10 Ekim 2017 Salı

ALMANYA’DA FETÖ YAPILANMASI VE ALMANYA’ NIN FETÖ POLİTİKASI BÖLÜM 1


ALMANYA’DA FETÖ YAPILANMASI VE ALMANYA’NIN FETÖ POLİTİKASI  BÖLÜM 1


KEMAL İNAT, 
ENES BAYRAKLI, 
KAZIM KESKİN, 
ÖMER YILMAZ, 
HALİL İBRAHİM DOĞAN, 
SERRA CAN 





ALMANYA’DA FETÖ YAPILANMASI VE ALMANYA’NIN FETÖ POLITIKASI 
RAPOR

COPYRIGHT © 2017 
Bu yayının tüm hakları SETA Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’na aittir. SETA’nın izni olmaksızın yayının tümünün veya bir kısmının elektronik veya mekanik (fotokopi, kayıt ve bilgi depolama, vd.) yollarla basımı, yayını, çoğaltılması veya dağıtımı yapılamaz. Kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir. 

SETA Yayınları 79 
I. Baskı: 2017 
ISBN: 978-605-4023-99-8 

Uygulama: Erkan Söğüt 
Kapak Fotoğrafı: shutterstock.com 
Baskı: Turkuvaz Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş., İstanbul 

SETA | SİYASET, EKONOMİ VE TOPLUM ARAŞTIRMALARI VAKFI 
Nenehatun Cd. No: 66 GOP Çankaya 06700 Ankara TÜRKİYE 
Tel: +90 312 551 21 00 | Faks: +90 312 551 21 90 
www.setav.org | info@setav.org | @setavakfi 

SETA | İstanbul 
Defterdar Mh. Savaklar Cd. Ayvansaray Kavşağı No: 41-43 
Eyüp İstanbul TÜRKİYE Tel: +90 212 395 11 00 | Faks: +90 212 395 11 11 

SETA | Washington D.C. 
1025 Connecticut Avenue, N.W., Suite 1106 
Washington D.C., 20036 USA Tel: 202-223-9885 | Faks: 202-223-6099 
www.setadc.org | info@setadc.org | @setadc 

SETA | Kahire 

21 Fahmi Street Bab al Luq Abdeen Flat No: 19 Cairo EGYPT 
Tel: 00202 279 56866 | 00202 279 56985 | @setakahire 


Kemal Inat, 
Enes Bayraklı, 
Kazım Keskin, 
Ömer Yılmaz, 
Halil Ibrahim Doğan, 
Serra Can 

Katkıda Bulunanlar 

Hacı Mehmet Boyraz, 
Oğuz Güngörmez 

İÇİNDEKİLER 

GİRİŞ  7 
ALMANYA’DA FETÖ YAPILANMASI  9 

ALMANYA’DA FETÖ KURUMSALLAŞMASININ TARIHI VE PROFILI  9 
FETÖ AĞLARI  17 
Eğitim Ağı  17 
FETÖ’nün Almanya’daki Gelir Kaynakları  22 
Medya Ağı  29 
Almanya’da FETÖ’nün Siyasi Yapılanması  34 

ALMANYA’NIN FETÖ POLITIKASI  39 

15 TEMMUZ ÖNCESI ALMANYA’NIN FETÖ POLITIKASI  39 
15 TEMMUZ SONRASI ALMANYA’NIN FETÖ POLITIKASI  43 

SONUÇ  51 

***

EK1: FETÖ ALMANYA YAPILANMASI  54 


GİRİŞ 


Ekonomik, siyasi ve kültürel açıdan Türkiye ile çok yakın ilişkilere sahip bir ülke olan Almanya, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) çok kuvvetli örgütlendiği 
ülkelerin başında gelmektedir. 
Örgütün Almanya’yı önemli merkezleri arasında seçmesinin nedenlerinin başında bu ülkenin 3 milyon civarında .yarıya yakını Alman vatandaşı olan. ciddi bir Türkiye kökenli nüfusa sahip olması gelmektedir. Türki-ye’den sonra en fazla Türkiye kökenli insanın yaşadığı ülke olan Almanya, FETÖ tarafından kendisine eleman kazanma ve finansal destek sağlama konularında verimli topraklar olarak görülmüştür. Ayrıca Almanya’nın Avrupa’nın en büyük ekonomik gücü olması, güç kavramını her zaman çok önemseyen FETÖ’nün bu ülkede yerleşmesi için önemli bir kriter haline gelmiş ve örgüt Almanya’nın Avrupa 
üzerindeki nüfuzunu kendi çıkarları için kullanmayı hesaplamıştır. Son olarak Berlin yönetiminin FETÖ mensuplarına kucak açması ve ülkedeki örgütlenme sinde her türlü kolaylığı sağlaması da yapının Almanya’yı önemli merkezlerinden biri olarak seçmesinin gerekçelerinden birini oluşturmuştur. 

FETÖ’nün diğer ülkelerde olduğu gibi Almanya’daki örgütlenmesine de eğitim ve medya alanından başladığı, ardından ekonomi çevreleri ve siyaset dünyasından 
dostlar edinme arayışına girdiği görülmektedir. Klasik bir dini cemaat gibi davranmaktan ısrarla kaçınarak Almanya’daki siyasi otoritelerin karşı çıkmayacağı eğitim alanında faaliyete başlaması ve bu ülkedeki Türkiye kökenlilerin Alman toplumuna entegre olmasını savunan “diyalog” dernekleri altında örgütlenmesi başka ülkelerdeki organizasyon biçimleriyle benzerlik arz etmektedir. 

Pensilvanya’daki liderine doğrudan bağlı, hiyerarşik ve gizli örgüt yapısını eğitim ve kültürlerarası diyalog kavramlarıyla kamufle etmeye çalışan FETÖ, Alman-
ya’daki önemli siyasi figürlerle çeşitli yollarla yakınlık kurmak suretiyle onların desteğini almaya çalışmıştır. 

FETÖ’nün Almanya’da siyaset ve medya dünyasında kendisini destekleyecek “dostlar” bulma arayışının ne kadar başarılı olduğu, bu ülkenin 17-25 Aralık ve 
özellikle de 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki Türkiye politikasında görülmektedir. 

Diğer taraftan Berlin’in bu tutumunun arkasında sadece FETÖ’nün başarısı değil aynı zamanda Alman hükümetinin söz konusu terör örgütünü Türkiye’ye 
karşı kullanışlı bir kart olarak görmesi de önemli bir rol oynamaktadır. 
Türkiye’nin bütün taleplerine rağmen FETÖ’yü bir terör örgütü olarak tanımayan Berlin yönetimi, bu örgütün 15 Temmuz darbe girişiminin arkasındaki temel 
aktör olduğunu da kabul etmeye yanaşmamaktadır. Aynı şekilde Alman hükümeti, ülkesine kaçan Zekeriya Öz ve Celal Kara gibi FETÖ’nün önemli isimleriyle diğer örgüt mensubu kamu görevlilerini de Türkiye’ye iade etmeyi reddetmektedir. 

Almanya’nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Teröre yataklık yapıyor” suçlamalarına maruz kalmayı ve Türkiye ile zaten son dönemde sorunlu 
olan ilişkileri daha fazla riske atmayı göze alarak FETÖ’ye bu kadar sahip çıkmasının nedenlerine raporun ilerleyen sayfalarında değinilecektir. Berlin’in bu 
tutumu, FETÖ konusunda da, PKK meselesindekine benzer bir politika izleyeceği endişelerine yol açmaktadır. Yani Ankara’yı oyalayan, sabrının sınırlarını 
zorlayan ve teröre karşı iş birliğinden kaçınan bir politika söz konusu olacak gibi görünmektedir. FETÖ’nün de PKK gibi, Almanya’da kendisine korunaklı bir alan 
bulması ve Türkiye karşıtı faaliyetlerini bu ülkede rahat bir şekilde yapabilmesi Türk-Alman ilişkilerinde derin çatlaklar açacaktır. Almanya’daki liderlerin 
bu riskin ne kadar farkında olduklarını, farkındalarsa Türkiye’deki meşru iktidara karşı onun terör örgütü olarak tanımladığı FETÖ’yü tercih etmekte 
ne kadar ısrarcı olacaklarını ve bu tercihlerinin ne gibi sonuçlar doğuracağını zaman gösterecektir. 

ALMANYA’DA FETÖ YAPILANMASI 
ALMANYA’DA FETÖ KURUMSALLAŞMASININ TARİHİ VE PROFİLİ 

FETÖ’nün Almanya’daki varlığına bakıldığında Türkiye’de ve dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi iki boyutlu bir yapılanmadan söz edilebilir: 
Bunlardan birincisi örgütün toplum içerisinde görünen sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ve medya alanındaki yayın organları gibi unsurlarla temsil 
edilen tarafını oluşturmaktadır. 
Ikinci boyut ise örgütün görünmeyen ve dışarıya karşı örgüt üyelerince genellikle inkar edilen ve gizlenmeye çalışılan yapılanmasına işaret etmektedir. 
Ikinci boyuttaki yapılanma birinci boyutta yer alan yapı ve kurumları bir araya getiren ve çimento vazifesi gören yapılanmadır ki başında Almanya imamı yer 
almaktadır. Bu yapılanma dışarıya açık olmamakla birlikte örgütün Türkiye’deki organizasyon yapısı ile benzerlikler arz ettiği örgütten ayrılanların ifadelerinden 
anlaşılmaktadır. 
Yani en tepedeki Almanya imamının altında eyalet imamları, il imamları, abiler ve ablalar yer almaktadır.1 Örgüt üyeleri dışarıya karşı perde önünde yer alan 
birinci boyuttaki yapılanmanın birbiri ile doğrudan bağlantılı olmadığını, Gülen’ den sadece ilham aldıklarını iddia etseler de bu yapının perde arkasındaki 
yapılanma sayesinde bir yeknesaklık arz ettiği bilinmektedir. 

Örgütün Görünen Yüzü ve Almanya’ya Yerleşmesi 

Almanya’daki FETÖ yapılanması ülkedeki geleneksel Islami cemaat yapılanmalarından farklı bir görünüm arz etmektedir. Zira Türkiye kökenli muhafazakar gruplar buluşma noktası olarak genellikle camiler inşa edip dini eğitim konusuna ağırlık verirken FETÖ taraftarlarının bunun yerine seküler görünümlü eğitim kurumlarına öncelik verdiği görülmektedir. Hatta FETÖ’cüler, Müslümanların Almanya’daki haklarını savunan, Müslüman kimliği ağır basan bir yapı olarak görülmemek için azami gayret göstermektedir. Bunun için diğer Islami gruplardan kendisini uzak tutmaya çabalamakta, Müslüman kimliği ile ön plana çıkan dernek ve yapılanmaların içerisinde yer almamaktadır. Bunun yerine diyalog faaliyetlerine ağırlık vermekte ve kiliselerle iş birlikleri geliştirmektedir. 
Hatta yasalar izin vermesine rağmen okulların eğitim programına Islam dini dersleri dahil edilmemektedir.2 

Dolayısıyla ülkedeki yaygın ifadesiyle “Gülen Hareketi” denilince örgütün daha ziyade eğitim alanındaki faaliyetleri akla gelmektedir. Nitekim Fetullah Gülen’in 
“Cami yerine okul inşa edin” çağrısına uyan örgüt üyeleri ülke çapında Alman devleti tarafından tanınan yüzlerce dershane, okul ve derneği kurumsal ağına 
dahil etmiştir.3 Bunun yanında örgütün ülke çapında birçok anaokulu ve sayısız öğrenci evi bulunmaktadır ki bu evler tıpkı Türkiye’de olduğu gibi hem örgütün 
Gülen‘in öğretileri çerçevesinde şekillenen ideolojik formasyonunun verildiği merkezleri hem de örgüte eleman kazandırma mekanları olarak kullanılmaktadır.4 

Aslında Fetullah Gülen 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren Almanya’ya önem vermiş ve bu ülkedeki Türklere vaaz ve konferanslar vermek için Almanya’yı 
sık sık ziyaret etmiştir. Ancak o dönemde Türkler arasında aradığı desteği yeterli düzeyde bulamamıştır.5 Örgütün ülkedeki ilk kurumsallaşma çabaları 
eğitim alanında 1990’ların ortalarından itibaren başlamıştır. 1995’te Stuttgart’ta Das Bildungshaus BIL isimli etüt merkezinin kurulmasıyla başlayan süreç diğer 
şehirlerde de benzer etüt merkezleri ve kreşler açılmasıyla devam etmiştir. Açılan etüt merkezlerinin sayısı günümüzde 150 civarına ulaşmış olup6 bu merkezler toplumun tabanına ulaşmada FETÖ taraftarları açısından kilit rol oynamaktadır.7 

2003 yılından itibaren ise ikinci evreye geçilmiş ve ilk özel okullar kurulmaya başlanmıştır.8 Başta Stuttgart, Berlin, Köln, Hamburg, Hannover, Mannheim 
ve Karlsruhe gibi büyükşehirler olmak üzere toplamda özel okul sayısı 24’e ulaşmıştır.
9 Özel okul statüsünde olan ve denkliği Alman devleti tarafından da tanınan bu okullar eyaletlere göre değişik dernekler tarafından kurulup işletilmektedir. 
Gerekli şartları yerine getirdikten sonra eyaletlere göre değişen oranlarda önemli miktarda devlet yardımı alan bu okullarda öğrencilerden aylık ortalama 
300 avro ücret alınmaktadır.10 
Fetullah Gülen’den sadece ilham alındığı iddia edilip resmi olarak bağları inkar edilse de11 başta büyükşehirler olmak üzere birçok yerleşim biriminde aktif 
olan 300 dolayında STK örgütün yereldeki temsilcileri vazifesini görmektedir.12 
Ağırlıklı olarak diyalog derneği olarak bilinen bu STK’larda sadece kendi davalarına gönül vermiş Türkiye kökenli insanların değil Kürt ve Alevi gibi Türk 
toplumunun değişik etnik ve dini alt gruplarından kişilerin yanı sıra toplumun çeşitli düzeylerinden Almanların da bulunmasına özel bir önem verilmektedir.13 
Etüt merkezleri ile yakın bir dayanışma içerisinde bulunan bu derneklerin önemli bir diğer özelliği ise eğitmenlerinin Türkiye ve Almanya kökenli karma bir yapıya 
sahip olmasıdır. Hatta Bonner Bildungs-Center ve Internationaler Bildungs- und Umweltverein gibi bazı derneklerde Müslüman olmayan Alman eğitmenlerin 
ağırlıkta olması dikkat çekicidir.14 Izledikleri bu stratejiyle FETÖ üyeleri hem dışarıya karşı propagandasını yaptıkları ılımlı Müslüman profilinin altını doldurmaya hem de toplumsal düzeyde bir destek elde etmeye çalışmaktadır. 

Örgütün kurumsallaşma çabaları çerçevesinde diyalog derneklerinin bir kısmının bir araya gelmesiyle Alman Diyalog Kurumları Birliği (Bund Deutscher 
Dialog Institutionen) oluşturulmuştur. Diyalog dernekleri için bir nevi çatı örgütü niteliğinde olan bu birlik 2013 yılından beri “Alman Diyalog Ödülü” adı altında 
Alman toplumunun önde gelen simalarına diyalog ödülleri dağıtmaktadır.15 Dağıtılan bu ödüller sayesinde örgüt hem kendisine yakınlık ya da sempati duyan özellikle Alman toplumunun önde gelen yüzlerini kendisine daha fazla bağlama ya hem de her toplumda ihtiyaç duyulan hoşgörü ortamına katkı yaptığı propagandasıyla sempati toplamaya çalışmaktadır. 

2013 Aralık ayından beri ise Diyalog ve Eğitim Vakfı (Stiftung Dialog und Bildung) Almanya’daki örgütün halkla ilişkiler sorumlusu şeklinde hareket etmekte olup örgüt ile ilgili Alman toplumunda bulunan soru işaretlerini gidermeye yönelik çalışmaktadır.16 Vakfın başkanı ve örgütün Almanya’daki temsilcisi şeklinde lanse edilen Ercan Karakoyun vakfın kuruluş gerekçesini şu sözlerle açıklamaktadır: “Gülen ve ‘Hizmet’ hareketinin medyada, siyasette ve akademik çevrelerde çokça konuşulması örgütün Almanya ve diğer ülkelerdeki faaliyetlerinin daha yoğun şekilde anlatılması ihtiyacını doğurmuştur.”17 Ancak vakfın 2013 sonlarındaki kuruluşu, aynı dönemde yaşanan 17-25 Aralık darbe girişimi ile birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de hükümetle mücadeleye girişen örgütün, en fazla Türkiye kökenli vatandaşın yaşadığı Almanya’daki konumunu güçlendirerek hükümeti zor durumda bırakmak için gösterdiği çabaların bir parçası olarak değerlendirilebilir. 

Örgüt “Pangea Matematik Olimpiyatları” adı altında yarışmalar ile “Alman-Türk Kültür Olimpiyatları” düzenlemekte ve “kültürlerarası diyalog” alanında 
başarı gösterdiğini düşündüğü insanlara ödüller vermektedir. Böylelikle Almanya’da yaşayan Türk toplumunun Alman toplumuna “entegrasyon”u konusunda hassasiyet gösteren yerel ve üst düzey kamu görevlilerinin sempatisi toplanmakta ve örgüt ile ilgili olarak kamuoyunda pozitif bir algı oluşturulmaktadır.18 
FETÖ’nün dışa bakan yüzü aslında Alman toplumunun göçmenlerden beklentileriyle de örtüşmektedir. Zira örgüt dışa dönük olarak iyi eğitilmiş, iyi Almanca konuşabilen ve Islam’ın her türlü aşırı yorumundan uzak duran bir nesil yetiştirme gayretinde olduğu propagandasını yapmaktadır ki bu da Alman toplumu ve otoritelerinin Türk toplumundan beklentileriyle ziyadesiyle uyum içerisindedir.19 

FETÖ’nün Almanya’daki medya ayağının amiral gemisi Offenbach merkezli World Media Group AG’dir.20 Grup çatısı altında çok sayıda televizyon, gazete ve 
internet haber sitesi faaliyet göstermekteydi. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında örgütün Türkiye’de zayıflaması bu faaliyetlerinin bir kısmını 
durdurmasına, geriye kalanları ise azaltmasına yol açmıştır. Bu durum Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli insanların örgüt elitinin takip ettiği politikayı benimsemediğinin bir ifadesi olarak da yorumlanabilir. 

Ancak örgütün medyayı kullanması resmi olarak görünür olan kurumların ötesine taşmaktadır. Zira Türkiye’de dershanelerin kapatılması ve ardından 17-25 Aralık sürecinde açıkça Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile mücadeleye girişen örgütün, Alman kamuoyunu etkilemek ve Türk hükümetini uluslararası alanda zor duruma düşürmek için üyelerine sosyal medyayı aktif olarak kullanmaları yönünde telkinlerde bulunduğu eski üyelerin Alman medyasına verdiği beyanatlardan anlaşılmaktadır.21 

Örgütün diğer alanlardaki yapılanmasına benzer şekilde ekonomi alanında da eyaletlere göre farklı dernekler adı altında bir yapılanma söz konusudur. 
FETÖ’ye yakınlığıyla bilinen esnaf, küçük ve orta ölçekli şirketlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan dernekler 2009 yılında Girişimciler Derneği 
Federal Birliği (Bundesverband der Unternehmervereinigung, BUV) isimli çatı örgütünün altında birleşmişlerdir. 20 derneğin üye olduğu BUV, 
3 binden fazla işletmeyi temsil ettiğini iddia etmektedir.22 

Son zamanlarda örgütün Alman siyasetine sızma girişimleri de dikkati çekmektedir. 

Örgüt yöneticilerinin taraftarlarına Sosyal Demokrat Parti (SPD), Hıristiyan Demokrat Parti ya da Yeşiller’e üye olmaları konusunda telkinlerde bulunduğu 
itirafçıların medyaya yansıyan ifadelerinde yer almıştır.23 Bu bağlamda Alman kamu televizyonu ARD, Gülencilerin Leipzig’deki SPD’ye sızma çalışmaları 
ile ilgili çarpıcı bilgiler paylaşmıştır.24 Örneklerinin sayısı fazlalaştırılabilecek bu tür çabalar FETÖ’cülerin Alman siyasetine sızarak örgütün lobi gücünü artırma 
gayretlerinin bir parçası olarak yorumlanabilir. Yine ülkede yapılan yorumlara göre eğitim başta olmak üzere toplumsal yaşamın birçok alanında örgütlenen 
FETÖ’ye mensup insanların ilerleyen dönemde devlet kadroları, siyasal partiler ve toplumda daha önemli makam ve mevkilere gelmesi beklenmektedir.25 

FETÖ’nün Batı toplumunun hoşuna gidecek diyalog, eğitim, tolerans, düşünce özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği gibi kavramları ön plana çıkarması26 ve Batı’ya 
ılımlı Islam’ı vaat etmesine karşılık arka plandaki faaliyetleri Alman toplumu ve devlet yetkililerinde şüphe uyandırmaktadır.27 Ülkede “Gülen Hareketi” olarak 
tanınan örgütün modern Islami bir eğitim vakfı mı yoksa tehlikeli bir tarikat mı olduğu uzmanlar ve politikacılar arasında tartışılagelen bir konu olmuştur.28 
Dolayısıyla aslında Alman toplumunun önemli bir kesiminin ülkedeki FETÖ yapılanmasına şüphe ile yaklaştığı görülmektedir.29 

Örgütün Gizli Yüzü 

FETÖ’nün gizli yapılanmasıyla ilgili açık kaynaklarda bilgi edinmek zor olsa da örgütten ayrılanların yaptığı ifşaatlar bu konu ile ilgili fikir vermektedir. 
Bu yapıdaki sıkı hiyerarşik örgütlenme, perde önündeki eğitim, sosyal ve ekonomik alanlarda yer alan kurumları bir araya getiren çimento vazifesini 
görmektedir.30 
Bu boyuttaki yapılanma, örgütü cemaat bilinciyle hareket eden, örgüt yöneticileri tarafından belirlenen gündem ve politikaları gerçekleştirmek üzere yekvücut hareket eden bir yapı haline getirmektedir. Dolayısıyla perde gerisinde yer alan ve dışarıya karşı varlığı örgüt üyeleri tarafından genellikle inkar edilen bu ikinci boyut sayesinde örgütün Almanya’daki kurumsal yapısı Pensilvanya’dan idare edilen ve dünya çapında organize şekilde hareket eden yapının bir kolu haline gelmektedir. 

Dünya genelindeki FETÖ yapılanmasının önemli bir halkası olarak Almanya’da da Türkiye ve diğer ülkelerdekine benzer hiyerarşik bir yapılanma söz konusudur. 
Almanya yapılanmasının başında Almanya imamı Hayrettin Özkul yer almakta olup onun emri altında eyalet imamları ve onların da altında bölge 
imamları yer almaktadır.31 Örgütün Avrupa imamı ve Gülen’in en yakınlarından Abdullah Aymaz’ın Almanya’da yaşıyor olması ise hem örgütün Almanya’daki 
kurumsal altyapısının gücünü göstermesi hem de örgüt nezdinde Almanya’ya verilen önem açısından dikkate değerdir.32 

Bu boyuttaki yapılanma açısından “ışık evleri” denilen öğrenci evleri örgütün dini motivasyonlu ideolojik formasyonunun verilmesi, gizli ajandalarının  oluşturulması  ve uygulanması açısından kritik öneme sahiptir. Gayri resmi olarak faaliyet gösteren bu evlerin Almanya’daki sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte yüzlerce ışık evinden söz edilebilir. Bu evler örgütün sıkı hiyerarşik yapısının hüküm sürdüğü ve örgüte eleman temin etme noktasında son derece önemli bir pozisyondadır.33 
Örgütün ülke çapında örgüt bilincine sahip ve örgütünü hem ekonomik hem de diğer açılardan desteklemeye çalışan, net sayısının tespiti mümkün 
olmayan önemli sayıda destekçisi bulunmaktadır.34 

Örgütün arka plandaki bu sıkı hiyerarşi içerisinde örgütlenmiş ve Gülen’in gücünü korumasına hizmet eden yapısının varlığına dönük yorumlar 
15 Temmuz öncesinde de Alman medyasında yer almıştır. O dönemde dahi belli bir süre örgüt içerisinde bulunan ve daha sonra ayrılan kişilerin itirafları 
göstermiştir ki örgüt içerisinde beyin yıkama uygulamalarını andıran eğitim faaliyetleri yürütülmekte, Gülen‘in öğretileri tek gerçek olarak sunulmakta ve 
üyelerinden mutlak itaat beklenmektedir.35 

Almanya’da da Türkiye’de olduğu gibi her meslek grubu için ayrı “sohbet grupları” oluşturulmuştur.36 17-25 Aralık 2013’ten önce de bu gruplar içerisinde siyasi konular konuşulmakta ise de 17-25 Aralık’ın bir nevi milat olduğu, bu tarihlerden itibaren hükümet aleyhinde sıkı bir propaganda dönemine girildiği örgütten ayrılan itirafçıların sözlerinden anlaşılmaktadır. Bu yeni dönemde örgütün Alman kamuoyunu etkilemek ve Türk hükümeti karşısında kendi pozisyonunu tahkim etmek için üyelerinden sosyal medya kullanımı dahil her türlü yöntemi aktif olarak kullanmasını istediği yine örgütten 
ayrılanlar tarafından ifade edilmiştir.37 

Örgüt ayrıca televizyon kanalları, gazete ve dergileriyle hem kendisine finansal destek sağlamaya çalışmakta hem de etki alanını genişletmeye çabalamaktadır. 
Tüm bu yollarla elde etmiş olduğu ekonomik gücü ve Alman makamları üzerinde uzun süre boyunca bilinçli bir şekilde inşa etmeye çalıştığı lobi gücünü ise 1999’dan beri Pensilvanya’dan idare edilen FETÖ’nün hizmetine sunmaktadır.38 

Örgüt her ne kadar elde etmiş olduğu bu gücü, cemaat üyeleri ya da sempatizan larını güdülemek için Türkiye ve Islam’ın hizmetinde kullanacağı 
propagandası nı yapsa da aslında son dönemde ülkemizde yaşanan süreçler net bir şekilde göstermiştir ki FETÖ’nün çıkarlar hiyerarşisinin en üstünde kendi elitleri tarafından belirlenenler bulunmaktadır.39 Islam ve Türkiye sevgisi gibi kavramlar ise FETÖ yöneticileri tarafından sempatizanlarını ve üyelerini 
motive etmek için araçsallaştırılmıştır.40  

FETÖ mensupları ilk zamanlarda Almanya’daki çok büyük çaplı örgütlenmelerinin Fetullah Gülen ile ilişkilendirilme girişimlerine ısrarlı bir şekilde karşı çıkmaktaydı.41 

Almanya’da özellikle basın mensuplarının ısrarlı sorularına muhatap olan örgüt mensupları, kendilerinden yalnızca Fetullah Gülen’den etkilenmiş kimseler olarak söz edilmesini istiyorlardı. FETÖ’nün dünya çapında bir ağ olduğu ve Almanya’ nın da dahil olduğu 170 kadar ülkenin, ABD’de mukim olan Fetullah Gülen tarafından sevk ve idare edildiğinin ortaya çıkması durumunda bu yapının sürekli iddia edildiği gibi siyasi amaçlarının olmadığı tezine kimsenin inanmayacağı bilinen bir husustu. Bunun dışında örgüt mensupları açısından bir yandan insan hakları, demokrasi, kadın erkek eşitliği gibi Batılı muhataplar nezdinde geçer akçe olan değerleri dillendirerek yol almaya çalışırken öte yandan emir-komuta zinciri içinde yapılanmış hiyerarşik bir yapının başında bulunan “soft-Führer”in denetiminde bulunmak gibi çelişkili bir duruma düşmek inandırıcılık açısından 
sakıncalıydı. Işte bu gibi saiklerle hareket eden yapı mensupları, 15 Temmuz 2016 tarihine kadar sözü edilen organik bağı inkar etmelerine rağmen darbe 
girişiminin başarısız olması ve örgüt elebaşı ile darbeciler ve Türkiye bürokrasisi içindeki elemanları arasındaki bağın açığa çıkmasının ardından bazı 
konularda itiraflarda bulunmak zorunda kalmışlardır. 

Örgütün Almanya’daki temsilcisi olarak bilinen Ercan Karakoyun, “Deutschlandfunk” radyosuna vermiş olduğu bir mülakatta artık savunulamayacak olan bir yalanı dile getirmeyi bırakarak, Almanya’da yukarıda sayıları verilen dernek, okul, kreş ve kursların koordine edildiği Diyalog ve Eğitim Vakfı’nın “Gülen Hareketi” ile bağını itiraf etmiştir.42 


FETÖ AĞLARI 

Eğitim Ağı ;

Alman toplumuna kendisini bir sivil toplum kuruluşu olarak tanıtan FETÖ’nün Almanya’daki eğitim ağı 25-30 civarında özel okul ile 150’den fazla etüt 
merkezinden oluşmaktadır.43 
Bunların bir kısmı Alman devletinden maddi destek almaktadır.44 Yakın zamana kadar Groß-Gerau bölgesinin entegrasyon görevlisi olan Sedat Çakır, 
Türk çocuklarının Alman eğitim sisteminde dezavantajlı olmasının bir piyasa boşluğu yarattığı ve FETÖ’nün bu boşluğu iyi eğitim imkanları sunarak lehine kullandığı kanaatindedir.45 Burada not edilmesi gereken husus, FETÖ’nün Almanya’da kendine eleman devşirmesi Türk diasporası üzerinden olduğu gibi, eğitim alanını bir finans kaynağına dönüştürmesi de aynı diasporanın ikinci, üçüncü ve dördüncü nesli üzerinden gerçekleştiğidir. 
Nitekim FETÖ’ye yakınlığı ile bilinen Stuttgart şehrindeki “BIL Okulu”nun Müdürü Muammer Akın ile yapılan röportajda verilen bilgiye göre bu okula giden 
öğrencilerin dörtte üçü Türk asıllıdır.46 Doktora tezi kapsamında FETÖ’nün uluslararası eğitim ağı bağlamında Almanya’da bulunan dört FETÖ derneğini 47 
incelemiş olan Bekim Agai, Almanya’nın her büyük şehrinde en az bir tane eğitim derneğinin bulunduğu sonucuna varmaktadır. Agai, derneklerde eğitimcilerin hem Alman hem Türk asıllı, bazı kurumlarda ise yalnızca Alman asıllı olmalarını karakteristik bir özellik olarak adlandırmaktadır.48 

Almanya’daki FETÖ eğitim kurumlarını da içinde barındıran uluslararası FETÖ yapılanması üç halkadan oluşmaktadır: Dış halkayı oluşturan grup bu yapıya sempati duyanlar, haftalık toplantılara katılanlar ve FETÖ’den maddi yardım alanlardır. Orta halkayı oluşturanlar yapıya finans kaynağı sağlayan iş 
adamları dır ki bunlar hem dış halkanın faaliyetlerine maddi imkanlar sunan hem de iç halkanın maaşlarını karşılayan grup olarak tanıtılmaktadır. Iç halkayı 
ise FETÖ çalışanları oluşturmaktadır: Öğretmenler, gazeteciler, lobiciler, akademisyenler, düşünce kuruluşları çalışanları, şirket çalışanları vb. Bu üç halkanın birbiriyle sıkı yardımlaşma ve etkileşim içinde olduğu hesaba katılırsa eğitim ağının bu halkaların her birinde payının olduğu ve dolayısıyla bağımsız 
bir alan olmadığı tespiti ortaya çıkmaktadır.49  

Uluslararası bir boyuta sahip olan bu yapının etkisi, faaliyet alanları ve Alman demokrasisi ve toplumu için oluşturduğu tehlikenin Alman kamuoyu ve 
özellikle de eyalet düzeyindeki yerel politika yapıcıları tarafından yeterince bilinmediği görülmektedir. FETÖ’nün en yoğun yapılanma bölgelerinden biri olan 
Nordrhein-Westfalen eyaletindeki bazı önemli yerel siyasetçilerin dahi bu yapıyla ilgili bilgi sahibi olmaması bu durumun bir tezahürüdür. WDR kanalına verdiği 
bir mülakatta Köln Belediye Meclisi Üyesi Gisela Manderla (Hıristiyan Demokrat Birliği/Christlich Demokratische Union-CDU), FETÖ’nün bir okul projesini 
projeyi sunanların ajandalarında, yabancı uyruklu çocukların topluma uyum sağlamasını vurguladıkları için onayladığını ifade etmiştir. Manderla, misafir odaları ve sinema salonlarıyla dikkat çeken 18 milyon avroluk bu lüks okul projesinin finans kaynağını araştırdığında bazı çevrelerden paranın “Fetullah Gülen ağı” tarafından sağlandığını öğrendiğini belirtmiştir. Fetullah Gülen adını ilk kez bu vesileyle duyduğunu söyleyen Manderla, bu ismin proje için müracaat formunda geçmediğinin de altını çizmiştir.50 

Okul idarelerine Fetullah Gülen’e yakınlıkları sorulduğunda kurum olarak tamamen bağımsız olduklarını ancak bazı öğretmenlerin Gülen’e kişisel sempati 
duymalarının mümkün olduğunu söylemektedirler. Nitekim Rhein-Ruhr Eğitim Derneği Başkanı Erol Yücel ve bu derneğe bağlı okulun müdürü Orhan Yıldırım 
yaptıkları bir resmi açıklamada, “Gülen Hareketi’nin bir parçası olmadıklarını” ifade etmektedir. Sadece “Gülen’i tanıdıklarını ve öğretilerini beğendiklerini” 
söyleyen Yıldırım, bu öğretilerin derslerin bir parçası olmadığını ve geçerli olan müfredata uyulduğunun da altını çizmektedir.51 

Alman kamuoyu için bir soru işareti haline gelen FETÖ eğitim ağının Gülen ile olan ilişkisi “Landesschau Baden-Württemberg” programında da konu edilmiştir. 

Programa katılan Muammer Akın, müdürü olduğu “BIL Okulu”nu kurarken Gülen’in “Okul inşa edin” çağrısı üzerine hareket ettiğini açıklamıştır.52 
Fetullah Gülen’e yakınlığından dolayı Sosyal medyada soyadını Gülen olarak değiştiren ünlü basketbolcu Enes Kanter de 23 Haziran 2016’da bu okulda 
öğrencileri ziyaret etmiştir.53 

Seküler okul müfredatına rağmen bir sınıfta öğrencilerin neredeyse tamamının Gülen’i tanıması ve bir gazetecinin sorusu üzerine ailelerinin de Gülen ve 
kitaplarıyla ilgilendiklerini söylemeleri ayrıca dikkat çekmektedir. Her ne kadar okul idaresi Gülen’e bağlı olmadığını, her ferdin kendi şahsi yakınlığının okul 
açısından bir önem ifade etmediğini söylese de çocukları için bu okulları tercih eden özellikle Türk asıllı velilerin, okulun Gülen ile olan bağlantısından haberdar 
oldukları anlaşılmakta hatta bu birçoğu için belki de okulu tercih sebebi dahi sayılabilmektedir. 
Temsilcileri FETÖ okullarının seküler bir eğitim anlayışı içerisinde olduğunu ve birçoğunda din dersi yerine etik dersinin okutulduğunu söylemesine 
rağmen siyaset bilimci Ralph Ghadban, FETÖ okullarının bir ağın parçası olduğunu, buralarda verilen seküler eğitimin dışında dini eğitim için farklı mekanların seçildiğini düşünmektedir. Ghadban’ın yorumuna göre eğitim kurumları FETÖ için birer eleman devşirme kaynağıdır ve buralardan kazandıkları bireyleri daha sonra okul dışında ideolojik eğitime tabi tutmaktadırlar.54 

Almanya’da FETÖ’nün eğitim ağı Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından takip edilmemektedir. Ancak Gülen’e bariz yakınlığın zaman zaman sorun teşkil ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ludwigsburg’daki özel Carl-Friedrich-Gauß Okulu’nun Alman kökenli eski müdürünün veda mektubundaki “Öğretmenler 
Gülen’e hayranlar ve benim haberim olmadan kararlar alıyorlar. Artık bu okulun sorumluluğunu daha fazla üzerime alamam” ifadeleri buna örnektir.55 

FETÖ’nün okul, dershane ve eğitim merkezlerinde bilhassa yabancı uyruklu öğrenciler, mülteciler ve özel yetenekli öğrencilere çeşitli imkanların sunulduğunu görmek mümkündür. Prestijli eğitim programlarının yanı sıra çeşitli aktiviteler, müsabakalar, geziler ve aile danışmanlıkları gibi hizmetlerle öğrenci ve veliye gösterilen özel ilgi gözler önüne serilmektedir.56 Bu bağlamda hem velilere hem de öğrencilere yönelik eğitim ve aktiviteleriyle en fazla ön plana çıkan okullardan birisi yukarıda bahsi geçen BIL Okulu’dur.57 Modern eğitim araçlarıyla donatılmış bu gibi kurumların finans kaynaklarına bakıldığında kısmi devlet desteği ve çeşitli sponsorların varlığından söz edilebilir. Der Spiegel yazarı Maximilian Popp tarafından 2012’de kaleme alınan “The Shadowy World of the 
Islamic Gülen Movement” başlıklı yazıda FETÖ’nün finans kaynaklarının şeffaf olmadığı ve eğitim ağının parçası olan birçok eğitimcinin maaşının yüzde 10’luk 
bir kısmının “cemaat”e aktarıldığından söz edilmektedir. Popp ayrıca Berlin’in Spandau bölgesinde yapılan lüks özel okula ve 2012 itibarıyla Berlin şehrinde 20 tane “ışık evi”nin bulunduğuna işaret etmektedir.58 Bu sayının günümüzde çok daha artmış olması kuvvetle muhtemeldir. 

FETÖ’yü Avrupa’daki en tehlikeli Islamcı grup olarak tanımlayan Marburg Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ursula Spuler-Stegemann, FETÖ’nün okulları ve diğer eğitim kurumlarında yetiştirilen “elemanlar”ın Alman toplumunun önemli noktalarında yer almalarının amaçlandığını söylemektedir.59 

Federal Almanya Meclisinin FETÖ ile ilgili 2008 yılına ait bir araştırma raporunda verilen bilgiye göre Nordrhein-Westfalen eyaletinin Çalışma ve Sosyal 
Güvenlik Bakanlığı, bu eyalette FETÖ'ye yakınlığı ile bilinen 70 kadar derneğin bulunduğunu bildirmektedir. Ayrıca Bakanlık bu derneklerde çoğunlukla Gülen’e 
ait fikirlerin modern bilimle sentezlenip öğretildiğine vurgu yapmaktadır.60 FETÖ’nün Almanya’daki eğitim ağının içinde yer alan bazı eğitim kurumları 
Tablo 1’de bulundukları şehir ve eyaletlerle birlikte sıralanmıştır. Bilgilerin alındığı sitenin de belirttiği üzere bu liste eksiktir ancak söz konusu eğitim ağının Almanya’nın federal yapısı üzerinde nasıl bir görünüm sergilediğini tahayyül etmek açısından bir fikir verebilmektedir. 

Tabloda FETÖ’ye bağlı eğitim kurumlarının Nordrhein-Westfalen ve Baden-Württemberg gibi Türklerin yoğun olarak yaşadığı eyaletlerde daha çeşitli 
ve yoğun bir yapılanmanın içinde olduğu görülmektedir. Dikkat çeken başka bir nokta Türk-Alman Eğitim Enstitüsü (TÜDESB) çatısı altında 14 kurumun Berlin 
ve çevresinde faaliyet göstermesidir. Burada da FETÖ eğitim ağının bölgesel bir kümelenmesinden söz etmek mümkündür. 




TABLO 1: FETÖ NÜN ALMANYA DAKİ EĞİTİM KURUMLARI* 


* “Every Continent but Antarctica: The Fethullah Gulen Movement’s Schools Are All over the World”, 24 Kasım 
2013, http://turkishinvitations.weebly.com/every-continent-but-antarctica.html, (Erişim tarihi: 20 Eylül 2016). 
**TÜDESB (Türk-Alman Eğitim Enstitüsü) bünyesinde Berlin’de çeşitli derecelerde 4 okul, 4 kreş ve 6 eğitim 
merkezi olmak üzere toplam 14 kurum yer almaktadır. 


FETÖ’nün Almanya’daki Gelir Kaynakları 

160’a yakın ülkede faaliyet gösteren FETÖ bu ülkelerde yürüttüğü ticari faaliyetler, sahip olduğu eğitim kurumları, topladığı bağışlar ve diğer birçok yöntem 
sayesinde kendisine milyarlarca dolarlık gelir kaynağı oluşturmuştur. Avrupa ülkelerinde de etkin faaliyetler yürüten örgütün kıtadaki merkez finans üssü 
Almanya olmuştur. 
Örgütün bu ülkede sahip olduğu finansal yapılanmaya geniş çaplı olarak ilk kez Alman WDR kanalı tarafından 2013 yılında hazırlanan “ İmamın Uzun Kolu ” 
(Der Lange Arm des Imam)61 isimli belgesel ile dikkat çekilmiştir. FETÖ’nün Türkiye ve Almanya yapılanmasını anlatan bu belgeselin ardından ülkede örgüte 
yönelik eleştiriler ve soru işaretleri gün geçtikçe artmıştır. 

“Himmet”: Örgüte Para 

Toplama Seansları 


TABLO 1: FETÖ NÜN ALMANYA DAKİ EKONOMİ AĞI* 




Almanya’nın Çeşitli FETÖ Kurumlarına Sağladığı Destekler 

FETÖ, Avrupa’nın diğer ülkelerinde olduğu gibi Almanya’da da legal ve illegal olmak üzere iki hat üzerinden finansman arayışı içinde olmuştur. 
Birinci hat bir şekilde örgütle yolu kesişmiş ve örgütün nihai hedefleri hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmayan Türkiyeli iş adamları, esnaf 
veya hayırseverlerin suistimal edildikleri para toplama toplantılarıdır. Bu yolla bilerek ya da bilmeyerek örgütün destekçisi haline gelen çok sayıdaki kişiden
örgüt yararına “himmet” adı altında bağış toplanmaktadır.62 Düzenli olarak toplanan bu bağışların örgütün Almanya’daki en önemli gelir kaynaklarından olduğu dikkate alındığında FETÖ için “himmet”lerin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Genelde FETÖ imamları tarafından yapılan sohbetlerden sonra talep edilen bu bağışlar aynı zamanda örgüte bağlı vakıf ve dernekler aracılığıyla örgüte bağlı şirketlerin ticari konumlarını korumak için de kullanılmaktadır.63 
Sözü edilen toplantılarda çoğunluğu iş adamlarından oluşan kişilerden genellikle okul yapımı, öğrenciler için burs sağlama ve örgüt evlerinin iaşesinin temin 
edilmesi gibi lojistik destek finansmanı amacıyla para toplandığı bilinmektedir. Özellikle ramazan ayları bu tür toplantıların zirve yaptığı zamanlar olarak öne 
çıkmaktadır. Söz konusu toplantılar aracılığıyla dünya çapında toplanan paranın miktarının yıllık olarak milyar dolarların üzerinde olduğu, örgütün toplam 
servetinin ise 2008 yılı itibarıyla 25-50 milyar dolar arasında seyrettiği bilgisinin Alman medyasında yer aldığı söylenmelidir.64 Rakamların da gösterdiği üzere 
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen “holding biçiminde çalışan bir tarikat lideri” pozisyonuna sahiptir.65 

Örgüt elemanlarının maddi durumları dikkate alınarak maaşlarının bir kısmını “bağış” adı altında düzenli olarak FETÖ’ye verdikleri de unutulmamalıdır. 
Alman gazeteci Maximilian Popp’a göre maaşların yüzde 10’u ile yüzde 70’i arasındaki miktar aylık olarak FETÖ’ye Örgüt bu yöntem sayesinde bir yandan 
finansal yapısını güçlendirirken öte yandan da elemanlarının örgüte olan sadakatini test etme imkanını elde etmiştir. 

2 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR,


***