21 Kasım 2020 Cumartesi

ULUSAL GÜVENLİK., BÖLÜM 2

ULUSAL GÜVENLİK.,  BÖLÜM 2 


Dr. Ali Bilgin VARLIK,Ulusal güvenlik, Aile, vakıf, şirket, devlet,Sun Tzu,Eleştirel Kuram, Uluslararası Politik Ekonomi Yaklaşımı, Liberal Realizm, 
İngiliz Okulu, Kopenhag Okulu, Feminist Akım,


Thomas More ve “Ütopya” 

İngiliz devlet adamı ve felsefeci Thomas More (1478-1535), 1516’da idealist bir yaklaşımla kaleme aldığı “Ütopya” adlı eserinde savaşın yıkıcılığına, kuvvete ancak son çare olarak başvurulması gerektiğine; bu maksatla önce savaşçı toplulukların, sonra müttefiklerin, en sonunda da ulusal ordunun kullanılabileceğine; kadınlı erkekli gönüllü vatandaş ordusunun başarılı olabileceğine; dolaylı tutum stratejilerinin, teknolojik üstünlüğün, ekonomik gücün önemine ve savaşın önlenebileceğine değinmiştir.14 

Klasik Liberalist görüşün öncüsü sayılan More’un önerdiği bu model ile başbakanlık yaptığı dönemde Protestanlara karşı girişilen baskı ve katliamlar çelişmektedir. 15 Bununla beraber, More’un başta uluslararası güvenlik sistemi olmak üzere yukarıda belirtilen görüşleri, realist güvenlik anlayışına bir alternatif olması bakımından önem taşımaktadır. 

Thomas Hobbes ve “Leviathan (Dev)” 

İngiliz felsefeci Thomas Hobbes (1588-1679), 1651’de yazdığı “Leviathan” adlı eserinde bencil içgüdülerin karşılıklı kuşku ve çatışmalara yol açtığı anarşik halin düzene sokulabilmesi için egemenliğin mutlak olması zorunluluğunu savunmuş; önerdiği devlet ve ulusal güvenlik yapılanmasını mutlak bir güç denklemi üzerine inşa etmiştir. Gücü bir amaç olarak kabul eden Hobbes’a göre ulusal güvenlik; mevcut ve muhtemel bütün hasımlara üstünlük sağlamak suretiyle elde edilebilir.16 İnsanların, devlet egemenliği altında yaşamalarının yegâne sebebi ve amacı, devletin güvenlik sağlama niteliğiyle açıklanabilir.17 

Bu modelde egemenlik bir şahsın elinde olacağından başka şekillerde temsil edilemez; devletin güvenliği doğrudan ‘egemenin güvenliği’ anlamına gelir. 
İngilizceye ilk çevirisini yaptığı Tükidides’in “Pelepones Savaşları”nın Hobbes’un güvenlik anlayışını etkilediği açıktır. Onun mutlak güvenlik anlayışının, kralcı tutumundan olduğu kadar yaşadığı dönemde İngiltere’deki iç savaşın neden olduğu güvenlik boşluğunun önüne geçme çabasından kaynaklanması da olasıdır. Ayrıca Avrupa’da genel bir savaşa dönüşen Otuz Yıl Savaşları’nın (1618-1648) yarattığı istikrarsızlık ortamının, Hobbes’in güçlü merkezi otorite yaklaşımını körüklemesi kuvvetle muhtemeldir. 

Carl von Clausewitz ve “Savaş Üzerine 

Prusyalı asker ve düşünce adamı, Carl Philipp Gottliebvon Clausewitz (1780-1831), “Savaş Üzerine” adlı eserinde temel askeri kavramların olduğu kadar savaşı politikanın başka vasıtalar kullanarak devamı sayan tanımlamasıyla18 Avrupa’da II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar genel kabul gören ulusal güvenlik anlayışının temellerini atmıştır. 

Clausewitz’in savaş teorisi halk, ordu ve hükûmet üçlemesine dayanır. Bu kabul ile Clausewitz, savaşı üç yönlü bir nesne olarak da algılamaktadır. Bunların birincisi kin ve nefret, ikincisi ihtimal hesapları ve tesadüfler, üçüncüsü ise politik vasıtadır. Burada kin ve nefret halkla, ihtimal hesapları ve tesadüfler orduyla, politik araç vasfı ise hükûmetle ilişkilendirilmektedir.19 Savaşın karakterini belirleyen, bu üç unsur arasındaki karşılıklı etkileşimdir.20 Savaşta başarılı olma ve amaca ulaşma halk, ordu ve hükûmet arasında sağlıklı bir dengenin kurulabilmesine bağlıdır.21 

Clausewitz’in yaklaşımı ulus-devlet modelinde benimsenen topyekûn savaş/güvenlik anlayışına esas teşkil etmiştir. Onun ulusal güvenlik anlayışı; bağımsız Alman prenslikleri nedeniyle ülkesinin parçalı yapısının, Napolyon Fransa’sının yarattığı tehdidin sonucu olarak ortaya çıkan ve devleti öncelikle savaş aygıtı olarak gören Prusya modelinin bir ürünüdür. 

Liddell Hart ve “Strateji: Dolaylı Tutum” 

İngiliz stratejist Sör Basil Henry Liddell Hart (1895-1970), iki dünya savaşının tecrübesi ile kaleme aldığı “Strateji: Dolaylı Turum” adlı eseri ile Clausewitz’in topyekûn savaş ve imha stratejisine yoğunlaşmış olan Avrupa’nın savaş anlayışına, Sun Tzu’nun geliştirmiş olduğu dolaylı tutum yaklaşımı ile yeni bir alternatif getirmiştir. Liddel Hart’ın ulusal güvenlik kavramına en büyük katkısı, taktik, operatif ve strateji ile ulusal güvenlik politikası arasındaki ilişkiyi “Yüksek Strateji” kavramıyla bütünleştirmesidir. Liddell Hart, ulusal güvenliğe yönelik olarak, savaşın planlanması ve yönetiminde öngörülen barış koşullarının, ittifak üyeleri arasındaki güç dengesinin ve külfet paylaşımının, kitle imha silahlarının caydırıcılığının ve gayrinizami harp uygulamalarının dikkate alınmasını vurgulamış, ulusal çıkarların kuvvetin dolaylı kullanımı ile en etkin bir şekilde elde 
edilebileceğini savunmuştur. 

II. Dünya Savaşından Sonraki Dönem 

Kuvvet kullanılmasını önleyecek uluslararası kuruluşların, hukuk kurallarının ve rejimlerin tesis edilmesi halinde güvenliğin sağlanabileceği tezini savunan, Klasik Liberalist Kuramın, iki dünya savaşını engellemekteki başarısızlığı, II. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası ortamın Realizmin tekelinde şekillenmesine neden olmuştur.22 

Realist (Siyasal Gerçekçi) Kuram 

Klasik Realist Kuramın temsilcilerinden Hans Morgenthau, 1948 yılında yayımlanan “Uluslar Arasında Politika” adlı eseri ile dönemin ulusal güvenlik anlayışını tanımlamıştır. 
Morgenthau, ulusal güç unsurları ile politika arasındaki ilişkiyi irdeleyerek ulusal güvenlik kavramına derinlik kazandırmıştır.23 Ayrıca Morgenthau, güç bileşenlerinin maddi unsurlarla beraber liderlik, psikoloji vb. soyut unsurlardan oluştuğunu ve gücün; hasım devletlerin konumuna, kuvvetine, tehdit algılamalarına ve şartlara göre değişken olduğunu ortaya koymuştur. 24 
Devleti bütünsel bir yapı olarak kavramsallaştıran Klasik Realistler, devletin güvenliğini bireylerin güvenliğinin toplamı olarak algılamışlardır.25 Tehditlerin dış kaynaklı olduğu düşüncesinden hareketle ulusal güvenliği; devletin egemenliğinin, kurumlarının, değerlerinin, sınırlarının ve halkının dış saldırılardan korunması şeklinde; devlet merkezli olarak değerlendirmiş, bu nedenle askeri gücün artırılması konularına yoğunlaşmışlardır.26 Bu yaklaşımın sonucu olarak güvenlik çalışmaları, askeri gücün uluslararası politikadaki kullanılmasına ilişkin bir uzmanlık alanı olarak değerlendirilmiştir.27 

Davranışçı Kuram (Şikago Okulu) 

Ulusal güvenlik, uluslararası sorunlara deneysel çalışmalarla çare arayan “Davranışçılar”ın, 1960’lı yıllarda başlıca uğraşları arasında yer almıştır. Bu kapsamda Harold Lasswell, 28 Ulusal güvenliği sağlamaya yönelik olarak istenen sonucun elde edilebilmesi için alınacak bütün tedbirlerin dış politika ile koordine edilmesi gereğini vurgulamıştır. Morton Kaplan gücün dağılımını, uluslararası ilişkiler alanında geliştirdiği sistem modelinde kullanmıştır.29 

