bölgesel yakınlığı ve turizm potansiyeli ile Avrupalı yaşlılara özellikle 
65-75 yaşları arasındaki (sağlıklı olan) yaşlılara belli projeler çerçevesinde 
daha güzel ve daha ekonomik bakım hizmeti ve yaşlı tatil köyleri sunulabilir. 
Böylelikle Avrupa’nın yaşlılarına daha ekonomik ve müreffeh bir hizmet, 
ülkemiz içinde büyük bir sağlık turizmi geliri olacaktır. Öte yandan 
ülkemizin gelecekteki yaşlılık sorunları için de bir çalışma olacaktır. 

Türkiye’de oldukça yeni bir kavram olan sağlık turizminin gelişme döneminde, 
objektif olmak ve ileriye dönük düşünmek çok önemlidir. Sağlık turizmi sektörü farklı bir pazara hitap eden özel bir sektördür. Müşterilerin isteklerini profesyonelce anlayıp karşılamayı zorunlu kılmaktadır. Türkiye’nin geliri yüksek olan turizm piyasası; birbirine bağlı kurumlar, örgütler, federasyonlar ve çıkar grupları tarafından destekleniyor olmakla birlikte hedefe ulaşma adımlarında zayıflığa sebep olmaktadır. Bir ülkede turizm sektörünün gelişmesi için, otel doluluğunu artırmak ve turizm gelirini yükseltmek yeterli değildir. Sağlık turizmi daha ciddi bir kavramdır. Gelişmeyi, klinik ihtiyaçların karşılanıp karşılanmaması ile değerlendirmek gerekir. Türkiye’nin sağlık turizminde bir dünya markası olması, kararlı davranması ve gereksiz bürokratik engelleri kaldırması doğrultusunda şekillenecektir (SWAN, 2008, s:12). 

Türkiye’de sağlık turizminde iddialı olmak için, önce yakınımızda ve kolay 
olan pazarlara açılmamız gerekmektedir. Türk Cumhuriyetleri, Afganistan, 
Irak, Suriye ve Orta Doğu gibi bize hem mesafe, hem de kültürel olarak 
yakın olan ülkelere yönelmemiz uygun olacaktır. Bu bölgelerde sağlık kuruluşları hizmet açısından geri kalmış durumdadırlar. Bu açıdan termallerimiz 
ve sağlık kuruluşlarımız pazarda daha kolay kabul görecektirler. Özellikle 
estetik cerrahi ve termallere büyük talepler olup aynı zamanda ileri teknoloji 
gerektiren tedaviler ve infertilite de ilgi görülmektedir. Sadece hem mesafe 
hem de kültürel olarak yakın olan ülkelere yönelmekle kalmayıp batı ülkelerin potansiyel pazarının da unutulmaması gerekir. Batı ülkelerinde bekleme sırasının uzunluğu ve tedavi maliyetlerinin yüksekliği medikal turizm için ülkemizi cazip kılıyor (AYDIN, 2008, s:3). 

Türkiye termal kaynaklar açısından Dünya sıralamasında da ilk sıralarda 
gelmektedir. Türkiye’de 1800 termal kaynağından sadece 600 kadarı açıktır. 
Bu kaynakların tam kullanımı halinde bulunduğu bölgede 60 bin yatak kapasitesi gerekiyor. Ancak sadece 15 bin yatak kapasitesi var olup bu 15 bin 
yatak kapasitesinin ise sadece 1500’ü niteliklidir. İllere göre termal kaynaklar ve faydaları ise tablo 1’de gösterilmiştir. 

Tablo 1 Türkiye’deki Önemli Termal Kaynaklar ve Tıbbi Faydaları 


Bursa-Oylat, Çekirge Şişmanlık, Romatizma, ağrılı hastalıklar, diyabet ve 
gut rahatsızlıklarına., 

Çanakkale-Kestanbol Kadın hastalıkları, romatizma, siyatik, kireçlenme, lenf bezleri şişkinlikleri ve akciğer hastalıklarına., 

Denizli-Pamukkale, Karahayıt, Çizmeli, Gölemezli, Tekkeköy ve Kızıldere 
Sindirim sistemi, tansiyon, deri ve basur rahatsızlıklarına, 

Diyarbakır-Çermik Romatizma, deri, solunum yolu, kadın, eklem ve 
kireçlenme, 

Erzurum-Pasinler, Ilıca Romatizma, sinirsel hastalıklar, eklem ve 
kireçlenme rahatsızlıklarına, 

İzmir-Şifne, Ilıca, İçmeler, Balçova, Çeşme Metabolizma bozuklukları, karaciğer, safra kesesi, pankreas, sindirim sistemi, göz hastalıkları, kalp ve sinir sistemi rahatsızlıklarına, 

Manisa-Kurşunlu. Manisa- Demirci, Romatizma, deri solunum yolu, kadın, sinirsel hastalıklar, ameliyat sonrası, eklem ve kireçlenme rahatsızlıklarına, 

Muğla-Sultaniye Romatizma, cilt, kan dolaşımı, kalp, solunum yolu, 
sinir, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıklarına, 

Nevşehir-Kozaklı Kalp ve kan dolaşımı ameliyat sonrası rahatsızlıklarına 
Rize-Ayder Romatizma, deri, kalp ve kan dolaşımı, solunum yolları, kadın, sinir ve kas yorgunluğu gibi hastalıklarına,

Samsun-Ladik Romatizma, sinir ve kas yorgunluğu, eklem ve kireçlenme rahatsızlıklarına, 

Siirt-Billoris Romatizma, deri, solunum yolları, kadın, sinir ve kas yorgunluğuna, 

Sivas-Kangal Yaralar, sivilce ve sedef hastalıklarına, 

Yalova-Termal, Armutlu Romatizma, , diyabet, gut, şişmanlık, kalp ve kan 
dolaşımı ile sinirsel rahatsızlıklarına, 

Kaynak: AYDIN, 2010 Sağlık Turizmini Geliştirme Derneği Yayınları 

Günlük hayatın getirmiş olduğu zorluklara bağlı olarak stres, yorgunluk 
ve gerginliklerden uzaklaşmak için kaplıca ortamı günümüz insanlarının 
sadece fiziksel-bedensel değil, zihinsel-ruhsal sağlığı için de ideal bir atmosfer 
ve ortam oluşturuyor. Sıcak su banyoları, içmeler, inhalasyonlar ve buhar banyoları gibi kaplıcalara özgü uygulamalar ile, çoğu kaplıca merkezinde 
uygulanan egzersiz, masaj, diyet ve beslenme ve daha başka doğal ve 
geleneksel yöntemler kaplıcaları “sağlık tatili” için ideal ortamlar haline getiriyor. 

Bu arada, wellness, fitness, antistres, anti-yaşlanma gibi, yani stresi, 
yaşlanmayı önleyici, insanı daha güçlü yapıcı birtakım kür kavramları gelişmekte ve daha sağlıklı bir yaşam amaçlı bir tatil-dinlenme için kaplıcalarda 
kür almayı seçme ve daha sağlıklı olarak kaplıcadan dönme anlamında da 
kullanılmaktadır (KARAGÜLLE, 2008, s:3). Kaplıcaların sağlamış olduğu 
tatil-dinlenme imkanının ötesinde tedavi amaçlı olarak da kaplıcalara gidilmektedir. 

Daha kompleks bir yapıyla hizmet verilmekte olan bu tesisler ise 
“Sağlıklı Yaşam Köyü” olarak nitelendirilmektedir. 

3. SAĞLIKLI YAŞAM KÖYÜ’NÜN İNCELENMESİ 

Dünya nüfusunun, özellikle gelişmiş ülkelerin yaşlı nüfusu %20’lere yaklaşmış tır. 2050 yılında bu oranın %40’ı aşması beklenmektedir. Engellilerin 
oranı %7-10, kronik hastalığı olanların oranı %12, orta seviyede depresyon 
geçiren nüfus %15’lerdedir. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda gelişmiş ülkelerin 
nüfusunun %30’lara varan oranda bir nüfusun bir şekilde özel ve ayrıcalıklı bir ortamda uzun süreli tatil yapma ve sağlıklı bir yaşam araması planlanmaktadır. 

2 Milyarın üzerinde olacağı düşünülen bu nüfusun tatil ihtiyacı ve anlayışı rutin turizm hareketinin dışına çıkmak zorunda kalmıştır. 

Bununla birlikte günümüzde 21. yüzyılın getirdiği şartlarla iletişim, ulaşım 
ve sosyo-ekonomik şartlar değişmiştir. Böylelikle yaşlıların, engellilerin ve 
kronik hastalığı olan kişiler için uygun ortamları olan örnek tatil köyü tesis 
etmek gerekmektedir. Sağlıklı Yaşam Köyünde bulunması gereken özellikler ise; (URL 1, 2009) 

• Ulaşım: Havaalanına yakın , mevcut karayolunun iyi, yüksek standartta olması 
• Tabiat: Ortamın mutlaka yeşillik, güneşli mümkünse ırmak, göl ve deniz gibi manzarasının bulunması 
• Hava: Ilıman, güneşli ve oksijeni çok olmalı. 
• Alan: Tatil köyünün yerleştiği yer düz bir zeminde olmalı. Geniş yürüme parkurları, spor alanları ve birçok sosyal tesislerin olduğu bir alan olmalı. 
• Genişlik: İşletme maliyetleri, kapasite ve kabul edeceği kesimlerin durumuna (Engelli, yaşlı depresyon vb.) göre orantılı bir büyüklükte 
olmalı. Ama genel olarak 50 dönümden az olmamalı. 

Türkiye’de Akdeniz, Marmara ve Doğu Karadeniz bölgeleri başta olmak 
üzere Sağlıklı Yaşam Köyü’nün faaliyetleri açısında uygun bölgelerdir. 

Özellikle Doğu Karadeniz bölgesi iklim itibariyle ılıman, mikro klima oluşturması, 
yılın her ayında fasılalarla yağmur alması, çok az olsa bile yılda bir veya iki defa kar yağması önemli ayrıcalıktır. Bitki örtüsü itibariyle çok farklı bir ekolojiye sahiptir. Turunçgillerden başlayarak çeşitli meyve ve sebzelerin yetişmesi yanında dünyada bulunan on bin çeşit bitki türünün dörtte birinin bu yörede tespit edilmesi, konumunu ayrıcalıklı hale getirmektedir (VANLI, 2013, s:48). 

Ekolojide doğal olarak yetişmekte olan şifalı bitkilerin insan sağlığı üzerinde 
tedavi edici çalışmalarının tamamlanması ile konu çok daha farklı boyutlara 
ulaşacaktır. Kivi ve yaban mersini kültür çeşitlerinin kısa zamanda 
yetiştirilmeye başlanması ile elde edilen bulgular bunun kanıtı olmaktadır 
(VANLI, 2013, s:5). 

SONUÇ VE ÖNERİLER 

Türkiye’de sunulan sağlık turizmi imkanlarının çeşitliliğini artırma amacıyla 
birlikte ülke vatandaşlarının yaşam kalitesini ve gelirini artırmaya yönelik olmak üzere ülkemizi ziyaret eden turistlerin beklentilerini karşılayacak düzeyde sürdürülebilirliği mümkün olan farklı ürünler sunabilecek, farkındalık ve farklılaşma yaratabilecek bir turizm destinasyonu sunarak sağlıklı yaşam köylerin sayısını artırarak ülkemizin bir marka haline gelmesi sağlanabilir. Böylelikle verilen sağlık hizmetiyle birlikte sunulan kaliteli tatil imkanı sayesinde ülkemiz sağlık turizmi konusunda dünyada örnek bir ülke 
konumuna gelecektir. 

Dünya’da hastaların herhangi bir sosyal güvence olmadan, kendi imkanlarıyla 
yaptırdıkları ameliyatlar; tüp bebek, göz, estetik, bazı diş operasyonları, 
saç ekimi gibi operasyonlar Türkiye için ilk planda en önemli pazarlardır. 
Ancak Türkiye bu konuda büyük bir rekabet içerisindedir. Rekabet edilen ülkelerden bazıları ise; Fransa, Belçika, Norveç, Bulgaristan, Letonya, 
Çekoslovakya, Macaristan, Slovakya, Malta ve Güney Kıbrıs’dır. Coğrafik 
konumla birlikte fi yatlar açısından da rekabet edilmekle birlikte verilen hizmetin 
kalitesi açısından düşünüldüğünde ise avantajlı bir konuma sahip olduğumuz 
bilinmektedir. 

Türkiye’de özel ve genel amaçlı olmak üzere 27 adet Joint Commission International (JCI) akreditasyon belgesi taşıyan hastane bulunmaktadır. 
Türkiye bu rakamla uluslararası akreditasyona sahip hastane sayısı açısından 
dünyada ABD’den sonra 2. sırada yer almaktadır (MERİ, 2009, s:15). 

Ülke vatandaşlarının yaşam kalitesini ve gelirini artırmak amacıyla 
ülkemizi ziyaret eden turistlerin beklentilerini karşılayacak düzeyde 
sürdürülebilirliği mümkün olan farklı ürünler sunabilecek, farkındalık ve 
farklılaşma yaratabilecek bir turizm destinasyonu sunmaktadır. Türkiye’de 
böylesine turizm destinasyonuna sahip bir çok bölge il bulunmakla birlikte 
önerimiz Rize ilinden yana olacaktır. 

Rize’nin mevcut şartlarına göre sağlık turizmi çeşitlerinden birini veya 
birkaçını ön plana çıkartmalı ve sağlık turizminin belli alanında markalaşmalıdır. 
Burada üniversiteye de görev ve sorumluluklar düşmektedir. Recep 

Tayyip Erdoğan Üniversitesi yenilikçi bir üniversite kimliğe bürünerek Rize’yi 
doğal bitki örtüsü, yeşilin her tonunun yıl boyuna bulunduğu, termal 
kaynakları ve deniziyle sağlık turizmi açısından önemli bir merkez haline 
getirebilmelidir. 

Yeni kurulmuş olan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı 
sayesinde Karadeniz’de kıyısı bulunan ülkelerdeki üniversitelerin biri ile ortak 
çalışma yapılabilir. Özellikle Türk Cumhuriyetleri, dili ve kültürü esasa 
alındığında bu konuda ön plana çıkmaktadır. Azerbaycan’da bir üniversite 
ile yapılacak işbirliği sayesinde bölgede kurulacak böyle bir köye bu ülkelerden 
fazla miktarda tedavi amaçlı hasta gelecektir. Bunu, Ortadoğu ve Avrupa 
ülkeleri başta İngiltere, Hollanda ve Almanya olmak üzere diğer Avrupa 
ülkeleri takip edecektir. 

Hastaların bir taraftan tedavi edilirken diğer tarafta istirahat için genelde 
yazın Doğu Karadeniz yaylalarında, Kış aylarında ise sıcak kaplıcalarında 
kısa vadeli konaklamaları temin edilecektir. 

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden tedavi amaçlı hastaların özellikle Soğanlı, 
Cankurtaran ve Ovit tünellerinin tamamlanmasında sonra Doğu Anadolu 
ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinden yöreye gelmesi ilave edilince önemli 
bir sağlık turizminin oluşması kaçınılmazdır. 

Rize’de yüksek teknolojiyi kullanan, nitelikli ve kaliteli sağlık hizmeti veren, 
deneyimli hekim kadrolarına sahip A sınıfı devlet veya özel hastanelerin 
sayıca arttırılması gerekmektedir. 

Gerekli teşviklerin sağlanması ile birlikte özel hastanelerin hizmet vermeye 
başlamasıyla hem istihdam imkanı sağlanacak hem de bölgeye dışsal fayda 
temin edecektir. Ayrıca döviz girdisi temin edilerek bölgesel kalkınmaya 
katkı yapacaktır ve Türkiye’nin dış ödemeler bilançosuna olumlu yansıması 
olacaktır. 

KAYNAKLAR 

AYDIN Dursun, “Sağlık Turizminde Komşu Ülke Avantajı”, Sağlık 
Turizmi Büteni, Yıl:1, Sayı:5, ISSN: 1308-0563, 2008, s:3 

AYDIN Dursun, “Antalya’da Sağlık Turizmi Yatırımları” Sağlık 
Turizmini Geliştirme Derneği Yayınları, 2010 

MERİ Bahar, “Türkiyede Sağlık Turizminin Geleceği” Sağlık Turizmi 
Büteni, Yıl:2, Sayı:8, ISSN: 1308-0563, 2009, s:15 

KARAGÜLLE Zeki, “Türkiye’de Mineralli Sular ve Kaplıca Tedavisi” 
Sağlık Turizmi Büteni, Yıl:1, Sayı:1, ISSN: 1308-0563, 2008, s:3 

SWAN, Suzanne, “Sağlık Turizminde Yol Haritası”, Sağlık Turizmi 
Büteni, Yıl:1, Sayı:4, ISSN: 1308-0563, 2008, s:12 

VANLI Hamit, “Maltepe Üniversitesi Ekonomik Coğrafya Ders 
Notları”, 2013, s:5-48 İSTANBUL 

URL 1, Sağlık Turizmi Geliştirme Derneği Sağlıklı Yaşam Köyü Projesi 

http://www.saglikturizmi.org.tr/media/Pdf/10.pdf (Erişim: 
29.04.2013) 

MALTEPE ÜNİVERSİTESİ İKTİSADİ VE İDARİ BİLİMLER FAKÜLTESİ EKONOMİK, TOPLUMSAL ve SİYASAL ANALİZ DERGİSİ 

• Maltepe Üniveristesi – İİBF Ekonomik, Toplumsal ve Siyasal AnalizDergisi, Maltepe Üniversitesi’nce yılda iki kez yayımlanan hakemli bir dergidir. 
• Dergimizde tüm sosyal bilim dallarında makaleler yayımlanmaktadır. 
• Dergide yayımlanmak üzere gönderilen yazılar, belirtilen kurallara uygun olarak hazırlanmalıdır. 
• Dergide yayımlanan makalelerde görüşler yazarlara ait olup, dergimizi bağlamaz. 
• Dergimizde yer alan makalelerden kaynak gösterilerek aktarma ve alıntı yapılabilir. 

YAZIŞMA ADRESİ 
: Maltepe Üniversitesi 
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi 
Marmara Eğitim Köyü 34857 
Maltepe/İstanbul 
E-MAIL : analiz@maltepe.edu.tr 
ISSN : 1303-0496 

21 Aralık 2018 Cuma

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 5

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 5


Sonuç 

Türkiye.nin önünde hala çözülememiş çok önemli ekonomik sorunlar vardır. Bölgelerarası gelişmişlik farklılıkları giderilememiş, büyük kentlerdeki 
plansız gelişmeler kontrol altına alınamamıştır. Kır ve kent arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha açılmaya devam etmekte, hatta bazı kentler 
kırsallaşmaktadır. Bölgeler arası farklılıklar, gelir düzeyi arasındaki uçurumu da gitgide açmaktadır. Bu nedenle ulusal kalkınma planları içinde elbette bölgesel 
örgütlenmelere ve kurumsal yapılara ihtiyaç vardır. 

Ekonomik gelişme, bölgesel ve merkezi birimler arasında dengeli bir ilerlemeyle sağlanabilir. Sosyal devlet ilkesini benimsemiş ülkelerde, milli gelirin hangi birimler tarafından kazanıldığının yanı sıra nasıl bölüşüldüğü de önemli bir konudur. Bölgeler arası gelir farklılıklarının en aza indirilmesi, kalkınma için olmazsa olmaz bir olgudur. Gelirin nasıl bir yapıda olduğu, toplumun hangi kesimleri tarafından üretildiği ve kimler arasında bölüşüldüğü iktidarın ve kalkınma planlarının önemli konusudur. BKA.lar bir kalkınma politikası olarak ekonominin içinde yerini almıştır. 

Bu kurumsal yapılar ülkenin kendi iç dinamiklerini, ekonomik politikalarını, mali, siyasal ve sosyal yapısını göz önünde bulundurmak zorundadır. Ancak, bu haliyle kurulan yapılardan, olumlu sonuçlar alınabilir. Bir ülkede ya da bir bölgede uygulanıp başarıya ulaşmış bir proje, başka bir ülkenin ekonomik, sosyal ve mali yapısı içinde başarısız olabilir. Bu nedenle BKA.larca üretilen projeler, ülkenin ve bölgenin iç dinamiklerini mutlaka göz önünde bulundurmalıdır. 

Kalkınma ajanslarıyla desteklenen projelerin Türkiye.nin kalkınma sorununu halledebileceği düşüncesi hala bir soru işareti niteliğindedir. 
BKA.larla, mevcut üretim olanaklarımızın yerel kurumların inisiyatifinde olması genel kalkınma politikamızı olumsuz bir şekilde etkileyebilir. 

BKA.ların başta belirlenen amaçlarına ulaşabilmesi, kalkınma için bir yol haritası oluşturabilmesi için, ajanslarda işleri kalifiye personelin yürütmesi gerekir. Ajanslar hem yerel hem de merkezi yönetim tarafından desteklenmeli fakat bu destek tarafsız olmalıdır. Eğer BKA.larla üretilen projeler objektif olarak değerlendirilmeden, taraflı ve adam kayırmacı bir yaklaşımla desteklenirse, bölgeler arasındaki dengesizlikler giderek büyüyecek bu durum da BKA.nın kuruluş amacına ters düşecektir. 

BKA.larca üretilen projeler sadece yerel değil yabancı yatırımcıların da dikkatini çekecek şekilde üretilirse, bölgesel kalkınma farklı bir ivme kazanabilir. Aynı zamanda üretilen projeler, bölgedeki ilgili tüm sivil toplum örgütlerinin, meslek odalarının ve halkın desteği alınarak yapılmalıdır. Ajansların yönetim kurullarında Ziraat Odası, Ticaret Borsası, Ziraat Mühendisleri Odası temsilcilerine de mutlaka yer verilmelidir. 

Tüm bunların ışığında merkezi yönetim ve yerel yönetimler tarafından, BKA.larla ilgili sorunlar yeniden gözden geçirilmeli, gerekli düzenlemeler ivedilikle yapılmalı ve ekonomik kalkınma içinde, bu ajanslar önem arz eden yerlerini almalıdır. 

KAYNAKÇA 

Akın, S., Yıldız, F. (2005), “Bölgesel Kalkınma Ajansları ve Türk Tarımına Etkileri”, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Türk Tarım Dergisi, Ankara, 
Sayı: 163, s.38-44. 
Aksoy, M. (2002), “ GAP Bilgi Notu” Ekonomistler Platformu Kasım 2002, s:14-18. 
Anand, S., Sen, A. (1997), “Consepts Of Human Development And Poverty: A Multidımensionel Perspektive”. Human Devolopment Papers, p:1-11. 
Arslan, K. (2005), “Bölgesel Kalkınma Farklılıklarının Giderilmesinde Etkin Bir Araç: Bölgesel Planlama Ve Bölgesel Kalkınma Ajansları”, İstanbul 
Ticaret Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, İstanbul, Bahar, Sayı:7, s.275-294. 
Avaner, T. (2005), “BKA Siyasal Rejim Sorunu Yaratır mı?” Der. Menaf Turan, “Bölge Kalkınma Ajansları Nedir, Ne Değildir?” Ankara: Paragraf 
Yayınevi. s:243. 
Barro, R. (1996), "Institutions and Growth: An Introductory Essay", Journal of Economic Growth, 1, p:145-148. 
Başak, L. (2006), “İktisadi Kalkınma ve Kalkınma Ajansları ile Turkiye'nin Kalkınması Hususunda Yapılması Gerekenler ve Oneriler-I”, Vergici ve 
Muhasebeciyle Diyalog Dergisi, 223- Kasım 2006, s: 57-68, İstanbul. 
Beer, A., Maude, A. (2002), “Local andRegional Economic Development Agencies in Australia”, Report Prepared for the Local Government Association 
of South Australia,Flinders University, May 2002. 
Belussi, F., Pilotti L. (2002), “Knowledge Creation and Collective Learning in the Italian Local Production Systems”, Geografiska Annaler: Series 
B, Human Geography, Vol. 84, No. 2, p.125–139. 
Berber, M., Çelpçi, E. (2005), “Türk Bölgesel Kalkınma Politikalarında Yeni Arayışlar: Kalkınma Ajansları ve Türkiye.de Uygulanabilirliği”, Doğu 
Karadeniz Bölgesel Kalkınma Sempozyumu- 13-14 Ekim, s.149-157, www.metinberber.ktu.edu.tr/linler/ kajans.pdf. 
Blackman, T., Ormston, C. (2005), “Disscourses Of Accountability: Policy Scrutiny Of an English Regional Development Agency”, Regional 
Studies,(39)3, pp.375-386. 
Blazyca ve diğ. (2002), akt: Hasanoğlu, M.; Aliyev, Z., “Avrupa Birliği İle Bütünleşme Sürecinde Türkiye.de Bölgesel Kalkınma Ajansları”, Sayıştay 
Dergisi, Ankara, Sayı: 60 s:263-274. 
Bozkurt, Ö., Ergun, T., Sezen, S. (1998), “Kamu Yönetimi Sözlüğü”, TODAİE Yay., Ankara. 
Collie, D.R., (2000), “State Aid in the European Union: The Prohibition of Subsidies in an Integrated Market”, International Journal of Industrial 
Organization, Cilt:8, s.867-84 
Cooke, P., Uranga, M.G., Exterbarrıa, G. (1997), “Regional Innovation Systems: Institutional and Organizational Dimensions”, Research Policy, 26, 
ss. 475-491. 
Cooke, P. (2004), “Regional Innovation Systems – An Evolutionary Approach”, Cooke et al. (eds.) Regional Innovation Systems 2nd Edition, 
London, Routledge. 
Cope, S., Leıshman F., Storıe, P. (1997), “Globalization, New Public Management And The Enabling State”, International Journal of Public Sector 
Management, 10(6) ), s.444-460. 
Çalt, G. (2005), “Bölgeselleşme ve Avrupa Birliği.nin Bir Aracı Olarak Bölge Kalkınma Ajansları”, Ziraat Mühendisleri Odası, 
www.zmo.org.tr/etkinlikler/6tk05/05 gokhancalt.pdf. 
Çavusoglu, T. (1992), “GAP Konusunda Bir Bölgesel Kalkınma Ajansı Kurulması”, 3. İzmir İktisat Kongresi, 4-7 Haziran I992, Ankara: DPT 
Yayını,76-84. 
Dario, G., Canzanelli, G., Dichter, G., Fugalli, I., Lazarte, A. (2000), LocalEconomic Development Agencies: A Tool of International Cooperation 
for Human Development, Democratizing the Economy and Reducing Poverty 
http://www.ilo.ch/dyn/empent /docs/F1722936858/adel.pdf (05.05.2010). 
Demirci, R., Arıkan, R. ( 1998), Genel Ekonomi, Gazi Kitabevi, Ankara, s:343. 
DPT, Devlet Planlama Teşkilatı, (2000), “Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013)”, “Bölgesel Gelişmede Temel Araçlar ve Koordinasyon”, Özel 
İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara 
DPT, Devlet Planlama Teşkilatı, (2000a), Kalkınmada Öncelikli Yöreler Ve Politikalar, 
“Bölgesel Gelişme Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara. s:5. 
DPT, Devlet Planlama Teşkilatı, (2000b), Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (2001-2005), Bölgesel Gelişme Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara. 
s:10. 
DPT, Devlet Planlama Teşkilatı, (2004), “Bölgesel Kalkınma Ajansları Yasa Tasarısı”, Ankara. s:20. 
Dinler, Z. (1994), Bölgesel İktisat, Ekin Kitabevi, Bursa, s:97. 
Efe, B. (2002), “Küreselleşme Sürecinde Doğrudan Yabancı Sermaye yatırımları Analizi”, İzmir Örneği, İZTI Ya. İzmir, s.16. Erzi, G. (2005), 
“Yeni Bölgecilik Akımı ve Bölgesel Kalkınma Ajansları”, “8 Kasım Dünya Şehircilik Günü 29. Kolokyumu Planlamada Yeni Politika ve 
Stratejiler Riskler ve Fırsatlar”, İTÜ Mimarlık Fakültesi, İstanbul, 7-9 Kasım, s. 25-35. 
Farrell H., Holten, A. (2004), “Collective Goods in the Local Economy: The Packaging Machinery Cluster Gn Bologne”, Colin CROUCH and Patrick 
LE GALES(Ed.), Changing governance of lacal economies:responses of European local Production systems, Oxford University Pres, Oxford, pp.23-46. 
Freeman, C. (1987), Technology Policy and Economic Performance: Lessons from Japan, London, Frances Pinter. 
Freeman, C. (1988), “Japan: A New Institutional System of Innovation?” Dosi, G.;Freeman, C.; Nelson, R.; Silverberg, G. and Soete, L. (eds) Technical 
Change and Economic Theory, London and New York, Pinter. 
Gençyürek, L. (2006), “Kalkınma Ajansları'nın Geleceği”,
http://www.alomaliye.com/agustos06/levent_gencyurek_kalkinma_ajans.htm (Erişim:13.01.2011). 
Göymen, K. (2005), “Türkiye.de Bölge Politikalarının Evrimi ve Bölgesel Kalkınma Ajansları”, Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Politikalar Merkezi, 
İstanbul. 
Gündüz, A.Y. (2006), Bölgesel Kalkınma Politikası, Ekin Kitabevi Yayınları, Birinci Baskı, Bursa. s:15. 
Güneser, A. (2005), “Farklı Ülkelerde Bölge Kalkınma Ajansları”, “Bölge Kalkınma Ajansları Nedir Ne Değildir”, der: Menaf Turan, Paragraf Yayınevi, 181-195. 
Halkıer, H., Danson, M. (1997), Regional Development Agencies In Western Europe: A Survey Of Key Characteristics And Trends, European 
Urban And Regional Studies, Vol.4, No, 3,s. 241-254. 
Hekimoğlu, B., Altındeğer, M. (2006), “Bölgesel Gelişme Politikalarında Yaşanan Değişim: Bölgesel Kalkınma Ajansları”, Samsun. s:18. 
http://www.samsuntarim.gov.tr /yayim/strateji/bolge.pdf. 
Hughes, J.T.(1998). The Role of Development Agencies in Regional Policy: An Academic and Practitioner Approach, Urban Studies, Vol. 35, No. 4, 
s. 618-620. 
Karanfil, N. (2006), “Pilot Bölgede Başarı Sağlanırsa Kalkınma Ajansları Yaygınlaşacak”, Referans Gazetesi,15.02.2006, 
www.referansgazetesi.com/haber.aspx 
Karaduman, E. (1992), “Ekonomik Kalkınmada Finansman ve Organizasyon”, Yüksek Lisans Tezi, TODAİE, Ankara, s:16-18. 
Kayasü, S., Pınarcıoğlu, M., Yaşar, S., Deres, S. (2003), “Yerel Bölgesel Ekonomik Kalkınma ve Rekabet Gücünün Arttırılması: Bölgesel Kalkınma 
Ajansları”, İstanbul, İstanbul Ticaret Odası Yayınları, s:6-18. 
Ketels, C., Lindqvist G., Sölvell, Ö. (2008), “Clusters and Cluster Initiatives”,Center for Strategy and Competitiveness Stockholm School of 
Economics, June 2008. 
Koçberber, S. (2006), “Kalkınma Ajansları ve Sayıştay Denetimi”, Sayıştay Dergisi (61), 37-55. 
Kuznets, S. ( 1966), “Economic Growth And Structure: Selected Essays”, Heinemann, London, p:1-378. 
Lammers, K. (2002), Die Osterweiterung aus raumwirtschaftlicher Perspektive-Prognosen Regionalökonomischer Theorien und Erfahrungen aus 
der Bischerigen Integration in Europa, HWWA Diskussionbeiträge, 195, Hamburg. 
Lenger, A. (2006), “Bölgesel Yenilik Sistemleri ve Devletin Rolü: Türkiye.deki Kurumsal Yapı ve Devlet Üniversiteleri” Ege Akademik Bakış 
Dergisi, cilt 6/2, s:141-155. 
Lenıhan, H., O’Callaghan, B. A. (2008), The Governance of Network in the Shannon Region of Ireland, QUEREJETA, Mari Jose Aranguren and 
Cristina Iturrioz LANDART, J.R.WGLSON(Ed), Networks, Governance and Economic Developement; Bridging Disciplinary Frontie,. Edward Elgar Publishing Limited, U.K, pp.152-173. 
Lovering, J. (1998), “Theory Led By Policy? The İnadequacies Of „The New Regionalism. In Economıc Geography Illustrated From The Case Of 
Wales” Institutions and Governance, Cardiff University, London: 1998, s.6. 
Lundvall, B. (1988),“Innovation as an Interactive Process: From User-Producer Interaction to National Systems of Innovation”, Dosi, G.; Freeman, C.; 
Nelson, R.; Silverberg, G. and Soete, L., Technological Change and Economic Theory, London and New York, Pinter. 
Lundvall, B. (1992), National Systems of Innovation: Towards a Theory of Innovation and Interactive Learning, London, Pinter. 
Maçkonya, N. (2006), “Bölgesel Kalkınma Ajansları ve Türkiye, Konya Ticaret Odası”, Etüd Araştırma Servisi Araştırma Raporu sayı:117, Konya, s:76. 
Nelson, R. (1988), “Institutions Supporting Technical Change in the United States” Technological Change and Economic Theory, Dosi, G.; Freeman, C.; 
Nelson, R.; Silverberg, G. and Soete, L., Technological Change and Economic Theory, London and New York, Pinter. 
Nelson, R., Rosenberg, N. (1993), “Technical Innovation and National Systems”, National Innovation Systems: A Comparative Analysis, Nelson, R. 
(Ed.), NewYork: Oxford University Press. 
Oyan, O. (2006), “Kalkınma Ajansları Ne İşe Yarar?”, Dünya Gazetesi, 27.01. Ankara. 
Özer, Y.E. (2008), “Küresel Rekabet - Bölgesel Kalkınma Ajansları ve Türkiye”, Review of Social, Economic & Business Studies, Vol.9/10, 389-408. 
Özmen, F. ( 2008), “AB Sürecinde Türkiye.de Bölgesel Kalkınma Ajanslarının Karşılaşabilecekleri Temel Sorun Alanları”, Süleyman Demirel 
Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Isparta, C.13, S.3 s.327-340. 
Özsaruhan, E. (2005), “Kalkınma Ajansları Bir Fırsattır, Heba Edilmemelidir”,http://www.turkonfed.org/default.aspx?pid=35865&nid=22393(
Erişim:01.12.2011) 
Pınar, A., Arıkan, İ. (2003), “Avrupa Birliği Ve Türkiye'de Bölgesel Kalkınma Bağlamında Devlet Yardımları”, Ankara Avrupa Çalışmaları Dergisi 
Cilt:3, No:1 (Güz: 2003), s. 93-111. 
Resmi Gazete, (2006), “Bölgesel Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu ve Görevleri Hakkında 5449 Sayılı Kanun”, 206074 Sayılı Resmi Gazete. 
Resmi Gazete, (2009), “Bölgesel Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu ve Görevleri Hakkında 5449 Sayılı Kanunda değişiklik”, 2009: 5917/37. 
Riedel, J., Untiedt, G. (2001), EU- Osterweiterung und deutsche Grenzregionen. Strukturpolitik und Raumplanung in den Regionen an der 
mitteleuropäischen EU-Aussengrenze zur Vorbereitung auf die EU-Osterweiterung. Ifo Studien, 28/II Dresden. 
Schmitz, H. (1999), “Global Competition and Local Cooperation: Success and Failure in the Sinos Valley, Brazil”, World Development, Vol. 27, No. 9, 
p.1627–1650. 
Soyak, A. (2005), Ertelenen 9. Kalkınma Planı ve Türkiye.de Planlamanın Geleceği Üzerine Bir Not, Bilim ve Ütopya Dergisi, Sayı. 136, s. 3-4. 
Stoker, G. (1998), “Governance As A Theory: Five Propositions” İnternational Social Science Journal, Vol. 155, p:17-28. 
Stöhr, Walter B. (2001), “Subsidiarity: A Key Concept For Regional Development Policy”, New Regional Development Raradigms Vol. 3, 
Westport, CT, Greenwood PublishingGroup, USA, (3), 35-51. 
Szirmai, A. (2005), “The Dynamics of Socio-Economic Development: An Introduction” Cambridge University Press, U.K.0521817633, p: 1-10. 
http://www.cambridge.org/servlet/file/item_9780521817639, Er.Tar: 29. 01. 2010 
Tekeli, İ. (1996), “Yönetim Kavramı Yanısıra Yönetişim Kavramının Gelişmesinin Nedenleri Üzerine”, Sosyal Demokrat Değişim, 3:45-54. 
Tomaney, J., Ward N. (2000), England and New Regionalism, Regional Studies, V.34, N.5, UK, s:471-478. Akt: Dr. Mürteza Hasanoğlu, Ziya Aliyev, 
“Avrupa Birliği İle Bütünleşme Sürecinde Türkiye.de Bölgesel Kalkınma Ajansları”, Sayıştay Dergisi, Sayı: 60. 
Todtlıng, F., Sedlacek, S. (1997), Regional Economic Transformation and İnnovation System Styria. European Planning Studies, 5(1) , pp. 43-63. 
Tucker, D. (2000) “Bright future for regional development Agencies”, Public Eye, November, p:34, 
Türk, İ. ( 1970), İktisadi Planlama Prensipleri, Emel Matbaası, Ankara, s:55. 
Ünsal, F., (2002), “Avrupa Birliği.ne Katılma Sürecinde Bölgeselleşme ve Bölge Planlamada Yenilikçi Araçlar”, 10. Ulusal Bölge Bilimi/Bölge Planlama 
Kongresi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, İstanbul, 17-18 Ekim, s. 61-68. 
Wood, E., (1998). The Greather London Authority Bill: A Mayor and Assembly for London, House of Commons Library Research Paper, No. 115, s. 39. 
Yılmaz, S., Dericioğlu, T., Elliott, I.A., Özden, M.S. (2007). “Kalkınma Birliklerinden Kalkınma Ajanlarına Yönelirken”, 12. Ulusal Bölge Bilimi/Bölge 
Planlama Kongresi, İTÜ Mimarlık Fakültesi, İstanbul, 25-26 Ekim, s. 157-163. 

 www.tepav.org.tr. Erişim Tarihi: 15.08. 2010. 

 www.eurada.org/report 1999 Erişim Tarihi: 10.07.2010. 

 www.yayed.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=886 Erişim Tarihi: 13. 07. 2010. 


***

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 4

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 4


6. BKA’ların Sorunları ve BKA’ya Yönelik Eleştiriler 

BKA.lar 2005.den bu yana siyasiler ve ekonomistler arasında fikir ayrılıklarına sebep olmuş, bölgesel dengesizlikleri giderme konusundaki endişeleri üzerine çekmiştir. Bu endişeleri ve eleştirileri aşağıdaki gibi belirtmek mümkündür. 

Kuruluş amaçları arasında bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının azaltılması olan Kalkınma Ajansları.nın, kendini eşitsizlikler üzerinden var eden küreselleşme sistemi içinde nasıl duracağı, bir yandan birbiriyle yarışan bölgeleri var ederken, diğer yandan bölgeler arasındaki farklılıkları nasıl eriteceği, merak konusudur (Erzi, 2005: 30). 

Ülkemizin üniter bir yapıya sahip olması ve buna karşılık BKA.ların yerelleşmeyi artıracağı düşüncesi, BKA.lara karşı bir ön yargı oluşturmaktadır. 
Bu ön yargının temelinde merkezi devlet yapısının güçsüzleşeceği ve ülkemizin BKA.larla bölünebileceği düşüncesi yer almaktadır (Özmen, 2008: 336). 

BKA.larla, yerel yönetimlere fazla yetki ve güç devri verilmekte, bu durum üniter devlet yapısının zayıflatılmasına ve parçalanmasına, eyalet sistemine ve 
federal devletlere; sonrasında ise küçük, zayıf ve bağımlı devletlerin oluşumuna sebep olabilir endişesi, yıllardır Türk kamuoyunda dile getirilmektedir (Berber 
ve Çelepçi, 2005: 154). 

Küçük, etkin ve çekirdek bir teknik kadroyla çalışması öngörülen BKA.lar zamanla, sıradan bir Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) gibi, istihdam alanı olarak 
görülebilecektir. Bunun yanında BKA.ların, siyasi otoritenin ağırlığı yanında yerel dinamiklerin de katkısı ile hantal, siyasi müdahalelere açık, büyük ölçekli 
ve geniş kadrolu bir yapı haline gelme riski ortaya çıkacaktır (Gençyürek, 2006:15). 

Merkezi yönetimlerin kontrollerinden farklı olarak, yarı özerk veya özerk olarak kurulan BKA.ların yönetim kurulları, kurulmuş oldukları bölgelerde bulunan yerel aktörlerin katılımı ile oluşturulmasına bağlı olarak, aktörler arasındaki çatışmalar BKA.ların yönetiminde sorunların yaşanmasına neden olmaktadır. Sivil toplum örgütleri sosyal programların ön plana çıkarılması noktasında baskı unsuru yaratırken, ticaret ve sanayi odaları ise firmalara ve ekonomik hayata yönelik projelerin ön planda olmasına odaklanmaktadır. Bu gibi durumlarda BKA.ların yönetiminde sorunlarla karşılaşılmaktadır (Özmen, 2008: 337). 

Türkiye.deki kalkınma ajansları AB bölgesel yatırım fonlarından yeterince yararlanamadığından, bölgesel dengesizliklerin kalkınma ajansları ile 
giderilebilmesi yakın zamanda mümkün görülmemektedir. Bu nedenle, merkezi hükümetin bölgesel dengesizlikleri giderici yatırım ve teşvik uygulamalarının 
devamlılığı kaçınılmazdır (Berber ve Çelepçi, 2005: 157). 

BKA.ların gelirleri bulunduğu bölgenin ekonomik gelişmişliğine bağlı olacağından (özellikle vergi gelirinin farklılığı ve ticaret odalarının büyüklüğü) bölgesel dengesizliğin giderilmesi amaçlanmasına rağmen, daha az gelişmiş bölgelere daha fazla fon ayrılması gerekirken, yasa tasarısında bu açıkça belirtilmemiştir. Ayrıca yasada BKA.ların kullandıracağı fonların kullanılmasına ilişkin temel ilkeler tasarıda bulunmamaktadır (Özmen, 2008: 338). 

Fiziki ve sosyal avantajlara sahip bölgelerde kurulacak Kalkınma Ajansları.nın gelir, bilgi birikimi, yeterli teknik personel ve politik güç gibi birçok avantaja sahip olacakları ve oluşacak yapısal güçleri düşünüldüğünde, kuruldukları bölgelerin zamanla daha da çekici hale gelmesi kaçınılmazdır. 
Bunun sonucunda tıpkı kalkınmada öncelikli yöreler ve teşvik politikalarında olduğu gibi; yatırımcı, kendisine birçok kolaylık sağlanmasına rağmen 
dezavantajlı bölgelere gitmek istemeyecektir. Bunlar arasında dezavantajlı bölgelerde yatırım gerçekleştirecek olanların çeşitli teşvikleri de arkasına 
almasına rağmen, diğer bölgeler ile rekabet etmekte çok zorlanacağı açıktır (Yılmaz vd., 2007: 160). 

Yerel aktörler arasında yaşanacak olan koordinasyon ve iletişim sorunları, BKA.ların işleyişinde sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır. Ulusal kurumlar 
tarafından bölgelere yönelik olarak geliştirilen ve belirlenen kalkınma planlarının, bölgesel BKA.lar tarafından hazırlanan programlarla farklılıklar içermesi bölgesel kaynakların yanlış kullanımına neden olabilmekte ve bölgesel kalkınma hedeflenirken, bölgesel gerileme yaşanabilmektedir (Özmen, 2008: 337). 

BKA ile bölgesel kalkınmaya yönelik olarak kurulmuş diğer kurumlar arasındaki görev ve yetki sorunları ortaya çıkabilir. Bu kurumların amaçları (bölgesel kalkınma) ortak olsa bile kurumlar arası güç çatışmaları yaşanabilmektedir (Özmen, 2008: 338). 

5449 sayılı kanunun 10. maddesine göre, BKA.ların yönetim kurulunda sanayi odası başkanı ve ticaret odası başkanı bulunmaktadır. Ancak ziraat odasından herhangi bir temsilcinin bulunmaması büyük bir eksikliktir. BKA.ların halkın sosyal yapısının tarım sektörüne dayandığı bölgelerde kurulduğu düşünülürse, yönetim kurulunda herhangi bir ziraat odası temsilcisinin bulunmamasının alınan kararların uygulanmasını sekteye uğratacağı açıktır (Başak, 2006: 60). 

Ülkemizde aynı ilin ilçeleri arasındaki gelişmişlik farkları giderilmemiş iken farklı illeri kapsayan ajansların bu farkı nasıl gidereceği belirsizdir (Oyan, 
2006: 9). 

Avrupa Birliği.ne aday ülkelerin bir bölümünde de, bu ajansların ve uygulanan bölgesel rekabet politikalarının eşitlik getirmediği, aksine eşitsizliği daha da artırdığı düşünülmektedir. Örneğin Polonya.da 1990.lardan bu yana uygulanan bu türdeki politikaların eşitsizliği artırıcı sonuçlar doğurduğu (Blazyca vd., 2002: 263), diğer ülkelerde de benzer durumlar olduğu ancak, sadece olumlu örneklerin kamuoyuna yansıtılarak yanlış bilgilendirme yapıldığı da ifade edilmektedir (Tomaney ve Ward, 2000: 471). 

Bu ajansların ulusal düzeyde koordinasyonunun DPT.ye verilerek merkeziyetçi bir anlayışla ele alınması, Türkiye.de BKA.ların ulusal düzeyde koordinasyon 
nundan DPT.nin sorumlu olması eleştirilen konulardan biridir (Özsaruhan, 2005). 

BKA.lara getirilen diğer eleştiriler şu şekilde sıralanabilir (Karanfil, 2006: 5). 

1. Anayasal tanımlara uygun olmayan ve yerel, merkezi, özel ya da kamu idaresi niteliği taşımayan, kimliği belirsiz bir yapı oluşturulması, 

2. Anayasa'ya göre yürütme organının ancak kanun ile asli olarak düzenlenmiş olan bir alanda düzenleme yetkisi kullanabileceği, bu nedenle BKA. ların kurulmasında veya kaldırılmasında Bakanlar Kurulu.na yetki verilmesinin Anayasaya aykırılık teşkil edebileceği, 

3. Kamu kaynağı kullanan ve yönetiminde önemli kamu ajanlarını barındıran bir tüzel kişiliğin kamu tüzel kişisi olarak tanımlanamamasında ısrar edilmesi, 

4. BKA.nın Yönetim Kurulu Başkanı olan valilerin, toplanan fonları, "tarafsız kamu görevlisi" sıfatı dışına çıkarak dar bir kesime kullandırabilecek olması, 

5. BKA.nın "iş takipçisi devlet" modeli yaratması ve diğer kamu kurumlarının yetki alanlarına müdahale edebilmesi, 

6. BKA.da toplanacak fonların (esas olarak kamu kaynakları ve AB yardımlarının) hangi temel ilkelere, önceliklere ve sektörel teşvik politikalarına göre kullanılacağının yasada belli olmaması, 

7. Merkezi bütçenin vergi gelirlerinin yüzde yarımının BKA.ya aktarılmasında "gelişmişlik derecesi" gibi ölçütlerin hangi yönde etki edeceğinin belirlenmemiş olması, 

8. Kamu gücünün ve kamu kaynağının aktarıldığı bu yeni idari kademenin kamu denetimi dışında bırakılması, 

9. Devlet İhale Kanunu, Kamu İhale Kanunu ve Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu hükümlerine tabi olmaması ve göstermelik bir iç denetim üzerine, dış denetim olarak da sadece bağımsız denetim kuruluşlarının yani piyasanın denetiminin öngörülmesi; Sayıştay denetiminin fiilen dışlanması, 

10. Bürokrasiyi azaltma iddiasıyla yeni bürokrasiler, iller ve bölgeler arasında yeni çekişmeler, yeni idari kademeler ve denetim dışı yeni harcama birimi yaratılması, 

11. Bölgesel Kalkınma Ajansları yönetim kurulları bileşiminin bir ekonomik sosyal konsey oluşumunun çok gerisinde kalması; hatta çok sayıda bölgede tarımsal etkinliklerin yoğunluğuna rağmen ne Ziraat Odası, Ticaret Borsası, ne de Ziraat Mühendisleri Odası (daha doğrusu TMMOB) temsilcisine dahi yer verilmemiş olması, 

12. Tasarı ile görev süresi 2007 yılına kadar uzatılan GAP Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilatının kapatılmasının öngörülmesi, ancak tasarıda GAP çerçevesinde götürülen birçok hizmetin nasıl yürütüleceği konusunda bir düzenlemenin yer almaması, bölge çapında yatırımları harekete geçirecek herhangi bir kaynağın bulunmadığı durumlarda nasıl kaynak aktarılacağına açıklık getirilmemesi. 


5 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,

***

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 3

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 3



4. Dünya ve Avrupa Birliği’nde Bölgesel Kalkınma Ajansları 

Yirminci yüzyılda birçok ülkede, bölgesel sorunların giderilmesi amacıyla Ekonomik Kalkınma Ajansları (EKA) kurulmuştur. Bölgesel ve yerel kalkınma 
kavramının gelişmesiyle birlikte, EKA deyimi yerini BKA.ya bırakmıştır (Akın ve Yıldız, 2005: 39). 

Bölgesel planlama ve kalkınma anlayışı ile ilgili ilk uygulama Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Tenessee.de, 1930 yılında başlatılmıştır (Çavuşoğlu, 
1992: 76). 

Resmi olarak ilk kuruldukları dönem 1950.li yılları işaret etse de, BKA.nın ilk ortaya çıkışı 1929 yılında Büyük Buhrandır. Başta, sanayide gelişmiş kentler 
olmak üzere, kırsal kesimi de derinden etkileyen “Büyük Buhran”, etkisini daha çok Kuzey Amerika ve Avrupa.da göstermiştir. Yarattığı toplumsal çöküntünün 
yanında mekansal ve sektörel anlamda da tüm dünyayı etkilemiştir. 
Bu dönemde ortaya çıkan mekansal eşitsizlikler ve sektörel alanlardaki açmazlar, özellikle krizden etkilenen ülkelerde bölgesel programları gerekli kılmıştır. 

Nitekim Amerika.da 1929 ekonomik krizinden diğer bölgelere göre daha fazla etkilenen Tennessee Vadisinde 1933 yılında başlatılan bölgesel kalkınma 
programı, böyle bir gerekliliğin sonucu ve tarihte bilinen ilk BKA örneği olmuştur (Dinler, 1994: 97). Avrupa.da ise, II. Dünya Savaşı.nın yıkıcı etkileri ve teknolojik gelişmeler sonucu bölgeler arası farklılıkların daha da belirginleşmesi üzerine gündeme gelmiştir (Çavuşoğlu, 1992: 76). 

İkinci Dünya Savaşından sonra, Avrupa ülkelerinde bölgesel kalkınmaya dönük politikalar ve mekanizmalar oluşturulmuştur. Bu dönemde, gelişmekte olan ülkelerde ise sosyal ve ekonomik farklılaşmalar nedeniyle bölgesel kalkınma konusunun gündeme geldiği ülke sınırlı sayıdadır. Brezilya.da 1959.da kurulan Kuzeydoğu Bölgesi Kalkınma Ajansı (SUDENE) bu örneklerden biridir (Akın ve Yıldız, 2005: 39). 

Avrupa ülkeleri, bölgesel politika olarak anlık tepki vermek üzere kurulan programlar yerine ulusal stratejilerinin parçası olan bölgesel kalkınma planları 
geliştirmiştir. Ayrıca yeni oluşturulan bölgesel yönetimlere ek olarak, farklı kurumlar bölgesel kalkınmaya yönelik çalışmalar yapmaya başlamışlardır 
(Maçkonya, 2006: 76). 

Fransa.da Paris ve çevresinin ülkenin diğer bölgelerinden daha ileri bir gelişme düzeyine sahip olması, İtalya.da kuzey/güney farklılaşmasının tamamen iki farklı İtalya örneği oluşturacak düzeye ulaşması, İngiltere, İskoçya ve Galler.de eski sanayi bölgelerinin çökmesi sonucu yeniden yapılanmalar için BKA.lar kullanılmıştır (Akın ve Yıldız, 2005: 39). 

Birleşik Krallık.da BKA.lar merkezi hükümet tarafından kurulmuş ve buradan sağlanan finansal kaynaklar ile çalışmaya başlamışlardır. 
Daha sonra geliştirdikleri varlıklar ile kısmen kendi kendilerini finanse edebilir hâle gelmişlerdir (Erzi, 2005: 26). 

İngiltere.de BKA.ların tarihi 1960.ların başına dayanmaktadır. İlk olarak 1965 yılında İskoçya ve Adalar Kalkınma Kurulu ve Orta Galler Kalkınma şirketi kurulmuştur. 1990.larda kamu hizmetlerinin özelleştirilmesiyle ulusal politikalarda ağırlıklı olarak bölgenin önemi ortaya çıkmıştır. 1997 yılında İşçi 

Partisi hükümetinin başlattığı programla İngiltere.nin dokuz bölgesinde BKA kurulmuştur (Blackman ve Ormston, 2005: 376). 

İrlanda.nın Shannon Bölgesi 1950.lerde, Amerika ve Avrupa arası uzun uçuşların iniş noktasıydı. Uçuş teknolojilerinin gelişmesiyle stratejik önemini kaybeden Shannon Bölgesi.nin yeniden yapılanması için İrlanda Hükümeti 1959 yılında Shanon Serbest Havaalanı Kalkınma Şirketi.ni kurmuştur (Lenihan ve O.Callaghan, 2008: 152). 

Avusturya.nın dokuz bölgesinden biri olan Stryia.da, teknolojik yatırımların arttırılması, yenilikçiliğe yönelik adımlar gerçekleştirilmesi, kırsal ve kenar bölgelerin bölgelerarası ağlarla bağlanabilmesi amacıyla 1991 yılında bağımsız, yarı kamu Stryia Ekonomik Kalkınma Ajansı (SEKA) Kurulmuştur. SEKA, kümeleme ve teknoloji politikalarını yoğun bir şekilde desteklemiştir. Bunun için alt yapı hizmetleri, teknoloji parkları açmış, deneyimli yöneticileri girişimci ve potansiyel müşterileri bir araya getiren organizasyonlar oluşturmuş, uluslar arası fuar ve sergilerde ürünlerini tanıtmış, proje bazlı finansal destekler sunmuş, aktörler arasında bilgi ağları oluşturmuştur (Todtling ve Sedlacek, 1997: 44-45). 

İtalya.nın 20 bölgesinden biri olan ERVET (Emilia Romagna Bölgesel Kalkınma Ajansı) 1974 yılında, bölgede ekonomi ve sanayi politikasını geliştirmek üzere anonim şirket olarak kurulmuştur. İşbirliği yapısına sahip olan ajansta, bölgesel hükümet, bankalar, odalar, belediyeler, zanaatkârlar birliği ortaklardandır. Şu anda ERVET, grup lideri olan kalkınma ajansı ile on adet hizmet merkezinden oluşmaktadır. Bilgi aktarımını sağlamak, mekansal kalkınma programları, yeni katılımlar sağlamak, sürdürülebilir kalkınma, AB.ye bilgi ve politik anlamda entegrasyon ve kültür sağlık alanında yenilikçilik çalışmaları ERVET Kalkınma Ajansı.nın görevleri arasındadır (Farrell ve Holten, 2004: 34). 

Berlin duvarının yıkılmasının ardından Doğu Avrupa ülkelerinin pek çok bölgesinde bu ajanslar ortaya çıkmaya başlamıştır. 1990.ların başından itibaren 
Amerika ve gelişmekte olan diğer ülkelerde kendisini hissettirmiştir (Dario vd., 2000: 6). 

Bölge ölçeğinde siyasi mekanizmaların olmadığı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin çoğunda BKA fikri AB bölgesel politikalarının uygulanması amacıyla Batı Avrupa.dan ithal edildi. Söz konusu ülkelerin pek çoğunda ilk kalkınma ajansları, AB uzmanları tarafından kuruldu ve hatta finansmanı doğrudan AB tarafından sağlandı. Kalkınma ajanslarının bu şekilde kurulması şüphesiz bazı kolaylıklar sağladı, ancak hiç beklenmedik uyum zorluklarına da yol açtı. Böylece 1990.ların başında AB üyeliğine hazırlanan Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri kendi kurumsal yapılarına uymayan ve bu mevcut yapılar içinde gerektiği biçimde çalışamayan yeni ithal kurumlarla tanıştılar. Bu tanışma süreci başlangıçta kurumlar arası uyuşmazlıklara neden olsa da, ekonomik reformu ciddiyetle yöneten ülkelerde BKA, pazar ekonomisine ve demokratik karar alma mekanizmalarının etkin olduğu bir politik sisteme geçiş sürecinde yerini buldu (http 1). 

1990.lı yıllarda AB.nin artan politik etkinliği ve rekabet edebilirliği arttırmaya yönelik, bölgesel kalkınma fonlarını kullanıma sunması sayesinde, BKA.ların adedi ve yetkinlikleri hızlı bir artış göstermiş ve sadece Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki BKA sayısı 150.ye ulaşmıştır. Bu dönemde Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Polonya, Portekiz, Slovakya, İsveç ve Ukrayna gibi ülkelere BKA kurmaları AB tarafından telkin edilmiş ve ajansların kuruluş aşamasında kendilerine finansman ve uzman desteği sağlanmıştır (Yılmaz vd., 2007: 158). Bu ajansları ortak bir platformda buluşturma ihtiyacıyla 1991 yılında Avrupa Bölgesel Kalkınma Ajansları Birliği (EURADA) kurulmuştur. Esas görevi AB.deki BKA.lar ile dünyadaki BKA.lar arasında ortak projeler yürüterek, AB adına danışmanlık hizmeti vermek olarak tanımlanmıştır (http 2). Aynı zamanda AB fonlarının kullanımında BKA.lar temel aktör konumundadır (Özmen, 2008: 328). 

5. Türkiye’de Bölgesel Kalkınma Ajansları 

Bölgesel dengesizlik, aynı ülkenin farklı yerlerinde görülen her türlü eşitsizlik olarak tanımlanmaktadır. Çeşitli ülkeler arasında gelişme farklılıkları olduğu gibi, bir ülkenin bölgeleri arasında da coğrafi, iktisadi, sosyal ve kültürel bakımdan da farklılıklar olabilir (Gündüz, 2006: 15). 

1960.lardan bu yana Türkiye, ekonomik ve toplumsal gelişmesini, bölgesel eşitsizlikleri azaltmak, toplumsal ve ekonomik dengeyi sağlamak amacını güden 
“Beş Yıllık Kalkınma Planları” üzerinden yürütmüştür. Planlı ekonomiye geçişle birlikte, ülkenin çeşitli bölgelerindeki kapasiteleri canlandırmak amacıyla, ulusal ekonomik kalkınmaya katkıda bulunacağı düşünülen farklı bölgesel planlar hazırlanmıştır. Bu planların uygulanması ve izlenmesi görevi de Devlet Planlama Teşkilatı.na (DPT) verilmiştir (Göymen, 2005: 185). 

Türkiye.de BKA kavramına yönelik ilk çalışmalar 1990.lı yıllarda başlamıştır. 
Bu sürecin Türkiye.de başlatılmasındaki amaç AB.ye katılma sürecini hızlandırmaktır. Ancak bu örneklerin çoğu proje aşamasında kalmış ya da uygulamanın başında, çıkan sorunlar sebebiyle sona ermiştir (Berber ve 
Çelepçi, 2005: 150). 

 Türkiye.de BKA.ların kurulmasında en önemli sebep hiç kuşkusuz AB.ye üyelik sürecidir. Birlik, küreselleşme ve yapısal uyum politikaları ile ilgili araç ve değişimler çerçevesinde, üye olacak ve aday olacak ülkelerde bölgesel planlamanın yeni bir anlayışla ele alınarak BKA.ların kurulmasını istemiştir. 
Bu çerçevede Türkiye, BKA.ları ciddi anlamda ilk kez aday üyeliğinin tescil edildiği 1999 Helsinki Zirvesi sonrasında ele almıştır. 

AB Komisyonu.nun hazırlamış olduğu “Katılım Ortaklığı Belgesi.nde” orta vadede yapılması gereken düzenlemeler arasında yer alan BKA.ları oluşturmak 
amacıyla yasal düzenleme süreci başlatılmıştır. Bu doğrultuda öncelikle topluluk kurallarına uygun olarak kısa vadede istatistiksel bölge olarak bilinen 
NUTS sistemi 22 Eylül 2002 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile kabul edilmiştir. Daha sonra da 2003 yılı Katılım Ortaklığı Belgesi.nde, katılım öncesi mali 
yardım programından yararlanabilmek için BKA.ların kurulması öngörülmüştür. Bu süreçte Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun gündeme gelmiş ve kanun 25 Ocak 2006 tarihinde kabul edilerek, 08 Şubat 2006 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe 
girmiştir (Soyak, 2005: 3). 

Bu yasa çok tartışmalı olmuştur. Anayasa Mahkemesi„ne gitmiş, altıya karşı beş oy ile geçmiştir. Sonunda 26 bölgede ajanslar kurulmuş ve 1990„lı yıllarda 
başlamış olan AB destekli bölge projeleri BKA.lara devredilmiştir (http 3). 

Türkiye.de BKA.ların ulusal düzeyde koordinasyonundan DPT sorumludur. DPT.nin BKA.lara ilişkin görevleri aşağıdaki gibi belirlenmiştir (Hekimoğlu ve 
Altındeğer, 2006: 18). 

1) Planlama, programlama ve projelendirme konularında BKA.lara rehberlik ve danışmanlık yapmak, plan ve programların uygulanmasını izlemek ve değerlendirmek, 

2) BKA.ların kurumsal performansları ile yürütülen programların performanslarının ölçülmesine dair yöntem ve esasları belirleyerek, bunların 
değerlendirmesini yapmak veya yaptırmak, 

3) Bölgesel gelişmeye yönelik iç ve dış kaynaklı fonların BKA.lara tahsisi ile bunların kullanımına ilişkin hususları belirlemek, 

4) BKA.lar arasında işbirliğini sağlamak ve ortak proje üretimini desteklemek, 

5) BKA.ların işlevlerini verimli bir şekilde yerine getirebilmesi için, ilgili kurum ya da kuruluşlarla merkezi düzeyde işbirliği ve koordinasyon sağlamak, 

6) BKA.ların yıllık çalışma programlarını onaylamak, 

7) Yönetim Kurulu tarafından seçilen ve teklif edilen BKA genel sekreterini onaylamaktır. 


4 CÜ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,

***

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 2

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 2



2. Bölgesel Kalkınma Ajanslarının Kuruluş Amacı 

Küreselleşme, beraberinde yeni bir yönetsel anlayış ve bunu gerçekleştirmede araç olacak bir örgütlenme modeli getirmiştir. Bu yeni anlayışa uluslararası literatürde “yönetişim” adı verilmektedir. Yönetişim; bürokrasi, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan, mali ve idari açıdan özerk örgütlenmelerdir (Maçkonya, 2006: 76). 

Yönetişim, toplumsal-politik bir sistemde ilgili bütün aktörlerin ortak çabalarıyla elde edilen sonuçların oluşturduğu yapı ya da düzendir (Bozkurt vd., 
1998: 274). Yönetişimde, yönetimin daha iyi yönetebilmek amacıyla yeniden yapılandırılmasına vurgu yapılmaktadır (Stoker, 1998: 18). 

Aynı zamanda yönetişim, birbirine bağlı olan pozisyonların ve çatışan, karşıt çıkarları olan aktörlerin oluşturduğu, farklı ağsal yapıları koordine eden 
bir süreçtir (Cope vd., 1997: 447). 

Yönetişim, toplumdaki aktörlere ortaklar olarak bakmakta, yönetişimi toplumdaki ekonomik, siyasal ve toplumsal aktörlerin etkileşiminden doğan bir 
yönlendirme ve denetleme kalıbı olarak görmektedir. Bu nedenle yönetişim değişik aktörlerin etkileşiminin ortaya çıkardığı bir süreçtir (Tekeli, 1996: 52). 
Yönetişimin getirdiği araçlardan biri de bölgesel gelişme için küresel bir model olarak geliştirilen BKA.dır (Maçkonya, 2006: 76). 

BKA.lar, ABD ve Birleşik Krallık gibi Anglo-Sakson ülkelerde yönetişim anlayışına örnek olacak şekilde yarı özerk ve özel sektörlerle birlikte kurulmuşlardır. Japonya ve Fransa gibi ülkelerde ise GAP idaresi benzeri yapılanmalar, bürokrasinin ve kamu kuruluşunun egemen olduğu, sorunlu bölgelerle ilgili olarak sadece ekonomik kriterlerin değil, sosyal kriterler ve işsizlikle ilgili sorunların da dikkate alındığı kuruluşlardır (Çalt, 2005: 9). 

BKA, merkezi ve yerel hükümetin bölgesel ekonomik kalkınmayı sağlamak üzere temel yönlendirici çalışmaları dışında, içinde bulunduğu bölgeyi temel alan, bölgesel aktörler tarafından finanse edilen kurumlardır (Halkıer ve Danson, 1997: 241). BKA.lar, belirli bölgeyi kapsayacak biçimde bölgesel aktörlerin katılımı ile oluşturulan yarı-özerk yapılanmalardır (Hughes, 1998: 620). 

BKA.lar, dünyada merkezi hükümetten bağımsız bir idari yapıda, sınırları çizilmiş bir bölgenin sosyo-ekonomik imkanlarını geliştirmek amacıyla, 1930'lu 
yıllardan itibaren kurulmuşlardır (Avaner, 2005: 243). 

Bölgesel kalkınma anlayışı, bölgede mevcut olan doğal, ekonomik, kültürel ve teknolojik kaynakların kullanılması yoluyla, yerel fırsatlardan en üst düzeyde 
yarar sağlamayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, yerel yönetimler, işletmeler, sivil toplum kuruluşları (STK), yerel istihdam büroları, sosyal taraflar, eğitim ve 
öğretim kurumları, yerel politikacılar ve finans çevreleri gibi aktörler bir arada çalışmaktadır. Bu yaklaşım, yerel ve bölgesel gelişme stratejilerinin önemli bir 
aracı olan “küme” oluşumunun da çekirdeğini oluşturmaktadır (DPT, 2004: 20). 

Kümeler temel olarak “ekonomik faaliyetlerin coğrafi ve sektörel anlamda yoğunlaşması” olarak tanımlanabilmektedir (Schmitz, 1999: 1629). 

Bu yoğunlaşmanın oluştuğu bölgeler sadece firmaların toplanmasından oluşan bir yapı olarak değerlendirilmezler. Bunlar ayrıca; bilgi ve enformasyonun çeşitli 
yollarla işlendiği, kültürel sosyal değerlerin meydana getirildiği yerler olarak görülebilirler (Belussi ve Pilotti, 2002: 129). Bu anlamda genelde küçük-orta 
ölçekli işletmelerin oluşturduğu kümelerin içerisinde ekstra birçok aktör bulunmaktadır (Ketels vd., 2008: 5). 

Bölgesel yeteneklerin ve iş yapma tarzlarının geliştirilmesi için sektörler arası kümelerin desteklenmesi ve oluşturulması önem taşımaktadır. Çünkü bazı 
sanayi kollarının ülkenin belirli bölgelerinde kendiliğinden veya devlet politikaları nın sonucu olarak kümelenmesi ortaya sinerji çıkartacaktır (Efe, 2002: 16). 

BKA.lar da bir ülkenin belli bir coğrafi bölgesi içerisindeki özel ve kamusal tüm şirketler, yerel otoriteler ile STK.lar arasında işbirliği sağlayarak, o bölgenin ekonomik kalkınmasını hedeflerler ve yasal bir hükme dayanarak kurulurlar (Koçberber, 2006: 37). 

Ajanslarının görevi, sektörel ve genel kalkınma problemlerini belirlemek, bunların çözümüne yönelik olanakları ve çözümleri tespit ederek bu çözümleri 
geliştiren projeleri desteklemektir (Kayasü vd., 2003: 7). 

BKA.lar, bölgesel ve yerel yönetimlere, yatırım alanlarından işgücü yapısına, ulaşımdan altyapıya kadar çeşitli konularda bilgi sağlamakta; bölgenin 
pazarlanması ve imajının yenilenmesine katkı vermekte ve yeni yatırımların bölgeye getirilmesine öncülük etmektedir. Bölgedeki üniversiteler ve diğer 
eğitim kurumları ile yakın ilişkiler kurulması ve ortak projeler geliştirilmesi de BKA.ların görevleri arasındadır (Arslan, 2005: 280). BKA.lar bölgelerin 
potansiyelini ve sorunlarını göz önüne alarak geliştirdikleri politikayla, bölgedeki ekonomiyi canlandırarak bölge halkının gelişmeye katılımını sağlar 
( Berber ve Çelepçi, 2005: 154). 

BKA.ları farklı ülkelerde değişik yapılarda örgütlenseler de ulaşmayıhedefledikleri nokta birbirine yakındır. BKA.lar bölgenin yeni yatırımlarının odak noktasıdır. Bölgenin, tanıtımını yapar ve yatırımcılara ulaşım, altyapı, işgücü vb. konularda bilgi sağlayıp rehberlik eder. BKA.lar beş ana konuda faaliyet göstermektedirler. Bunlar; finansal yardım veya destek sağlanması, yeni yatırım alanlarının ortaya çıkarılması, KOBİ.lere danışmanlık yapılması, bölgenin uzun vadeli kalkınma hedeflerinin belirlenmesi ve sosyal alanlardaki gelişmelere katkı sağlanması olarak ifade edilebilir (Özer, 2008: 389). 

BKA.ların daha fazla ekonomik gelişme ve bölgede yenilik oluşturma, iş etkinliğinin yatırımın ve rekabetçiliğin gelişmesini sağlama, iş görenleri 
destekleme, çalışma yöntemleri ile ilgili yeteneklerin gelişmesinin arttırmak gibi amaçları vardır (Wood, 1998: 39). Ayrıca sürdürülebilir bir kalkınma sürecine katkıda bulunmak amacıyla kurulmaktadırlar (Tucker, 2000: 34). 

BKA.lar, idari ve mali özerkliğe sahip tüzel kişiliğe haiz ve bütün işlemlerinde özel hukuk hükümlerine tabidir (Resmi Gazete, 2006: 206074). 

3. Bölgesel Kalkınma Ajanslarının Fon Yapısı 

Bölgesel Kalkınma Ajansları, genel bütçeden ve özel fonlardan finanse edilmektedir. Devlet tarafından başlangıçta nakdi ve emlak şeklinde ayni 
sermaye tahsisi söz konusudur. Ayrıca ajanslar, sanayileşmeyi desteklemeyi hedefleyen çeşitli devlet fonlarına ve bu fonların kullanımına göre proje sunarak 
kredi almaktadır (Berber ve Çelepçi, 2005: 149). 

Avrupa Birliği ve Dünya Bankası tarafından BKA.lara fon sağlanmaktadır. Fakat bu genel ya da düzenli bir gelir değildir. Finansman konusunda özellikle 
“Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu” ve “Ön Katılım İçin Yapısal Araç Fonu” devreye girmektedir. AB.nin yapısal fonlarından biri olan Avrupa Bölgesel Kalkınma Fonu, altyapıları geliştirmek, yerel kalkınmaya öncelik vermek ve küresel rekabete adapte olmak amacıyla yapısal güçlük içindeki ülkelere verilirken; Ön Katılım İçin Yapısal Araç Fonu, AB.ye katılıma aday olan ülkelerin altyapı projeleri için verilmektedir. Ajanslara sağlanan mali teşviklerin büyük bir kısmı merkezi idarenin kontrolü altında verilmektedir. Mali yardımların dağıtımı genellikle idareler tarafından kontrol edilmekle birlikte, projelerin seçiminde ajanslar değişen önemde rol oynamaktadırlar (Güneser, 2005: 18). 

5449 Nolu Yasa.ya göre ajansların bütçesi aşağıda belirtilen gelirlerden oluşur. 

a) Bir önceki yıl gerçekleşen genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtından, vergi iadeleri ile mahallî idarelere ve fonlara aktarılan paylar düşüldükten sonra kalan 
tutar üzerinden, binde beş oranında her yıl ayrılacak transfer ödeneğinden, Yüksek Planlama Kurulunca her bir ajans için nüfus, gelişmişlik düzeyi ve 
performans ölçütlerine göre belirlenecek pay. 

b) Avrupa Birliği ve diğer uluslararası fonlardan sağlanacak kaynaklar. 

c) Faaliyet gelirleri. 

d) Bir önceki yıl gerçekleşen bütçe gelirleri üzerinden, bölgedeki il özel idareleri için; borçlanma, tahsisi mahiyetteki gelirler ile genel, katma ve özel 
bütçeli kuruluşlardan alınan yardım kalemleri hariç tutulmak üzere yüzde bir. Belediyeler için; borçlanma ve tahsisi mahiyetteki gelir kalemleri hariç 
tutulmak üzere yüzde bir oranında, cari yıl bütçesinden aktarılacak pay. 

e) Bölgedeki sanayi ve ticaret odalarının, bir önceki yıl kesinleşmiş bütçe gelirlerinin yüzde biri oranında, cari yıl bütçesinden aktarılacak pay. 

f) Ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarca yapılan bağış ve yardımlar. 

g) Bir önceki yıldan devreden gelirler. 

Ajanslar alacaklarının tahsili, taşınır ve taşınmaz malların alım satım kiralama ve devri mal ve hizmet alımları proje ve faaliyet desteği kapsamında yapılacak işlemler ve düzenlenecek kağıtlar ile ilgili olarak damga vergisi harç ve fondan yapılacak bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden muaftır (Resmi Gazete, 2009: 5917/37). 


3 CÜ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,

***

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 1

BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI VE BU AJANSLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER, BÖLÜM 1




Zühal CANKORKMAZ 
1 Öğr.Gör., Cumhuriyet Üniversitesi, BESYO, Spor Yöneticiliği Bölümü, Sivas. 
zcankorkmaz@cumhuriyet.edu.tr. 


Özet 

Yenidünya düzeni, küreselleşme politikası ile ekonomik aktörlerin çeşitliliğinde ve yapısında büyük değişiklik yaratmıştır. Ülkeler küresel rekabet ortamında ayakta kalabilmek için ekonomik ve politik anlamda değişmek, yeni yatırımlarla dikkatleri üzerilerine çekmek zorundadır. 

Küreselleşmede, bölgesel kalkınma büyük önem taşır. Bölgesel kalkınma içinde yeni ekonomik aktörlere ihtiyaç vardır. Bu aktörlerin bir bölümü bölgesel yapılanmalar ve bu yapılanmaların içindeki Bölgesel Kalkınma Ajansları.dır (BKA). Bu ajanslara yüklenen temel rol, bölgesel kalkınmaya yol gösterip, bölge ekonomisine canlılık getirmektir. 

Bu ajanslar bölgelerde kalkınmanın itici gücü konumundadır. 

Giriş 

Sanayi devriminden bu yana ekonomik büyüme tüm ülkelerde ön plandadır. 
Dün olduğu gibi bu gün de ülkeler gelişen ve değişen ekonomik politikalara uyum sağlamak, ayakta kalabilmek için ekonomik büyüme ve kalkınmayı 
sağlamak isterler. İktisadın temel çıkış noktası olan kıt kaynakların en rasyonel şekilde kullanılmasını sağlamak, ülkelerin ekonomik gelişimlerine katkıda 
bulunacak politikalar uygulayarak, genel ekonomik hedeflere ulaşmak, büyümeyi ve bölgesel kalkınmayı gerçekleştirmek her zaman bir zorunluluk 
olmuştur. 

1980 sonrası yeni dünya düzeni, mekanın algılanma biçimini değiştirmiş ve bu yeni mekansal kurgu içinde yerel kalkınma önem kazanırken, yerel odakların 
küresel sisteme eklemlenmesinde “bölgesel” ölçeğin önemi yeniden keşfedilmiş tir (Ünsal, 2002: 61). Geleneksel bölge anlayışı zamanla terk edilmiş, yeni bölge paradigmaları dikkat çeker olmuştur. 

Geleneksel bölge anlayışında bölgesel dengesizlikler ve bu dengesizliklerin giderilmesi için üretilecek politikalar ve yapılacak çalışmaların kapsamı, ulusal 
sınırlar ve kaynaklar dahilinde değerlendirilir. Yani, bölge uluslararası konumuna bağlı olarak değerlendirilmeyip ulus içerisindeki coğrafik ağlar ve mekansal süreklilik ekseninde, ulusal sınırlar ve planlar bağlamında değerlendirilir. Kalkınmada öncelikli yöreler ve politikalar gibi (DPT, 2000a: 5). 

Yeni bölge paradigması ise, temel yaklaşımları dinamikleri ve bölgesel kalkınma araç ve yöntemleri ekseninde geleneksel anlayıştan farklılaşmıştır. 

Bu anlayışta ulusal kalkınma çabaları, yerini bölgeye dayalı kalkınma uygulamalarına bırakmıştır (Aksoy, 2002: 14). Bu anlayışta bölgenin yükselişi 
ekonomik bir gerçek olarak görülmektedir. Bu yönelim üretimin teknoloji ve organizasyon boyutlarında yaşanan dönüşümün sonucudur. Bölgesel 
entegrasyonların oluşturduğu ekonomik güç ve oluşan ağ ekonomileri yeni bölgecilik anlayışının temellerini oluşturmaktadır (Lovering, 1998: 6). 

Yeni bölge anlayışıyla birlikte, bölgesel ölçeğin keşfedilmesinde Ulusal Yenilik Sistemi (UYS) yaklaşımının önemi büyüktür. Bu yaklaşım (Freeman, 
1987 ve 1988; Lundvall, 1988 ve 1992; Nelson, 1988 ve Nelson ve Rosenberg, 1993) bir ulus devletin sınırları içinde yer alan kurumların, etkileşimler yoluyla 
teknolojik gelişme sürecini destekleyen rolünü vurgulamaktadır (Lenger, 2006: 141). 

 Bu kurumlar; firmalar, araştırma laboratuvarları, üniversite ve düzenleyici rolü bulunan kamu kurum-kuruluşları ve yasal altyapı olarak sıralanabilir. 
Cooke vd. (1997) sistemdeki etkileşimlerin çoğunun ulusal değil, bölgesel düzeyde gerçekleştiğini, teknolojik değişmeye ulusal düzeydeki sistemik bir 
yaklaşımın, yetersiz kalacağını ileri sürmüşlerdir. Bu nedenle, Bölgesel Yenilik Sistemi (BYS), konunun çözümlemesi için daha doğru bir yaklaşım gibi 
görünmektedir (Cooke, 2004; Akt: Lenger, 2006: 141). 

Avrupa Birliği (AB) oluşumu sonrasında da, ülkeler içinde belirgin “bölgeler” en önemli birim olarak ortaya çıkmıştır. Genel politik eğilim ise bölgelerin ekonomik gelişme politikaları açısından gittikçe özerkleşmesi ve yabancı yatırımcıları bölgelerine çekmek amacıyla sağlıklı bir bölgeler arası kalkınma yarışına katılmaları doğrultusundadır. Bir bölgenin gelişmesinin diğer bölgelerle rekabete girmesiyle mümkün olabileceği düşüncesine dayanan bu anlayış gereği, dünya genelindeki bütün bölgeler kendi kalkınma örgütlerini kurmuştur (DPT, 2000b: 10). 

Türkiye, AB.ye giriş süreciyle birlikte, uygulamakta olduğu teşvik sistemi üzerine oturan bölgesel gelişme politikalarını terk ederek, yeni bir uygulama 
içine girmiştir. AB.nin bütün aday ülkelere benimsettiği bu yeni yaklaşım, sermaye, özel sektör ve bölgesel rekabeti ön planda tutmaktadır. Bu yeni 
yaklaşımın temel kurumu da Bölgesel Kalkınma Ajansları.dır (BKA). Bölgesel gelişme farklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan BKA.ların ana amacı; 
hizmetlerle bölgedeki ekonomiyi canlandırmak, bölgesel yatırımları artırmak, bölge halkının kalkınmaya katılımını sağlamaktır (Berber ve Çelepçi, 2005: 149). 

Bu çalışmada, küreselleşme ve bölgesel kalkınmada, önemli ve etkin bir araç olarak kullanılan ve kuruluş aşamasından bu yana, siyasiler ve 
ekonomistler arasında bölgesel dengesizliği gidermesi konusunda fikir ayrılıklarının ortaya çıkmasına sebep olan BKA.lar incelenmiştir. BKA.ların 
kapsamı, yapısı, fonu hakkında bilgi verilip Dünya, AB ve Türkiye.deki BKA.lar araştırılarak, bu ajansların uygulamada ne gibi problemlerle 
karşılaştığı ve başarısızlıklarının neler olduğu üzerinde durulmuş, konuya eleştirel bir bakış açısıyla, Türkiye için çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. 

1. Kalkınma ve Bölgesel Kalkınma Kuramı 

Kalkınma ile ilgili tartışmalar “neden fakir ülkeler fakirken zengin ülkeler zengindir?”, “neden fakir ülkeler, hayat standardı gelişiminde zengin ülkelerin 
gerisinde kalıyor?”, “fakir ülkeler nasıl daha zenginleşebilir? gibi basit sorulara bağlanır. Bu bakımdan kalkınmanın önemli bir boyutu ekonomik büyümeye, 
daha kesin ifade etmek gerekirse, kişi başına düşen milli hasıladaki büyümeye göndermede bulunur (Szirmai, 2005: 6). 

Ekonomik büyüme olarak algılanan kalkınma, niceliksel bir konsepttir. Yine de kendimizi ekonomik boyuta kısıtlasak da ekonomik kalkınmanın da ekonomik büyümeden daha ötesi olduğu açıktır. Ekonomik kalkınma, üretim ve istihdam yapısındaki niceliksel değişmelerin eşlik ettiği bir ekonomik büyümeyi ima eder (Kuznets, 1966: 8). 

Kalkınma süreci, çağdaş dünyada iki yönden ele alınabilir. Zenginlerin servetleri kadar fakirlerin servetlerine, yoksullara olduğu kadar varlıklılara ağırlık vererek her toplumda değişik gruplardaki gelişme açısından karakterize edilebilir. 

Bu perspektif özellikle fakirlerin her toplumda geçinmesini esas alan bir bakış acısı sunar (Anand ve Sen, 1997: 3). 

Kalkınma; kişi başına düşen milli gelirin reel, devamlı ve dengeli olarak artmasıdır (Karaduman, 1992: 16). Gelişmenin sağladığı nimetlerden bütün 
halkın yararlanacağı bir ortam doğuran, bünyesel bir değişmedir (Demirci ve Arıkan, 1998: 343). Üretim ve kişi başına düşen milli gelirin artırılması, 
ekonomik ve sosyokültürel yapının değiştirilmesi ve yenileştirilmesidir (Türk, 1970: 55). 

Ekonomik kalkınma, yerel iş imkanları ortaya çıkararak istihdam yaratmak, yöre halkını üretime yöneltmek, yerel bazda kişi başına düşen milli geliri artırmak gibi yerel bir boyut kazanmıştır (Beer ve Maude, 1996: 2). Merkeziyetçi, bölgeyi hazine kaynaklı sübvansiyonlarla destekleyen, kamu hizmetlerinin doğrudan bölgeye götürülmesine ve merkezi uygulamalarla istihdam yaratılmasına yönelik politikalar artık terk edilmektedir (Stöhr, 2001: 35). 

Bölgeler arasındaki gelişme düzeyinin farkı, dünyada kıtalar, ülkeler; aynı ülkede bölgeler-yöreler ve bir kentin semtleri arasında açığa çıkabilir. Herhangi bir yörenin kalkınma çabasında bölge tanımının nasıl yapılacağının büyük önemi vardır (Arslan, 2005: 276). 

Bölgesel planlama, bir bölgenin ekonomik, sosyal ve fiziki yönden koordine edilmesi demektir. Bir mekanın en rasyonel biçimde düzenlenmesi ve bu 
düzenin gerektiği şekilde donatılmasıdır. Bunun için de, devletin elinde bulunan sulama, enerji kaynakları, ulaşım, krediler, konut yatırımları, organize sanayi 
teşvikleri gibi tüm araçları en iyi şekilde kullanma amacını güder. 

Bölge planlamasının ana teması bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesidir (DPT, 2000: 10). 

Bölgelerarası dengesizlikler 1990.lara kadar neoklasik büyüme ve dış ticaret teorisi ile açıklanırken, sonrasında bu teorilere yeni ekonomik coğrafya, 
içsel büyüme ve yeni dış ticaret teorileri eklenmiştir. 

İçsel Büyüme Teorisi; büyümeyi sadece sermaye ve emek faktörlerine dayandıran, Neoklasik Büyüme Teorileri.nin ülkeler arasındaki büyüme 
farklarını açıklama yetersizliklerini gidermeye yönelik olarak ortaya çıkmıştır. 
İçsel Büyüme Teorisi, ülkelerin büyüme hızlarındaki farklılıkların sermaye ve emek faktörlerinden daha çok; devletin politikaları, beşeri sermaye birikimi, 
doğurganlık tercihi ve teknolojinin yayılması tarafından belirlendiği fikrine dayanmaktadır (Barro, 1996: 145). 

1990.lardan sonra önem kazanan yeni Ekonomik Coğrafya Teorisi.ne göre, iktisadi gelişmede merkezileşmiş bölgelerin satış ya da müşteriye daha iyi 
ulaşabilirlik açısından avantajları ortaya konmuştur (Lammers, 2002: 2). 

Yeni Dış Ticaret Teorisi.ne göre, farklı bölgeler arasında ıraksama sürecinden bahsedilmektedir. Buna göre bölgelerarası ticaretin temel nedeni, ürün farklılaştırılmasıdır. Zira günümüzde rekabet, fiyattan daha çok yenilikçilikte yaşanmaktadır. Yenilikçilikle elde edilen ürün farklılaştırılması, aynı talep ve arz koşullarına sahip olsalar bile, bölgeler arasındaki ticareti geliştirmektedir (Riedel ve Untiedt, 2001: 165). 

Hemen her ülkede doğal bir merkez etrafında yoğunlaşan ekonomik ve sosyal faaliyetler, bölgelerarası gelişme farklılıklarını ortaya çıkarmış ve büyük 
dengesizlikler yaşanmasına neden olmuştur. Bu süreç, bölgelerin ekonomik etkinliklerini, nüfus dağılımını, kentlerin, çevrenin ve doğal dokunun  bütünlüğünü bozmuş, kalkınmanın ekonomik, sosyal maliyetlerini yükseltmiş ve gelişmeye imkan vermeyen tıkanıklıklara yol açmıştır (Arslan, 2005: 276). 

Bölgesel kalkınma politikalarıyla ekonomik birliğin güçlendirilmesi, dengeli bir kalkınma için farklılıkların azaltılması ve daha az gözetilen geri kalmış bölgelerin kalkındırılması amaçlanmıştır (Pınar ve Arıkan, 2003: 93). 

Bölgesel politikaları zorlayan diğer bir neden ise, ulusal devletlerin yurtiçi üretimi korumak için yüksek miktarlarda devlet yardımı vererek kaynakların etkinsiz kullanılmasına neden olmasıdır (Collie, 2000: 867). 


2 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR..,

***