14 Temmuz 2017 Cuma

28 ŞUBAT SÜRECİNDE MEDYANIN ROLÜ, BÖLÜM 2


28 ŞUBAT SÜRECİNDE MEDYANIN ROLÜ, 
BÖLÜM 2


Fethullah Erbaş, Mahir Kaynak ,Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ,Şemdin Sakık , Akın Birdal ,Leyla Zana,Sırrı Sakık , Salim Ensarioğlu ,Sebgetullah Seydaoğlu,DİNÇ BİLĞİN,


TEHLİKELİ TIRMANIŞ / SABAH 

-  Dün gece televizyon kanallarında, bir kadın gazetecinin uğradığı şeriatçı saldırıya ait görüntüler toplumda büyük tedirginlik yarattı. 

- İpler geriliyor 

- Türkeş devreye girdi/Fatih Çekirge 


YARGITAY:KAPATIRIM / CUMHURİYET 


- RP Kayseri il örgütünün üniformalı grup oluşturması yasaya aykırı 

- Hükümete karşı birlik çağrısı 

- Aydınlık için karanlık 

- Laiklik güvencesi 



ORDUDAN DÖRT UYARI / CUMHURİYET 


-Genelkurmay şeriatçı örgütlenmenin ivme kazanmasından rahatsız 

- Sincan’da tanklı protesto 

- Hükümeti düşürme çağrısı 

- Bekir Yıldız’a gözaltı kararı 

- Hesaplaşmanın zamanı/Cüneyt Arcayürek 


FADİME NELER ANLATTI NELER / HÜRRİYET – 4 Ocak 1997 


- Asparagas Hükümeti / Oktay Ekşi 

- RP’li Elkatmış: DYP’ye diyet borcumuz yok 

- Arapsız Müslümanlar / Ertuğrul Özkök 


REFAH BUNALIMI / MİLLİYET – 1 Mart 1997 


- MGK kararlarını Erbakan imzalamayınca, kriz doruğa çıktı. 

- Ceylan Çarşafa Sarıldı 

- Batı’dan Kötü haber / Türkiye AB tam üyeliği aday bir ülke değil 

-Türkiye iç savaşın eşiğine doğru gidiyor 

- Kur’an Kursunda ürküten yemin 

- İmzalar / Güneri Civaoğlu 

LAİKLİK UYARISI / MİLLİYET – 17 Ekim 1996 


- Hoca hem oğlunun okulunda hem de gensoru görüşmesinde Atatürkçülük dersi aldı! Açılışta soğuk duş! 

- Erbakan’dan Gizli temas / Çilleri by-pass edip sürpriz Afganlı ile görüştü 

- Denk Bütçe güldürdü 

- Gürün istifa etti! 

- Meclisten kaçtılar 

- Kerhen / Güneri Civaoğlu 


PAKET DEPREMİ / MİLLİYET – 21 Eylül 1996 


- iş ve siyaset dünyası Refah-yol’un kaynaklarını eleştiri yağmuruna tuttu. 

- Sabancı: Yandım anam 

- Nasreddin Erbakan 

- Çiller cezası tartışılıyor 

- CIA: Saddamı Hoca kurtardı 

- Şeriatçı Öğretmenler 

- Ayna / Güneri Civaoğlu 


REFAH’IN İKİ YÜZÜ / MİLLİYET – 14 Ekim 1996 


- İktidardaki ilk bğyğk kongrede Erbakan ılımlı göründü, sertlik ise Tayyib’e kaldı 

- Hoca’nın Atatürkçülüğü 

- İki ayrı Refah / Derya Sazak 

- Hoca gidici değil / Yavuz Donat 

- Kaddafi’ye RP Daveti / Fikret Bila 

- İktidarda Terbiye / Zülfikar Doğan 

ÇANKAYA DEVREDE / MİLLİYET 

- K. Irak savaşı karşısında zirvenin sahipsiz görüntü vermesi Cumhurbaşkanı’nı rahatsız etti. Demirel yarın zirve topluyor. 

- Erbakan’a PKK bandı 

- Çiller rahatsızlığı 

- Enflasyonda Erbakan rekoru 


KARADAYI’DAN HUMEYNİ DERSİ / SABAH – 1 Eylül 1996 

- Genelkurmay Başkanı İlk kez Sabah’a konuştu: /Fatih Çekirge özel haber 

- İran’da generaller Humeyni hareketinin irticanın kendisi olduğunu fark ettiklerinde iş işten geçmişti. 

- Humeyni Nasıl iktidara geldi? 

- Ordu’nun 3 hassas konusu 

- Genelkurmay Refah Partisini bağlamaz / RP genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tekdal’ın –çıklaması 


-BU NE REZALET / SABAH – 2 Şubat 1997 


-İran’ın Ankara Büyükelçisi, Sincan Belediyesi’nin düzenlediği Kudüs gecesinde şeriat çağrısı yaptı 

- İran da böyle kaybedilmişti 

- Tayan Erbakan’a gidiyor 

- İran: RP’nin hedefi İslami düzen kurmak 

- Erbakan: Orduyla aramızı kimse bozamaz 

- Yılmaz’dan yeni hükümet şartları 

- Çiller moralinizi sakın bozmayın 


İŞTE FADİME’NİN SUÇLADIĞI ADAM / SABAH – 5 Ocak 1997 


- Fadime Şahin’in genç kızları seks tuzağına düşüren tarikat şeyhi olarak tanıttığı Ali Kalkancı, 8 Şirket sahibi bir işadamı çıktı 

- Nefesi kuvvetli Ali Hoca 

- Fadime rating rekoru kırdı 

- Bildiri sorun oldu (D-8 Bildirisi) 


ERBAKAN DEVRE DIŞI / SABAH – 4 Eylül 1996 


-Amerikan yönetimi, dünkü Irak operasyonuyla ilgili görüşmelerini Başbakan Necmeddin Erbakan’ı atlayıp Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller’ ile yaptı 

- Clinton Çiller’e mesaj gönderdi 

- Erbakan’dan cevap yok 

- Refah tepkisiz 


 Bu manşetler incelendiğinde, olayların ve konu seçimlerinin birbirleriyle bağlantılı, sistematik bir yıpratma yönlendirme stratejisi izlendiği görülmüştür.. Giderek tansiyonun yükseltildiği, Refah Partisi ve iktidarına karşı günaşırı bir tepki ve aleyhte bir atmosfer oluşturulması gayreti açıkça ortaya çıkmış, 
Kasım 1996’da başlayan haber, yazı ve yorumlarda; “şeriat”, “tarikat”, “şeyh” “İran”, “Taliban”, “Afganistan” , “Kuran Kursları”, “İmam-hatip” başlıklı haber ve yazılar 28 Şubat MGK’sının toplumsal altyapısının oluşturulması için işlendiği gözlenmiştir. Haberler içerisinde dikkat çekenler arasında toplumun neredeyse tüm kesimlerine dönük açık bir tehdit ve baskı göndermesinin yapıldığı 
gözlenmiştir. 

 Komisyonumuz tarafından görüşlerine başvurulan dönemin Hürriyet gazetesi ve Doğan Medya grubunun sahibi Aydın Doğan ise 28 Şubat sürecinden bugüne 
hala tartışılan, Aralık 1996’da Ertuğrul Özkök imzalı “Bu defa işi silahsız kuvvetler halletsin” manşetiyle ilgili görüşlerini açıklarken “Bugün yine bir komutan aynı ifadeyi kullansın yine aynı manşeti atarım…” demiş, “Medyayı, emniyetin de, MİT’in de hatta birçok haber kaynağının da kullanmış olabileceğini” ifade etmiştir. 