Neo-Realist Kuram, 

Klasik Realizmin uluslararası ilişkilerin bütününü açıklayamaması, kuramın ulusal güvenlik yaklaşımının kapsamını daraltmıştır. Bu sakıncayı ortadan kaldırmak üzere geliştirilen ve Yapısalcı Realizm olarak da adlandırılan30 Neo-Realizmin başlıca katkısı, ulusal güvenlik ile uluslararası sistem arasındaki ilişkiyi ortaya koymasıdır. Kuramın temsilcilerinden Kenneth Waltz, 1959’da yayınladığı, “İnsan, Devlet ve Savaş” adlı eserinde, savaş kavramını, insan, devlet ve uluslararası ortam düzeylerinde incelemiştir.31 1960’lı yıllarda, askeri ve ekonomik güç gibi doğrudan güç kullanımını esas alan Neo-Realistler, giderek daha fazla bir şekilde, sistemi yönlendirme yetisi üzerine yoğunlaşmışlardır. 1970’li yıllarda, Neo-Realist 
kuramcılar, geleneksel çizgilerinden Neo-Liberalist kuramın öne çıkardığı, dolaylı güç unsurlarının kullanıldığı modele yaklaşmışlardır. Buna karşın, Neo-Realistlerin, öncülleri gibi güvenliği; mutlaka bir kaybedenin olduğu, devletlerin kendi güvenliklerini diğer ülkelerin aleyhine artırdıkları “sıfır toplamlı” bir oyun olarak gören yaklaşımı, yeni bir ulusal güvenlik modeli geliştirmelerine engel olmuştur. Neo-Realistler, güç kavramının bütün boyutlarını, devlet dışı aktörlerin önemini ve işbirliği ortamının ulusal güvenliğe olan katkısını yeterince kavrayamadıkları yönünde eleştirilmişlerdir. 

Çoğulcu (Pluralist) Kuram, 

Neo-Realizm’e bir tepki olarak ortaya çıkan Çoğulcu Kuramın ulusal güvenliğe sınırlı katkısı olmuştur. Bunlardan birincisi, Karl W. Deutsch’un karşılıklı bağımlılığın güvenlik topluluklarının doğuşuna yol açtığı tezi;32 ikincisi, güvenlik kavramının kapsamını çevresel ve sosyo-kültürel faktörleri de kapsayacak şekilde geliştirilmesidir. 

Neo-Liberalist Kuram, 

1980’lerden itibaren gündeme gelen Neo-Liberalist akım güvenliğin; devletlerin karmaşık karşılıklı bağımlılıkları ve uluslararası rejimler ağından oluşan bir uluslararası sistem yardımıyla sağlanabileceği savını desteklemiştir. 

Buna göre güvenlik ortamı “sıfır toplamlı” değildir. Bu ortamda; askerî güç önemini yitirmiştir, demokratik yönetimler arasında savaş tehlikesi azalmıştır. Neo-Liberalistlere göre, devlet dışı aktörlerin varlığı nedeniyle devletlerin tek başına uluslararası güvenlik ortamını kontrol etme imkânları kalmamıştır. 

Neo-Liberalizm, bir ulusal güvenlik modeli geliştirememişse de ortak değer ve çıkarlar yaratarak güvenliğin sağlanması, devlet dışı aktörlerin yarattığı tehditler, çoğulcu ve çok kutuplu güç yapılanması konularındaki açılımı ile realistlerin bütüncül olarak ele aldıkları ulusal çıkar konusunu tartışmaya açmak suretiyle ulusal güvenlik kavramına katkı sağlamıştır. 

Eleştirel Kuram, 

Güvenlik çalışmaları 1980’leden itibaren yaygınlık kazanan eleştirel uluslararası ilişkiler yaklaşımlarının tartışmalarına da konu olmuştur. Geleneksel güç ve devlet merkezli yaklaşımın bugünkü güvensizlik ortamının kaynağını oluşturduğu düşüncesiyle ortaya çıkan Eleştirel Kuramın güvenliğe yönelik temel savları; güvenliğin bireyi, toplumu ve kimliği esas alan yaklaşımlarla sağlanabileceği33 ve bireysel özgürlüğün sağlanmasıyla güvenliğin tesis edilebileceği 34 ana konularında yoğunlaşmıştır. Kurama yönelik eleştiriler; devletin güvenlikteki belirleyici konumunu göz ardı etmesi, bunun yerine önerdiği bireyin özgürlüğü konusunu ise kavramsallaştıramaması, güvenliğin ne olduğu konusundan çok nasıl olması gerektiği konularına yönelmesi nedeniyle gerçeklerle değerler arasındaki farkı tanımlayamaması yönündedir.35 Eleştirel yaklaşımın mevcut sistemin yetersizliklerini ortaya koymadaki başarısını yeni bir model geliştirmede de gösterebildiğini söylemek neredeyse imkânsızdır. 

Son dönemde; ortak değerlerin, çıkarların ve kurumların küreselleşmesi ile birlikte ulusal güvenlik genel güvenlik kavramıyla birlikte ele alınmaya başlamıştır. Bu kapsamda barış ve güvenlik kuruluşları ve özellikle güvenlik kavramın insani boyutunun öne çıkaran BM İnsanî Gelişme Programı öne çıkmaktadır. Ayrıca temel kuramların yetersizliklerini ortadan kaldırmak maksadıyla geliştirilen orta ve küçük ölçekli ara kuramların kavramın gelişimine katkı sağladığı görülmektedir. 

Ara Kuramlar, 

İnşacı (Constructivist) Kuram, 

Mevcut kuramların Soğuk Savaşın bitişini algılayamadığı gibi sonrasının dünyasını kurmaya da yeterli olamayacağı eleştirisinden hareketle 1990’larda ortaya çıkan İnşacı Kuram, uluslararası ortamın; kitleleri peşinden sürükleyen fikirler, ortak değerler, kültürler ve sosyal kimlikler vasıtasıyla yeniden şekillendirilebileceği savına dayanmaktadır. Kuramın ulusal güvenliğe yönelik başlıca iddiası, uluslararası ortamdaki anarşik yapının devletler tarafından yaratıldığı,36 buna karşılık yeni bir güvenlik kültürü inşa edilebileceği yönündedir.37 Buna göre 
güvesizlik uluslararası sistemin değişmez verisi olmadığı gibi devletlerin geleneksel kabullerine göre oluşturulan ulusal güvenlik anlayışı ve yapılanmaları kalıcı barışın koşullarını sağlayacak bir yapıya dönüştürülebilir.38 Çünkü yapılar, aktörlerin kimliklerini, talep ve çıkarlarını şekillendirebilir ve dönüştürebilir. İnşacı Kuram, Avrupa’daki yeni ulusal güvenlik anlayışına sağladığı katkılara rağmen, güvenlik sorunlarına kapsayıcı bir çözüm getirememiştir. Bu nedenle siyasal gerçekçi yaklaşımları tamamlayıcı olma niteliğini aşamamıştır.39 

Uluslararası Politik Ekonomi Yaklaşımı, 

Robert Gilpin’in 1986’da gündeme getirdiği uluslararası ilişkilerin ekonomi politiği konusu, ulusal güvenliğe yönelik doğrudan hususları içermese de piyasa ekonomisinin devletler arasındaki ilişkilere olan etkisi, ekonomik ve siyasal değişimler arasındaki ilişki ve ulusal ekonomiler için dünya piyasa ekonomisinin etkisini vurgulaması yönüyle önem taşımaktadır.40 

E. Barnaby Kapstein “Ulusal Güvenliğin Ekonomi Politiği” adlı eserinde41 yer alan; savunma ekonomisi, makro ve mikroekonominin ulusal güvenlikle ilgili boyutu, 
silahlanma, askeri ittifakların ekonomik ilişkileri, küresel ekonomi ve ulusal güvenlik konularındaki tahlilleri ile ulusal güvenlik-ekonomi arasındaki kuramsal boşluğu doldurmuştur. 

Liberal Realizm, (İngiliz Okulu)

Neo-Realizmin ve Neo-Liberalizmin ara bölgesinde oluşan Liberal Realizm, ulusal güvenlik kavramına yeni boyutlar kazandırmıştır. Bu kapsamda, Martin Wight, Hedley Bull gibi yazarların katkısıyla güvenlik konusu üzerindeki tartışmalar, askeri konulardan güvenlik ihtiyacının duyulduğu diğer alanlara kaymak suretiyle genişlemiş ve derinleşmiştir.42 

Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık Kuramı 

Neo-Realizme bir tepki olarak Joseph S. NyeJr. ve Robert Keohane tarafından geliştirilen kuram, devletler arasındaki formel ilişkilerin uluslararası ortamdaki geniş ilişkiler ağının çok az bir bölümünü oluşturduğu, esasen hükûmet dışı kuruluşlar, şirketler, insanlar ve diğer aktörler arasında cereyan eden yoğun iletişimin ve etkileşimin toplumlar arasında yarattığı karmaşık karşılıklı bağımlılığın devletlerin davranışlarında daha belirleyici olduğu, bu nedenle iç ve dış politika ayrımının kolay olmadığı, devletler arasındaki ilişkilerde mutlaka bir 
kaybedenin olmayabileceği tezlerini savunur.43 
Kuram, devletlerin uluslararası ortamın belirleyici aktörü olma konumunu reddetmez. Ancak güç kullanmak yerine akılcı davranmayı tercih edeceklerini farz ve kabul eder. Kurama göre, toplumlar arasında kurulan yoğun ilişkilerin sorunların çözümlenmesini olanaklı kılması, devletlerin askeri güç kullanmaya 
başvurma eğilimini azaltacaktır. Ayrıca, Nye, “Kaba”, ”Yumuşak” ve “Akıllı” güç tanımları ile güç kavramının bütün veçheleriyle tanımlanmasına katkı sağlamıştır. 

Kopenhag Okulu, 

Barry Buzan ve Ole Weaver, ulusal güvenlik alanındaki kuramsal çalışmaları ile öne çıkmaktadır. Buzan, “Halk, Devlet ve Korku” adlı eserinde “Karmaşık Güvenlik Kuramı”nı geliştirmiştir.44 
Buzan ayrıca “Güvenlik: Yeni Bir İnceleme Çerçevesi” adlı eserinde, bölgesel güvenlik anlayışını ve ulusal güvenliğin askeri güç dışındaki boyutlarını tartışmaya açmış 45, süper güçsüz (adem-i merkeziyetçi) bir dünya modelinde ulusal güvenlik kavramını incelemiştir. Kavramın zenginleştirilmesine olan katkılarına karşın Kopenhag Okulu, toplum ve kimlik olgularını objektif değişmez gerçeklikler olarak kabul etmesi, bunların yeniden yaratılan, şekillendirilen yönünü göz ardı etmesi nedeniyle bağımsız bir güvenlik modeli geliştirememiştir.46 
Feminist Akım Feminist akımın ulusal güvenlik kavramına yaklaşımının esasını erkek egemen anlayışın militarizmi ve çatışmayı körüklediği ana eleştirisi oluşturur. Cynthia Enloe, 47 mevcut güvenlik ortamında kadının konumu, kadın askerler ve kadın istismarı konularındaki çalışmaları ile güvenliğin cinsiyet boyutunu tanımlamaya çalışmıştır. Feminist akım, güvenliğin tali konularına yoğunlaşması ve şiddeti cinsiyete tahvil eden yaklaşımı ile kurama sınırlı ölçüde katkı sağlayabilmiştir. 



BU BÖLÜM DİPNOTLARI;

14 Thomas More, Utopia, (Çev. M. Okuyucu), İstanbul, Beda Yayınları, 2009, s. 89-94. 
15 R. Marius, Thomas More: A Biography, Londra, Collins, 1986, s. 407. 
16 Hobbes Thomas, Leviathan or the Matter, Forme, &Power of a Common-wealth Ecclesiasticall and Civill, Londra, Andrew Crooke, 1651, s. 77. 
17 Ibid. s. 103. 
18 Carl von Clausewitz, On War, P. Paret (Ed.), New York, Alfed A. Knopf, 1993, s. 99. 
19 Haldun Yalçınkaya, “Savaşın Değişimi ve Savaş Çalışmalarında Farklı Disiplinler”, H. Yalçınkaya (Ed.), Savaş: Farklı Disiplinlerde Yeni Yaklaşımlar, Ankara: Siyasal Kitabevi, 2010, s.13-30. 
20 Thomas G. Mahnken, “Strategic Theory”, J.Baylis vd. (Ed.), Strategy in the Contemporary World: An Introduction to Strategic Studies, Oxford UniversityPress, 2010, s.67-83. 
21 Aytekin Cantekin. Carl von Clausewitz: Savaş Üzerine, A.B. Varlık (Ed.), Strateji, Harp ve Askeri Harekât Üzerine Dünya Klasikleri Öz İncelemeler Dizini, Ankara, KHO Basımevi, 2012, s. 227-300. 
22 James E. Dougherty ve Robert L. Pfaltzgraff, Contending Theories of International Relations, New York, Longman, 1997, s. 11. 
23 Hans J. Morgenthau, Uluslararası Politika. (Çev. Ünsal Oskay), Ankara, Sevinç Matbaası, 1970, s. 140-211. 
24 Hans J. Morgenthau, “A Realist Theory of International Politics”. K. A. Mingst ve J.L. Snyder (Ed.), Essential Readings in World Politics, New York, W.W. North & Company, 2008, s. 56-60. 
25 Christian Reus Smit, “Realist and Resistance Utopias: Community, Security and Political Action in the New Europe”, Millennium: Journal of International Studies, Cilt 21, No. 1, 1992, s. 1-28. 
26 MacFarlane vd., op.cit, s. 1. 
27 Oktay F. Tanrısever, “Güvenlik”, Atilla Eralp (Ed.), Devlet ve Ötesi: Uluslararası İlişkilerde Temel Kavramlar İstanbul, İletişim Yayınları, 2005, s. 107-124. 
28 Harold D. Lasswell, National Security and Individual Freedom, New York, McGraw-Hill, 1950, s. 75. 
29 Morton A. Kaplan, “Variants of Six Models of the International System”, International Politics and Foreign Policy, James N. Rosenau (Ed.), New York, Free Press, 1969, s. 291-303. 
30 Chris Brown ve Kirsten Ainley, Understanding International Relations, Çin: Palgra ve Macmillan, 2005, s. 40. 
31 Bkz. Kenneth N. Waltz, Man the State and War, New York, Columbia University Press, 1959. 
32 Karl W. Deutsch, Political Communityandthe North Atlantic Area, Princeton University Press, 1957, s. 58. 
33 Keith Krause ve Michael Williams (Ed.), Critical Security Studies, Minneapolis, University of Minnesota Press. 1997. 
34 Keen Booth, “Security and Emancipation”, Review of International Studies, Cilt 17, No. 4, 1991, s. 313-326. 
35 Steve Smith, “The Concept of Security on a Globalizing World”, R.G. Patman (Ed.), Globalization and Conflict: National Security in a ‘New’ Strategic Era, Londra, Routledge, 2006, s. 33-55 
36 Alexander Wendt, “Anarchy Is Wha tStates Make of It: The Social Construction of Power Politics”, International Organization, Cilt 46, No. 2, 1992, s. 391-425. 
37 J. Weldes ve D. Saco, “Making State Action Possible: The United States and theDiscursive Construction of the Cuban Problem, 1960-1994”, Millennium-Journal of International Studies, Cilt 25, 1996, s. 361-395. 
38 Emanuel Adler ve Michael Barnett, Security Communities, Cambridge University Press, 1998, s. 59. 
39 Michael Desch, “Culture Clash: Assessing the Importance of Ideas in Security Studies”, International Security, Cilt 23, No. 1, 1998, s. 141-170. 
40 Robert Gilpin, Uluslararası İlişkilerin Ekonomi Politiği. Ankara, Kripto, 2011, s. 26-28. 
41 Bkz. Ethan B. Kapstein, The Political Economy of National Security: A Global Perspective. New York, McGraw-Hill, 1992. 
42 Bkz. Martin Wight, Power Politics, Hedley Bull ve Carsten Holbraad (Ed.), New York, Leicester University Press Royal Institute of International Affairs, 1995. 
43 Bkz. Robert O. Keohane, & Joseph S. Nye Jr, “Interdependence in World Politics”, The Theoretical evolution of international political economy: a reader. New York, Oxford University Press, 1997. 
44 Barry Buzan, People, States and Fear: The National Security Problem in Internetional Relations, İngiltere, Wheatsheaf Books, 1983, s. 105-115. 
45 Barry Buzan, Ole Wæer ve Jaap de Wilde, Security: A New Framework For Analysis. Colarado, Lynne Rienner Publisher, 1998, s. 9-17. 
46 Bill McSweeney, “Identity and Security: Buzan and the Copenhagen School”, Review of International Studies, Cilt 22, No. 1, 1996, s. 81-93. 
47 Bkz. Cynthia Enloe, Bananas, Beaches and Bases: Making Feminist Sense of International Politics, Berkeley, University of California Press, 1990. 


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder