25 Aralık 2019 Çarşamba

Uçurumun Kenarında -I -

Uçurumun Kenarında -I - 

ERGİN YILDIZOĞLU


Rivayete göre, ''Türkiye Washington'un da onayı ve desteğiyle bölgede kalıcı barışın tesisi için aktif rol oynayabilir'' , ya da ''Yeni bir Ortadoğu'ya ihtiyaç var... Türkiye'nin liderlik edeceği yeni bir Ortadoğu'ya'' ... Kredi kartı borcunu ödemek için organ satmak zorunda kalanların ülkesinde, bunlar çok tehlikeli fanteziler. Göreve talip olmadan önce, ABD'de Neo-con'ların projelerine yönelik giderek yoğunlaşan eleştirilere kulak vermekte büyük fayda var. Aksi takdirde Albay Ralph Peters 'in malum haritasının gerçekleşmesine katkıda bulunmak gibi bir kader de söz konusu olabilir.

'Enteller Tımarhanenin yönetimini ele geçirdi'

ABD dış politikasının deneyimli isimlerinin, Bush yönetiminde yeniden ağırlığı artmaya başlayan Neo-con eğilimin dış politika üzerindeki etkilerine yönelik eleştirilerinin dozu geçen haftalarda aniden arttı. Örneğin, petrol lobisi (!), James Baker Institute'ün direktörü, eski İran ve Suriye büyükelçisi Edward Djercian , bu ülkelere yönelik saldırgan bir tutum almak yerine, pazarlık edilebileceğini savunuyor ( CNN 23/07). Baba Bush 'un Ulusal Güvenlik Konseyi'nde Ortadoğu danışmanlığı yapmış, halen Council on Foreign Relations Direktörü Richard Haas , ''Bush yönetiminin, Ortadoğu politikasında tüm oklarının yanlış yönü işaret ettiğini'' düşünüyor ( Washington Post , 30/07). Yine Baba Bush'un Ulusal Güvenlik Danışmanı Brent Scowcrofth , aynı gün, Washington Post 'ta yayımlanan, Rice'a hitaben yazılmış yorumunda, Ortadoğu'da sorunun kökünde Filistin-İsrail çelişkisi olduğunu vurgulayarak, bir an evvel barış sürecine geri dönülmesini öneriyor. Henry Kissinger 'e göre İran ve Suriye'yi hedef almak yerine, diplomatik kanalları kullanarak bu ülkelerle İsrail arasında, tüm bölgeyi kapsayacak bir ''büyük mutabakat'' oluşturulabilir ( The Economist 03/08). Foreign Policy Studies'den Philip H. Gordon ve Saban Centre for Middle East Policy Araştırma Direktörü Kenneth Pollock Wall Street Journal 'da yayımlanan ortak yorumlarında, ''Bush yönetiminin, İsrail'e, Hizbullah'ı yok etmesi için zaman tanımasının anlaşılabilir, fakat yanlış bir politika olduğunu'' vurguladıktan sonra, Suriye'nin uluslararası topluluğa katılmak için ikna edilmesine yönelik çok yönlü bir diplomasi öneriyorlar (03/08).

Financial Times 'in Washington Bürosu eski şefi, Jurek Martin de cuma günkü ''Enteller tımarhanenin yönetimini ele geçtirdi'' başlıklı yorumunda, William Kristol, Robert Kagan gibi Neo-con entellerin ABD dış politikası üzerindeki gittikçe artmaya başlayan tehlikeli etkilerine dikkat çekiyordu. Chaney ve Rumsfeld, Condi 'nin dibini oyuyor, çok yönlü diplomasi terk ediliyor, Eliot Abrams ve J.D. Crauch gibi, Neo-con akımın önde gelen isimleri dış politikada yeniden belirleyici olmaya başlıyorlar.

Atlantiğin iki yakasında muhafazakâr kesimin, Neo-conlar'a karşı seslerini yükseltmeye başlamalarının arkasında, ABD ve İngiltere'nin Ortadoğu'da, tarihlerinin hiçbir aşamasında olmadığı kadar tecrit olmaları; Irak ve Lübnan'da hızla yükselen militan Şii etkinliği; Nasrallah 'ın, Şii ve Sünnilerin, de facto ortak lideri düzeyine yükselmeye başlaması, ABD dostu rejimlerin meşruiyetlerinin hızla zayıflaması var. İsrail'in giderek, çok tehlikeli bir maceraya sürüklenmekte olması da ayrıca kaygı verici.

Haaretz 'den Daniel Levy' nin işaret ettiği gibi, Condi son Ortadoğu ziyaretinde tek bir Arap ülkesine dahi uğrayamadı; İsrail hükümeti de adeta, kendi ulusal çıkarlarına göre değil de ABD'nin İran projesinin aracıymış gibi davranıyor.

El Cid Rumsfeld                                                              

Bush yönetiminin en üst düzeyindekilerden gelen ''saçmalıklar'' , durumun sanılandan daha da vahim olduğunu düşündürüyor. Savunma Bakanı Rumsfeld'in geçen hafta Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'ne ifade verirken, Hillary Clinton ve McCain 'in soruları karşısında söylediklerine bakar mısınız: ''Irak'tan zamanından önce çekilirsek, düşman bize Afganistan'dan sonra da Ortadoğu'dan çekilmemizi söyler. Ve eğer Ortadoğu'dan çekilirsek bize ve militan ideolojilerini benimsemeyen herkese, İspanya'dan Filipinler'e kadar işgal edilmiş Müslüman toprağı dedikleri yerlerden çekilmemizi emrederler. Ve Nihayet o zaman, Amerika evine yakın bir yerde savaşı kabul etmek zorunda kalır'' ( The New York Times , 04/08). Kim bu düşman? Rumsfeld ne zaman kendini, İspanya'yı Müslümanlardan kurtaran El Cid Campeador sanmaya başladı? Yoksa Irak'taki artık saklanamayan iflasın faturasını, Senato Komitesi getirip önüne koyunca panikten dağılmaya mı başladı? Dünyanın en büyü k ateş gücü işte bu adamın elinde...

İsrail'in sürüklendiği maceraya dönersek, Neo-con ekip tarafından 1996'da Netanyahu için hazırlanan ''Clean Break'' adlı belgeyi tekrar anımsamakta yarar var. Bu belgenin içerdiği senaryo, bölgedeki tüm büyük Arap ve Müslüman devletlerin yıkılmasını, parçalanmasını amaçlıyordu. Ralph Peters'in haritası bir anlamda bu belgenin izdüşümü olarak görülebilir. Neo-conlar, tüm Ortadoğu'yu ABD sömürgesi haline getirme projesinde bu belge aracılığıyla yönlendirecekleri İsrail sağının militarist liderliğini, İsrail'in vurucu gücünü kullanmayı amaçlıyorlardı. Yoksa, Charles Krauthammer 'in (Çarşamba günü bu yazının ikinci kısmında aktaracağım) sinirlenince ağzından çıkardığı baklanın gösterdiği gibi, İsrail halkının iyiliğini düşündükleri filan yoktu.

Haaretz yazarlarından Deniel Levy, cuma günü tam da bu noktaya parmak bastı. ''Neo-con kâbusunu sona erdirelim'' başlıklı yazısında, kinayeli bir biçimde, ''Lübnan savaşında, Beyaz Saray'da gerçek bir dost var. 'Geri bas, stabilize et, tarafsız davranmak gerekir' diyen, diplomatik baskı yapmaya kalkmayan bir Başkan var. Harika!'' dedikten sonra devam ediyordu, ''Ancak, gerçekte İsrail'in bir erken çıkış (Lübnan krizinden- E.Y. ) stratejisine gereksinimi var. Ama, ABD'nin zaaflarından ve bölgede yalnızlaşmasından dolayı, İsrail'in diplomatik seçenekleri daraldı.. kendini, Hizbullah'ın yararına çalışan hava ve kara operasyonları içinde buldu.'' Levy yazının devamında, Irak batağına saplanan Neo-conların şimdi bu durumdan çıkmak için, Lübnan krizini ve İsrail'i kullanarak savaşı İran ve Suriye'ye doğru genişletmek istediklerine inanıyor.

Gerçekten de İsrail'in Gazze'ye saldırmasıyla başlayan süreçte, Dışişleri Bakanı Rice hızla tecrit oldu, Neo-conlar'ın, Chaney ve Rumsfeld'in etkisi yeniden arttı. Cumhuriyetçi Parti'nin aşırı dinci sağından, eski Meclis Grup Başkanı Gingrich ortalarda dolaşıp, Rumsfeld'in aktardığım hezeyanlarına paralel bir ''III. Dünya Savaşı'' masalı anlatıyor. İsrail, hızla girdiği savaşın dördüncü haftasında, Güney Lübnan'ı tümden işgal seçeneğiyle, Suriye'ye, hatta İran'a saldırma seçenekleri arasına sıkışmış durumda.. Neo-conlar tarafından askeri ve toplumsal olarak kaldırması olanaksız bir yükün altına girmeye zorlanıyor.

(Çarşamba günü: Birileri Kıyamete yatırım yapıyor, bir başkası da İsrail'den diyetini ödemesini istiyor.)

http://acikistihbarat.com/HaberGoruntule.aspx?id=5657


***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder