8 Ocak 2019 Salı

19. YÜZYILIN İLK YARISINDA AYINTAP., BÖLÜM 2

19. YÜZYILIN İLK YARISINDA AYINTAP.,  BÖLÜM 2


II. Mahmut Islahatı 

2. Mahmut'un yaptığı en önemli yenilik yeniçeri ocağını kaldırmasıydı. 

2. Mahmut Mehmet Ali Paşa'nın Mısır'da kurmuş olduğu düzenli ve disiplinli orduyu örnek almak istemişti. Yeniçeri Ocağının kaldırılması çok güçlenen bektaşi dergahlarının da sonu oldu. Bundan sonra Asakir-i Mansure-i Muhammediye'nin teşkiline geçildi. Yeni bir ordu kurmanın pek çok sorunları vardı. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması Devletin en buhranlı bir devrine rastlamıştı. 
Rusya, İngiltere ve Fransa'nın Yunanistan'a bağımsızlık verilmesi konusunda anlaştıkları bir sırada herşeye rağmen bu sıralarda devletin dayanabileceği tek güç olan yeniçeri ocağının kaldırılması ve yerine acilen bir ordu kurulamaması devleti gerçekten zor durumlarda bırakılmıştı. 43 

Yeniçerilerin umulmadık bir zamanda ortadan kaldırılmasına Avrupa devletleri şaşırmışlardı. Bir kısmı Osmanlı Devleti'nin yeni askeri ve mülki kuruluşlarla güçleneceğini bazıları da milli gelenek üzerine kurulu ocakları yok edince büsbütün zayıf düşeceği inancında idi. Osmanlı Devleti'nin yeni bir askeri yapı ile kuvvetleneceği tabi idi. Ama bu uzun bir süre isterdi. Ruslar, Osmanlı Devleti gereği gibi güçlenmeden önce bu zayıf durumundan yararlanmak üzere savaş açmak için bahaneler arıyorlardı.44 

1826 tarihi 1839 tanzimat reformlarının gerçek başlangıcı olmuştu. 

2. Mahmut bu önemli işten sonra hükümdarın mutlak egemenliği altında merkeziyetçi bir bürokrasi monarşisi kurmaya koyulmuştu.45 
İdari ve mülki alanlarda yapılan düzenlemeler merkezi otoritenin kuvvetlenmesini gaye edindi. Mısır valisi Mehmet Ali'nin dışındaki hemen hemen bütün ayanlar merkezi otoritenin himayesine girdiler. Mülki idarede de önemli ve büyük düzenlemelere gidilerek modem bir devlet teşkilat ve bürokrasi kurunması na çalışıldı. Böylece idarenin Avrupa bakanlıklar sistemi doğrultusun da yeniden düzenlenmesi başlamış Oldu.46  Bu devrin en önemli yeniliklerinden birisi de çeşitli vazifeleri görmekle yükümlü bir takım meclislerin kurulınasıydı. Bunlar devlet işlerinin görüşüldüğü, karara bağlandığı bir çeşit yasama organları olmuşlardı. Adli işler için Meclis-i Vala-i Ahk:am-ı Adliye, İdari işler için Dar-ı Şura-i Bab-ı Ali, askeri işler için de Dar-ı Şura-i Askeri ve ayrıca 1838'de ziraat, ticaret, sanayi ve bayındırlık işleri için birçok meclis kuruldu. 

2. Mahmut'un gerçekleştirmek istediği merkeziyetçilik devlet bürokrasisini şubelere ayırmak, memurlara maaş vermek ve hazinenin gelir giderlerini bir elden yapıp mali kontrolü kurmak şeklinde özetlenebilir.47 Eğitim alanında bazı sınırlı çalışmalar yapıldı. Deniz ve Kara mühendishaneleri canlandırılmaya çalışıldı. Tıp ve harp okulları kuruldu. Bazı eserler Türkçe'ye tercüme edildi. 
İlk defa yurt dışına öğrenci gönderildi. Mekteb-i Maarif-i Adli kuruldu. İlk Osmanlı gazetesi takvim-i vakai çıkarıldı. İlk nüfus sayımı, posta ve karantina teşkilatının kurulması 2. Mahmut'un yaptığı bazı yeniliklerdir. 

Tanzimat Fermanı,

1839'da 2. Mahmut ölünce yerine oğlu Abdülmecit geçti. Abdülmecit babasının reformlarını sürdürmeye karar1lydı. Abdülmecit henüz, tahta geçtiği sıralarda (Haziran 1839) Osmanlı Orduları Nizip'te M. Ali karşısında büyük bir yenilgiye uğramıştı.48 Bundan kısa bir zaman sonra yeni padişah babası zamanında hazırlanan fermanı ilan etti. (3 Kasım 1839) Tanzimat reformlarının Osmanlı 
Devleti'nin de bir dönüm noktası olduğu açıktı. 2. Mahmut reform kavramını eski kurumların canlandırılması geleneğinden ayırıp bunların yerine bir bölümü batıdan ithal edilen yenilerini getirme yönünde değiştirdi.49 Tanzimat bunu biraz daha ileri taşımıştı. 
Osmanlı Devleti yaşamını artık kendi gücüyle değil devletler muvazenesiyle sağladığından toprak bütünlüğüne taraftar olan İngiltere ve Fransa'ya yaklaşmak için onların yönetim biçimlerine ilgi duydu. Avusturya, Rusya ve Prusya hala mutlakiyet ile yönetiliyorlardı. Tanzimatın getirdiği en önemli yenilik haklar alanında olmuştu. Mustafa Nuri Paşa Netayic-ül Vukuat'da tanzimatın temeli; 
can, mal ve namus güvenliğinden ibarettir demekteydi.50 Batının laik sistemi değer kazanmaya başlıyordu. Osmanlı Devleti'nin daha önceki haklar sistemi de ortadan kalkmamış ikisi bir arada yürümeye başlamıştı. Tanzimatın devlet adamları doğu ile batının haklar sistemini bağdaştırmak için büyük gayretler sarfetmişlerdi.51


1840'ta Fransa'dan alınan bir ceza kanunu, l846'da memurlar için idare kanunu düzenlendi. Bu kanunların yapıları çağdaş devletlerle kıyaslandığında pekçok eksik ve hata görmek mümkündü. 

Bunlara ilaveten yine Fransa'dan alınan ticaret kanunnamesi Çlkarılınıştı. Tanzimat devrinde batının haklar sistemi adalet mekanizmasına 
tedrici bir biçimde girmeye başlamıştı. 

Tanzimat ile geleneksel mahkemelere iki yeni mahkeme eklenmişti. 

1- Karma ticaret mahkemeleri 
2- Asliye karma mahkemesi. 

Bu karma mahkemelerin yarısı Osmanlı tebası yarısı ise yabancı olacaktı. Bu mahkemeler aslında Osmanlı hükümranlık haklarına saldırı idi. Fakat bazı batılı usullerin alınması bakımından yararları da olmuştu. lltizam usulü kaldırılıyordu. Fakat uygulamada birçok aksaklıklar görüldüğü için eski usule dönüldü. Valilerin yetkisi dahilinde olan mali işler defterdara verildi. Vergi toplanması için görevli memur ve tahsildarlar atandı. Vergi konusunda belediye meclislerinin yetkileri genişletildi. Vilayet meclisleri kuruldu. 

Devlet memurlarından mültezimlik yapma hakkı alındı.52 Askerlik alanında da bazı köklü yenilikler yapıldı. Askerlik ilk defa bir vatan borcu olarak kabul edildi. 1843'te bir askerlik kanunu çıkarıldı. Askerlik süresi 5 yılla sınırlandırıldı. Subaylar artık sivil memuriyetlere alınmayacaklar dı. 

Osmanlı Ordusu.,

1- Hassa Ordusu 
2- Dersaadet Ordusu 
3- Rumeli Ordusu 
4- Anadolu Ordusu 
5- Arabistan Ordusu olmak üzere 5'e ayrıımıştı. 

Bu sistem tamamen yeniydi. Ocak usulü kaldırılıyordu.53 Her vilayete gereksinimine göre Jandarına birlikleri atanıyordu.54 

1845 yılında ilgili kişilerden bir eğitim komisyonu oluşturuldu. Eğitim konusunda yapılacak reform planı hazırlandı. Bu plana göre ilk üniversite (Darülfünun) açıldı. Meclis-i .Maarifi Umumi kuruldu. 1847'de nezaret oldu. Rüştiyeler açıldı. Burada en önemli yenilik orta öğretim kurumlarının ulemadan alınarak Milli Eğitim Bakanlığı'na verilmesi oldu." Fakat bunun yanında eski eğitim 
kurumları yani medreseler de olduğu gibi devam etti. Neticede her konuda olduğu gibi eğitimde de bir birlik sağlanamadı.56 

Tanzimat fermanı meşruti idarelerin kurulmasına zemin hazırlayan padişah tarafından verilen "muharrer imtiyaz" niteliğinde bir hukuki vesika idi.57 Tanzimat hareketi uygulamadaki bazı zorluklarına ve aksaklıklarına rağmen Devlet idaresini modernleştirmek bir başka deyişle merkezileştirmek yolunda önemli ilerlemeler sağladı.58 

Antep'in Osmanlı İdaresine Girişi 

Konunun daha iyi anlaşılması açısından Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılın ilk yarısında içinde bulunduğu durumu bu şekilde özetledikten sonra çalışmamızın asıl bölümüne yani 19. yüzyılın ilk yarısında Ayıntap şehrinin durumuna geçebiliriz. 
Bugün Güneydoğu Anadolu'nun en büyük vilayet merkezi olan Gaziantep 1516'da Osmanlı idaresine girdi.59 Yavuz Sultan Selim Merci Dabık seferine gitmek üzere Memluk topraklarına doğru ilerleyip Behisni üzerinden gelerek Antep yakınlarındaki Merzban suyu kenarlarında ordugah kurduğu sırada Memluklular'ın Antep naibi Yunus Bey ordugaha gelerek Osmanlı hizmetine girdi. Orduya da klavuzluk yapacağım taahhüt etti. Antep'e kadar Osmanlı ordusuna klavuzluk etti. Yavuz Sultan Selim 20 Ağustos 1516 tarihinde Antep'e gelerek üç gün konakladı.60 
Bu suretle Antep Şehri de Osmanlı Devleti'ne ilhak olundu. Yavuz Sultan Selim Kansu Gavri'nin Merci Dabık'a gelmiş olduğu haberi ulaşınca Antep'ten ayrıldı ve Merci Dabık'a gitti.61 Bundan sonra 24 Ağustosta Merci Dabık ve 23 Ocak 1517 Ridaniye zaferlerini müteakip Memluklular'ın diğer mukavemetleri de bertaraf edildi v.e 13 Nisan 1517'de Memluk sultanlığı sona ererken bütün toprakları 
da Osmanlı Devleti'nin eline geçti.61 

Osmanlı Fethinden sonra Memluk toprakları üzerinde hemen nüfus ve arazi tahririne başlandı. Binlerce köy ve mezramn hasılat ve vergileri tesbit edildi. Ayrıca tımar sistemi tesis edilerek idari teşkilat kuruldu. Bütün bu işler üç yıl gibi kısa bir sürede bitirildi. 

Bunu Antep'e ait ilk tahrir defterinden anlamaktayız. (1519) Antep Osmanlı idaresine geçtikten sonra ilk yıllarda Halep vilayeti dahilinde mütalaa edildi. Halep'in tahririne Abdullah Paşazade Abdülkerim Çelebi memur edildi.61

• Halep valiliğine de Karaca Paşa diye anılan Ahmet Bey tayin olundu64
• Halep'in tahriri ile görevlendirilen Abdülkerim Çelebi'nin Antep bölgesini de tahrir ettiği ilgili kayıtlardan anlaşılmaktadır.65 

Antep Livası ilk idari taksimata göre (1536) yalnız Antep nahiyesinden meydana gelmiş iken 1543'te yapılan yeni bir düzenlemeye göre Nehr-ül Cevaz ve Tel Başer nahiyeleri Antep Livasına dahil edildi. Tahrir sonuçlarına göre Livalar tesbit edildikten sonra aynı coğrafi şartlara haiz olan Livalardan eyaletler teşkil edildi. Bu durumda Antep Livası Zülkadriye eyaletine tabi oldu. 

Zülkadriye eyaleti şu livalardan meydana geliyordu: Maraş Livası (Paşa Sancağı), Malatya (Has-ı Mirliva), Kars-ı Zülkadriye*, Sümeysad.66 
Antep'in 17. yüzyıl başındaki idari bölünmesi 19. yüzyıl başlarına kadar devam etti. 
* Zülkadriye Eyaletindeki Kars, Kadirli için kullanılmıştır.

16.17.18. Yüzyıllarda Antep 

16. ve 17. yüzyıllarda Antep'te sanayi ve ticaret hızla gelişti. Esnaf birlikleri, medreseler, köy, aşiret ve oymak örgütleri çok düzenli çalıştılar. Vakıflar yoluyla birçok medrese, kitaplık, han, hamam, cami, bed esten gibi topluma yararlı tesisler meydana geteriIdi. Transit ticaret önem kazandı. Esnaf kuruluşlarının çok düzenli çalıştığını ve şehirde yabancı tabiyetli bir tüccarlar grubu faaliyeti 
ve buna bağlı olarak yabancı konsoloslukların bulunduğunu şeri mahkeme sicilIerinden öğreniyoruz. 

16. yüzyılın sonlanna doğru Osmanlı Devleti'nin genel durumuna uygun olarak Antep'teki bu düzen yavaş yavaş bozulmaya yüz tuttu. Devlet uzun süren İran ve Avusturya savaşlarının giderlerini karşılamak için halktan aldığı vergileri artırdı. Ekonomik ve sosyal düzeni bozulan Antep halkı yer yer ayaklanmaya başladılar. Antep'te bulunan Yeniçeriler de dükkan ve evleri basarak halkı huzursuz etmeye başladılar. 

Antep Osmanlı Devleti'ne katıldığından beri devam eden Arap ve Kürt aşiretlerinin saldırıları 17. yüzyılda çok sıklaştı. Arap aşiretleri genellikle Antep'in güneyinde yani Kuzey Suriye'de Kürt aşiretleri ise Urfa, Mardin, Diyarbakır çevresinde, Türkmen aşiretleri ise Antep bölgesinde hakim bir durumda idiler. 67 Arap ve Kürt aşiretleri Osmanlı Devleti'nin sonuna kadar Antep bölgesine 
saldırıda bulundular. Osmanlı Devleti bunlan durdurmak için birçok teşebbüste bulunmuş fakat muvaffak olamamıştı. Bunu Gaziantep şeriye sicillerindeki pek çok belgeden anlıyoruz. 1734 tarihli bir fermandan bir Türkmen aşireti olan Elbeylilerin Sedd-i Urban olarak Türkiye - Suriye sınırı olan bölgeye yerleştirildiklerini görüyoruz.68 Buradaki Sedd-i Urban deyimi dikkat çekicidir. Urban çöl Araplan için kullanılmaktadır.69 Demekki Osmanlı Devleti Antep bölgesine güneyden gelecek olan Arap aşiretleri saldırılarına karşı Türk aşiretlerini bir set görevi görmek üzere bu bölgeye yerleştirmişti. Osmanlı Devleti Horasan tarafından hala gelmekte olan yeni Türkmen aşiretlerini Antep bölgesine yereleştiriyordu. Bu son gelen Türkınenler Antep'te oturdukıarı 
yerlere bağlı bulundukları boy ve oymaklannın isimlerini verdiler. (Barak, Avşar, Ceritli, Savcılı, Kızık, Karadinek, Yalankaz (Yalan göz), Üç kilise, Taşlıca, Karkın, Beydili, Karasaka!, 

Çaykuyu, Büğdüz vs. daha adını burada sayamayacağımız kadar çok Türkmen boylarının ve aşiretlerinin isimlerini taşıyan köy ismi mevcuttur. 70 Antep şeriye sicilierinde Antep'e 400 yıl boyunca devam eden aşiret saldırılarını gösteren pek çok belge mevcuttur. 

Bir örnek: 

Buyrultu 15 Şaban 1143 (23 Şubat 1731) Antep Naibi, Mütesellimi, Yeniçeri serdarı, Vilayet Ayanı ve İşerlerine, Okçu İzzeddin Oymağının yaptıkları haydutluklar gönderdiğiniz yazıdan öğrenilmiştir. Bu iş için kendim hareket edeceğim, çevrenizde bulunan Çepni, Bahadırlı, Reşi oymaklarına Rumkale subaylarına bu konuda buyrultu gönderilmiştir. Ben oraya gelinceye kadar Antep'in korunması, geldiğimde haydutların dağıtılmaları ve cezalandırılmaları gereği yapılacaktır. 
Rakka Muhafızı Hüseyin Paşa Cilt: 82 Sayfa: 3 71 

Antep bölgesindeki aşiret saldırılarını gösteren yukarıdaki belgeye benzer pek çok belge şeriye sicilierinde mevcuttur. Bunlardan bazıları dipnot kısmında gösterilmiştir.72 

18. yüzyılda Antep'te ekonomik ve sosyal düzenin bozulmasının bir nedeni de uzun süren Avusturya ve İran savaşları için Antep halkından çok sayıda gencin askere alınması ve çoğunun geri dönmemesiydi. Bu savaşlar sırasında asker alımı yanında çok sayıda yiyecek ve malzeme istekleri de oluyordu.73

Bu durum 19. yüzyılda da devam etti.74 

17. yüzyılda Antep'i ziyaret eden ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiye göre Ayıntap'ın 32 mahallesi, 8067 evi, 16 camii, 140 mektebi, 14 hamarnı, 6 hanı, iki imaret ve 40 tekkesi bulunduğunu fakat en güzelinin mevlevi tekkesi olduğunu söyler. 75 Şehrin tam ortasında kalenin kurulduğunu bu kalenin etrafının bir hendekle çevrili olduğunu, 26 kulesi, kalenin içinde 40 oda, bir 
cami, bir hamam ve birkaç buğdayambarı bulunduğunu kalenin etekleri boyunca uzanan şehrin yollarının kandillerle aydınlatıldığını ve subaşılar tarafından korunduğunu ve güvenliğinin sağlandığını ilave eder. Ayrıca burada yetişen üzüm, badem ve fıstığın, yapılan pekmezin başka hiçbir yerde olmadığını buradan Suudi Arabistan'a, tran ve Hindistan'a gönderildiğini söyler.76 
Evliya Çelebi'nin verdiği rakamlardan Antep'in 17. yüzyılda da ilim bakımından eski parlaklığını koruduğunu söyleyebiliriz. 

18. yüzyıla geldiğimizde bu bölgedeki Arap ve Kürt aşiretlerinin saldırıları daha da sıklaştı. Arap aşiretlerinden Muvaliler, Aneze aşireti, Binisait aşiretleri ile Rışvan aşireti ve Ketiken aşireti bu saldırıları gerçekleştiren aşiretlerin en önemlileriydi.77 
18. yüzyılda bu aşiret saldırılarına bir de yeniçerilerin taşkınlıkları eklenmişti. Bu sırada yeniçeriler iyiden iyiye bozulmuş, evleri, dükkanları basmaya, halkın mal, can, ırzına, tecavüz etmeye başlamışlardı. 
Yeniçerilikle hiçbir ilgisi bulunmayan kişiler yeniçeri olduklannı iddia etmeye başlamışlardı. Antep'te birçok sahte yeniçeri türemişti. Seriye sicilIerinde bu yeniçeri taşkınlıklannı gösteren pek çok belge mevcuttur. 78
Şeriye sicilIerindeki 3 Mart 1790 tarihli bir belgeye göre Antep'te üç yeniçeri bölüğü vardı. Bu bölüklerden birer temsilci Antep ileri gelenleri önünde bundan böyle uygunsuz, kanunlara aykırı hareket etmeyeceklerini böyle hareket eden arkadaşlarının da yakalanıp cezalandırılacaklarına dair söz vermişlerdi.79 Yine 30 Haziran 1792 tarihli bir belgeye göre de Antep esnafı ile Yeniçeriler 
arasında bir anlaşma sağlanmasına çalışılmıştı. 80 Antep'te 18. ve 19. yüzyıllarda birçok önemli ayaklanma meydana gelmişti. 

Bunların çoğuna da yeniçeriler sebep olmuşlardı.81 Antep'teki yeniçeri taşkınlıklarından Asım Tarihi'nde de bahsedilmektedir. 
1788 yılında Arabistan cenneti diye anılan Antep'te Ayan sayılan Battal Paşazade Nuri Mehmet Paşa Antep'e eskisi gibi iyi bir düzen getirmek için çalışır. O devirlerde (1788) Ayıntap'ta Yeniçeri zümresinden üç orta olup bunlar halkı rahatsız etmekte eşkiyalık, soygunculuk ve çeşitli yolsuzluklar yapmaktadırlar. Ayrıca Bektaşiler de halka saldırarak rahat ve huzuru bozmaktadırlar. Yeniçerilerin ve Bektaşilerin bu asayişsizliklerinin ortadan kaldırılması için Nuri Mehmet Paşa asker toplamış, askerin giderlerini karşılamak için de Antep'in zenginlerinden öbür dünyada ödenmek üzere borç almıştı.82 Maraş, Kilis ve Cerit halkı da bunu uygun görerek devletten sefer yapılmak üzere 500 süvari istemişlerdi. Padişah ordusunda sadrazam olan Koca Yusufda bunu uygun görerek o havalinin muhafazasası için 300 süvari ile Antep'e geldi. Nuri Paşa o zaman Antep kaymakamı idi.83  Bu olay üzerine Nuri Paşa'yı çekemeyenler onu idam ettirdiler. Yeniçeriliğin 18 ve 19. yüzyıllarda ne kadar pejmürde ve askerlikten uzak bir eşkiya güruhu haline geldiğini Antep kazasını incelerken açıkça goruyoruz. 

Nizam-ı Cedit'in ne kadar gerekli olduğu Koca Sekbanbaşı Risalesi'nde teferruatlı bir şekilde anlatılmaktadır. Şehzade 4. Mustafa'ya sunulmuştur. Kabakçı isyanından sonra Nizam-ı Cedit yok edilmiş ve bütün kötülüklerin Nizam-ı Cedit'ten kaynaklandığı iddia edilmişti. Koca sekbanbaşı bu iddialara cevap vermiş 1791 - 1792 anlaşmaları ile sona eren Osmanlı-Avusturya - Osmanlı-Rus 
savaşlarındaki bozgunun sebebi de Nizam-ı Cedit mi idi diye Sormuştu.84 

Yeniçeri serdarının bundan sonraki Osmanlı-Rus savaşında Sadrazam Koca Yusuf Paşa'ya gelip bizim Rus askeriyle savaşacak gücümüz yok dediğini bunun üzerine sulh yapılmaya mecbur olunduğunu yazar Osmanlı Devleti'nin bu yüzyıl başında içinde bulunduğu durum daha önce anlatılmıştı. Fransızlar işgal ettikleri Mısır ve Suriye'den çekilmişler yeniden Osmanlı - Fransız dostluğu kurulmuş 
ve Osmanlı Devleti 1806 da Ruslar'ın Eflak Boğdan'ı işgali üzerine bu devletle savaşa başlamıştı. Bu savaşın Anadolu kentlerine yansıması ilave vergilerin istenmesi86 asker ve malzeme talepleri şeklinde oldu. 1807 Antep kazasına gönderilen bir fermanda 500 süvari erinin başbuğ kumandasında derhal yollanması8? ve Ayrıca Maraş'tan istenen 400 devenin 105 adedinin Antep'ten temin edildiği.88, başka bir fermanda 1000 yeniçeri ile orduya katılacak gönüllüler ve zahire taşımak üzere 400 deve gönderilmesi istenmekteydi.
89 1812'de Bükreş anlaşması ile bu savaş sona ermiştiı Fakat Antep'ten asker ve malzeme istekleri bitmemişti. Bu sırada İran Şahı'nın oğlu veliahtı Abbas Mirza Doğu Anadolu'ya diğer oğlu Mehmet Mirza'da Irak'a taarruz etmişlerdi. Doğu Anadolu'nun bir bölümünü işgal eden Abbas Mirza'ya karşı tedbir olarak hazırlanacak ordu için Antep'ten Mehmet Emin Rauf Paşa maiyetinde 1000 süvari tertip edilerek Erzurum'a gönderilmesi, eğer bu kadar asker temin edilemez se temin edilemeyen bölüm için her askerin aylığı 250 kuruş hesabıyla bedellerinin Antep ve kazalarından temin edilmesi isteniyordu.90 

3 CÜ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR.

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder