23 Ocak 2018 Salı

PANZER VE KÜRT İSYANI YENİ DÜNYA ÖRGÜTÜ, OTPOR, BÖLÜM 1

PANZER VE KÜRT İSYANI YENİ DÜNYA ÖRGÜTÜ: OTPOR  BÖLÜM 1


FARUK ARSLAN 



Bu bölüme ilginç bir örgütü tanıtarak giriş yapmak istiyorum. Bu, Akla gelemeyecek türden 
yeni dünyaya ait bir Örgüt. Örgtülenme alanı Sokaklar, Meydanlar, Metrolar. Malzemesi, sen, ben yani sıradan kişiler. Silahları: Cep kitabı, ( Cep Telefonu)  Broşür, Pankart. Etki alanı 3 Dünya ülkeleri. 
Amaç: Devrim. Bu Örgütün adı OTPOR-CANVAS olarak biliniyor. Sıkılı yumruk amblemleriyle ün yapmış 

OTPOR-CANVAS örgütü dünyanın dört bir yanındaki kitleleri sosyal medya üzerinden 
örgütleyerek yönetimlerine karşı ayaklandırmasıyla tanınıyor. 

Amaç hükümetleri devirmek veya ekonomiyi güçsüzleştirip Alman sernayesinin sömürüsüne açık hale getirmek. 1998’de Kılıç tarafundan Belgrad’ta kurulan bu örgütün amacı Miloseviç rejimini devirmekti. Böylece Almanlar Sırbıstan’ın ekeonomisini yeniden ele geçirecekti. Bunun için de bazı cep kitapları ve broşürlerden oluşan reçeteleri var... İlham kaynakları Gandhi, Martin Luther King ve bir Amerikalı akademisyen, şiddet karşıtı direnişin gurusu Gene Sharp’tı. Çok basit bir yöntem kullandılar. Mobil telefonlar, sloganlar, sokak mizahı. Sırları ise daha da basit bir yöntemdi. Birliktelik, planlama ve şiddet karşıtı disiplin. Bu üçünü birlikte kullanarak başarılı oldular. Kendilerine Sırpça direniş anlamına gelen Otpor adını veren bu efsanevi aktivistler artık öğrenci değil. Aralarından bazıları (Srdja Popovic ve Slobodan Djinovic) CANVAS (Centre for Applied NonViolent Strategies) Şiddet Karşıtı Stratejiler Uygulama Merkezi’ni kurdular. Bu merkezde dünyanın dört bir yanındaki aktivistler diktatörleri nasıl devirecekleri konusunda eğitiliyorlar. Kendi Click to Continue  by Browse to Save sitelerinde yer alan haritaya göre 50’den fazla ülkede demokrasi yanlısı aktivistleri eğittikleri belirtiliyor. 

Bunların arasında Türkiye de bulunuyor... Gene Sharp’ın “Bir ihtilal başlatmak” isimli belgeseli hakkında bilgi veren internet sayfasında yer alan Devrim Ölçeği alt menüsündeki 2013 haritasında Türkiye işaretlenmiş vaziyetteydi. 

Gezi olayları sırasında bir video görüntüsü hızla yayılmıştı. Youtube’da dolaşan meşhur videoda Otpor'un Belgrad'da görev yapan beş kilit yayıcısından Srdca Popoviç, 37 ülkede devrim yöntemlerini yaydıklarını, beş Ortadoğu ülkesinde başarılı olduklarını anlatıyor. York Üniversitesi'nde Sosyal Hareketler Profesörü olarak görev yapan Lesley Wood bu videoyu 2010 yılında sosyolog adayı sınıfımıza göstermiş ve ne düşündüğümüze dair tartışma yaptırmıştı. 

CIA'nın 50 ülkede Otpor aracılığıyla sosyal ayaklanma planladığı, parasını da George Soros’un ödediği bu gün artık komplo teorisi değil, bir realite olarak karşımızda. 
George Soros’un işin içerisinde olması ise işin boyutlarını daha da farklı hale getiriyor. 
George Soros bilindiği üzere Macar ve Yahudi asıllı ABD’li finans spekülatörü. Özellikle ge-
lişmekte olan ülkelere yaptığı büyük mali yardımlarla tanınıyor. Fakat hemen herkes bu 
desteğin bu ülkelere iç işlerine karışabilmek için yapıldığında hem fikir. 

KOÇLAR BİLDERBERG TOPLANTISINDA 

Dolayısıyla Türkiye’den hemen sonra Brezilya’da başlayan sokak olaylarında da Soros par-
mağı var gibi gözüküyor. Soros'un bu ülkenin şeker kamışı tarlaları ve kahve ağaçlarına ne-
redeyse tüm servetinin yarısı, 2 milyar dolar yatırdığını yeri gelmişken belirtelim. 13 yıldır 
CANVAS, CIA desteği ve Soros'un parasıyla 3. dünya ülkelerinde sosyal patlama pazarlıyor. 
Sosyal patlama hemen hemen her ülkede ortak kavramlar üzerine kuruluyor. Bunlar sosyal 
adalet, özgürlük, eşitlik ve mutluluk. Yahudi lobisinin Şubat ayında altı etkili Türk’ün de 
katılımıyla 'İstanbul isyanı' adı altında sosyal patlama konusunda planlamalar yaptığı da 
henüz iddialar arasında. Bununla birlikte, masonların, Bilderberg'in 6 ve 9 Haziran tarihle-
rinde gerçekleştirdiği Londra toplantılarında Gezi olaylarını görüştüğü haberi doğru, ülke-
mizden ilk defa çok sayıda gazeteci davet ettikleri de doğru, keza Koç grubunun bu to-
plantılarda en üst düzeyde Mustafa Koç ile temsil edildiği de doğru ama bu toplantılarda ne 
karar alındığı bilinmiyor. Ali Babacan'ın da toplantıya davet edildiği, ayrıca Habertürk'ten 6 
gazetecinin de hazır bulunduğu düşünülecek olursa masonların burada sansasyonel veya 
skandal bir karar almaları beklenemez. Ne Hürriyet nede Habertürk'te bu konuda tek kelime okumadığımıza göre, sonuçlar gizli tutuluyor. 

Yukarıda anılan toplantıya en üst düzeyde katılan Koç grubu, hatırlanacaktır, Gezi olayları 
sırasında önemli rol oynamış bu durum hükümet kanadında da büyük tepkiye yol açmıştı. 
Dolayısıyla Rahmi Koç'un hükümeti ve ekonomiyi öven Koç Üniversitesi mezuniyet töreni 
konuşmasını hükümete uzatılan zeytin dalı olarak da görebiliriz. Diğer yandan başbakanın 
boykot çağrısından sonra Koç Holdingin borsadaki 10 şirketinin toplam 4.5 milyar dolar eri-
mesi barış için bir başka etken olabilir. Fakat henüz her şey bitmedi. Ülke ekonomisinin halen yüzde 15'ine hükmeden Koç grubunun bir güç savaşı içerisinde olduğu kesin. Daha önce yaptığı gibi iyice yaklaşan seçimlerde CHP’nin başına geçecek olan ismi belirlemekle işe başlayacağı ise neredeyse hemen herkes tarafından biliniyor. Bunun sebebi ise oldukça basit, İstanbul baronları, son 10 yıldır beş kat daha fazla zengin olsalar da halen muhafazakarların ülkeyi yönetmesini ve hükümetin başının bir imam hatipli olmasını hazmedemiyorlar. Gezi olayları sırasında eylemlerin hükümete yönelmesi bu sebeple çok önemli görülüyordu. Fakat her şey istenildiği gibi gitmedi. Otpor'ın sosyal medya ameliyatının yarıda kesilmesi muhtemelen kesin başarıya odaklanmış çevreler tarafından beklenmiyordu. Örneğin Levent Kırca'nın 'biz başardık, onlar kaybetti, başbakanın sonu Menderes gibi olacak' gibi sözleri, suç niteliği taşımanın yanısıra fazlasıyla kendine güvenin ifadesi olsa gerek. Yıllardır insanları güldüren Levent Kırca bile artık güldürmekten çok idam sehpalarından bahsetmeye başlamıştı. 

OTPOR’UN KARA İSYANI 

Bölümün başında Otpar örgütünün yeni dünya düzenine ait bir örgüt olduğunu ve yöntem-
lerinin klasik yöntemlerin çok ötesinde olduğunu belirtmiştik. İşte bu örgüt Türkiye’de ilk 
ciddi sosyal patlama denemesini Gezi olaylarından altı ay önce ODTÜ eylemleri sırasında 
yaptı. Bu eylem onlar için aynı zamanda bir labarotuar olma özelliğini taşıyordu. Bu ciddi 
denemeden sonra Gezi Parkı’nda daha büyük çapta örgütlenme uygulamaya konuldu. Gezi 
parkı eylemine de “direniş” dediler… Çünkü Sırpça-Hırvatça’da “otpor”, “direniş” anlamına 
geliyor. Tunus’ta başlayıp Mısır’da zirveye oturan Arap Baharı’nda sokaklar sosyal medya 
(facebook ve twitter) üzerinden organize olan gençlerle dolmuştu. İnternette organize olan 
Arap gençleri Otpor’la işbirliği içinde insanları sokağa çekmiş ve devrimi gerçekleştir-
mişlerdi. Mısır’da 6 Nisan Gençlik Hareketi olarak ortaya çıkan Mısırlı gençlerin internette 
ne kadar aktif oldukları ve gösteri ve isyanı organize ettikleri de sık sık uluslararası medya 
kuruluşlarına yansımıştı. 

Dolayısıyla Türkiye’deki Taksim olaylarının ilk günlerinde sosyal medyada yaşanan hare-
ketliliğin akla bu organizasyonu getirmesi normaldi. Alman medyası da bu konuda hem 
fikirdi. Almanya’nın uluslararası yayın kuruluşu Deutsche Welle, hazırladığı bir programda 
Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden sonra Şubat 2011'de söz konusu gelişmeleri mercek altına alıyordu. Programına Mısır devrimiyle başlayan Deutsche Welle, burada Otpor’un izini 
sürüyordu. Mısır’da Hüsnü Mübarek’i deviren göstericilerin taşıdığı bayraklarda siyah ze-
min üzerinde sıkılmış bir yumruk göze çarpıyordu. Söz konusu sembol Sırp internet akti-
vistleri Otpor üyelerinin sembolüydü ve bu sembolü kendi ülkelerinde taşıyanlar da onlarla 
işbirliği içindeydi. Slobodan Miloseviç rejimi sırasında bir grup öğrenci tarafından kurulan 
ve daha sonra para gücünü elinde tutanlar tarafından kendi çıkarlarına hizmet için ku-
llanılan bir örgüttü bu. Örgüt üyeleri, gösteriler sırasında gözaltına alınan üyelerini korumak 
ve gözaltına alma tehdidini etkisiz kılmak için “kalabalığın verdiği güven” düşüncesine da-
yalı olan ikincil gösterileri kullandı. Hükümetin baskısından korkan halkın kaygılarını azalt-
mak için mizah ve tiyatrodan da yararlandılar. Hareket, protestolar sırasındaki gözaltına 
alınmalara hemen tepki verebilmek için “b planı” olarak karakolların yanında ikincil gösteri-
ler hazırladı. Böylelikle polisin dışarıda gazeteciler ve büyük kalabalıklar beklerken akti-
vistleri dövme ya da içeride tutma olasılığı düşüyor aynı zamanda aldıkları desteğin 
farkında olan gözaltındaki aktivistlerin korkularının da azalmasına yardımcı oluyordu. 

Otpor’un çaışma yöntemi alışılmışın dışında olduğundan önlem alması da zordu. Örgüt ilk 
önce seçtiği gruplara ciddi bir eylem eğitimi veriyordu. İlk ve en önemli aşamalardan birisi 
ise sosyal medyada örgütlenme taktikleriydi. Seçilen gruplara Facebook, Twitter ve SMS ku-
llanarak halk yığınlarına ulaşmanın yolu öğretiliyordu. Bir sonraki aşamada ise artık ey-
lemcilerinin halk ile iletişime geçme zamanı gelmiş oluyordu. İlerleyen aşamalarda ise artık 
gerekli psikolojik sınırın aşıldığı düşünülüyor ve sokağa iniş işaretini veriliyordu. Yugos-
lavya’nın yok edilmesi söz konusu örgütün ilk önemli çalışmasıdır. Tunus, Mısır ve Libya 
çalışmaları ise tepe noktasını işaret etmesi bakımından önemlidir. Suriye’de de aynı oyunu 
sahnelemiş, aynı şekilde bütün dünya basını tarafından tek yanlı yalan haberler ile desteklenmiştir fakat nedense beklediği etkiye ulaşamamıştır. 

Alman Deutsche Welle (DW) televizyon kanalının Arap Baharı’nın sosyal medya ayağını 
araştırdığı programı bugünlerde yeniden gündemdeydi. Programda 6 Nisan Gençlik Hare-
keti’nin internet ağını ve üyelerinin nasıl haberleştiğini masaya yatırılıyordu. DW, bu hare-
kete akıl babalığı yapan Sırp Demokrasi Aktivistleri Otpor’un liderini Sırbistan’da bulmuştu. 
5 Ekim 2000'de Slobodan Miloseviç’i deviren Otpor’un en önemli silahı kara mizahtı. Progra-
mda ayrıca Miloseviç’in nasıl devrildiği ve hangi araçlar kullanılarak kendisiyle dalga geçil-
diği anlatılıyordu. Aynı model Arap baharında da kullanılmıştı. Alman televizyon kanalına 
konuşan Otpor’un kurucularından İvan Maroviç, Mısırlı gençlerle Facebook ve Twitter üze-
rinden nasıl iş birliği yaptıklarını ve onları nasıl organize ettiklerini anlatmıştı. DW’ye 
konuşan Otpor aktivisti Maroviç, bir rejimi yıkmak için ilk etapta kara mizah, ardından da 
sokaklarda gösteri yapmanın gerekli olduğunu belirtiyordu. “Rejimin komik yanlarını göste-
rirsiniz ve sonrasında onun meşruiyetini kaybettiğini söylersiniz. Sonrasında da neler yapıl-
ması gerektiği konusunda çalışmaya başlarsınız.” diyen Otpor aktivisti örgütün nasıl ulusla-
rarası bir dijital devrim ihraç malzemesine dönüştüğünü aktarıyordu. 

Maroviç, Otpor’un CANVAS’a (Uygulamalı Şiddet İçermeyen Eylem ve Stratejiler Merkezi) 
dönüştüğünü ve dünyanın diğer bölgelerindeki benzerleriyle internet üzerinden irtibat 
kurduklarını ve onlara akıl hocalığı yaptıklarını belirtiyordu. Ukrayna’da yapılan ‘turuncu 
devrim’ ve Gürcistan’daki ‘gül devrimi’nde Otpor’un nasıl etkili olduğu da programda 
anlatılıyordu. Otpor’un lideri Ivan Maroviç’in aktardıklarına göre, mali kaynak Amerikalı 
işadamı George Soros’un Açık Toplum Enstitüsü Yardım Vakfı’ndan (OSIAF) gelmişti. 
DW’nin aynı programına konuşan Sırp gazeteci Jaksa Scekic ise Otpor’un bu eylemlerini 
şirket haline getirdiğine ve bu işten para kazandığına dikkat çekiyordu. 

Alman kanalı Scekic’in 

“İlk başlarda sivil toplum hareketi olarak başladılar. Şimdilerde büyük paralar kazanıyorlar. 
Hizmet sunuyorlar.” şeklindeki ifadelerene yer veriyordu. Sırbistan’ta Otpor’un bir toplantısını ekrana getiren Alman televizyon kanalı, dünya genelinden gelen aktivistlerin fikir alışverişi yaptıklarını aktarıyordu. Gürcistan devriminin öncelerinden Aleksander Maric, Otpor’un dünyadaki diğer demokrasi hareketlerine örnek olacağını ve misyonunun devam edeceğini belirtiyordu. Deutsche Welle televizyonu programı, “Otpor, dünyadaki pek çok demokrasi hareketine örnek oluyor.” cümlesiyle bitiriyordu. 

OTPARCILAR KİMLER? 

Yukarıda yer alan kısımda OTPAR’ı yeterince tanıdık. Kısaca ifade edilecek olursa bu örgüt 
mensupları için profesyonel devrim ihraççıları denilebilirdi. Yine yukarıdaki bölümde Tür-
kiye’nin de bu örgütün ilgi alanına fazlasıyla girdiğinden bahsedildi. Peki Türkiye’de Ot-
par’la ilişkisi olanlar kimlerdi? Örneğin Taksim Gezi Parkı’nın önünde durma eylemi yapan 
Erdem Gündüz’ün Otpor üyesi olduğu iddia ediliyordu. Erdem Gündüz diğer adıyla “duran 
adam”ın başlattığı sabit durma eylemi herkesi etkisi altına almaya başlamıştı. Gezi Parkı’nın 
eski haline dönüştürülmesi ve şiddetli protestoların yatıştırılmasının ardından protestocular 
“sabit durma” eylemini başlatmışlardı. Taksim Meydanı’nda yaklaşık 8 saat boyunca hare-
ket etmeden ve konuşmadan bekleyen Erdem Gündüz, sosyal medyayı adeta sallamıştı. Herkes bu adamın kim olduğunu merak etmeye başladı. Tabi iddialar da ard arda geldi. İddialardan birisi ise Duran Adam Erdem Gündüz’ün Sırbistan merkezli CIA destekli Otpor örgütüne çalıştığı yönündeydi. Alman konsolosluğunda eylemden önce üç gün geçirmesi, bu 
yöndeki şüpheleri iyice arttırmıştı. Gündüz hakkındaki iddialar bununla da sınırlı değil. 

İddiaya göre Erdem Gündüz Otpor’un Türkiye de ki ‘sivil darbe’ için özel eğittiği eleman-
larından. Sırbistan da defalarla bulunmuş. 

Twitter da eylemin bir anda bu kadar hızlı yayılması da ayrıca dikkat çekici… Erdem 
Gündüz’ün Sırbistan da bulunduğu yerler ve katıldığı etkinlikler şöyle: 

“Vucut /body” 22. Festival Grad Theatre City Budva, Ukus Mora Budva, Karadağ 

“Scar/ yara” 12. International Festival of Choreographic Miniatures, Raša Plaovic, Belgrad 

Duran Adam”, ünlü olmasından sonra BBC’ye verdiği röportajda “Yarın yine duracak 
mısın?” sorusuna ise “Bir anlamı yok. Ben herhangi biriyim. Başka biri gelir, başka biri 
durur” karşılığını vermiş misyonunun bittiğine işaret etmişti. Sanatçı Gündüz yaptığı 
eylemden dolayı gözaltına alınmadı ama kendisine destek vermek için duran onlarca insan 
polisler tarafından alınarak yeşil otobüslere bindirildi. İşin bir başka boyutu bu eylemin 
Gündüz’ün sanatçı kişiliğinden ortaya çıkan özgün bir eylem gibi gözükmesinin yanıltıcı 
olmasıydı. Sanıldığının ya da medyaya yansıtıldığının aksine bu eylem Gündüz patentli bir 
eylem değildi. Bu yöntemin yani “durmanın”daha sonra CIA devrim koçlarının önerdiği 
şiddetsiz eylem yöntemlerinden biri olduğu anlaşıldı… 

Aralarında Gündüz’ün durma eyleminin de yer aldığı söz konusu eylem yöntemleri listesi 
epey zengin. Listenin 163. sırasındaki bu eylemin adı “Ayakta durma eylemi” olarak geçiyor. 

Öte yandan, eylemin Trendtopic’te bir numaraya oturduğu sıralarda, Ankara’da Gezi 
protestoları sırasında yaşamını yitiren Ethem Sarısülük’ün polis kurşunuyla vurulduğu 
noktada da bir kadın “duruyordu”. Mi Miror adlı tiyatro oyununda Gezi Parkı olaylarının 
provasını yaptığı iddia edilen Mehmet Ali Alabora’nın bundan iki yıl önce aynı parkta 
çektiği kısa filmde ayaklanma çağrısının occupyistanbul olarak seçilmesi, dikkat çekti. 
Neticede, Yugoslavya Turuncu devrim ve Arap baharı örneklerinden hareket edenler büyük 
benzerliklerden dolayı Gezi Parkı eylemlerinin arkasında Occupy, Otpor/Canvas gibi 
oluşumların olduğu iddia ediyordu. 

 Şimdi de ismi Türkiye’de yeni yeni duyulmaya başlanan Ocupy internet portalına bir göz 
atalım. “Occupy”, Gezi Parkı eylemlerinde başından beri süreci yönlendiren portallardan biri 
olmuştu. İlk başta “DirenAnadolu” olarak devreye sokulan uzantı eylemler başladığında da 
#DirenGeziParkı etiketiyle en etkili mecralardan biri haline geldi. Sayfanın devreye 
sokulduğu tarih de oldukça önemli. Aralık 2012'de kurulduğunda “ Diren Anadolu” bağlantı adını seçerken, “livestream” adlı video yayın sitesindeki hesaplarının adı da 
“revoltistanbul”du. “Revolt” İngilizce “ayaklan” veya “diren” demek. Bu, aynı zamanda 
Gezi parkındaki eylemlerde sağa sola yazılan yazılarda, pankart ve afişlerde sıkça kullanılan 
bir ifadeydi. Ocupy’nin bu faaliyetleri daha da gerilere gidiyor aslında. “Occupy Turkey” 
Facebook sayfası Aralık 2012'de kurulmadan önce, Wall Street eylemlerinin başladığı 
dönemde “Ayaklan İstanbul / Occupy İstanbul” adıyla bir sayfa oluşturulmuştu. Sayfa 
üyeleri çeşitli aralıklarla “Revolt (Ayaklan) İstanbul” eylemleri düzenleyip, Otpor/Canvas 
denetiminde bir halk hareketi için nabız yokluyordu. Geçmişte ODTÜ eylemlerinde de süreci 
yönlendirmeye çalıştılar. Sadece Duranadam eyleminin değil, bugüne kadar yapılan ve 
şiddet içermeyen protestoların tamamı Gene Sharp'ın ayaklanmanın nasıl hayatiyete 
geçirileceğine dair hazırladığı listesinde yer alıyordu. Çok ilginçtir Gezi eylemleri sırasında Y 
gençliği adı verilen gençliğin zekalarıyla bulduğu sanılan bir çok eylem aslında daha önce bu liste de bir bir sıralanmıştı. Örneğin İstiklal Caddesi'nde soyunup TOMA'nın üstüne çıkan 
kişinin bu eylemi Sharp'ın listesinde 22. sırada yer alırken, 'Orantısız zeka' eylemi, yerlere ve duvarlara esprili sloganlar yazılması, Taksim'de piyano çalınması ve daha bir çok eylem, 
Sharp'ın listesindeki eylem biçimleriyle birebir örtüşüyordu. Şimdi bu listenin en önemli 
maddelerine bir göz atalım. Bunları aynı Zamanda CIA’nın devrim koçlarının önerdiği 
şiddet içermeyen eylem yöntemleri olduğunu da hatırlatalım. 

2 Cİ BÖLÜM İLE DEVAM EDECEKTİR

***