   _ Andıç olayı: 

 33 erin şehit edilmesi olayından sorumlu olan Şemdin Sakık tarihinde güvenlik güçleri tarafından ele geçirilmiştir. Bu olaydan bir süre sonra, 25-26 Nisan 1998 tarihli Hürriyet ve Sabah gazetelerinin manşetinde Şemdin SAKIK’ın itiraflarına dayanılarak, SAKIK’ın “PKK İşbirlikçilerinin” adını verdiği öne sürülmüştür. 

 Hürriyet128 ve Sabah129 gazetelerinde, bu konu manşetten ve çarpıcı biçimde verilmiştir. 

Bu haberler üzerine, 25 Nisan 1998 akşamı, Gazeteci Uğur DÜNDAR tarafından KANAL D Televizyonunda yayımlanan haber programda, sözkonusu Andıç’ta yer 
alan bilgiler doğrultusunda, PKK ile işbirliği yapan gazeteciler kamuoyuna duyurulmuştur. 
Ertesi gün, Hürriyet Gazetesi yazarlarından Oktay Ekşi sözkonusu “PKK işbirlikçileri” konusunda 25 Nisan 1998 tarihinde “Alçakları tanıyalım”130 başlığıyla bir makale kaleme almıştır. 

Bu yazıdan bir gün sonra, Hürriyet gazetesinin 26 Nisan 1998 tarihli nüshasında, Gazeteci Emin ÇÖLAŞAN tarafından “Şemdin Öterken” başlığıyla yayımlanan 
makalede sözkonusu gazeteciler hakkında ağır ifadeler kullanmıştır.131 

Görüldüğü üzere, her iki yazar da, Sakık’ın “itirafları” üzerine birçok hususu da ekleyerek, “hain” olarak tanımladıkları kişiler hakkında kişilik haklarına saldıracak boyutta sert ve acımasız ithamlarda bulunmuşlardır. Sözkonusu haber ve yorumlar, o dönemde, kamuoyunda infiale yol açmış, herkes bu “hainlerin” bir an evvel yargılanmasını talep etmeye başlamıştır. 

 Ancak, Şemdin Sakık bu yazıların yayımlanmasından yaklaşık on beş gün sonra yargılandığı mahkemede, gazetelerde yer aldığı şekliyle, politikacı ve 
gazetecileri suçlamadığını söylemiştir. O dönem Sabah Gazetesinde çalışan gazeteci Can ATAKLI, bu haberlerin Org.Çevik BİR’in talimatıyla yayımlandığını, 
bu olaydan dolayı yaşadığı pişmanlığı çeşitli defalar ifade etmiştir.132 

 Sabah Gazetesi Genel Yayın Müdür Zafer MUTLU, Cengiz ÇANDAR’a sözkonusu haberleri, Genelkurmay 2 nci Başkanı Org.Çevik BİR’in talimatıyla 
yayımladıklarını, BİR’in kendilerini “sizi batırırım” şeklinde tehdit ettiğini, onların da “ne yapalım bankamız var” diyerek bu baskıya boyun eğdiklerini 
öne sürmüştür. 

 Bu olaydan sonra Nazlı ILICAK, çalıştığı Akşam gazetesinden ayrılmak zorunda kaldığını öne sürmüştür. Ancak, gazetenin eski sahibi Mehmet Emin KARAMEHMET, Nazlı ILICAK’ı kendisi tarafından değil, oğlu tarafından istenmediğini öne sürmüştür. 

 Daha sonra Yeni Şafak Gazetesine geçen Nazlı ILICAK, Ekim 2000 ayında kendisine üç mektupla gelen, Genelkurmay antetli, Nisan 1998 ve haziran 
2000 tarihli, Kara Kuvvetleri İstihbarat Dairesi bünyesinde hazırlanan iki Andıç ile bir yazıyı kendi sütununda yayımlamıştır. 

Bu Andıç’ların ilkinde, “SAKIK’ın itirafları ve GÜÇLÜ Eylem Planı”, İkinci Andıç’ta, “çeşitli siyasi partilerin Anayasa değişiklik önerilerinin incelenmesi”; 
Üçüncü yazıda ise “CHP-HADEP işbirliği” konu ediliyordu ve MGK Genel Sekreterliğine gönderiliyordu. 133 

Nazlı ILICAK, kitabında bu Andıçları ilk kez gazetede yayımladığında beklediği ilgiyi göremediğini; sadece Andıçın hedeflerinden birisi olan gazeteci 
Ahmet ALTAN’ın “ Gizli Esirler ” başlığıyla bir yazı kaleme aldığını belirtmektedir.134 

Bu ilgisizlik üzerine, ILICAK, TBMM’de bir basın toplantısı düzenleyerek, Genelkurmay İkinci Başkanı Org.Çevik BİR döneminde hazırlanan bu Andıçları 
gazetecilere dağıtmıştır. 

Bu toplantı akabinde, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan resmi basın açıklamasında, Andıçın “karargah içi ve dışı bilgilendirme” amacıyla 
hazırlandığı ve “birçok sanığın güvenlik kuvvetlerinde verdikleri ifadelerini savcılık ve mahkeme ifadelerinde tamamen değiştirdikleri” hususlarına dikkat 
çekilerek, Andıç belgelerin illegal yollardan temin edildiği ileri sürülmüş ve ILICAK ağır bir dille suçlanmıştır. 

ILICAK; sözkonusu açıklamada, Andıçların varlığının kabul edilmiş olmasına rağmen hakarete uğradığı gerekçesiyle, dönemin Genelkurmay Başkanı 
Hüseyin KIVRIKOĞLU aleyhine manevi tazminat davası açmış; ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun 340, 240 ve 285’inci maddeleri ile Askeri Ceza Kanunu’nun 
109’uncu maddesi uyarınca çevik BİR aleyhinde Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştur. 

KIVRIKOĞLU’nun avukatı tarafından mahkemeye verilen cevapta, Genelkurmay açıklamasında hedefin Nazlı ILICAK olmadığı vurgulanarak, ILICAK’ın 
“ Alınganlık ” gösterdiği savunulmuştur. Bu savunma üzerine ILICAK tazminat davasından vazgeçmiştir. Ancak, gazeteci Cengiz ÇANDAR da çalıştığı gazeteden ayrılmak zorunda kalmıştır. Böylece ÇANDAR da “Andıçzede” olmuştur. 

 Gazeteci Mehmet Ali BİRAND, Nazlı ILICAK’ın Andıç’la ilgili haberini ilk duyduğu zaman inanmadığını belirtmiş, ancak daha sonra bu gerçeği gördüğünü 
söylemiş, kendisine yapılan tehdit ve baskıları anlatmıştır.135 BİRAND, kendisinin hangi nedenle “andıçlandığını” da Komisyonumuza açıklamıştır.136 

3 Ekim 2012 tarihinde Komisyona açıklamalar yapan Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuprul ÖZKÖK, Andıç olayı ile ilgili olarak “Dolduruşa geldik. Kendi arkadaşları 
olduğu için bunları vermiyor diyorlardı. Ama verdik. Onun benim vicdanımda bıraktığı yarayı, acıyı hiçbir şey vermedi. Ama bu uygulamalar halen yürüyor” 
demiştir. ÖZKÖK, Andıç belgesi gibi manşet haberlere konu olan bilgilerin kendilerine nasıl geldiğine ilişkin sorularına da, “Bugün bunlar nasıl geliyorsa bazı gazetecilere, öyle geliyordu. Nereden geldiği belli. Nazlı Ilıcak çıkardı yazdı, 'bu Andıç'tır' dedi ve ben de 30 kez özür diledim” demiştir. 

Komisyonda görüşüne başvurduğumuz Oktay EKŞİ de, “ Alçakları Tanıyalım ” adlı makalesi ile alakalı olarak, “ Yanlış yaptığını anladığını, ancak o günün 
psikolojik ortamında haber niteliği taşıdığını düşündüğünü” ifade etmiş ve çeşitli kereler özür dilediğini” belirtmiştir.137 


 BÖLÜM DİPNOTLARI;


127 Hasan Hüseyin CEYLAN’ın Komisyon Tutanağı. 
128 “İfadedeki isimler….PKK’nın Apo’dan sonraki ikinci adamı Şemdin Sakık, deprem yaratan ifadesinde, örgüte destek veren, zaman zaman işbirliği yapan 
isimleri tek tek açıkladı…Eski milletvekili Abdülmelik Fırat, ANAP milletvekili Sebgatullah Seydaoğlu, DYP Diyarbakır Milletvekili Salim Ensarioğlu seçimlerde 
destek istedi. RP milletvekili Fethullah Erbaş, RP’nin örgütü kınamayacağını söyledi, buna karşılık da kendilerini desteklememizi istedi. Eski milletvekili Muhyettin Mutlu, oğlunu kurtarmak için, Öcalan ile görüştü. Diyarbakır eski Belediye Başkanı Turgut Atalay, bana bir tabanca hediye etti. Eski DEP’li Sırrı Sakık ve Leyla Zana, Diyarbakır eski HADEP İl Başkanı Mehmet Mengi, bize maddi destekte bulundu, adamlarımızı belediyede işe aldı. Abdullah Öcalan, bana, Mahir Kaynak, Mahir Sayın, Cengiz Çandar, Mehmet Ali Birand, Yalçın Küçük’ün isimlerini söyledi. Ayrıca Milli Gazete ve Akit Gazetesinin de PKK aleyhine yazamayacaklarına dair söz verdiklerini bildirdi.” 
129 “Sakık’tan şok iddialar…PKK’lı Şemdin Sakık iddialarıyla Türkiye’yi sarsmaya devam ediyor. Sakık, irtica yanlısı iki gazetenin Apo’ya PKK aleyhine yazmama 
sözü verdiğini söyledi…PKK’yı destekleyen pek çok sayıda siyasi olduğunu ileri süren Sakık, aklına gelen isimleri şöyle sıraladı: Abdülmelik Fırat (Eski DYP’li), 
Sebgetullah Seydaoğlu (ANAP), Salim Ensarioğlu (DYP), Fethullah Erbaş (FP), Muhyettin Mutlu (eski ANAP’lı), Turgut Atalay (eski SHP’li), Sırrı Sakık (DEP), Leyla Zana (DEP), Mehmet Mengi (HADEP’li). Sakık, Mehmet Ali Birand ve Cengiz Çandar’ın da aralarında bulunduğu bir grup gazeteci için de suçlayıcı bazı ifadeler kullandı.” 
130 “PKK’nın sırrı kalmadı. Çünkü Şemdin Sakık isimli şerrin verdiği ifadelerden, PKK ile kimlerin bağlantıları olduğunu, gizlice ne gibi destekleri verdiklerini 
Türk kamuoyu henüz bilmiyor olsa da devlet biliyor: Başta Almanya olmak üzere, Suriye, İran Ermenistan ve Yunanistan’la ilişkileri… PKK’ya destek veren 
işadamları….PKK’ya destek veren gazeteci ve yazarlar…PKK’ya destek veren dernek ve vakıflar….Leyla Zana-Abdullah Öcalan bağlantısı…PKK-HADEP bağlantısı…PKK’nın parayla, lehine yazı yazdırdığı ve konuşturduğu kişiler…PKK’nın Türkiye’deki gericilerle ilişkisi…Bunlar son derece önemli bilgiler. 
Bu Bilgilerin “ Şemdin Sakık hakkında yapılan soruşturmanın selameti açısından bir süre daha gizli kalması” mümkündür. Ama konu yargıya intikal ettiği andan 
itibaren Türk kamuoyu bu bilgilerin tamamını öğrenme hakkına sahiptir. Gerçekleri bilmeliyiz: Vatanseverlikte kendileriyle yarışılamayan pek fiyakalı zenginlerimizle allame geçinen gazeteci ve yazarlarımızdan hangileri aslında PKK’ya uşaklık yapıyorlarmış. Bu alçaklardan “işadamı” sıfatını taşıyanlar bir yandan Türkiye’nin nimetlerinden yararlanır, bu ülke vatandaşının verdiği paralarla zenginleşirken öte yandan aynı insanlarımızın evlatlarının PKK kurşunuyla ölmesi için bu örgüte yardım ettilerse onları bilmemize kimse engel olamaz. Keza “dürüst gazeteci” veya “sorumlu aydın” havalarında, bizleri 
arkadan hangi alçaklar hançerliyormuş, bilmeye mecburuz. Şemdin Sakık’tan Türk adaleti elbet eylemlerinin hesabını soracaktır. Ama bize kalırsa, Şemdin Sakık, bu saydıklarımızdan daha nitelikli, daha saygı değer adam muamelesi görmelidir. Çünkü o hiç değilse düşündüğünü saklamıyor. Düşündüğü ne ise o yönde hareket edecek kadar dürüst davranıyor. Örneğin üzerlerinde silah bulunmayan 33 askeri 23/24 Mayıs 1993 gecesi Bingöl-Elazığ arasında otobüsten indirtip öldürtmüş olmanın sorumluluğundan kaçmıyor.Ya öteki alçaklar! Kimi alçaklığını saklamak için “hukuk”u kullandı. Kimi “insan hakları”, kimi “demokrasi” dedi. Elbet haklı oldukları yerler de vardı. Ama onların derdi hukuk, insan hakları veya demokrasi değil, “ Kürtçülük ” ve PKK idi. Şimdi hepsi geride kaldı. Sıra kulaklarından tutup adalete gönderilmelerine veya kamuoyunateşhir edilmelerine geldi. Onu bekliyoruz.” 
131 “Şemdin SAKIK, bülbül gibi ötmeye devam ediyor. PKK’nin destekçilerini açıklıyor. İnsan hakları Derneği ve onun başkanı olan Akın Birdal isimi şahıs, 
Refah’ın Van milletvekili Fethullah Erbaş… Bu ikisi PKK kamplarına gidip PKK paçavraları altında sırıtarak poz vermişlerdi. Medyadaki destekçilerinden bazıları, Fethullah kanalı Samanyolu’ndan para alan Mahir Kaynak isimli kışkırtıcı ajan, devleti dolandırmaktan hapis yiyen ve aynı suçtan halen yargılanmakta olan Mehmet Ali Birand,131 zamanında “Zekeriya” kod adıyla Filistin gerillası olarak görev yapan, sonra Turgut Özal’ın bazı Kürt liderler arasında kuryelik görevini üstlenen Cengiz Çandar…Milli Gazete ve Akit isimli Refah sözcüsü şeriatçı gazeteler ise PKK aleyhine yayın yapmama konusunda söz vermişler…Ne de olsa “düşman” aynı imiş! Apo, Sakık’a, para karşılığı PKK’ya övgü düzen medya mensupları için demiş ki “Türk ve Kürt tarihi, hainlerle doludur” İşte burada doğru söylemiş. Türk milleti, hainlerden bir gün hesap soracak. Şemdin Sakık ötüyor, biz zaten bildiğimiz gerçekleri bir kez de onun ağzından duyuyoruz.” 
132 ILICAK, s.14 
133 ILICAK, s.52-99. 
134 ILICAK, s.30. 
135 Mehmet Ali BİRAND’a ilişkin 4 Ekim 2012 tarihli Tutanak. 
136 Mehmet Ali BİRAND’a ilişkin 4 Ekim 2012 tarihli Tutanak. 
137 Oktay EKŞİ’nin Komisyon Tutanağı. 

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder