2 Ocak 2019 Çarşamba

PKK’NIN BÖLGESEL TERÖR AĞI YAPILANMASI BÖLÜM 6

PKK’NIN BÖLGESEL TERÖR AĞI YAPILANMASI BÖLÜM 6



‘DEMOKRATİK ÖZ ERKLİĞİN’ GİZLEDİĞİ OTORİTERLİK

     Radu 1999 yılında, “PKK’lı Maocular açısından soğuk savaşın bitmediğini, Avrupa Yeni Solu’nun başaramadığını onların başarabileceğini PKK’lı Maocuların eski programlarını savunmak için yeni bir lügat geliştirdiklerini belirtir. PKK’lılar, [eskiden kabul edilemez bulunan] yöntemlerinin, hedeflerinin ve ideolojilerinin unutulabileceğini, hatta “kendi kaderini tayin etme” ve “insan hakları” gibi idealler adına yüceltilebileceğini keşfettiler.”142 2013 yılından bu yana geçen dönem de PKK’nın eski ve daha önce terör listesine konulması sonucu gerektiren şiddet içeren yöntemini ve baskıcı programını yeni bir terminolojiyle savunma ve meşrulaştırma fırsatı bulduğu ikinci zaman aralığı oldu. PKK bir kez daha baskıcı ve yukarıdan-aşağıya yöntemlerinin, hedeflerinin ve ideolojilerinin ‘demokratik konfederalizm’, “liberteryenizm” ve demokratik özerklik gibi kavramlarla yüceltilmesini sağlayabileceğini keşfetti. 

Ancak PKK’nın edindiği yeni terminoloji, PKK ve bölgedeki terör ağı uzantılarının savaş suçu işledikleri143, yıllarca Türkiye’de yaptıkları gibi144 
Suriye’de de çocukları militan yapıp silahlı eylemlerde kullandıkları,145 herhangi 
bir muhalefete karşı hoşgörüsüz oldukları ve totaliter bir ideolojiye 
sahip oldukları gerçeğini gizlememektedir ki bu suçlamaların herbirisi kanıtlanmış ve belgelenmiştir.146 PYD, Suriye’nin kuzeyindeki diğer Kürt grupları sistematik olarak hedef aldı. Bunun da Suriye’deki devrim hareketleriyle birlikte başladığını düşünmek yanlış olur. PKK tarafından kurulan PYD içerisinde yaşanan bir ayrışma neticesinde 2004 yılında kurulan Wifaq (Suriye Kürt Uzlaşı Partisi) Partisi liderleri ve üyeleri 2005 yılında PKK tarafından öldürüldü. Wifaq’ın kurucusu ve kendisi de eski bir PYD üyesi olan Kemal Şahin 17 Şubat 2005’te, Kamuran Muhammed 2005 yılı Ağustos ayında öldürüldüler. 
PKK yine Wifaq üyelerinden Nedim Yusuf’a ise 2005 Eylül ayında suikast teşebbüsünde bulunulmuştur.147 PKK’nın başka yerlerde olduğu gibi Suriye’deki Kürt mühaliflere yönelik bu tavrı son yıllarda hız kesmeden devam etmektedir. Suriye’deki Kürt İstikbal Hareketi lideri Meşal Temo 2011 yılında PYD tarafından suikastle öldürülmüştür. Temo, devrim taraftarı Kürt Cephesi liderlerinden biri olduğu için, rejim ve PYD için tehlikeli görülmüştür. Temo suikastinin ardından PYD, Esed rejimi muhalifi tüm Kürtleri bastırmış ve tüm muhalif grupları ezme yoluna gitmiştir.148 


Temmo suikasti sonrasında Kürt İstikbal Hareketinin Kürt Ulusal Konseyine 
katılmasına izin verilmemiş, ilerleyen dönemde Ulusal Konseye mali ve 
siyasal destek verilmesi de PKK tarafından engellenmiştir. PKK ve uzantılarının 
Suriye’nin kuzeyinde uyguladıkları otoriter yönetim, siyaset dışı alanlarda 
da kendini göstermektedir. Sanatçıların ancak partizan portreler yapmalarına 
ve zafer işaretleri yapmalarına izin verilmektedir. Bu, Suriye’nin kuzeyinde 
Öcalan’ın resimlerinin çocuk kitaplarında bile bulunması ve Esed’in resimlerinin 
kaldırılıp yerlerine Öcalan resimlerinin asılmış olmasından149 anlaşılabileceği 
gibi, sahadan gelen ve “Rojava laboratuarının Leninist tek parti devletçiğini andıran birşeye dönüştüğüne” dair raporlardan da anlaşılabilir.150 
PYD’nin faaliyetlerini sahada tecrübe etmiş Lübnanlı-Amerikalı film yapımcısı 
Malik Rasamni’nin de dikkat çektiği gibi “PYD’yi idealleştiremeyiz… 

Sonuçta PYD [Suriye’de] vegan kurabiye fırını işletmiyor.”151 Batı’da çok 
farklı kesimlerin sorgusuz övgüler yağdırdığı ‘Rojava devrimi’ “özünde bir 
tek-parti devletinin kurulmasından” ibarettir.152 Genelde PKK’ya karşı daha 
olumlu bakan bir yabancı gözlemciye göre bile “PKK’nın demokrasi, özerklik 
ve aşağıdan-yukarı, tabandan gelen öz yönetim söylemi ile uygulamada 
görülen hiyerarşik, merkeziyetçi ve yukarıdan aşağıya yönetim arasında garip 
bir uyuşmazlık bulunmaktadır.”153 

Bu bakımdan PKK’nın Suriye’de uygulamaya koyduğu ‘demokratik özerklik’ programı, Türkiye’deki baskıcı, hoşgörüsüz ve tekçi uygulamalarıyla 
bire bir örtüşmektedir. PKK Suriye’de de bu programını planlı ve sistematik 
adam öldürme ve korkutma ile muhaliflerini susturarak uygulamaya 
çalıştı.154 Bu bakımdan, Obama yönetiminde üst düzey bir yetkilinin YPG 
idaresi altındaki bölgeleri “mini-totaliter devlet” olarak tanımlandırmış olmalı 
şaşırtıcı değildir.155 PYD’nin muhalefete tahammülsüz otoriter tavrı kesintisiz 
devam etmektedir.156 Uzun yıllar sonra Kamışlı’yı ziyaret eden bir 

Batılı gözlemci, şehirde devam eden Kürtleştirme politikasını, şehrin isminin 
‘Kamışlo’ya çevrilmesini ve şehirde yaşayan Arap ve Hristiyanların PYD’nin 
otoriter yönetimi altında bölgeden kaçmaya çalışmasını not etmektedir.157 Bir 
yerel gazetecinin de söylediği gibi, DEAŞ’tan kurtarılarak aceleyle önce ‘Suriye 
dışından gelen Kürtlere, yani PKK’ya verilen, PKK tarafından da Esed 
rejimin geri dönmesine izin verilen Menbic’te, PKK’nın, Kürtler Menbic nüfusunun yalnızca %10’unu oluşturmasına rağmen etnik ayrımcılık yaptığı ve 
Arap nüfusa yönelik baskıcı bir politika izlediği not edilmektedir.158 PKK’nın, 
Khmer Rouge ve Aydınlık Yol’u andıran ideolojisiyle ve uygulamarı açısından 
gerçekte demokrasiyle taban tabana zıt, Türkiye ve Avrupa’daki özgür 
toplumlara tehdit oluşturan bir terör örgütü olarak tanımlandığı zamanlardan 
bu güne PKK’nın fikirlerinde ve pratiğinde değişen pek az şey bulunmaktadır.159

ULUS-AŞIRI ANARŞİST TERÖR TEHDİDİ ve PKK

     PKK’nın ‘Rojava devrimi’ne yüklediği ideolojik tonun şimdilik bölgesel 
olmasına da aldanılmamalıdır. PKK stratejik bir tercih eseri, saldırgan bir tavırla henüz Avrupa’yı hedef almamış olabilir ancak PKK’nın ideolojik donanımı ile plan ve projeleri asla Kürtlerle ve Türklerle sınırlı kalmamıştır. PKK Marksist –Leninist bir çizgiye sahip olduğu dönemde kendisini “her ne kadar parti iktidarı hiç eline geçirememiş de olsa, küresel sosyalizm hareketinin öncüsü” olarak gördü ve küresel sosyalizmin ilerlemesindeki rolünü vurguladı.160 Bu amaca yönelik, 1995 Ocak ayında yapılan “Beşinci Zafer Kongresi” , PKK’nın en başından beri, diğer ülkelerde de destek bulmaya çalıştığını; “yeni bir sosyalizm evresinin başladığını; PKK’nın bu evrede en kaydadeğer sosyalist faaliyetlerden birinin somut örneği olduğunu ifade etmiştir.161 Keza, Radu, “bir Kürt devletinin kurulması [PKK için] asla nihai bir hedef değildi; daha çok sosyalizmi yaymak için bir araçtı” demektedir.162 

Şu an da buna benzer ama üstü kapalı bir niyetin varlığı söz konusudur. 
PKK, bugün Suriye’de uygulamaya koyduğu anarko-sosyalist siyasi projesini 
hakim güç oluşumlarına ve devlet formlarına karşı, “ilk başta Ortadoğu’ya, 
ardından tüm dünyaya genişletilecek bir başlangıç noktası” olarak görmektedir.
163 Tam da bu nedenle PKK Batılı anarko-komünistlerin katılımına büyük 
önem vermektedir. “Rojava devrimi’nin evrenselliği hedefine ulaşmak için 
Amerikalıları Kürtlerin yanında görmek çok önemlidir.” PKK’nın terör ağı ve 
Suriye’deki projeleri Batı’da övüldükçe, Rojava modelinin insanlığın geleceği 
için bir model olabileceğine dair hayalleri gelişmektedir.164 Bölgeyi ziyaret 
eden bir muhabir, Amerikan askeri desteğinin, Kürt nüfusunun yoğun olduğu 
bölgelerin ötesine ilerlemek ve gözlerini Suriye’nin dışına dikmek hususunda 
YPG’nin güvenini artırdığına dikkat çekmektedir. Bunun da ilk planda 
Suriye ancak daha geniş ölçekte tüm komşu devletler bakımından devasa sonuçları olacaktır.165 Türkiye’de tutuklanan YPG miltanlarından ele geçirilen 
belgeler, PKK’nın Kobani olayları ve Rojava’daki gelişmelerden büyük ka- 
zanımlar elde etmeyi umduklarını ortaya koymaktadır. KCK’ya göre “Kobani 
Devrimi amacına ulaşırsa bu Şanlıurfa’yı etkileyecektir; eskiden Şanlıurfa ve 
Suruç’tan yükselen dalgalar Kobani’yi etkilerken, şimdi bunun aksini gerçekleştirme şansı bulunmaktadır. Ve Kobani’de olanlar Urfa ve Suruç’a ulaşmış durumdadır.166 Uzun vadeli ve öngörülü bir bakış açısı Kobani ve Suriye kuzeyinin yakından etkileyebileceği şehirler listesine Berlin’i, Londra’yı ve Viyana’yı da eklemeyi uygun bulacaktır. PKK, anarko-sosyalist düşüncesiyle, 
dünya çapında radikal solcu eylemlere esin kaynağı olacak bir potansiyele ve 
bağlantıları sahiptir. Esed yönetiminin taktik desteği, PKK ve Esed yönetimi 
arasındaki işbirliği167 ve ABD ve AB’nin PKK’ya stratejik desteği sayesinde 
“İspanyol İç Savaşından bu yana ilk defa anarşistler bir ulus-büyüklüğünde 
bir toprak parçasını kontrol etme şansı buldular ve Rojava çok yakında uluslararası solun meşhur davası haline gelebilir.”168 Anarşist bir bitcoin kodlayıcısını da Suriye’nin kuzeyine getirip YPG’nin yanında savaşmasını sağlayan ‘anarşist tarihte İspanyol Sivil Savaşından bu yana böylesine bir olayın olmamış olmasıydı’.169 

PKK’nın Suriye’deki siyasi projesi bugun özgürlük mücadelelerinin bir laboratuarı olarak sunulmaktadır.170 Peki ya PKK’nın bu yeni ideolojisi, El-Kaide ideolojisi için söylendiği gibi “farklı coğrafyalara taşınabilir mobil bir 
ideoloji” 171 haline gelirse? “Halkların kendi kendilerini yönetmelerini sağlayarak hükümetlere olan ihtiyacı bertaraf etmeyi ve devletleri ortadan kaldırmayı” hedefleyen “müteveffa bir Amerikalı solcunun ütopik hayallerinin ve 
Marksizm’in bir karışımı” olan Rojava ve demokratik konfederalizm,172 Avrupa’yı da karıştıracak ve istikrarsızlaştırıcı fikirlerin yaygınlaşmasını sağlayacak bir ideoloji haline gelirse? YPG’ye katılan Arap militanların ideolojik 
eğitimlerinden sorumlu bir YPG mensubu tam da bu endişeleri körükleyecek 
şekilde “Biz konfederalizmi sadece Kürtler için değil, tüm Suriye, hatta tüm 
Ortadoğu için istiyoruz. Bu topraklarla diğer coğrafi alanlar arasındaki sınırları, 
farkları tanımıyoruz” demektedir. 173 

Buna ek olarak, hâlihazırda PKK’nın yanında savaşan her çizgiden anarşistin 
ve Marksist devrimcilerin er ya da geç muhtemel suç bağlantılarıyla ve 
kafalarında tehlikeli fikirleriyle Avrupa’ya dönecekleri gerçeğini unutmamak 
gerekir. Aşırı sol ve sağ akımların iktidardaki fikirler haline geldiği ve popülizmin güçlendiği Avrupa’ya dönecek olan Müslüman olmayan bu anarşist veya Marksist devrimci yabancı savaşçıların diğer radikal yabancı savaşçılardan daha az tehlike arz ettiğini düşünmek büyük hata olur. YPG bünyesinde DEAŞ’ a karşı savaşan Batılı anarko-sosyalistler son olarak Suriye’de, daha önce bahsedilen ‘Entasyonelist Özgürlük Taburu’na ek ama şu anda onunla birlikte çalışan ‘Enternasyonelist Devrimci Halk Gerilla Güçleri’ (International Revolutionary People’s Guerilla Forces, IRPGF) isminde bir örgüt kurdular. IRPGF kuruluş amaçlarını ‘Rojava’da anarşist bir yapının eksikliğini gidermek’ ve ‘hareketin bu ana kadar sahip olmadığı bir şeyi, yani anarşistlerin devletten kaçabilecekleri, kendi ülkelerine döndüklerinde mücadele için gerilla ve kovansiyonel savaş tekniklerinde eğitim alabilecekleri bir mekana sahip olmak’ göstermektedir. Ayrıca devrimin sosyal seviyede nasıl işlediğini tecrübe etmeyi de önemli görmektedirler.174 IRPGF militanları YPG’nin birçok uygulamasının Maocu kökenlere dayandığını itiraf etmekte ve şu an Suriye’de PKK uzantısı YPG bayrağı altında savaşıyor olsalar da “siyasetimiz ve devrimci mücadelemiz Rojava ile sınırlı değildir” demektedirler.175 Aynı militanlar, YPG’nin DEAŞ’a karşı savaşında başarısının önemli ölçüde ABD hava desteği sayesinde olduğunu kabul etmekte, tam da bu yüzden ABD’ye güvenmemeleri ne rağmen ABD ile işbirliği yaptıklarını kabul etmektedir. ‘Suriye’deki Apocular ABD’nin çıkarlarının ne olduğunu bilmektedirler ve uzun vadede düşmanları ABD’dir.’176 ABD’nin ve Batı’nın uzun vadede düşman olarak kabul edilmesinin PKK söylemiyle de örtüştüğünü görmek gerekir. PKK kendisini ‘anti-emperyalist’ olarak tanımladığı 1990’larda da hedeflerinin önce Ortadoğu devrimi, ardından bölge dışında devrim olduğunu belirtmiş, o süreçte de hedeflerinin başta ABD olmak üzere tüm emperyalist devletler olduğunu belirtmişti.177 

Bu açıdan DEAŞ’e karşı savaşan Batılı anarko-sosyalist, marksist veya 
farklı çizgilerden devrimci yabancı savaşçılar da en az DEAŞ’a veya El-Kaide’ye 
katılan yabancı savaşçılar kadar Batı’ya ve Batı demokrasilerine tehdit 
oluşturmaktadır. IRPGF Suriye’nin kuzeyinde DEAŞ’a karşı savaşan Batılı 
yabancı savaşçılarla kendileri arasındaki en büyük farkın da anarşistlerin bu 
bölgede dünyanın her tarafından anarşistlerin gelip eğitim alabilecekleri, öğrenebilecekleri bir anarşist tesis kurmuş olduklarını, varlıklarının daha uzun soluklu olacağını belirtmektedir. 

Kendilerinin devrim hedefinin ‘Rojava’dan çok daha geniş perspektifli olduğunu söylemektedir.178 Tam da bu nedenle, Yunanistan’da terör faaliyetlerinde bulunan, son olarak Yunanistan eski Başbakanı’na bombalı saldırı düzenleyen, Yunanistan’a döndüklerinde Suriye’de öğrendikleri şehir savaşını uygulayacaklarını söyleyen179 ve Avrupa’nın diğer yerlerinde de eylem alanlarını genişletmek isteyen bu tür marjinal terör gruplarına da açık destek belirten anarşist hareketlere Suriye’nin kuzeyinde alan tanınması ve eylem kabiliyetlerinin bu şekilde artmasına imkan tanınması orta ve uzun vadede Avrupa güvenliği açısından büyük riskler barındırmaktadır.

180 Yunanistan’da faaliyet gösteren ve Suriye’deki anarko-sosyalistlerin de 
destek belirttiği anarşist terör örgütü ‘Ateş Hücreleri Komplosu’ (Conspiracy 
of Cells of Fire) 2017 yılı içerisinde Alman Finans Bakanlığı ve Fransa’da 
IMF ofisine bombalı saldırıda bulunan ve daha fazla terör eylemi tehdidinde 
bulunan gruptur.181 Suriye’nin kuzeyinde YPG/PKK’nın yanında savaşan bu 
Batılı, Marksist veya anarko-sosyalist, yabancı terörist savaşçılardan bir kısmının bile ülkelerine dönmeyerek doğrudan Türkiye’ye karşı savaşmaları ise 
bir başka krize neden olabilir. ABD eski Şam Büyükelçisi Robert Ford’un da 
dikkati çektiği gibi, önemli bir kısmı NATO üyesi ülkelerden gelen bu yabancı 
terörist savaşçıların bir başka NATO üyesi ülkeye karşı savaşan ulusaşırı 
bir terör örgütünün yanında o NATO üyesi ülkeye karşı savaşmaları NATO ve 
Batı ittifakı için de bir kriz anlamına gelecektir.182

ABD ve AB tarafından uluslararası terör örgütü olarak kabul edilen PKK 2000’li yılların başlarından bu yana ciddi bir örgütsel yeniden yapılanmaya gitmiş, Türkiye, Irak, Suriye ve İran ayakları olan şimdilik-bölgesel bir terör ağı yapılanması sistemini kurmuştur. PKK, YPG, PJAK, TAK, DHKP-C ve MLKP militanları arasındaki geçişlilik ve ortak hareket edebilme yeteneği bu örgütlerin tek bir şemsiye altında toplandıklarına işaret etmektedir. Özellikle de Suriye’deki PYD/YPG varlığı 2003 yılında PKK merkezince kurulduğu ve o dönemden bu yana PKK talimatları doğrultusunda hareket ettiği düşünüldüğünde, PYD varlığının PKK tarafından, PKK için ve PKK sayesinde olduğu anlaşılmaktadır. 

Türkiye’nin Batılı müttefikleri ise DEAŞ terör örgütüyle mücadele için 
‘seküler’ ama bir başka terör örgütü olan PKK’nin bölgesel terör ağını desteklemektedir. 

Batılı başkentler ‘demokratik özerklik’ ve ‘Rojava devrimi’ adına PKK’ya siyasi, askeri, diplomatik, ekonomik ve insani sermaye yardımı yaparken, örgütün bilinen baskıcı, otoriter, tek-tipçi tarzını Suriye Kürtleri arasında uygulamasına ve bunu yaparken de çeşitli savaş suçları işlemesi gözardı edilmektedir. Çok sayıda gözlemci Rojava deneyiminin uygulamada tamamen ‘Sovyet-dönemi bir tek parti devletçiği’ kurulmasından ibaret olduğunu belirtmektedir. PKK’nın bölgesel terör ağı yapılanması stratejisine yönelik Batı desteği YPG’ye katılan Marksist, komünist, anarşist ve anarko-sosyalist batılı yabancı savaşçılar olması vesilesiyle de yeni ulus-aşırı suç ve terör bağlarının kurulmasına yol açmaktadır. 

Bu da özellikle Avrupa güvenliğinin orta ve uzun vadede tehlikeye girmesi 
anlamına gelmektedir. Suriye’de PKK’nın yanında savaşan anarko-sosyalistlerin 
bir kısmı, Yunanistan’da terör saldırılarında bulunan anarşist kardeşlerine 
destek vermekte, Yunanistan’a döndüklerinde Suriye’de öğrendikleri şehir 
savaşı yöntemlerini kullanacaklarını vaat etmektedirler. Destek belirttikleri 
anarşistler 2017 yılı içerisinde Alman ve Fransız yetkililere mektup içerisinde 
bomba yollamış teröristlerdir. 


7 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR.,

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder