2 Ekim 2018 Salı

MİT ESKİ DAİRE BAŞKANI MEHMET EYMÜR’DEN “CASUSLUK HİKÂYELERİ '' BÖLÜM 1,

MİT ESKİ DAİRE BAŞKANI MEHMET EYMÜR’DEN “CASUSLUK HİKÂYELERİ” BÖLÜM 1,

İngiliz İstihbarat Teşkilatları dünyanın en iyileri arasında sayılırlar. Esasında müstemleke idare etmiş olan birçok ülkenin istihbarat teşkilatları için de aşağı-yukarı aynı şeyleri söyleyebiliriz.
İstihbarat teşkilatları her tarafı kapalı bir kutu gibidir. Ayrıca bu kutunun içinde de birbirinden bağımsız, birbirinin işini bilmeyen kutular vardır. Bu kutulara kompartıman, bu yapılanmaya da kompartımantasyon denilir. Bu yapılanma gizli teşkilatların gizli faaliyetlerini saklı tutmak içindir. Bütün bu gizleme çabasına karşın, istihbari faaliyetlerin temel hedefi de, karşı teşkilatların, rakip ülkelerin ana unsurlarına sızmak ve oralardan güvenilir bilgiler elde etmektedir. Bugün size dünyanın en iyileri arasında bulunan İngiliz İstihbarat Teşkilatlarında vuku bulmuş bazı olaylardan örnekler vererek, en güçlü gizli teşkilatlarda dahi ne gibi oyunlar döndüğünü anlatmaya çalışacağım.
SON GÜNÜM
“Yıllar boyunca son günümün nasıl olacağını düşünmüştüm. Ve işte o gün gelmişti. 1976 yılının Ocak ayıydı. Ve ben İngiliz Güvenlik Servisi MI5’de yirmi yıl yüksek mevkilerde bulunduktan sonra, şimdi tekrar gerçek dünyaya katılmaya hazırlanıyordum. Easton Road metro istasyonundan son kez çıktım. Gower sokağından Trafalgar meydanına doğru inerken, kış güneşi parıldıyordu. Elli metre ileride, iş yerlerinden oluşan blokun dikkat çekmeyen bir kapısından içeri girdim. İngiliz Karşı Casusluk Teşkilatı’nın merkezi, olmayacak bir yerde, bir hastaneyle bir sanat kolejinin arasındaydı. (NOT: MI, Military Intelligence –Askeri İstihbarat- kelimelerin kısaltılmasıdır.)
Resepsiyon bölmesinde sessizce bekleyen polise izin belgemi gösterdim ve yüksek mevkideki memurları, altıncı katta bulunan özel merkeze çıkaracak biçimde programlanmış asansörlerden birine bindim. Koridordan sessizce odama doğru gittim. Bu Genel Direktör’ün dairesine bitişikti. Etrafta çıt çıkmıyordu.
Aşağılardan yolcuları West End’e taşıyan metro trenlerinin gürültüsü geliyordu. Anahtarla kapımı açtım. Şimdi karşımda bir entelijans memuruna özgü araç ve gereçler vardı: Bir yazı masası, iki telefon, dışarıyla yapılan konuşmaların başkaları tarafından dinlenmesini engelleyen alet ve bir yanda, koskocaman bir şifreli kilidi olan madeni, yeşil, büyük bir kasa. Paltomu astım ve işlerimi düzene sokmak için çalışmaya başladım. Kokteyl partilerde haber ve dedikodu kırıntıcıkları kapabilmek için dolaşan pek çok emekli memur görmüştüm. Entelijansla ilgimi tamamen kesmek istiyordum. Kendime yeni bir hayat kurmak, Avustralya’da at yetiştirmek niyetindeydim.
KASALAR, ŞİFRELER, GİZLİ DOSYALAR
Şifreyi çevirerek kasanın ağır kapağını açtım. Önde üzerlerinde «Çok Gizli» yazılı yığınla dosya duruyordu. Bunların gerisine ise, şifre-kilitli kutular düzgünce dizilmişlerdi. Yıllar boyunca binlerce dosya gelmişti. Bu karşımda duranlar sonunculardı. Dosyalara her zaman cevap vermek gerekir. Ama benim verecek bir cevabım yoktu. Rus Diplomatının dosyasını bana, daha genç bir entelijans memuru yollamış, bu adamı tanıyıp tanımadığımı sormuştu. Pek tanımıyordum. Yıllardan beri süregelen bir ikili-ajan olayıydı bu. Bu konuda bir fikrim var mıydı? Pek yoktu. İnsan Entelijans Servisi’ne ilk girdiği zaman, ona her olay farklı gözükürdü. Servisten ayrılacağın zaman da birbirinin eşi gibi…
Dosyaları dikkatle parafe ettim ve sekreterime onları Kayıt Bölümü’ne götürmesini söyledim. Öğle yemeğinden sonra kitli kutularla ilgilenmeye başladım. Onları kasanın dibinden teker teker çıkardım. İlk kutuda mikrofon ve telsiz alıcılarının teknik ayrıntıları vardı. MI5’te ilk Fen uzmanı olarak çalıştığım 1950’lerden kalma şeylerdi bunlar. Kutudakilerin ‘Teknik Bölüm’e gönderilmesini sağladım. Bir saat sonra Bölüm şefi bana teşekküre geldi. Tam bir resmi fen uzmanıydı o. İntizamlı, ihtiyatlı ve durmadan para bulmaya çabalıyordu. Ona, «Sakladığım acayip şeyler onlar,» dedim. «Her halde işine pek yaramayacak. Artık her şey uydularla sağlanıyor. Öyle değil mi?»
«Ah, hayır,» diye cevap verdi. «Onları okumak bana zevk verecek.» Biraz utanmış gibi bir hali vardı. Şefle hiçbir zaman iyi geçinememiştik. Ayrı dünyaların insanlarıydık. Ben savaştan kalma, zamk, çıta ve lastik bantlarla bir şeyler yaratan bir insandım. O bir savunma müteahhidiydi. Onunla el sıkıştık. Ben yine kasamdaki belgelere döndüm. Geri kalan kutularda 1964’te Karşı Casusluk Bölümü’ne girdikten sonra toplanmış olan belgeler vardı.
ENTELİJANS SERVİSİNDE CASUS AVI
O günlerde İngiliz Entelijans Servisi’nde casus avı en yoğun halini almıştı. El yazısıyla alınmış notlar ve yardımcıların daktiloda hazırlanmış raporları, casusluğun ana hatlarını oluşturan şeylerle doluydu: Şüpheliler listeleri, suçlamaların, ihanetlerin ve kararların ayrıntıları. Bu açık açık başlayan ama esrarengiz bir biçimde sona eren kâğıt üzerindeki kovalamaca meslek hayatımın da temeliydi. Bir süre sonra sekreterim bana gelerek mavi kaplı iki defter uzattı. «Günlük defterleriniz.» Onunla birlikte sayfaları yırtıp yakılacak kâğıtların atıldığı torbaya doldurduk. Ve böylece son törene sıra geldi.
Odamdan çıkıp ‘Yerleşme Bürosu’na gittim. Oradaki nöbetçi memur bana bir dosya uzattı. Bunda bildiğim son gizli şeylerin bir listesi vardı. Küçük makbuzları imzalamaya başladım. Önce ‘Uydu Entelijansı’ndan yararlanma hakkımdan vazgeçmiş oldum. İnsanın sırları öğrenmesi öyle kişisel bir şey ki. Onları kaybetmek ise acı verecek kadar bürokratça bir olay. Dolmakalemle yaptığım her çizgiyle kapı biraz daha kapanmış oldu. Ve yarım saat içinde, beni yıllarca yaşatmış olan o gizli dünyanın kapısı sonsuza kadar yüzüme kapanmıştı artık.”
CASUS AVCISI
Bu anlatım İngiliz Güvenlik Servisi MI5’in kilit noktalarında uzun yıllar çalışmış ve MI5’in Direktör yardımcılığına kadar yükselmiş olan Peter WRIGHT’ın “Casus Avcısı” adlı kitabından. Meslek hayatını, İngiliz İstihbarat Teşkilatlarına ve önemli İngiliz Devlet birimlerine sızmış olan Rus casuslarını bulmakla geçiren WRIGHT’ın, İngiliz Hükümetinin yayımlanmaması için büyük çaba harcadığı ve İngiltere’de yasaklandığı için Avusturalya’da basılan “Casus Avcısı – Spy Catcher” adlı kitabı casusluk dünyasının içyüzünü, gösteren olağanüstü anılardır.
Elektronik konusunda uzman bir bilim adamı ve İngiliz MI5 Karşı koyma (Kontrentelijans) Servisi mensubu olan Peter Maurice WRIGHT 1916 yılında Chesterfield, Derbyshire’da doğdu. Babası George Maurice WRIGHT, Marconi Şirketi’nin Araştırma Direktörü, aynı zamanda Birinci Dünya Savaşı zamanında "Sinyal İstihbaratı" kurucularından biriydi. Dünyada "En iyi Satan Kitaplar" arasına giren Casus Avcısı isimli kitabı iki milyondan fazla satmıştır. Kitabı hem bir hatırattır, hem de İngiliz gizli servislerindeki ciddi kurumsal bozuklukları ve bunların üstünün örtülmesi ile ilgili tespitleri yansıtmaktadır. 1954 yılında, “Bilim Uzmanı” olarak MI5’de göreve başlayan WRIGHT, 1964’te MI5-MI6 “Bileşik Komitesi Başkanı” oldu. 1976’da kendi isteğiyle emekliliğini istediğinde MI5 Direktör Yardımcısıydı. WRIGHT 1995 yılında vefat etmiştir…

GİZLİ KOMÜNİSTLER
Biraz geriye gidelim… 1920’lerden sonra Sovyet İstihbarat Servisi NKDV (daha sonra KGB oldu) İngiliz istihbarat çarkına sızmak için güzel bir planlama yaptı. Açık bir şekilde "Komünist Partisi" üyesi olan Marksistler, güvenlik teşkilatlarının hedefi olduklarından, belli etkin kademelere gelemiyorlardı. Bunlar daha ziyade işçi ve basın sınıfından insanlar olarak hayatlarını devam ettiriyorlardı.
Sovyet planı, geleceğin "Dışişleri Bakanlığı personeli", "İstihbarat Teşkilatı Personeli" olabilecek başarılı, kültürlü, iyi ailelerden gelme gençlere, üniversite talebelerine yönelikti. Bunlar yeterli derecede "Marksist" hale getirilebilirse gerisi kolaydı.
CAMBRIDGE BEŞLİSİ
Bu plan son derecede başarılı bir şekilde gelişti. Hindistan Ambala’da dünyaya gelen Kim PHILBY (Harold Adrian Russell, 1912-1988), casusluk tarihinde " Cambridge Beşlisi veya Cambridge Casus Ağı" diye bilinen grubun en önemli üyesidir. PHILBY, Cambridge Üniversitesinde tarih ve ekonomi tahsili yaparken, Guy Francis de Moncy BURGESS (1910-1963), Donald MACLEAN (1915-1983) ve Anthony F. BLUNT (1907-1983) ile tanıştı.
NKDV, önce Cambridge Üniversitesinde gizli bir Marksist cemiyete üye olan Anthony BLUNT’a çengel attı. Daha sonra da ondan "mimleyici" olarak yararlanarak diğerlerine. Neticede dört arkadaş "gizli komünist" olarak Sovyet İstihbarat Servisine hizmet etmeye başladılar. Dört arkadaşın bir diğer müşterek özelliği, hepsinin homoseksüel olmalarıydı.
Meslek hayatına "Gazetecilik" ile başlayan ve bu unvanını ilerideki yıllarda da faaliyetlerini gizlemek için kullanan Kim PHILBY, 1940’larda MI6 olarak bilinen İngiliz Gizli İstihbarat Servisine girdi ve 1963’de kaçıp
Sovyetlere Sığınana kadar MI6’de Önemli pozisyonlarda bulundu.
***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder